nba liderleri
in , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

Açtığın Yolda, Gösterdiğin Hedefe: NBA’in En Büyük Liderleri!

Oyunun Kaderini Belirleyen Oyuncular

Liderler!

Merhabalar! Her bireyin kendine ait bir fikri olmakla beraber, şimdiki yargımda hemen hemen hepimizin hemfikir olacağını düşünüyorum. Yani, rezil-i rüsva bir smaç yarışmasının yaralarını, gayet kaliteli bir üçlük yarışması ile onarken, bundan 3 sene öncesine nazaran oldukça iyi ama geçen seneye göre biraz sönük bir All Star maçı ile haftasonunu “Hmmm, peki!” diyerek kapattık. Şükür ki, artık iyice suyu çıkan “Doğu – Batı” konseptinin yerini alan “Doğu Lideri – Batı Lideri” konsepti, en azından vasatın üstü bir eğlenceyi biz seyircilere garanti ediyor. Çünkü biz kitleler, ya hep lider olmaya çalışırız ya da liderlerin hikayelerini takip etmek pek hoşumuza gider. Amiral LeBron ve Mareşal Giannis’in karşılaşması da bu yüzden zevkli oluyor. İşte bu yüzden bir takımda rol oyuncuları “zamanında” takdir edilirken, liderler ilelebet hatırlanıp, kendi karakterleri ile, iyi veya kötü yargılanıyorlar. Kabul edelim, tarihin en eğlenceli yanı liderlerin hikayeleri ve NBA de spor tarihinin gördüğü en karakteristik liderlerden bir kaçını çatısının altında barındırmayı başardı. Bu sefer sizinle, NBA tarihinin karşılaştığı, pek tabii ki bana göre, en iyi bir kaç lideri, liderlik tiplerini ve lider karakterlerinin oyunu nereye taşıdığından bahsetmeye çalışacağım. “Lider” kelimesinden daha da yabancılaşmadan, kelimenin yüzünü eskitmeden, listemizi doldurmaya başlayalım.

Bill Russell: MİHENK TAŞI

bill russell

“Bill, savunmayı önemli bir unsur haline getirerek, bu oyunu tek başına evrimleştirmeyi başardı.” – Red Auerbach

“Eğer Boston’la oynadığımız serileri, Bill olmadan, 4’e 4 oynasaydık, muhtemelen bütün serileri kazanırdık. Adam bizi gebertiyordu. Tüm zamanların en iyisi olmamızı engelleyen oydu.” – Rodney Clark “Hot Rod” Hundley

“Yapmak isteyeceğiniz şeylerden biri, rakibinizin sizi yenemeyeceğini onlara kabul ettirmenizdir.”
– Bill Russell

13 sezon. 11 şampiyonluk, ki, ikisi oyuncu/koç olarak kazanılmış. Bill Russell tarihin en büyük basketbolcusu olmayabilir ama kesin olan bir şey varsa, o da, Bill Russell NBA tarihinin en büyük kazananı/winner’ı. Russell’ın liderlik özellikleri aslında çok basit başlıklara indirgenerek anlaşılacak unsurlardan oluşuyordu: Psikolojik, ruhsal ve fiziksel liderlik.

Russell’ın verdiği psikolojik savaş sadece parkeler ile sınırlı değildi. Her yanı ırkçılık denen lağım kokusu ile kaplı olan bir ülkede, oynadığı oyun ile o kokuyu dağıtıp, genç dimağlara nefes alma alanı açan bir öncüydü. Buna ek olarak, parkede sergilediği blok yeteneğinin rakiplerinin üzerine çökerttiği karamsar hava, onu sadece takımının değil, parkedeki tüm oyuncuların lideri yapıyordu.

Irkçılık demişken, boğazına kadar bu illete kapılmış bir toplumda büyüyen Russell’ın yıllar içerisinde biriktirdiği ancak dizginlerini yine kendi elinden salmadığı birikmiş öfke, parkedeki aurasının hep çok önemli bir parçası oldu. Bu aura altında birleşen, ortak bir paydanın neferleri, yıllar boyu başarı ardına başarı kazanan Celtics’in uç noktalardaki yenilmezliğinin baş aktörleri oldular.

Oyunun fiziksel yönünde ise Russell, savunmanın son durağı ve geçilemez kalesiydi. Oynadığı pozisyona göre çok abartılı olmayan cüssesine (2,08 m) rağmen kendine has muazzam blok yeteneğine ek olarak, bu blokları saha boyu koşu yapan takım arkadaşlarına bir pas olarak yönlendirebilme yeteneği, zamanın ötesinde bir meziyetti. Tüm enerjisini rakibin yıldız oyuncusunu savunmasıyla yıldırmaya kanalize eden oyun tarzı, yenilmez armada Celtics’in göze en hoş gelen parçasını oluşturuyordu.

İlerleyen kısımlarda da değineceğimiz gibi Russell, aynı Jordan gibi, basketbolda bir devrim gerçekleştirdi; Jordan’ın tam zıttı bir liderlik anlayışıyla. Ancak günün sonunda, bir kıyas noktası olsun veya olmasın, şampiyonluk yüzüklerini parmaklarına sığdıramayan kişi Russell. Bu bile onun ne büyük bir lider olduğunun kanıtı olsa gerek.

Magic Johnson: MARKA YÜZÜ

magic johnson

“Takıma ilham verirken bunu ta en diptekinden en tepedekine kadar yapar. Bunu her seferinde yapar. Asıl mesele Kareem Abdul Jabbar’a ilham vermek değil zaten, asıl mesele takımın yedinci, sekizinci oyuncusuna da aynı ilhamı verebilmek.” – Jud Heathcoade

“Magic’i hangi takıma koyarsanız koyun, o takımın tarzı nasıl olursa olsun, o takım kazanır.” – Jim Murray

Takım arkadaşlarının senin için ne yapabileceğini değil, senin takım arkadaşların için neler yapabileceğini düşün.
– Magic Johnson

Earvin Johnson, “Magic/Sihir” lakabını boş yere almadı. Bu lakabı edinmesinin başlıca sebebi yaptığı liderlikte gizli.

Defansı bir anda alaşağı eden, en dramatik anda en olmadık yerlerden gelen paslar, takım arkadaşlarıyla kalmayıp tüm rakiplerine ve hatta tüm NBA’e sirayet eden bir oynama arzusu ve heyecanı. Bunların tümünün müsebbibi olan Magic, birazdan değineceğimiz Larry Bird ile birlikte NBA’i 1980’lerdeki popülaritesine ulaştıran en önemli iki aktörden biriydi. Büyük marka yüzleri hep büyük liderlerden çıkar derler. 1980’lerde takımı Lakers’ı 5 şampiyonluğa taşıyan Magic’ten daha iyi bir marka yüzünü, o zamanın NBA yönetimi istese de bulamazdı sanırım. 1992 Olimpiyatları’nda yer alan Birleşik Devletler Erkek Basketbol Takımı’na, yani Rüya Takım’a kaptanlık eden iki isimden biri olması, takım arkadaşları ve yöneticilerinden gördüğü saygının bir işaretiydi. Magic, 80’lerde NBA’in Amerikan toplumundaki marka yüzüyken, 90’ların başında dünyadaki marka yüzü oluvermişti.

Peki Magic bu liderlik pozisyonunu nasıl elde etmişti? Oynadığı takımlardaki “iyi arkadaş” olarak. İnsanlar Magic’ten, Jordan’dan korktukları gibi korkmazlardı. Magic daha çok bir örnekti ve insanlar ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çabalarlardı. Magic size öğretirdi. Magic sizi motive ederdi. Magic, parkedeki lider olarak, takımın genel havasını koklar, takımın psikolojisini analiz eder ve o psikolojiyi en verimli nasıl kullanacağını düşünürdü.

Magic, bir çok farklı yeteneğe sahip olan bir çok farklı oyuncuya liderlik edip, onlardan kazanan takımlar yaratmayı becerebildi. Lisesini Michigan eyalet şampiyona yaptı. Kolejde, Michigan State’i ulusal şampiyonluğa taşıdı. NBA’e geldiği ilk senede Lakers’ı şampiyonluğa taşıyıp finaller MVP’si olduğunda yaşı sadece 21’di. İlerleyen senelerde gelen şampiyonluklara ek olarak Rüya Takım’ı dünya şampiyonu yaptı. Durmadı, AIDS’in üstesinden geldi. Yetmedi, dünyanın en büyük iki basketbol organizasyonundan birinin tüm iplerini eline aldı. Magic, 1979’dan günümüze kadar bütün büyük basketbol olaylarında bir şekilde aktif rol alabildi. Artık bu liderlik demek değilse, liderliğin tanımının bizim bildiğimizden bambaşka bir şekilde yapılması lazım gelecektir.

Larry Bird: SÜRÜNÜN LİDERİ

larry bird

“Magic’i, Jordan’ı, Bird’ü ve beni, hepimizi bir odaya koysanız, günün sonunda o odadan canlı olarak elini kolunu sallaya sallaya çıkacak olan tek kişi muhtemelen Bird’dür.” – Isiah Thomas

“Neredeyse üstüne çıkardım, topun ona gelmemesi için elimden geleni yapardım ve bu sırada Larry’nin yaptığı tek şey takım arkadaşlarına “Açıktayım! Savunmadan kimse benim boşta olduğumu görmeden topu bana atın!” diye bağırmaktı. Sonra topu aldığında çeneme bir dirsek yerleştirir ve gözümün içine baka baka şutunu baskete çevirirdi.” – Dennis Rodman

Bir kazanan/winner, Tanrı vergisi yeteneklerinin farkında olan, bu yeteneklerini mükemmelleştirmek için kıçını yırtarcasına çalışan ve bu mükemmelliği de amaçlarına ulaşmak için kullanan kişiye denir.
– Larry Bird

Larry Bird’ün sportif kişiliği iki bambaşka parçadan oluşuyor aslında. Bir yanı Socrates gibi bilge bir filozof, bir diğer yanı ise Cengiz Han gibi acımasız bir savaşçı.

Kurnaz, sakin, espirili, vurucu. Larry Bird’ün oyun tarzını tek kelimeyle anlatmak aslında namümkün, çıkınındaki numaraların çeşitliliği ise rakiplerini kaç değişik şekilde yenebileceğini gösteren bir gerçekti: Bir basketbolcu durup dururken “Larry Legend(efsane)” lakabını alacak değildi ya!

Bu noktada ünlü spor yazarı Bill Simmons’ın Bird hakkındaki bir hikayesini dinlemek çok uygun düşecek. Chicago’da Bulls ile oynayacakları bir normal sezon maçında, Bulls çalışanları, Bird’ün yakınlarına ayrılmış olan özel biletleri kaybederler ve bu Bird’ün inanılmaz canını sıkar. Bu sinirle Bird, ilk yarıda Bulls potasına 33 sayı bırakır. Daha sonrasında soyunma odasına giderken Bulls coach’u Doug Collins’e “sinirini çıkardığını, artık üstlerine gitmeyeceğini” söyler. Bird maçı 44 sayı ile bitirir. Simmons Bird hakkındaki hikayesini şu şekilde sonlandırıyor: “Larry Legend lakabını yedinci maç performansları ile hak etmezsiniz. Birileri size ayrılan biletleri kaybettiği için Kasım’daki bir normal sezon maçındaki performansınız ile hak edersiniz. Bu çok kendine özgü bir sanat biçimi, heykellerini asabiyet ve rekabet duygusu ile şekillendiren bir heykeltıraşınki gibi. Bu, basketbolun en üst seviyesi.”

Aslına bakılırsa Bird’ün itici güçleri Jordan’ınkiyle bir hayli benzerlik gösteriyordu: Tutku, asabiyet ve kararlılık. Ancak Bird’ü Jordan’dan ayıran çok temel bir özelliği daha vardı: Mizah duygusu.

Bird inanılmaz derecede zeki ve kurnaz bir oyuncuydu. Çoğu çağdaşı tarafından gelmiş geçmiş en büyük “thrash talk” üstadı olarak nitelendirilegelmiştir. Indiana yerlisi, süt beyaz tenli bir çiftçi oğlan, yumuşak ses tonuyla size söyledikleriyle sizi çileden çıkarıyordu.

Tüm bu özellikleri ve Tanrı vergisi yeteneği bir araya getirince ortaya, baskıdan hiç bir şekilde etkilenmeyen, oyunun en kritik anlarında insanüstü saha görüşü ve kas hafızasıyla muazzam işler başaran, basketbol oyununu bir sanat eserine dönüştüren bir oyuncu çıkıyordu. Bird, en el yakan adamlarda hem sizin başvuracağınız, hem de ona başvurmanız için can atan “o” oyuncuydu. Belki de en değerli liderlik vasfı bu değil de, nedir?

LEBRON JAMES VE MICHAEL JORDAN İÇİN DEVAM ET

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    Liderler! Merhabalar! Her bireyin kendine ait bir fikri olmakla beraber, şimdiki yargımda hemen hemen hepimizin hemfikir olacağını düşünüyorum. Yani, rezil-i rüsva bir smaç yarışmasının yaralarını, gayet kaliteli bir üçlük yarışması ile onarken, bundan 3 sene öncesine nazaran oldukça iyi ama geçen seneye göre biraz sönük bir All Star maçı ile haftasonunu “Hmmm, peki!” diyerek kapattık. […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    Liderler! Merhabalar! Her bireyin kendine ait bir fikri olmakla beraber, şimdiki yargımda hemen hemen hepimizin hemfikir olacağını düşünüyorum. Yani, rezil-i rüsva bir smaç yarışmasının yaralarını, gayet kaliteli bir üçlük yarışması ile onarken, bundan 3 sene öncesine nazaran oldukça iyi ama geçen seneye göre biraz sönük bir All Star maçı ile haftasonunu “Hmmm, peki!” diyerek kapattık. […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    Liderler! Merhabalar! Her bireyin kendine ait bir fikri olmakla beraber, şimdiki yargımda hemen hemen hepimizin hemfikir olacağını düşünüyorum. Yani, rezil-i rüsva bir smaç yarışmasının yaralarını, gayet kaliteli bir üçlük yarışması ile onarken, bundan 3 sene öncesine nazaran oldukça iyi ama geçen seneye göre biraz sönük bir All Star maçı ile haftasonunu “Hmmm, peki!” diyerek kapattık. […]
  • Bir Manifesto ve Duruş: NBA ve Dövme!
    Liderler! Merhabalar! Her bireyin kendine ait bir fikri olmakla beraber, şimdiki yargımda hemen hemen hepimizin hemfikir olacağını düşünüyorum. Yani, rezil-i rüsva bir smaç yarışmasının yaralarını, gayet kaliteli bir üçlük yarışması ile onarken, bundan 3 sene öncesine nazaran oldukça iyi ama geçen seneye göre biraz sönük bir All Star maçı ile haftasonunu “Hmmm, peki!” diyerek kapattık. […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nba liderleri

Açtığın Yolda, Gösterdiğin Hedefe: NBA’in En Büyük Liderleri!

Kral’dan Sitem Dolu Açıklamalar!