ricky rubio

, , , , ,

Adios Amigo

Ricky Rubio’ya veda.

Bu yazıyı yazmak için 2013’ten beri bekliyorum sanırım. Son 3-4 yıldır takas dönemi her açıldığında Ricky Rubio ismi gazete başlıklarında, Twitter trendlerinde boy gösteren muhtemelen tek isimdir. Bu durum Minnesota Timberwolves taraftarı olmanın sayısız zorluklarından biridir. Ve benim gibi her ‘timberwolf’ takas döneminde saat başı Twitter’ı kontrol eder, forumlarda saatlerini harcar. Takas dönemi bitip Rubio’nun yuvada kaldığı kesinleşince de derin bir oh! çekip, en çok acıtan şeyin; belirsizlik olduğunu vurgulardık.

Ta ki 2017’nin Temmuz ayına kadar.

1 Temmuz günü en çok acıtan şeyin, senin kapıdan çıkıp gitmen olduğunu öğrendik.

2010 yılında gecenin saçma sapan saatlerinde kalkıp, en az 5 reklamı geçmeden yayını başlatamayacağınız linklerden, tabiri caizse tost makinesi kalitesinde, Minnesota Timberwolves maçlarını izlerdim. Takımda gelecek vaat eden Micheal Beasley ve Kevin Love’ın takımı playofflara sokmasını can-ı gönülden istiyordum, lakin içten içe rezalet bir basketbol oynadığımızın da farkındaydım. O sezonunu 17 galibiyetle bitirdik ve takımın daha fazla yeteneğe ihtiyacı olduğunu, oyun hakkında hiçbir şey bilmeseniz bile söyleyebilirdiniz. Fakat Timberwolves için asıl tehlike basketbol ve nasıl oynandığı değildi. Asıl tehlike: taraftarlardı.

Kevin Garnett’in ayrılmasının ardından 4 sezon üst üste NBA’in en az izleyici çeken takımı oldu Timberwolves. Hiç bir Free Agent’ta gelmek istemedi bu soğuk, kasvetli şehre. Ancak 2008 yılında, Amerikanların Rüya Takımına karşı 17 yaşında saçı başı dağınık bir İspanyol başkaldırdı ve herkesin ağzına bal çaldı. Amerika Olimpiyatları kazansa dahi, herkesin konuştuğu tek bir isim vardı.

Ricky Rubio.

ricky rubio

Kim tahmin ederdi ki, basketbolu bir sanata dönüştüren, sizi ekranlarınıza kitleyen şirin bir ‘’altın çocuğun’’ kaderinin, tüm bunlara tamamen zıt Minnesota şehriyle kesişeceğini. 2009 yılında Timberwolves 5. sıradan Ricky Rubio’u seçti ve grinin tüm tonlarına alışık Minnesota şehrinin gökyüzünde güneş açtı. Fakat güneş, Ricky Rubio’nun takıma 2009 yılında katılmayacağını öğrendiğinde tekrar ağaçlarla dolu dağların arkasına, yani evine geri döndü. Minnesota şehri sakinleri ise tekrar karamsarlıklarına büründüler. Rubio’nun Minnesota’ya gelmek istemediğini düşündüler.

Zaten yetenekli ve güzel şeylerin bu İskandinav kışları geçiren şehre yolu pek düşmezdi.

Ricky 2011’de takıma katılmaya karar verdi. Ve Rubio’u getiren uçak İspanya’dan havalandığı andan itibaren insanlar havaalanına akın etti. Çünkü alacakaranlığın içine gün be gün çekilen bu şehir, gördüğün en küçük ışık kırıntısına dahi var gücüyle tutunmak zorundaydı. Ricky ve Ricky’nin güneş kadar büyük potansiyeli, şehrin mumla aradığı o eski günlerine geri götürme görevi için biçilmiş bir kaftandı.

Minnesota şehrinin ihtiyacı olan
O eski ihtişamına,
O eski dolu tribünlerine,
O eski heyecanına.

NBA’de izlediğim en zevkli sezon Ricky Rubio’nun çaylak sezonudur sanırım. Yetenek olarak takım gene çok eksikti fakat bir sezon önce izlediğim kafasız tavuklar gibi koşan oyuncular yerine, bir harmoni içinde hareket eden basketbolcular vardı. Ve sağlıklı bir Ricky parkede olduğunda zaferlere koşan Timberwolves, Ricky kenara oturduğunda vites düşürüyor, sakatlandığındaysa sudan çıkmış bir balığa dönüyordu. Evet, eğer bir Timberwolves taraftarıysanız sakatlık denince sizin de aklınıza, o acı dolu Lakers maçı gelmiştir. Yıllar sonra Playofflara tam adım attık derken ‘’altın çocuğun’’ Kobe Bryant ile dizleri çarpıştı ve düştü.

Kalkamadı.

Rubio 9 numaralı formasını asıp, kenarda takım elbisesiyle oturmak zorunda kaldı. Timberwolves Ricky’siz 30 maçta 5 galibiyet aldı. Ve ertesi sezon da Playofflar gelmeyince, homurdanmalarla birlikte, Rubio’nun kaçırdığı her şuttan sonra yuhalamalar başladı.

Fakat Ricky hiç bir zaman şikayet etmedi. Ne taraftarlarına küstü ne de takıma bir türlü doğru oyuncuları katamayan yönetime dert yandı. O, karanlık zamanlarımızda parlayan kuzey yıldızımızdı fakat kimse (hala daha) değerini bilemedi.

2015 yılında Drew Mahowald’ın kaleme aldığı bir makaleden alıntı yapmak gerekirse;

‘’ Bu sezonun en hayal kırıklığı yaratan tarafı; Timberwolves taraftarlarının Ricky Rubio’u yuhalamaya devam etmesi. Anlam vermek mümkün değil. O yüzden sizler için basketbol bilginizi ve Wolves organizasyonuna olan sevginizi sınayacak bir test hazırladım.

– Sizce Ricky Rubio Timberwolves’un geleceği için mihenk taşlarından biri mi?

Evet dediyseniz geçtiniz.

Hayır dediyseniz kaldınız. Ve basketboldan da pek anlamıyorsunuz.’’

Bir yanım hala kabul etmek istemiyor Rubio’nun takaslandığını. Kariyerinin en iyi sezonunu geçirdikten sonra bu şekilde gönderilmesini aklım almıyor. Kevin Love’ın ayrılmasından sonra Timberwolves yeniden yapılanmaya gitmeye karar vermişti ve Ricky ile küçük bir toplantı dahi yapmışlardı. Konu ise, takımın geleceğe yatırım yaptığını ve gitmek isterse ona yardımcı olacaklarıydı. Lakin Rubio bu şehri ve insanlarını sevdiğini, Timberwolves organizasyona her şeyini vermek istediğini söyledi.

Ancak Tom Thibodeau geldi ve Kris Dunn’ı draft etti. Hücumda topu Wiggins’in ellerine verdi. Kısaca Rubio’ya ‘seni istemiyorum’ dedi. Ancak Rubio her akşam çıktı, basketbolunu oynadı. Her akşam şovunu yaptı, her akşam en az bir kez bizi koltuklarımızdan kaldırdı. Mızmızlanmadı, surat asmadı. Takımın tekrar playoff yarışının dışında kalmasından ve yıllarını verdiği organizasyonda ‘istenmeyen’ adam olmaktan mutsuzdu aslında.

Ama o, 2009’da Minnesota Timberwolves şapkasını kafasına geçirdiği günkü gibi gülümsedi. Her zaman en iyi senaryoyu umut etti. Fakat 2017’de, aynı 2008’de Kevin Garnett’e olduğu gibi, taraftarların ondan beklediklerini yapmadı. Aynı KG gibi kendi oldu ve başkaları gibi olmaya hiç bir zaman çalışmadı.

Vedaların kısa olanı makbuldür derler, o yüzden tüm bunlar ve buraya sığdıramadığım anılar için,

En içten samimiyetimle,
Her şey için teşekkürler Ricky.

Bu organizasyonun gördüğü en sadık oyuncu olduğun için teşekkürler. En iyi sezonunu geçirirken, seni Derrick Rose gibi ‘bitmiş’ oyuncularla takaslamak istediklerinde basın mensuplarına malzeme vermediğin için, teşekkürler.

İnanılmaz bir takım oyuncusu olduğun için teşekkürler. Başkalarının başarısına, kendininkiymiş gibi sevindiğin için teşekkürler. Kendi istatistiklerinden çok, kazanmayı önemsediğin için teşekkürler.

En karanlık zamanlarımızda bizim ışığımız olduğun için teşekkürler. Timberwolves’un sezonda iddaası kalmamasına rağmen, maçları izlemek için bana bir neden verdiğin için teşekkürler.

Minnesota şehrinin tepesindeki bulutları dağıtıp, bize güneşi gösterdiğin için teşekkürler.

Beni sen bu takıma aşık ettin.
Bir Timberwolves taraftarı olmamın sanırım tek sebebisin.

Son olarak,
Her zaman bizim Ricky’miz olarak kalacağın için teşekkürler.

Utah’da bol şans.
Merak etme, orada da yanında olacağız.

Yazar: Feyyaz Sonbudak

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir