in

BEĞENDİMBEĞENDİM HAHAHAHA SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM TERTEMİZTERTEMİZ YOK ARTIK!YOK ARTIK! YORUMSUZYORUMSUZ

Ağzı Bozuklar: NBA’in Trash Talk İkonları

Trash Talk onlardan sorulur!

Açtırmayın Bayramlık Ağızlarını!

Amerikan kapitalist rüyasının en büyük eleştirmenlerinden, ünlü yazar Gore Vidal’e atfedilen bir söz vardır: “Başarılı olmak yeterli değildir, diğerleri de kaybetmelidir.” Çılgın ve rekabetçi Amerikan rüyasını eleştiren bir söz olsa da, özünde birden fazla paydaşın birbirleri ile olan mücadelelerinin bulunduğu her alanda bu söz kendi yankısını yaratmakta. Sadece emlak piyasasında tekel kurmaya çalışan bir “mogul”da değil, ya da en lezzetli hamburgerin kendisinde olduğunu kanıtlamaya çalışan bir zincirde de. Karşılıklı rekabetin olduğu her alanda kendi başarısını perçinleyip emniyet altına almak için, başkalarının yoluna olabildiğince taş koymaya çalışanlar elbette ki olacaktır. Bunu kabul etmek nahoş olsa da, Amerikan kültürel emperyalizminin en önemli araçlarından biri olan NBA’de de bu böyle.

Yeryüzündeki en hırslı ve rekabetçi sporcuların bir kısmını barındıran NBA’de, kendi başarılarını, rakiplerinin başarısızlığını da sağlayarak kazanmayı hem ilke, hem tarz hem de hobi haline getiren pek çok örnek mevcut. Gel gelelim bu sporcular rakiplerini topuklarından vurmuyor. Ya da yemeklerine zehir atmıyor. Ya da bir önceki gece çoluk çocuklarını kaçırıp rejim almıyor. NBA’de “rakibini bozmanın” en bilinen ve artık bir sanat haline gelmiş biçiminin adı “TRASH TALK”.

Türkçeye birebir çevirisi yok lakin özetle rakip basketbolcuların moralini bozmak, onların konsantrasyonunu etkilemek için söylenen tahrik edici sözler şeklinde açıklanabilir bu “trash talk” deyimi. NBA gibi oyun alanının diğer saha sporlarına göre oldukça kısıtlı ve fiziksel temasın has safhada olduğu bir arenada trash talk, oyuncuların rakipleri üzerinde psikolojik üstünlük oluşturmak için kullandıkları belki de en etkili araç. Yine de bu öyle her baba yiğidin harcı bir mesele değil. Öyle ya, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinde oynuyorsunuz. Her lafa, söze alınıp bozulacak değilsiniz ya! Gel gelelim NBA tarihi boyunca trash talk’u bir sanat haline getirmiş. Onu iğne oya gibi işlemiş ve “çenesi” ile rakiplerini alaşağı etmiş öylesine oyuncular var ki! Birazdan sayacağımız “ağzı bozuklar”, lig tarihinde ünlerini sportif başarıları yanında “trash talk” becerileri ile kazanmış en ünlü bir kaç oyuncu. Buyurun, bunlar kimlermiş, birlikte görelim:

Rasheeed Wallace

Wallace’ın alameti farikası olarak genellikle, lig tarihinin en çok teknik faul alan oyuncularından biri olması bilinir. Elbette ki bu kadar çok teknik faulün alınmış olmasında haddinden fazla güç kullandığı ikili mücadelelerin etkisi büyük. Yine de bu kadar çok teknik faul sadece itme-kakma ile açıklanamaz. Geriye, Wallace’ın hiç durmak bilmeyen, sürekli yüksek perdeden sesler çıkaran çenesi kalıyor.

Wallace’ın en çok bilinen trash talk’u, kendince haksız yere verilen faullerden sonra kaçırılan serbest atışlarda bağırarak söylediği “Ball don’t lie / Top yalan söylemez”. Bunun dışında bir diğer “hoş” anısında, üzerinden andı ardına iki kez sayı bulduğu Rudy Gay ile alay etmek için Grizzlies bench’ine dönüp “Şu küçük o*ospuyu benim üzerimden çekin!” demişliği de mevcuttur. Yine de Rasheed “Sheed” Wallace’ı trash talk indeksinde hatırlanır kılan en önemli detay, maç boyu sürekli onun sesini duymamızı sağlayan, inanılmaz gürültücü bir gevezeliğin olması. Olsun, yine gelsin, yüne dinleriz. “We got Need for Sheed!”

Metta World Peace / Ron Artest

2012’de James Harden’ın kulağında devasa bir dirsek darbesi indirdikten sonra, bir sonraki maçta Harden ile el sıkışıp barışması yönündeki telkine Metta World Peace şöyle cevap verir: “Yedeklerle el sıkışmam.”

NBA tarihinin belki de en büyük kavgası olan Malice at the Palace’ın başrol oyuncusu Ron Artest/MWP için skandal yaratmak, rahatsızlık vermek ve sevilmemek hiç bir zaman sorun olmadı. Kalburüstü bir savunmacı olması başarısının bir kısmını da, “aykırı” karakteri ile rakip oyuncularının sinirlerini bozmasına borçlu. Bu sinir bozuculuğa en güzel örnek, Rockets’ta oynarken, Lakers’la karşılaştıkları maçlarda Kobe ile olan sürtüşmeleri olsa gerek. Kobe serbest atış için çizgiye geldiği her anda, topu elinden çıkarmadan hemen evvel salonda Ron Artest’in “KOOOBEEEEEE” diye bağırışları duyuluyordu. Ayrıca, kuvvetle muhtemel temelsiz bir ısrarcılıkla Kobe’ye sürekli olarak “Geceleri yatağında neden ağlıyorsun?” diye sorması da, Artest’in kendi tarzını kattığı trash talk’lar ile listemizde yer almasını sağlıyor.

Kobe Bryant

Hazır kendisinden bahsetmişken, trash talk olayını beynelmilel düzleme çıkarmış ve kendi kategorisini geliştirmiş olan Kobe Bryant’tan da söz etmek lazım. Kobe Bryant trash talk meziyetlerini sadece rakibini bozmak için değil, aynı zamanda sevmediği takım arkadaşlarını yermek için de bolca kullanan, sportif bağlamda acımasız bir zorbaydı. Liste o kadar uzun ki hangi birinden başlayalım, bilemedim. O yüzden ilk önce trash talk’un uluslararası boyutundan bahsedelim: Sasha Vujacic ile oynarken öğrendiği Slovence ile Luka Doncic’e (muhtemelen) şakayla karışık küfretmesi. Tony Parker’a Fransızca küfretmesi. Jusuf Nurkic’in Boşnakça küfretmesi.

Şimdi de Kobe’nin ana dilindeki alamet-i fabrikalarına geçelim: 2012’de bir maç öncesi kendisini sinirlendirmeye çalışan Durant ve Harden’a “Umarım bir gün benimle büyükler masasında yemek yiyebilirsiniz”. ABD basket kampında kendisiyle 50 bin dolar bahisle teke tek maç yapmak isteyen Irving’e “Baban bile beni teke tekte yenemeyeceğini biliyor. Biliyorum. Evet, biliyorum. Hemen babanı ara, telefonda ona de ki ‘Babacığım, Kobe ile 50bin dolarına teke tek maç yapmaya çalışıyorum’. O da sana desin ki ‘Oğlum manyak mısın? Oğlum manyak mısın?’” Eski takım arkadaşı Smush Parker hakkında “Olabilecek en kötüsüydü. NBA’de hiç olmaması gerekiyordu ama bir oyun kurucuya verecek paramız kalmamıştı. O yüzden bırakalım oynasın dedik.” Çok top kullanması yönündeki eleştirilere “Evet, maç başıma 45 şut kullanıyordum. Ne yapsaydım? Topu Chris Mihm’le Kwame Brown’a mı verseydim?”

Bu dünyadan, arkasında hoş bir sadâ bırakarak göçüp giden Kobe, saha dışında her ne kadar iyiliksever ve yol gösterici bir profil çizse de konu rekabetin taban yaptığı basketbol oyunu olunca, hak ettiğini düşündüklerinin kalbini unufak etmekten de geri kalmıyordu. Bunu da çokça örnek aldığı ve kimisinin “karbon kopyası” dediği, listemizin bir sonraki sırasındaki akıl hocasına borçlu.

Michael Jordan

Jordan’ı parkede savunmakla görevlendirilmiş talihsiz bir grubun üyelerinden Steve Smith, onunla karşılaştığı bir maçta Jordan ilk sayısını attıktan sonra ağzından anlamsız bir kelimenin çıktığını duyar: “38”. Bir sonraki basket sonrası: “36”. Bir sonrasında “34”. Nihayetinde Smith anlar ki, Jordan maçı 40 sayı ile bitirmeye niyet etmiştir ve attığı her sayıdan sonra Smith’i dönüp, kalan sayı miktarını söylemektedir. Sonuç? Jordan maçı tam 40 sayı ile tamamlar.

Basketboldaki Makyavelist düşüncenin belki de en büyük temsilcisi Michael Jordan. Yegane amacı en büyük, en efsanevi ve en iyi olmak olan bu buldozerin önünde fiziksel olarak durmak zordu elbet. Ancak Jordan’ın trash talk konusunda eriştiği nokta, onun karşısında mental olarak durmayı da neredeyse imkansız kılıyordu. Jordan bu konuda o kadar vahşiydi ki, onu savunan oyuncuların yüzüne ne yapacağını alenen söylüyordu: “Üstüne doğru geleceğim. Bacaklarımın arasından topu iki kez geçireceğim. Bir şut fake’i atıp sonra şuta kalkacağım. Sayıyı bulup sonra da gözlerinin içine bakacağım”Nick Anderson, Jordan’ın onun üstünden attığı sayı sonrası söylediklerini harfiyen hatırlıyor.

İlk yarısında sadece 4 sayı attığı bir maçın devre arasında Reggie Miller’ın onunla dalga geçme gafletine düştüğü Jordan, maçı 44 sayı ile tamamlar. Çünkü “Siyah İsa ile hiç bir zaman bu şekilde konuşamazsın.” Jordan, rakiplerini ezmede tanrı vergisi yeteneği ve muazzam trash talk becerisi ile en azından bu hususta, Siyah İsa olmayı kesinlikle hak ediyor.

Reggie Miller

Indiana Pacers yöneticisi Donald Walsh, Miller hakkında şöyle der: “Pozisyonunda em atletik, en kuvvetli veya en hızlı oyuncunun o olmadığının farkındaydı. O yüzden rakipleriyle zihin oyunlarıyla da çarpışırdı. Aksi takdirde lige tutunması imkansız olurdu.” Bu lige tutunma içgüdüsü öylesine güçlü bir güdüydü ki, Miller’ın NBA tarihinin en bilinen trash talk’çularından biri haline getirdi.

Miller’ın trash talk tarzı için “nitelikten çok nicelik” demek çok doğru olacaktır. Zira Miller, rakiplerinin de size anlatacağı üzere hiç susmayan, ama hiç susmayan bir ağza sahipti. Bütün maç boyunca, ister hücumda olsun, ister savunmada, karşısındaki rakiplerinin sinirlerini sürekli konuşarak yıpratma yolunu benimseyen Miller, inanılmaz bir bıkkınlık oluştururdu. Öyle ki, maçta sürekli olarak kendisi ile muhatap olmasından bıkan John Starks’ın nevri döner ve Reggie Miller’a kafa atar. Size fiziksel müdahalede bulunmayan birine kafa atacak kadar sizi sinirlendirdiğini düşünün!

Yine de Miller’ın en büyük trash talk anısı sözlerle değil, çok ünlü bir el hareketi ile olmuştur. 11 saniyede 8 sayı atıp Knicks’i rezil eden bir mucizeyle maçı son anda koparan Miller, Knicks’in en büyük taraftarı, ünlü yönetmen Spike Lee’ye dönerek meşhur “choke” hareketini yapar. “Choke” kelime karşılığı olarak boğulmaya tekabül eder ve Knicks’in büyük maçlarda hep nefesinin yetmeyerek, yani “boğularak” son anlarda maçı kaybetmesine bir atıftır. Bu hareket sonrası muzaffer bir şekilde soyunma odasının yolumu tutan Miller ise bir yandan Knicks tribünlerine trash talk’a devam etmektedir: “Choke’un ağa babası sizsiniz! En büyük choke’çular sizsiniz!” Trash talk’ta öyle bir seviyeye gelmek ki, bir takımın tüm taraftarlarına laf geçirebilmek. Bu hangi seviye, sayın Miller?

Gary Payton

Shaquille O’Neal, bir gün bir alışveriş merkezinde gezerken Gary Payton’la karşılaşır. Shaq tam “merhaba/merhaba”ya girecekken Gary Payton bir an duraksamadan lafa girer: “Senin yanından sıyrılıp gidişimi hatırlıyor musun koca adam? Hani şu şeyi yapmıştım? Beni savunamazsın oğlum, ben Hall of Fame’e girmiş adamım. İlk seferde seçildim. İlk seferde!”

Elizabeth, New Jersey’nin sokaklarında basketbol oynayarak büyümüş Payton, basket maçında rakiplerin birbirlerine her şeyi söylemeye hakkının olduğunu söylüyor. Tek bir istisna ile: “Analar hariç!” Bu kendisinde az da olsa Türk kanı olduğunun kanıtıdır. Bununla birlikte Payton, rakiplerini bezdirmek için her türlü pis muhabbete girebilen bir oyuncuydu. “Eğer kız kardeşi hakkında, veya ehliyetini kaptırmış olsun. Onun hakkında herhangi bir şey biliyor olduğumda, rakibimin direkt üstüne giderdim. Bazılarına bu acımasızca gelebilir. Ben çekinmezdim.”

Gary Payton’ın trash talk mecrasında çekilmez kılan şey sadece çenesi değildi elbet. NBA tarihinde en iyi savunmacı ödülünü alan tek oyun kurucu olan Payton, sizi “eldiven gibi saran” savunmasının yanında, kalbinizi kıran sözleri de azametiyle kullanmayı gayet iyi biliyordu. Dolayısıyla Payton, trash talk camiasındaki belki de en sinir bozucu oyuncu namını sonuna kadar hak ediyor.

Kevin Garnett

 

Biz alelade basketbol izleyicileri için Kevin Garnett, sahada hırsım vücut bulmuş halidir. Yüzünde sürekli halde bulunan kızgın/gergin ifade, çığlık çığlığa etrafa attığı nidalar ile kendini oyuna vermenin NBA için en bilinen simgesidir KG. Bir de madalyonun öbür yüzü var. Biz seyirciler için en heyecan verici basketbolculardan olsa da, sahadaki rakiplerinin gözünde Garnett, belki de gelmiş geçmiş en terbiyesiz, en acımasız ve en ahlaksız trash talk’ların sahibi, devasa bir kabadayıdır. Bir kaç örnekle bu konudan bahsedelim isterseniz.

Anneler gününde oynanan bir maçta, serbest atış kullanmak üzere olan Tim Duncan’a “Anneler günün kutlu olsun d*lyarak” demiştir. Tim Duncan’ın annesi, daha o 14 yaşındayken vefat etmiştir.

Çaylak sezonunda onunla ilk kez karşılaşan Joakim Noah, Garnett’a giderek “Abi, odamda posterin asılıydı. En büyük idolüm sensin” demiştir. Garnett’in cevabı: “S*keyim seni Noah!”

Hayati tehlikesi olmasa da, baş bölgesindeki tüm tüyleri döken bir hastalıktan muzdarip olan Charlie Villanueva’ya: “Kanser hastasısın sen”

Ne kadar ağır ifadeler, değil mi? Birazdan duyacağınızın yanında birer iltifat kalacaklar. Gergin geçen bir maç sonrası soyunma odalarına giden koridorda birbirlerine giren Carmelo Anthony’ye “Karının (eşinin) tadı aynen ballı mısır gevreği gibi” demişliği olan Garnett, trash talk’u tamamiyle rakibine dümdüz hakaret etmek için kullanan bir şahsiyet. Ne kadar etik olduğu veya kabul edilebilirlik seviyesi tartışılır elbet. Kesin olan bir şey varsa, Garnett’in NBA çerçevesinde ortaya koyduğu “Hırçın Aslan” personası sadece fiziksel ölçekte değil. Ruhsal ölçekte Garnett, tam bir “en güzel duyguların katili”. Bir terörist.

Larry Bird

Şöyle hafif duygusal, yaşı başı almış NBA sever girizgahı yapalım: NBA’in NBA olduğu zamanlarda, savunma denen mekanizmanın alenen adam dövmenin bir tık altı olduğu dönemde Larry Bird, Orta Batılı cılız çiftçi çocuğu imajını yerle yeksan edebilmek için çok çabalamalıydı. Onu gelmiş geçmiş en büyük NBA oyuncuları arasına sokan muazzam zekası, elbet sadece oyun ile de sınırlı değildi. Fiziksel çarpışmalarda elinden geleni yapan Bird, rakiplerinden bir kaç gömlek üstün olabilmek için, inanılmaz bir zekanın ürünü olduğu belli olan efsanevi trash talk meziyetini kullanıyordu.

1980’lerde katılmış olduğu NBA All-Star 3 sayı yarışmalarının birinden evvel Bird, diğer oyuncuların da hazırlıklarını yaptığı soyunma odasına girer ve “Eee, bugün hanginiz ikinci olacaksınız?” der. Sözünün eri olan Bird, o sene üçlük yarışmasını kazanır.

Mavericks ile oynadıkları bir maç esnasında, Mavs bench’inin önünde durup, onlara dönerek “Bakın, şimdi burada duracağım. Hareket dahi etmeyeceğim. Bana topu atacaklar. Sonrasında duyduğunuz ilk ses, topun potadan geçiş sesi olacak” der. Sonuç? Celtics hanesine 3 sayı.

Bir diğer NBA efsanesi Julius “Dr J” Erving ile parkede karşı karşıya geldiklerinde Bird, tüm maç boyunca Dr J’in yüzüne karşı ikisinin de kaçar sayı attığını söyler. Skor Bird: 42 ve Erving: 6 iken nihayet Dr J’in canına tak eder. Sonuç? Bird hanesine yüze 3 yumruk.

Bird sadece oyuncular bazında değil, koçları da içine alacak şekilde takımın tamamını yermeyi, onlara aşağılamayı tercih eden bir tarza sahipti. Bulls ile oynadıkları bir maçta, kendisini savunmak için Ben Paquette’i atayan Koç Doug Collins’e “Ben Paquette? Benimle t*şak mı geçiyorsun sen?” diyerek bir taşla iki kuş vurmuştur. Maç sonunda kaydettiği 33 sayı, sanırım bu düşünceyi de perçinlemekte. Tabii bu Bird’ün savumacıları ile dalga geçtiği tek örnek değil.

O zamanlar Pistons’ta kariyerinin erken dönemlerini yaşamakta olan Dennis Rodman’a Bird’ü savunma görevi verilir. Rodman’ın üstünden arka arkaya dört basket attıktan sonra Pistons koçu Chuck Daly’ye dönen Bird, “Beni kim savunuyor Chuck? Beni savunan kimse var mı? Birisi beni savunmalı yoksa 60 sayı falan atacağım!” der. Maçın devamında da bu işkenceye devam eden Bird, Rodman onu her savunduğuna takım arkadaşlarına “Topu bana atın! Açıktayım! Kimse beni savunmuyor!” diye bağırır. Görmemezlikten gelmenin hakaret olarak kullanılmasında, doktora tezi olarak kullanılabilecek bir ders.

Burada Bird’ün muhteşem zekasının ürünü olan trash talk’larını saymaya kalksak inanın gigabayt’larınıza yazık olur. Elektrik faturanız kabarır, gözleriniz bir numara daha ilerler. O yüzden sizi bu dertten kurtarmak adına Bird’ün bu listede neden en tepede olduğunu bir örnekle taçlandırıp, mevzuyu kapatalım:

1986 senesinde ilk kez düzenlenen 3 sayı yarışmasını, ilk seferinden itibaren ardı ardına 3 kez Larry Bird kazanır. Bird’ün kazandığı yarışmaların tamamında katılımcılardan biri olan ancak her seferinde Bird’e yenilen Craig Hodges, en sonunda şeytanın bacağını kırar ve 1990’da Bird’ün katılmadığı yarışmayı kazanır. Kazandığı yarışmadan sonra Hodges’a Bird’ün olmadığı bir yarışmada kazanmanın nasıl bir duygu olduğu sorulur. Hodges bunun üzerine Bird’e meydan okuyarak isterse Bird’le kapışabileceğini söyler ve ekler: “Larry beni nerede bulacağını biliyor.” Hodges’ın sözleri Bird’e sorulduğunda ise Bird’ün cevabı çok nettir:

“Evet, onu nerede bulacağımı biliyorum. Bulls bench’inin en dibinde.”

Her Şey NBA’de bu hafta, NBA tarihinin en “ağzı bozuk”larını, yani en sağlam trash talk’çularını listeledik. Açıkçası bu listeden ne alacağınız birazcık size kalmış. Her Şey NBA olarak bu listeden ilham almanız durumunda göstereceğiniz davranışlardan biraz korkmuyor da değiliz hani. Nihayetinde karar sizin. Rakiplerinizin aklıma nasıl gireceğiniz size kalmış. Olur da sizin aklınıza NBA tarihinde yer etmiş başka trash talk ikonları gelirse, bizimle yorumlarda paylaşmayı sakın es geçmeyin. Hepinize, ne ağzımızı ne de tadımızı bozacağımız güzel günler dileriz, sağlıkla kalın!

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Seri Analizi: Raptors vs Nets
    Açtırmayın Bayramlık Ağızlarını! Amerikan kapitalist rüyasının en büyük eleştirmenlerinden, ünlü yazar Gore Vidal’e atfedilen bir söz vardır: “Başarılı olmak yeterli değildir, diğerleri de kaybetmelidir.” Çılgın ve rekabetçi Amerikan rüyasını eleştiren bir söz olsa da, özünde birden fazla paydaşın birbirleri ile olan mücadelelerinin bulunduğu her alanda bu söz kendi yankısını yaratmakta. Sadece emlak piyasasında tekel kurmaya […]
  • Ağzı Bozuklar: NBA’in Trash Talk İkonları
    Açtırmayın Bayramlık Ağızlarını! Amerikan kapitalist rüyasının en büyük eleştirmenlerinden, ünlü yazar Gore Vidal’e atfedilen bir söz vardır: “Başarılı olmak yeterli değildir, diğerleri de kaybetmelidir.” Çılgın ve rekabetçi Amerikan rüyasını eleştiren bir söz olsa da, özünde birden fazla paydaşın birbirleri ile olan mücadelelerinin bulunduğu her alanda bu söz kendi yankısını yaratmakta. Sadece emlak piyasasında tekel kurmaya […]
  • NBA’in En Büyük Düşmanlık Öyküleri!
    Açtırmayın Bayramlık Ağızlarını! Amerikan kapitalist rüyasının en büyük eleştirmenlerinden, ünlü yazar Gore Vidal’e atfedilen bir söz vardır: “Başarılı olmak yeterli değildir, diğerleri de kaybetmelidir.” Çılgın ve rekabetçi Amerikan rüyasını eleştiren bir söz olsa da, özünde birden fazla paydaşın birbirleri ile olan mücadelelerinin bulunduğu her alanda bu söz kendi yankısını yaratmakta. Sadece emlak piyasasında tekel kurmaya […]
  • Michael Jordan Belgeseli: The Last Dance 9. Ve 10. Bölüm
    Açtırmayın Bayramlık Ağızlarını! Amerikan kapitalist rüyasının en büyük eleştirmenlerinden, ünlü yazar Gore Vidal’e atfedilen bir söz vardır: “Başarılı olmak yeterli değildir, diğerleri de kaybetmelidir.” Çılgın ve rekabetçi Amerikan rüyasını eleştiren bir söz olsa da, özünde birden fazla paydaşın birbirleri ile olan mücadelelerinin bulunduğu her alanda bu söz kendi yankısını yaratmakta. Sadece emlak piyasasında tekel kurmaya […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VIDEO | İMKANSIZ Michael Jordan İstatistikleri!

Tarihin En Absürt Kontrat Maddeleri