in , , , , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ YOK ARTIK!YOK ARTIK!

Allen Iverson’ı Anlamak!

The Answer Is Here

Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir.

Hegel

2019’un aralık ayıydı ve soğuk, yağmurlu bir günde ofisin önünde bulunan halı sahanın tribününde kahve içmek için bir diğer ofiste çalışan arkadaşımla buluşmuştuk. Konuşmamız insanların gelecek planları yaparken sürekli olarak ihtimallerden korkması üstüne şekillendiği esnada arkadaşım, Hegel’in “Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir” sözünü duvar yazısı olarak Stuttgart’da gördüğünü söylediğinde gerçekten etkilenmiştim.

Konuşmamızın temelinde insanların sevmek olgusu ile alışkanlık arasında gidip gelen kararsızlığı ve istediği kişi olabilme arzusu yatıyordu. Kişinin neyi gerçekten sevip neyi alışkanlık olarak yaptığı ve değişimden kaçış nedenleri, dikkatli bakan bir gözlemci için hayli açık biçimde ortadayken kişinin kendinde değişime veya başka bir deyişle hata yapma olasılığına gidecek ilerlemeye karşı olan direncini anlamaya çalıştık. Kahve molasının ardından ofise dönerken kafamda bu konuşmaya uyan bir kişi belirdi:

NBA’de bilinen lakabıyla “The Answer” ya da Allen Iverson.

Iverson, 90’ların sonundan 2000’lerin ortasına kadar ele alındığında inanılmaz popülerdi ve özgün karakteri, kendisine yapılan haksızlıklarla birleşince hikayesinin etkileyiciliği katmerleniyordu. Yalnızca Muhammed Ali ve Michael Jordan‘ın devamından gelen, dünya üstünde pek az kişiye nasip olacak özelliklere sahip sporculara has bir havası olan The Answer, kariyerini hata yapmaktan korkmadan, tavizsiz biçimde kendi olmak ve bu şekilde saygı görmek için geçirdi.

NBA’e adeta Michael Jordan’ın türünün devamı niteliğinde bir süperstar olarak giren Iverson’ı ele alırken onun karakter oluşumunu, kaderini gerçekleştirmek adına verdiği mücadeleyi ve günümüzdeki yansımalarını çeşitli toplumsal dinamiklerle birlikte ele alacağız.

Konuyu baştan netleştirmek adına şunu söylemekte fayda görüyorum: 10 defa sayı kralı olan Jordan‘ın NBA’i ikinci defa bıraktığı 1998 yılından 2020’ye kadar geçen süreçte kendisine yaklaşan iki oyuncu 4’er defa sayı kralı olan Allen Iverson ve Kevin Durant. Buradan hareketle bu türün, ligin kalanına göre skorerlik anlamında durdurulamaz olduğunu anlamamız büyük önem arz ediyor. Iverson’ın Jordan’a yakınsadığı bir diğer özelliği de her ikisinin 3 defa ligin top çalma kralı olmasıdır.

1. Hikaye

Yolculuğumuz 7 Haziran 1975’de başlıyor. Virginia eyaletinin Hampton ilinde doğan Iverson’ın annesi doğum yaptığında yalnızca 15 yaşındaydı. Öz babasını hiç tanımadan büyüyen Iverson, üvey babasının da sıklıkla tutuklandığına şahit olduğu bir çocukluk geçirdi. Suçun kol gezdiği bir yer olan Hampton’a ayrıca değinmek gerek, çünkü 2020 itibarıyla Hampton’da her 397 kişiden 1’i şiddete maruz kalıyor (cinayet, tecavüz, gasp, vs.) ve her 40 kişiden 1’i hırsızlığa uğruyor. Hampton’a babasız geldiğinizi ve annenizin siz doğduğunuzda 15 yaşında olduğunu düşünürseniz “The Answer“, gözlerinize 1.83‘lük boyundan çok daha büyük görünecektir.

Bütün olumsuz faktörlere rağmen genel olarak içten davranan ve bol miktarda arkadaşının olduğu bir gençlik dönemi geçirdiğini hem mahalle arkadaşları, hem de lise arkadaşları ve öğretmenleri dile getirmişlerdir. Iverson henüz 8 yaşındayken onun olduğu okulun Amerkan futbolu koçluğunu yapan Mo (Gary D. Moore), Iverson’ı sokaklardan kurtararak ona evinde sürekli kalabileceği bir oda verdi. Mo, ilerleyen yıllarda da mentörlüğünü yaparak Iverson’a bir baba figürüne tutunma fırsatı verdiği için büyük bir takdiri hak ediyor.

Spora hayli yatkın, atletik becerileri oldukça gelişmiş bir genç olan Iverson Bethel Lisesinde okurken hem Amerikan futbolunu, hem de basketbolu uzunca bir süre bir arada götürdü ve her iki takımla da eyalet şampiyonu olduktan sonra nihai kararını basketbolcu olmak yönünde kullandı.

Buraya kadar zorlukları aşarak görkemli günlere doğru ilerlerken, insanlık tarihinin en geri kalmış, ilkel yanı olan ırkçılık kendini Iverson’a bir kez daha hatırlattı. Takvimler 14 Şubat 1993’ü gösterdiğinde bir bowling salonunda beyazlarla siyahiler arasında çıkan kavga sonucunda içlerinde Allen Iverson’ın da olduğu 4 siyahi genç tutuklandı, ardından da duruşmalarına kadar serbest bırakıldılar. Iverson bu tarihte 18 yaşında olmamasına rağmen duruşmanın başlaması 8 ay ertelenerek 18 yaşını doldurması beklendi ve sonrasında bir yetişkin olarak yargılandığı bu davadan 10 yılı ertelenmiş 15 yıl hapis cezası aldı. Hapishanede 4 ay mahkum kaldıktan sonra dönemin Virginia valisi tarafından affedildi ve hukuki süreci atlattıktan sonra Georgetown Üniversitesine girerek NCAA’de oynamaya başladı. Geçmişte Patrick Ewing‘in de oynadığı Georgetown’da 2 yıl geçirdikten sonra 1996 Draft’ına katılan Iverson, 1. sıra seçimiyle Philadelphia 76ers‘ın yolunu tuttu.

 

2. Yazgıyı gerçekleştirmek

“İnanç, nesnel gerçeğin herhangi bir delili için ufacık bir destek bile sunmuyor. Böylece insanların yolları ayrılıyor: Ruhun huzuru ve haz için didinmek istiyorsan, o zaman inan; eğer hakikate adanmış birisi olmak istiyorsan, o zaman sorgula…”

Nietzsche 21 yaşındayken kız kardeşi Elizabeth’e yazdığı mektupta yukarıdaki ifadeyi kullanırken Allen Iverson da 21 yaşında adım attığı Philadelphia’da, izinden gittiği Jordan kadar görkemli olup olamayacağını sorguluyordu.

Yürüdüğü yolun şanından gelen ödüllerin ilki olan Yılın Çaylağı ödülünü 1996-1997 NBA sezonunda kazanan Allen Iverson, sezonu 23.5 sayı, 4.1 ribaund, 7.5 asist ve 2.1 top çalma gibi etkileyici sayılarla tamamladı. Michael Jordan’ın 28.2 sayı, 6.5 ribaund, 5.9 asist, 2.4 top çalmayı %51.5’luk Saha içi isabeti yüzdesiyle bitirip çıtayı ulaşılmaz bir yere çektiği 1984-1985 sezonundan beri maç başına 20.0 sayı ortalaması geçen Yılın Çaylağı ödülü sahibi sayısı yalnızca 13.

Bu 13 oyuncudan sahada en çok kalanı, maç başına oynadığı 40.1 dakika ile The Answer‘dan başkası değildi. 13 elit oyuncu içinde 7.5 ile en fazla maç başına asiste sahip olmasının yanı sıra maç başına çaldığı 2.1 top da onu top çalma kategorisinde Jordan’ın arkasında 2. sıraya yerleştiriyor.

Tablo 1 – 1985’den beri 20 sayı ortalamayı aşan Yılın Çaylakları

76ers’ın playoffları kaçırdığı 1996-1997 sezonunun ardından 1997-1998 sezonunda atılım yaparak koç Larry Brown‘u takımın başına getirmesine rağmen bu sezonda da playoff yapamadı.

1998-1999 sezonuna girildiğinde görev dağılımı oturmuş bir kadroyla oynayan 76ers, lokavt sebebiyle 50 maç üstünden oynanan sezonu 6. lıkla tamamladı ve Orlando Magic’i 3-1 (o dönemde ilk tur 5 maç üstünden oynanıyordu) ile eledikten sonra Doğu Konferansı Yarı Finalinde Indiana Pacers’a 4-0 yenilerek playofflara veda etti.

1998-1999 sezonunda Larry Brown’un Eric Snow’u ilk 5’e point guard olarak yerleştirmesi ve Allen Iverson’ı şutör guard pozisyonuna kaydırması müthiş bir sonuç verdi. Yeni mevkisinde önceki sezona göre 4.4 fazla şut kullanan Iverson, 26.8 sayı ortalamayla bitirdiği 1998-1999 sezonunda ilk sayı krallığını kazanırken 1999 playoffları boyunca 28.5 sayı, 2.5 top çalma istatistiklerine erişmesi de bu yılın göze çarpan detayları arasında.

NBA’de geçirdiği 4. sezon olan 1999-2000 sezonunda maç başına 28.4 sayı ortalamaya ulaşırken sayı krallığı yarışında Shaquille O’Neal‘a geçilen Iverson, 76ers ile sezonu 49-33 derecesiyle 5. sırada bitirdi.

Playoffların ilk turunda Charlotte Hornets’i 3-1 ile geçen 76ers Konferansı Yarı Finalinde Indiana Pacers’a 4-2’lik skorla mağlup oldu. NBA Finallerinde Los Angeles Lakers, Shaq ve Kobe ile ilk şampiyonluğunu kazandı. Chicago Bulls’u çalıştırırken Michael Jordan ve Scottie Pippen ile 6 defa şampiyonluğa uzanan koç Phil Jackson, bu sayede 7. şampiyonluk yüzüğünü parmağına geçiriyordu.

Ve işte kader…

NBA’de geçirdiği 5. yılda, yürüdüğü büyüklük yolunun ikinci alameti olan Normal Sezonun En Değerli Oyuncusu (MVP) ödülüne 2000-2001 sezonunda erişen Iverson, Michael Jordan’ın NBA’i ikinci defa bıraktığı 1998’den 2020’ye kadar normal sezon MVP’si olan oyuncular içinde 27 sayı eşiğini aşan 11 yıldızın olduğu elit listeye adını ekledi.

Tablo 2 1998’den Sonra 27 Sayı Eşiğini Aşan Normal Sezon MVP’leri

2000-2001 sezonunu 56-26’lık dereceyle Doğu Konferansında 1. sırada tamamlayan Philadelphia 76ers, yıl içinde sakatlanan Theo Ratliff‘in yerine yaptığı 4 defa Yılın Savunmacısı seçilen Dikembe Mutombo eklemesiyle pota altı savunmasını hayli güçlü kılmıştı.

Aynı sezonda yılın koçu seçilen Larry Brown, koçluk becerilerinin ne denli gelişmiş olduğunu bu defa da 76ers’ın oyun kurulumu prensiplerini değiştirerek kanıtladı. Geçmişte oyun kurulumuna ciddi bir katkı vermeyen Aaron McKie, 2000-2001 normal sezonunu 5.0 asist, playoff dönemini de 5.3 asist ortalamasıyla oynayınca taşlar yerine oturdu. Brown’un kurguladığı oyun düzeni skor katkısı bakımından Iverson’ı ön plana atan, oyun kurulumunda da Iverson, McKie ve Snow’un eş baskın olduğu bir yapıyı ortaya çıkarmıştı ve Mutombo‘da playofflar süresince maç başına 3.1 blok yaparak savunmanın temelini oluşturuyordu.

Tablo 3 – 2001 Playoffları Philadelphia 76ers En Çok Süre Alan 7 Oyuncu


Iverson 2000-2001 Normal Sezonunda 2. sayı krallığını kazandıktan sonra 76ers playofflarda Indiana Pacers’ı 3-1, Toronto Raptors’u 4-3 ve Milwaukee Bucks’ı 4-3 yenerek çetrefilli bir yolun ardından finalde Shaq, Kobe, Phil Jackson ve Los Angeles Lakers‘ın karşısına dikildi. Lakers tüm rakiplerini süpürerek finale gelirken 76ers rakibinden 7 maç fazla oynamıştı. O dönem Amerikan medyasında kimsenin 76ers’a şans vermediğini biliyoruz ve 76ers’ın görece zayıf rakiplere karşı bile çok zorlanarak geldiği bu mücadelede süpürüleceği sıklıkla dile getirildi.

Bu yaşananlar ışığında 6 Haziran 2001 tarihinde Lakers taraftarı Staples Center’da Hampton’lu bir çocuğun basketbolun sınırlarını zorlamasına tanık oldu. Kaderini gerçekleştirmek için her şeyini ortaya koyan kahramanların belki de en ikonik mücadelesi olan Hz. Davut’un Golyat’a karşı olan mücadelesine benzer biçimde Iverson, Shaq ve takım arkadaşlarına karşı her şeyini ortaya koydu ve uzatmalara giden birinci maçı 113-107 ile kazanan taraf Philadelphia 76ers oldu.

Allen Iverson bu insanüstü mücadelesinde:

52:57 dk oyunda kaldı 48 sayı 6 asist 5 ribaund 5 top çalma 9/9 serbest atışla oynadı.

Aşağıdaki videoda Allen Iverson’ın bu maçta Tyronn Lue’nun üstünden bulduğu harika sayının ardından yürüyerek üstünden geçtiği o enfes anı görebilirsiniz.

Fakat her kahramanlık hikayesi başarıyla sonuçlanmaz. Tarih, verdiği mücadeleler sonucunda eli boş dönen bir sürü savaşçıyla dolu ve The Answer’ın durumunda olduğu gibi bazen Jordan’ın türünden gelmek bile kazanmaya yetmiyor. Jordan’ın Pippen’ı vardı, Iverson ise kendi Pippen’ına sahip değildi ve bunun acısını serinin kalan maçlarında yaşadı. Los Angeles Lakers seriyi 4-1 kazanırken Shaq da Iverson’a üstün geldi.

Zaferin kıyısından döndükten sonra 2001-2002 sezonunda Allen Iverson 3. defa sayı krallığına ulaşırken normal sezonu 43-39 derecesiyle bitiren 76ers playofflarda Boston Celtics’e birinci turda 3-2 ile elendi.

2002-2003 sezonununu 48-34 deresiyle 4. sırada bitiren 76ers, birinci turda Charlotte Hornets’i 4-2 ile geçti ve Konferans Yarı Finalinde Detroit Pistons’a 4-2 ile elenirken Philadelphia’da Koç Larry Brown ile yollar ayrıldı.

-Larry Brown Detroit Pistons’a geçtikten sonra 2004 yılında şampiyon oldu ve 2005 yılında da final oynadı.

-Allen Iverson 2004 yılında playoffları kaçırırken 2005 yılında 4. ve son sayı krallığını kazandı, 76ers playoffların ilk turunda Brown’un koçluğunu yaptığı Pistons’a 4-1 yenilerek elendi.

2020’den geriye baktığımız zaman Allen Iverson adına Larry Brown’un ayrılmasının ardından Philadelphia’da başarılacak bir şey kalmadığını ve gidilecek bir yolun olmadığını görebiliyoruz; fakat Iverson Philadelphia kentine olan sevgisinden ötürü 76ers’dan ayrılmadı. Kader ağlarını bu noktada örmüştü, çünkü insanlar duygusal davranabilirler fakat NBA takımları profesyonel yönetilirler.

Yazgının bizi nerelere götüreceğini bilemeyiz. En keskin hayallerimizin bile ulaşamayacağı doruklara ancak içten gelen yüreklilikle erişebiliriz, bu sebeple de hata yapmaktan korkmamak, bir hata yaptıysak da bu yolda yalnız yürümediğimizi bilmek önemlidir. Kişinin yürüdüğü yolu gerçekten anlaması ve kaderini gerçekleştirilebilmesi içinse kendine yalan söylememesi en büyük yeri tutar çünkü kendine yalan söyleyen insan, sorumluluk bilincinin ve mücadele gücünün açığa çıkmasına engel olur. Açılışta bahsettiğim sevgi ile alışmışlık hissi arasında sıkışmak da bu sebeple tehlikelidir, nihayetinde konfor alanımızı oluşturan unsurların bizi yavaşça tüketerek kendimizi gerçekleştirmekten alıkoyduğunu da bu sebeple göremeyiz.

Benzer bir korelasyonu meditasyon prensipleri üstünden kurmak mümkün. İnsanların zorlandığı hususlar, temelde farkındalık gerektiren düşünce tarzlarıdır. Annenizin yeni küpelerini veya sevgilinizin saç kesimini her fark etmediğinizde burayı hatırlayabilirsiniz. Farkındalık, prensip itibarıyla uyanık olmanın haricinde alışkanlıklarınızı kırmanız demektir. Örneğin kapı kolunu sol elinizle açtığınız her defasında bu eylemi düşünmeyi deneyin, bunu fark etmenin bile ne kadar zor olduğunu göreceksiniz.

Farkındalık prensipleri işlerliğini insanların duygularında da sürdürür. Gün içinde öfkelendiğiniz veya üzüldüğünüz bir anı çok net hatırlayabilirsiniz ama bunun ne zaman bittiğini hatırlamanız pek kolay değildir. Benzer şekilde sevgi de bu grubun bir üyesidir, ne zaman başladığını bilirsiniz fakat yerini ne zaman alışkanlığa terk ettiğinin görmekte zorlanırsınız.

Kariyerinde bana kalırsa yaptığı en büyük hata, bütün sorumluluğu tek başına yüklenmekte ısrar etmesi ve Philadelphia şehriyle arasındaki sevgi/alışkanlık ilişkisinin ne noktada olduğunu kestirememesidir. Jordan’ın Pippen’ı vardı ve koçu Phil Jackson’du, Shaq için de benzer şeyler Kobe ve Phil Jackson için geçerliyken Iverson kendisi için uygun bir koç olan Larry Brown’la çalışmasına rağmen kendi Pippen’ı yoktu ve Brown ayrıldıktan sonra kendisine bir alternatif yol çizmedi.

Bu sürecin sonunda 2006-2007 sezonu oynanırken Philadelphia 76ers, Allen Iverson’ı Denver Nuggets’a takasladı.

Denver’de her ne kadar 2 sezon boyunca 25.6 sayı 7.2 asist ortalamalarıyla da oynasa, tılsım kaybolmuştu ve Iverson bir daha asla kitleleri arkasından süreklediği görkemli günlerine dönemedi ve 2008 yılında sakatlandıktan sonra Detroit Pistons, Memphis Grizzlies ve Beşiktaş’ta oynadıktan sonra başladığı yere geri döndü ve son sezonunu Philadelphia 76ers da geçirdi.

İnsanlar mutluluğu, onu kaybettiği yerde aramaya hayli hevesli…

3. Etkileri

Iverson’ın sıradışı top hakimiyeti sayesinde yaptıkları günümüzde Kyrie Irving ve Steph Curry gibi top kontrolü harika oyuncular üzerinde büyük etkiler bıraktığı gibi, kendisinin topsuz oyun becerisi de “Iverson Cut” adını taşıyan bir oyunun NBA’e kazandırılmasına önayak olmuştur. Iverson’ın estetik hareketleri ile süslenmiş bir video aşağıda görülebilir.

Protest tarzından hiç vazgeçmeyen The Answer, dövmeleri, bantları, bol kesim kıyafetleri ve takılarıyla hep gündem oldu. Unutmayalım ki küreselleşme etkisinde kuralları oldukça gevşeyen NBA, geçmişte bu kadar rahat bir lig değildi ve farklılıklara tahammülü yoktu.

Sözünü asla sakınmayan Iverson, 2002 yılında playofflardan elendikleri maçın ardından çıktığı basın toplantısında, en sevdiği arkadaşının ölümünden ötürü katılmadığı idmanların konuşulmasından duyduğu rahatsızlığı korkusuzca dile getirmiştir. Medyanın önünde hissettiklerini çekinmeden söyleyen Iverson, cesareti ile hepimize yol gösterebilecek bir figür.

Iverson’ı daha iyi anlamak adına toplumsal düzeyde yaşanan bir buhranı dile getirerek, insanların hata yapmaktan korkacak şekilde yetiştirildiklerini İngilizce’de stalking olarak bilinen taciz ve telefon/dijital ortam yoluyla rahatsız etme istatistikleri üstünden inceleyeceğiz.

Harvard Üniversitesi ve Amerikan Adalet Bakanlığı Verilerine Göre:
Her 6 kadından 1’i sanal ortamda takip edilmiş ve mesaj yoluyla taciz edilmiş.
– 15-34 yaş aralığındaki her 2.7 kadından biri sanal ortamda tacize uğramış.
– Bu kadınların %46’sı sanal ortamda haftada en az bir defa taciz edilmiş.
– Sanal tacize uğrayan kadınların %11’i, buna 5 yıldan uzun süre maruz kalmış.
– Kadınların %75’i, tanıdıkları insanlar tarafından sanal tacize uğramış.

– İnsanların %70’i sevgililerinden/eşlerinden ayrıldıktan sonra onların profillerini başkasının hesabından veya sahte hesap aracılığıyla kontrol ettiğini ifade etmiştir.
– İnsanların %74’ü eski sevgililerinin ilişkide bulunduğu insanların profillerine baktığını belirtmişlerdir.

Bu kadar yüksek bir oranı gözünüzün önüne getirin. Kız kardeşiniz veya sevgiliniz size bunlardan ne kadar bahsetti? Peki ya arkadaşlarınız? Samimi olduğunuz insanlar?

Allen Iverson’ın hata yapmaktan korkmaması toplumsal dinamikler göz önüne alındığında ciddi önem arz ediyor çünkü o, insanların kendisi olmaktan korkacak şekilde yetiştirildiği bir dünya düzeninin içinde asla yolundan taviz vermedi. Yukarıda istatistiki veriler doğrultusunda incelediğimiz toplumsal dinamiğin en önemli yansıması korku kavramı. Sanal ortamda tacize uğrayan insanlar işler fiziksel bir hal almazsa bunu önemsemiyor, önemsediği takdirde bile çevresine anlatmıyor, anlatsa dahi gereken önlemleri almakta hayli gecikiyor.

Karar mekanizmasının kaybı, belirli toplumsal normlar altında yetiştirilen insanlar için hayli sıradanlaşmış ve gündelik yaşamın içine yedirilerek rutin hale geliyor. Görüştüğün biri var mı? Sevgilin var mı? Evlenmeyi düşünmüyor musunuz? Eh artık evlisiniz çocuk yapmayacak mısınız? Çocuk tek başına sıkılır, 2.yi yapmayacak mısınız? Evi biraz büyütsenize, 2+1 yetmez. Araba almayacak mısın? Benzer soruları size veya çevrenizdekilere alakalı alakasız ne kadar fazla insan tarafından sorulduğunu düşündüğünüzde toplumsal baskı karşısında hata yapmaktan ve toplumsal ortalamadan uzak kalmaktan korkmanın ne denli yaygın bir davranış biçimi olduğunu görebilirsiniz.

Allen Iverson, kendisinden 15 yaş büyük bir annenin çocuğu olarak suç dolu bir mahallede babasız büyümesinin ardından ırkçılığa maruz kalıp hapis yattıktan sonra da, takıları, dövmeleri veya çok fazla şut kullandığı için eleştirilirken de, NBA Finallerini kaybederken ve bir sürü playoff’dan boş döndükten sonra da, kariyerini adadığı 76ers tarafından takaslanmasına rağmen kendi olmaktan, toplumsal ortalamadan uzak kalmak pahasına da olsa asla vazgeçmedi.

Nihayetinde bir NBA şampiyonluğu ve Finaller MVP’liği kazanamasa da 4 defa sayı kralı olduğu NBA’de 1 kere normal sezon MVP‘si oldu, 11 defa All-Star‘a seçilirken 2 kere All-Star MVP‘si oldu. Yılın Çaylağı seçildi, 3 defa ligin Top Çalma Kralı oldu ve halen NBA tarihinin maç başına en skorer 7. oyuncusu.

Hampton’lu The Answer‘ın kariyeri boyunca ilginin ve eleştirinin odağında kalarak, neredeyse sıfırdan başladığı hayat mücadelesinde bir kuşağa esin kaynağı olup topluma verdiği yanıt takdire şayan.

O bizim özgün olduğumuz kadar eleştirildiğimiz dünya düzeninin aydınlık bir kahramanı

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Basketbolu felsefi yönüyle ele almayı seven, Steve Nash sayesinde Phoenix Suns taraftarı bir mühendis.
  • Russell Westbrook’u Anlamak!
    Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir. Hegel 2019’un aralık ayıydı ve soğuk, yağmurlu bir günde ofisin önünde bulunan halı sahanın tribününde kahve içmek için bir diğer ofiste çalışan arkadaşımla buluşmuştuk. Konuşmamız insanların gelecek planları yaparken sürekli olarak ihtimallerden korkması üstüne şekillendiği esnada arkadaşım, Hegel’in “Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir” sözünü duvar yazısı olarak Stuttgart’da […]
  • Kevin Durant’i Anlamak!
    Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir. Hegel 2019’un aralık ayıydı ve soğuk, yağmurlu bir günde ofisin önünde bulunan halı sahanın tribününde kahve içmek için bir diğer ofiste çalışan arkadaşımla buluşmuştuk. Konuşmamız insanların gelecek planları yaparken sürekli olarak ihtimallerden korkması üstüne şekillendiği esnada arkadaşım, Hegel’in “Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir” sözünü duvar yazısı olarak Stuttgart’da […]
  • 15 Tweet’te Los Angeles Clippers Olmak!
    Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir. Hegel 2019’un aralık ayıydı ve soğuk, yağmurlu bir günde ofisin önünde bulunan halı sahanın tribününde kahve içmek için bir diğer ofiste çalışan arkadaşımla buluşmuştuk. Konuşmamız insanların gelecek planları yaparken sürekli olarak ihtimallerden korkması üstüne şekillendiği esnada arkadaşım, Hegel’in “Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir” sözünü duvar yazısı olarak Stuttgart’da […]
  • 15 Tweet’te Boston Celtics Olmak!
    Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir. Hegel 2019’un aralık ayıydı ve soğuk, yağmurlu bir günde ofisin önünde bulunan halı sahanın tribününde kahve içmek için bir diğer ofiste çalışan arkadaşımla buluşmuştuk. Konuşmamız insanların gelecek planları yaparken sürekli olarak ihtimallerden korkması üstüne şekillendiği esnada arkadaşım, Hegel’in “Hata yapmaktan korkmak, hatanın ta kendisidir” sözünü duvar yazısı olarak Stuttgart’da […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Draft Edilmemiş En İyi Oyuncular!

Haftanın En İyi 10 Yorumu