, , , ,

Aklımızdan Çıkmayanlar: İhanet Top 10

Taraftarların unutamadığı, formaları yaktıran 10 ihanet!

Gitme diyeydim, açeydim kollerimi!

Modern spor sahnesinin belki de eski spor sahnesinden en büyük farkı, artık duygulara çok daha az yer verilmesi. Bundan yaklaşık 20 sene önce organizasyonlar ve içerdikleri aktörler, kararlarını mantık çerçevesinden ziyade duygusal çerçevede vermeye özen gösteriyordu. Mali faktörler, etkinlik veya gelecek planlaması gibi rasyonel etmenler, işin duygusal kısmıyla çeliştiği anlarda, galip gelen hep sesi dinlenen kalp oluyordu. Ama artık zaman değişti. Enformasyon çağının gelmesi ile birlikte artık her şey eskiden olduğundan belki de 50 kat hızlı. Her şey çabuk öğreniliyor, her şey çabuk kazanılıyor ve aynı oranda hızla da bu kazanımlar tüketiliyor. Dolayısıyla duyguya pek yer kalmadı modern spor sahnesinde. Ya para, ya tanınmışlık ya da kariyer konuşuyor organizasyonların ya da bireylerin kararlarında.

Ama değişmeyen bir şey var hala. Taraftar. Taraftar denilen olgu, taraf tutmanın doğasından mütevellit olsa gerek, modern spor sahnesinin getirdiği bu rasyonellikten hala ziyadesiyle uzakta. Taraftar için hala takım sevgisi ve saygısı, 7-8 basamaklı getirilerden fersah fersah önde. Haliyle, her şeyin ışık hızında gerçekleştiği bu çağda, kimi kararlar taraftarları kalbi kırık, boynu bükük ama ziyadesiyle kızgın hale getiriyor. Taraftar, dedik ya, doğası gereği taraf tutar ve bu taraf tutma genellikle mantıklı temeller üzerine inşa edilmez, duygusal bağ üzerine kurulur. Dolayısıyla, bu bağı zedeleyecek herhangi bir durumda da taraftar, kendisini üzen oluşumlara “hain” damgasını vurmaktan çekinmez. Hele ki, dramanın ve güzel hikâyelerin pek çok sevildiği, herkesin en sevdiği pembe dizi olan NBA’de.

Öncelikle belirteyim, ben olayın rasyonel bakan tarafındayım. Benim için sporda ihanet denen kavram yok gibi bir şey. Kararlar verilir ve uygulanır. NBA gibi bir organizasyonun devir daim etmesi için duyguların bir kenara itilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ancak her ne kadar ben “ihanet” olarak adlandırmasam da, NBA tarihinde taraftarlar tarafından “büyük ihanet” olarak adlandırılan pek çok örnek yaşandı. Bir avazda, aklımıza gelen 10 tanesini, sıralı tam milli piyango listesi misali, en küçükten en büyük ikramiyeye doğru sıralayalım.

  1. Karl Malone

karl malone

18 yıllık kariyerinde eksik olan tek bir şey vardı: Şampiyonluk yüzüğü. Bu eksik uğruna, her şeyini adadığı ve ona her şeyini adayan Utah organizasyonunu kenarda bırakıp, Kobe ve Shaq’ın yanına Gary Payton ile okeye dördüncü dönerken şampiyonluğu da aradan çıkarmak için gitti. Başarısız olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Utah cephesi için ise bu, gelmeyen bir şampiyonluk adına atılmış üzücü bir kazık olarak hafızalarda yer aldı.

  1. Carmelo Anthonycarmelo anthony

Aslına bakılırsa Denver’dan ayrılmak için yeterli sebebi mevcuttu ve herkes de ziyadesiyle hak veriyordu. Melo, Denver’da asla bir şampiyonluk kovalayamayacaktı. Gitmesine de kimse ses çıkarmayabilirdi. Sorun, gitmek istemesini her an ama her an belli etmesi ve belirtmesiydi. Her fırsatta sezon sonu takımda olmayacağını ve sözleşme uzatmayacağını o kadar çok belirtti ki, taraftar baskısından yılan ve sezon sonu eli bomboş kalmaktan korkan Denver yönetimi onu takasta kullanmak durumunda kaldı. Sonuçta, Denver taraftarının ahı hala tutmaya devam ediyor gibi.

  1. Jason Kidd

jason kidd
Bir zamanlar Jason Kidd ve Mark Cuban

2011 yılının sonunda bir sabah, Mavericks sahibi deli dana Mark Cuban’a, 2 sene daha oynayıp, Mavs’ta yönetim kadrosunda bir rol almak istediğini söyledi. Mark Cuban buna çok sevindi haliye. Aynı günün öğleden sonrası Kidd, Knicks ile anlaşma sağladı. İşin garip tarafı, Knicks ile imzaladığı sözleşme, Mavs ile imzalayacağının birebir aynısıydı (3 yıl, 9.3 milyon $). Mark Cuban’ın bu olaydan sonra “Gün gelir de Kidd’in formasını emekliye ayırıp tavana asarlarsa, hemen yanına kendimi asarım.” dediği rivayet olunur. İhanete uğrama hissiyatının ne kadar güçlü olduğuna dair bir örnek.

  1. DeAndre Jordan

deandre jordan
Bir Mavericks taraftarının pankartı: “%42 serbest atış isabeti %100 korkak”

2015 senesinin yazında, DeAndre Jordan ile pazarlığa tutuşan Mavs yönetimi, kendisiyle 80 milyon dolar artı maksimum kontrat üzerine anlaşma sağladı. Bunun üzerine Mavs yönetimi, kadrosundan Tyson Chandler’ı serbest bıraktı. Hemen ertesi akşam Jordan, Clippers ile 88 milyon dolarlık bir anlaşma sağladı. Bunda takım sahibi Steve Ballmer (muhtemelen Cuban dahil NBA’deki en hasta ruhlu insan) ve takım arkadaşlarının ikna çabaları için evini basmalarının etkisi vardır. Sonuçta olan yine Cuban ve Mavs’a oldu. Garip Mavs, çilekeş Mavs.

OKUMAYA DEVAM ET

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir