nba liderleri
in , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

Açtığın Yolda, Gösterdiğin Hedefe: NBA’in En Büyük Liderleri!

Oyunun Kaderini Belirleyen Oyuncular

LeBron James: SÜPER KAHRAMAN(lardan biri)

lebron james

“Öncülü olan Magic gibi, o da kendi evinde oynamayı seviyor. Bütün seyircilerin tek tip giyindiğini görmek, belirleyici anlarda seyircilerin gözlerinin içine bakmak, bağırmak, kabadayılık yapmak, gürültüden beslenmek. Bunlar çok hoşuna gidiyor.” – Bill Simmons

“Onun gücünde ve cüssesinde olup da bu denli büyük hıza ve cömertliğe sahipmişsin başka bir oyuncu görmedim. Sanki bireysel muhteşemliği onun için bir işkence unsuru gibi. LeBron her şeyi tek başına yapmaktan haz alıyor değil. İhtiyaç olduğunda dizginleri eline almayı öğrendi. Zaten nasıl oluyorsa dönüp dolaşıp dizginler hep onun elinde kalıyor.” – Bob Ryan

Bir grup oyuncuyu bir araya getirmekten ve varabileceklerini hayal dahi edemedikleri noktalara gitmelerine yardım etmekten büyük keyif alıyorum.
– LeBron James

Bütün çareler tükendiğinde, bazen tüm takımı sırtınıza alıp taşımanız lazım gelir. Bazen tabuta son çiviyi çakan kişi olmanız. Bazen de tüm saha boyunca insan üstü bir hızla koşup, maçın tüm ivmesini lehinize çevirecek şekilde, devasa bir blok koyup bir oyuncuyu hayata küstürmeniz de gerekebilir.

LeBron, tartışmasız şekilde NBA tarihinin hakkında en çok konuşulan oyuncusu, iyi veya kötü şekilde. Geleceğin yıldız adayı lise bebesinden modern spor dünyasının marka yüzü olmaya uzanan serüvenine, iletişim çağı olan bu yüzyılda hepimiz birer tanık olarak eşlik ettik. Onun hikayesinde taraftar olmasanız da, eminim ki bir takipçisiniz.

Kariyerinin ilk dönemlerinde, adeta beyaz balina Moby Dick’i kovalayan Kaptan Ahab’ın maceraları gibi akıl almaz güzellikte anlar yaşanmış olsa da, Moby Dick hiç bir zaman o zıpkının diğer ucuna düşmemişti. Lebron’un Moby Dick’i, NBA şampiyonluğuydu. 2001 finallerinde Allen Iverson, LeBron’un elindekinden çok daha az yetenekli bir kadro ile muhteşem Lakers takımına karşı kahramanca bir savaş verirken, kariyerinin ilk Cavaliers yıllarında LeBron hep en lazım olan anda spot ışığından kaçan, beceriksiz bir lider olarak yaftalandı.

LeBron’un kariyerinin gidişatını ve liderlik tarzını belirleyen dönüm noktası ise “karar/the decision” ile Miami yolunu tutması oldu. Artık takımdaki yegane yıldız olmaktansa, bir diğer göçebe yıldız Bosh ve mekanın yerlisi Wade ile birlikteydi. Artık istediği an takımın tüm yükünü sırtına alan bir lokomotif, istediği an da ihtiyaç duyulan yerlere koşan cefakar bir takım arkadaşıydı. Liderlik vasfı olmamakla suçlanan LeBron gitmiş, yerine oyunun temposunu dikte eden, karşı takımın en iyi oyuncusunun savunmasını üstlenen, yeri geldiğinde de ne derece tanrısal bir varlık olduğunu bize hatırlatan bilge lider gelmişti. Belki de bu senenin Lakers’ında LeBron’un hoşuma gitmeyen şey tam olarak da budur: Miami LeBron takımdaki en iyi oyuncu olmakla birlikte takımın her şeyi değildi. Lakers LeBron ise, belki de, oyunun akışı içerisinde istemediği kadar göz önünde. Bir lider her zaman göz önünde olmakla mükellef değil, bazen de yeteneği olup da şarkı söylemeye korkan sümsük genci sahne ışıklarının altına iten birisi olmak durumunda. LeBron’unki böyle bir liderlik.

Liderlik bazen itiş kakışın içine kendini atmak, bazen en kritik zamanda ortaya çıkmak, bazen takım oyununu oynayıp bazen bireysel takılmak, bazen de saf yetenek olarak neslinin tartışmasız lideri olmak demek. Bazen de bunların hepsine birden sahip olmak. İşte, bayanlar baylar, LeBron James bu tanıma bekli de kimsenin uymadığı kadar uyan bir lider.

Michael Jordan: BAŞ YIRTICI

michael jordan

“İlk önce rakiplerine arkadaşça davranır. Onları yumuşatıp, onlara değer veriyormuş hissini yaratır. Sonra sahaya çıkıp onları yok etmeye çalışır. Sebebi nedir, İnan’ın bilmiyorum ama, bu ligde sahip olmanız gereken şeylerden biri, onun sevgisine mazhar olmak.” – Jeff Van Gundy

“Kalbinizi böğrünüzden söküp alıp, size göstermeye can atar.” – Doug Collins

Sınırlar, aynı korkular gibi, çoğunlukla birer hayal ürünüdürler.
– Michael Jordan

Michael Jordan ne kadar ulaşılmaz bir noktada? Sosyolog Harry Edwards’a göre “…insan becerisinin en üst noktasının temsili. Gandhi, Einstein ya da Michelangelo gibi.” Endüstriyel veya sanatsal alanlardaki çağdaşları gibi, Jordan, uzun bir süre boyunca “en iyi” olmayı ve mesleği olan basketbol oyunculuğunu hiç olmadığı kadar yükseklere taşımayı becerdi. Bunun nedeni ise (bunlar benim sözlerim olmayacak, akademik araştırmaların ürünü olan yayınlarda geçen sözleri alıntılayacağım) “acımasız, kimi zaman sosyopatlık seviyesine varan rekabet duygusuydu.”

Jordan’ın yanına yaklaşılamayan azmi, onun liderlik vasfını, aynı besin zincirinin en tepesinde yer alan bir yırtıcınınkine benzetti: ya onun hayat akışına uyup, en büyük anacımızdan kazanmaya hizmet ederdiniz ya da onun gözünde işiniz bitmişti. Bill Simmons, onun takım arkadaşlarına olan tavrını oldukça yalın bir şekilde, şöyle anlatmıştı: “…Jordan onun ayağına bağ olacak zayıf karakterleri, bahçedeki otları ayıklar gibi ayıklar; amacına hizmet edebilecek yetenekte olanları ise acımasızca zorlardı. Anlaması çok zor değil aslında. Jordan’ın takım arkadaşları ona hizmet etmekle yükümlüydü. Yoksa… Yoksa onun takım arkadaşı olamazdınız.”

Jordan’ın liderlik tarzının takım arkadaşları üzerindeki etkisini anlatan hikayeleri dinlemek; Jordan efsanesini çok daha yukarılara taşımaya hizmet ediyor aslında. 90’ların başında Jordan’ın takım arkadaşı olan BJ Armstrong, sırf Jordan ile daha iyi bir takım arkadaşı ilişkisi kurabilmek için, kütüphanede dahiler hakkında kitaplar okuyarak saatler geçirdiğini anlatır. Jordan’ın en büyük yardımcısı ve pozisyonunun tarihteki en büyük oyuncularından biri olan Pippen, kariyerini Jordan’ın verdiği kararlar ışığında yaşamaktan öylesine bıkmıştır ki, Jordan’ın basketi ilk kez bıraktığı senelerden birinde oynanan bir maçın son saniyelerinde, koç son topu onun kullanmasını istemeyince büyük bir sinirle maçı yarıda bırakıp salondan ayrılmıştır.

Jordan’ın liderlik tarzı karşılıklı saygı ve tek taraflı korkunun birleşiminden ibaret. Gel gelelim bu tip bir liderliği yapacak kişi en azından onun kadar becerikli, Tanrı vergisi yeteneğe sahip, kararlı ve el yakan anlarda istekli olmalı. Bir ipucu vereyim: KİMSE ÖYLE DEĞİL. Dolayısıyla naçizane düşüncem, eğer Michael Jordan değilseniz, bu tip bir liderlik tarzı, kullanılması sağlıklı bir tarz olmayacaktır. Bir ipucu daha vereyim: MICHAEL JORDAN DEĞİLSİNİZ.

Sonuç olarak nasıl ki İzmir’den İstanbul’a gitmek için bir çok alternatif yol mevcut ise, bir takımı en nihai ve en büyük başarıya ulaştırmak için benimsenebilecek bir çok liderlik tarzı mevcut. Her liderlik tarzı her takıma veya her bireye uygun veya ahlaklı gelmiyor olabilir lakin bu, yukarıda bahsettiğimiz bireylerin ne derece etkin ve büyük liderler olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Gelibolu – Lapseki vapurunu tercih etmemenizin, onun orada olduğu gerçeğini değiştirmemesi gibi.

NBA tarihinde sizin de aklınıza gelen bir çok farklı lider olabilir. Olur da bunların kimler olduğunu ve hangi meziyetlerini kullanarak liderlik ettiklerini paylaşmak isterseniz, can kulağıyla sizi dinlemeye hazırım. Kim bilir, belki karşıdakini hevesle dinlemek de bir liderlik meziyetidir! Güzel günler!

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    LeBron James: SÜPER KAHRAMAN(lardan biri) “Öncülü olan Magic gibi, o da kendi evinde oynamayı seviyor. Bütün seyircilerin tek tip giyindiğini görmek, belirleyici anlarda seyircilerin gözlerinin içine bakmak, bağırmak, kabadayılık yapmak, gürültüden beslenmek. Bunlar çok hoşuna gidiyor.” – Bill Simmons “Onun gücünde ve cüssesinde olup da bu denli büyük hıza ve cömertliğe sahipmişsin başka bir oyuncu […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    LeBron James: SÜPER KAHRAMAN(lardan biri) “Öncülü olan Magic gibi, o da kendi evinde oynamayı seviyor. Bütün seyircilerin tek tip giyindiğini görmek, belirleyici anlarda seyircilerin gözlerinin içine bakmak, bağırmak, kabadayılık yapmak, gürültüden beslenmek. Bunlar çok hoşuna gidiyor.” – Bill Simmons “Onun gücünde ve cüssesinde olup da bu denli büyük hıza ve cömertliğe sahipmişsin başka bir oyuncu […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    LeBron James: SÜPER KAHRAMAN(lardan biri) “Öncülü olan Magic gibi, o da kendi evinde oynamayı seviyor. Bütün seyircilerin tek tip giyindiğini görmek, belirleyici anlarda seyircilerin gözlerinin içine bakmak, bağırmak, kabadayılık yapmak, gürültüden beslenmek. Bunlar çok hoşuna gidiyor.” – Bill Simmons “Onun gücünde ve cüssesinde olup da bu denli büyük hıza ve cömertliğe sahipmişsin başka bir oyuncu […]
  • Bir Manifesto ve Duruş: NBA ve Dövme!
    LeBron James: SÜPER KAHRAMAN(lardan biri) “Öncülü olan Magic gibi, o da kendi evinde oynamayı seviyor. Bütün seyircilerin tek tip giyindiğini görmek, belirleyici anlarda seyircilerin gözlerinin içine bakmak, bağırmak, kabadayılık yapmak, gürültüden beslenmek. Bunlar çok hoşuna gidiyor.” – Bill Simmons “Onun gücünde ve cüssesinde olup da bu denli büyük hıza ve cömertliğe sahipmişsin başka bir oyuncu […]
Paylaş:

What do you think?

One Comment

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Luka Doncic, Yılın Çaylağı Ödülü’nü Umursamıyor!

nba liderleri

Açtığın Yolda, Gösterdiğin Hedefe: NBA’in En Büyük Liderleri!