in ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ YORUMSUZYORUMSUZ

Başkalarının Hayatı: Neden NBA’i Takip Ediyoruz?

Birleşik Devletler Basketbolu Üzerine Düşünceler

Bu Bir Basketbol Yazısı Değildir

Bu bir beyan değil, toplumda daha çok “Bu Bir Pipo Değildir” olarak da bilinen, 1929 yılında Belçikalı sürrealist René Magritte tarafından tamamlanmış “İmgelerin İhaneti” adındaki tabloya atıfta bulunan bir başlıktır. Michel Foucault tarafından “Bu Bir Pipo Değildir” adlı kitapla değerlendirilen bu resim, ilk bakışta formun içine sıkışmış imgelerin karşıtı olarak gözükse bile Foucault’nun incelemesi bizi farklı bir noktaya taşır: Kimi zaman, bir nesnenin adı bir imgenin yerine geçer. Bir sözcük, gerçekte bir nesnenin yerini alabilir. Bir imge, önermedeki sözcüğün yerini de alabilir.

Yaz saati uygulaması sürerken ABD’nin doğu yakasıyla saat farkımız 7, batı yakasıyla da 10 saat olarak baz alınıyor. Buna rağmen pek çoğumuz Türkiye Basketbol Ligini veya Avrupa basketbolunu takip etmek yerine gecenin ilerleyen saatlerinde oynanan, bize coğrafi olarak oldukça uzak bölgelerdeki NBA maçlarını seyrediyoruz veya bu müsabakaların sonuçlarıyla ilgileniyoruz.

Bunun sebebi sadece iki basketbol ortamı arasındaki oyun kalitesinin farkı olabilir mi? Euroleague, Basketbol Süper Ligi (Türk Basketbol Ligi) ve NBA arasında takipçiler nazarında oluşan farklılıklar yalnızca liglerin arasındaki ekonomik orantısızlıktan mı kaynaklanıyor?

Farklı önermelerle Türk basketbolseverlerin neden NBA’i takip ettiğini ele alacağız.

Başlayalım…

Sınıf Farkı

2021’in Mayıs ayında NBA playoffları başladığında kalabalıklar da gün yüzüne çıktı: playofflar seyircili oynanmaya başladı. Rekabetçi basketbol ortamını ve takımlarını özlemiş binlerce taraftar stadyumlara akın etti. New York Knicks gibi ekiplerin seyircileriyse adeta takımlarının parkede oynadığı oyunun önüne geçecek bir performans gösterdiler. Madison Square Garden’ı dolduran 15 bin taraftar bizlere uzun süredir özlemini duyduğumuz atmosferi yaşattı.

Video 1 – 2021 Playoffları Madison Square Garden Atmosferi

[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=Q6BaB6k939E[/embedyt]

Yakın dönemlerde Köln‘de oynanan Euroleage Final 4 maçları ve İstanbul‘daki BSL Finalleri ise tabii ki seyircisiz oynandı. Bu durum bir sürpriz değil, nitekim 8 Haziran itibarıyla ABD’nin tam doz aşılama oranı %42, Almanya’nın %21.71 ve Türkiye’nin ise %15.83. En az bir doz aşılamadaysa ABD %51.22, Almanya %45.65 ve Türkiye ise %21.33 düzeyinde seyrediyor.

Görsel 1 – 8 Haziran 2021 İtibarıyla Aşılama Oranları

Aşılama oranı NBA’in izleyici potansiyelini tam anlamıyla kullanmasının önünü açsa dahi henüz ortada aşılama yokken bile ABD basketbolu bir kez daha Avrupa basketbolunun önüne geçmişti: Euroleague ve BSL salgın hastalık sebebiyle oluşan maddi yükümlülükler dolayısıyla iptal edildi, NBA ise 180 milyon dolarlık yatırımla Orlando’daki Disney stüdyolarında “Bubble” adı verilen yalıtılmış basketbol ortamını kurdu. NBA yönetimi Forbes dergisinde geçen ifadeye göre bu sayede 1.5 milyar dolarlık gelirini kurtarmış oldu.

Para parayı çeker demek bu noktada basite kaçan bir ifade olsa da Adam Smith‘in Ulusların Zenginliği kitabını yazdığından beri tanımlanmış olan temel kapitalist prensipleri yıkıcı bir şiddette uygulayan ABD gibi toplulukların salgın hastalığın aşısını uygulamaya başlaması, diğer pek çok ülkeye nazaran daha hızlı gerçekleşti. Nitekim İngiltere başbakanı Boris Johnson da Muhafazakar Parti Milletvekilleriyle yaptığı konuşmada “aşıdaki başarımızın arkasında açgözlülük ve kapitalizm var” demiştir.

Haberin detaylarına bakıldığında Başbakan Johnson sözlerini hızla geri alsa dahi kullandığı ifadenin işaret ettiği önemli bir detay mevcut: para veya kaynaklar, akıl doğrultusunda ve makul biçimde yönlendirilirse bir işi neticelendirmek de kolaylaşacaktır.

Oyuncu Maaşları

Johnson’un işaret ettiği yöne baktığımızda fark ettiğimiz esas olgu NBA’deki ekipler ile Euroleague’de mücadele eden takımlar arasındaki maaş uçurumu olacaktır. Euroleague’in en çok maaş alan iki oyuncusu Nikola Mirotic ve Shane Larkin‘in maaşları sırasıyla 3.8 ve 3.7 milyon dolar düzeyinde. NBA’in en çok kazanan oyuncusu Steph Curry ise yıllık 43 milyon dolar kazanıyor. Salary cap (bir takımın ödediği toplam maaş sınırı) uygulamasına göre NBA kulüplerinin bu sezon için sınırı 109.1 milyon dolar seviyesindeydi ve bu meblağ herhangi bir Euroleague takımının bütçesini hayli geçmekte.

Atmosfer Farklılığı

Türk izleyicisi gözünde Avrupa basketbolunun ABD basketboluna göre en önemli avantajı ateşli seyircilerin sağladığı salon atmosferiyle birlikte kültürel yakınlık da olmuştur. Belgrad, İstanbul, Atina, Madrid, Pire, Berlin, Selanik, Kaunas, Moskova veya Barcelona seyircisinin oluşturduğu ortam bizlere basketbolun sahada oynanan mücadele kısmının dışında da bir rekabet vaat etmiştir.

Kendi içimizden yetişen takımların, yabancı ekiplerle başabaş rekabet etmesi aynı zamanda izleyici olarak bizlerin yakınımızdaki ulusların ürettiği değerlere karşı zafer kazanma duygumuzu perçinler.

Nitekim 1996’da Efes Pilsen‘in Koraç kupası zaferi, 2017’de Euroleague çeyrek finalinde Atina-OAKA’dan zaferle dönen Fenerbahçe Ülker‘in galibiyeti ve devamındaki gelen Türk basketbol tarihinin ilk Euroleague şampiyonluğu, 2021’de Anadolu Efes‘in Euroleague’i kazanması bu duruma örnektir.

Seyirci atmosferinin kültürel yakınlıkla sağladığı avantaja karşılık oyun kalitesi ve daha büyük bir şov arasında kalan izleyicilerin bir kısmı her iki ligi takip etse de NBA’in pek çok Türk izleyicisinde ifade ettiği anlam, bizleri daha farklı bir sosyolojik sıkışmışlığı incelemeyi zorunlu kılıyor.

Erişilmez Ada NBA

Niteliksiz yığının enerjisiyle birleşen bir yaşanmamışlık, kendisini Türkiye’de pek çok spor dalında var gücüyle gösteriyor. Ülkenin özellikle futbol branşında kendisini açık biçimde hissettiren sidik yarışı bir anlamda Türkiye’nin geçmişten bugüne kadar taşınmış çeşitli sosyolojik sorunlarının bir kısmını da temsil ediyor. Ana akım medya kuruluşlarındaki ekran yüzlerinin hatırı sayılır bir kısmı, tıpkı akrabasının aldığı arsayı diline dolayan kimseler gibi, bir maçı onun oynanma süresinden fazla konuşmayı kendisine görev edinmiş durumda.

Bu gibi popülist eğilimler Türkiye’de 90’ların başında özel kanalların kurulmasıyla hızlansa bile gençlerin yorucu ülke ikliminden mola alıp soluklanmak için basketbolu ve NBA’i kendisine mesken edinmesi biraz zaman aldı. 90’ların ortasından itibaren Fast Break, Slam gibi basketbol dergileriyle birlikte yaygınlaşan NBA bilgi birikimi 2000’lerden itibaren artan TV yayınları, internetin gelişmesi ve çeşitli Türk basketbolcuların NBA’de boy göstermesiyle birlikte Türk gençliğine soluklanacak alanı oluşturmaya başladı.

Aşağıdaki tweet, NBA ikliminin toplumsal bellekteki kavrayışına dair önemli bir örnek sunmaktadır. Tweet’in 2018 yılında atıldığını düşünürsek ve kullanıcının kabaca 20’li yaşlarının ortalarında olduğunu varsayarsak o halde bu kişinin 2005-2013 arasına denk gelen bir dönemde lise okuduğunu kabul edebiliriz. Tweet’i atan kullanıcı, ifadesini Anadolu Lisesi eğitim düzeyi ve dolayısıyla İngilizce kaynak takibi üzerinden kurguluyor. “Ve” bağlacından sonra gelen bölümde NBA vurgusunu gerçekleştiriyor, bu şekilde ülkeden 7-10 saat uzaklıkta oynanan bir ligi takip eden kimseleri tanımlıyor. Devamında da varsayımını gerçekleştiriyor: “bu kimselerin hiçbir şeye üzüldüğünü düşünmüyorum.”

Görsel 2 – Anadolu Lisesi ve NBA hakkındaki Tweet

kaynak

El Değmemiş Alternatif

Anadolu lisesi, eğitim düzeyi, İngilizce bilgisi ve Amerikan basketbol liginin takibi üstünden yapılan kurgu önemli bir olguyu işaret ediyor: 90’ların ortasından bu yana NBA, futbol hamasetiyle kirletilmemiş, toplumun eğitimli veya pozitif, dinamik kesmini yansıtmayan kimselerince yıpratılmamış, ülkenin bilgisiz kitlelerince aşındırılmamış bir ortamı Türk gençliğine sunar.

Bir anlamda Türkiye’deki erişilmez bir ada olarak kolektif bilincimizde yer eden NBA, Türk gençliğine hayatı dar eden kısır çekişmelerden bir nebze olsun uzaklaşma imkanı sunmuştur. NBA’in oyun kalitesi yüksek bir spor iklimi sunması dışında sahip olduğu önemli bir temel fark da mevcuttur.

Farklı Zamanlar

Türkiye ile ABD arasındaki saat farkı sebebiyle, günün erken saatlerinde oynanan maçlar hariç, müsabakaların başlangıç zamanı genellikle gece yarılarına denk gelir. Bu durum da NBA’i takip eden basketbolseverlerin özel olarak ilgili maçın oynanacağı saatte uyanmasını gerektirir.

Gelgelelim bu saatler aynı zamanda çeşitli kaygılardan dolayı uyuyamamış kimselerin de saatleridir: ülkedeki adaletsizliklerden bunalmış, çocuğunu uyutmaya çalışırken uykusu açılmış, partneriyle tartıştığı için sinirlenmiş, sıkıntılı bir tapu devir işleminin nasıl hallolacağını düşünürken bir türlü uyamamış kimseler de bu saatte ayaktadır.

Eğer insanın kendisini en güvensiz hissettiği bu saatlerde amansız kaygıların kıskacında sıkışmışsanız bir NBA maçı imdadınıza yetişir. Üstelik maç oynanırken Her Şey NBA gibi influencer hesaplarına girip paylaşımları, yorumları okuduğunuzda gece yarısı yalnızlığınız da hafifler. Karanlığın içinde sizin gibi birileri daha vardır ve uykusuzluğunuz zannettiğiniz kadar kötü değildir.

Murphy Kanunları

“Ters gidebilecek herşey ters gidecektir” ifadesi Murphy Kanunlarının en bilinen maddesi olsa bile Christopher Nolan bu ifadeye “Yıldızlararası” adlı filminde daha yerinde bir bakış açısı katmıştır.

Murphy Kanunu kötü bir şey olacağını bize söylemez. Murphy Kanununa göre olabilecek her şey, olacaktır.

Nitekim bir Türk gencinin işinden başını kaldırıp telefonunu eline aldığında gördüğü haberler sıklıkla Marmara Denizi’ni saran çevre felaketi, define kazısı çalışması için yok edilen Dipsiz Göl, Çorlu tren kazası minvalinde olmaktadır: Akıl doğrultusunda tasarlanmamış bir yaşam sürdürdüğümüz müddetçe olabilecek her şey olacaktır. Çevre mühendisliği prensibi olarak kirliliği kaynağında önlemek bir düsturdur. Kirlilik ortaya çıktıktan sonra sorunu çözmek için gereken yöntemlerse dallanıp budaklanacaktır.

Başkalarının Hayatı

Anlatı doğrultusunda imgesel olarak ele alındığında NBA’in Türkiye’de yaygınlaşmasının nedeni, Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın kendi günlüğünde ifade ettiği gibi “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor” sözlerinde yatar.

Türkiye’nin baş döndürücü yoğunluktaki gündemi, insanların hakkını aramaktan çekindiği bir iklimi doğurmuştur. Bu da halihazırda zayıf entelektüel birikime sahip toplulukların birbirine olan güveninin, popülist politikalar aracılığıyla aşındırılmasına neden olmuştur. Aşağıdaki grafikte görüleceği üzere Türkiye, yurttaşı olanların aynı ülkeyi paylaştığı kimselere güvenmediği ülkeler arasındadır.

Görsel 3 – Vatandaşların Güvenilirlik Oranı

Hukuk, içinde oluştuğu toplumun ihtiyaçlarına göre organik biçimde şekillenmiş ve çeşitli alanlarda evrensel değerlerle birlikte var olan yasalar bütünüdür. Toplumsal kavrayışa aykırı yönde işleyen sosyal hayat akışı, sağlam temellere sahip olmayan hukuğun değerlendirme kabiliyetini bozacak, böylelikle insanların adalet duygusunu zedeleyecektir. Görsel 3 de bu şekilde değerlendirilebilir: insanlar adalete olan inancını yitirdiği doğrultuda içinde bulunduğu topluma karşı güven duymaz ve hatta bu topluma karşı aidiyeti zayıflar.

24.2 cm çapındaki bir topu 46 cm çapındaki çemberden geçirmeye çalıştığınız basketbolsa oldukça adil bir oyundur. Dar bir sahada çok fazla pozisyon üzerinden oynanan bu oyun üstüne bir de NBA’deki gibi 82 maçlık normal sezonun ardından ortalama 22 maçlık bir playoff yolculuğuyla neticelendiriliyorsa adalet kaygısı asgari düzeye inecektir.

Basketbol aslında sadece basketboldur; fakat bu spora yöneliş sebeplerimiz bize NBA’i neden takip ettiğimizi daha iyi açıklayacaktır. NBA’in görkemli ekonomisi, oynanan oyunun kalitesi kadar içinde yaşadığımız toplumun kendine has yapısıyla olan ilişkimiz de bu yönde belirleyicidir.

Bu bir basketbol yazısı mıdır? Bu bir pipo mudur? Foucault’ya göre benzer olmak, düşüncenin kendi özelliğidir. Benzerlik nesnenin kendisine değil, imgeye atfedilmelidir.

Komşunuzun 8 yaşındaki çocuğunun “Neden NBA izliyorsun?” sorusuna yanıt verebilmeniz dileğiyle…

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Basketbolu felsefi yönüyle ele almayı seven, Steve Nash sayesinde Phoenix Suns taraftarı bir mühendis.
  • Ben Simmons: Ne Olacak Bu Çocuğun Hali?
    Bu Bir Basketbol Yazısı Değildir Bu bir beyan değil, toplumda daha çok “Bu Bir Pipo Değildir” olarak da bilinen, 1929 yılında Belçikalı sürrealist René Magritte tarafından tamamlanmış “İmgelerin İhaneti” adındaki tabloya atıfta bulunan bir başlıktır. Michel Foucault tarafından “Bu Bir Pipo Değildir” adlı kitapla değerlendirilen bu resim, ilk bakışta formun içine sıkışmış imgelerin karşıtı olarak […]
  • Çığlık: Dirk Nowitzki ve Paul Pierce Neden Özeldir?
    Bu Bir Basketbol Yazısı Değildir Bu bir beyan değil, toplumda daha çok “Bu Bir Pipo Değildir” olarak da bilinen, 1929 yılında Belçikalı sürrealist René Magritte tarafından tamamlanmış “İmgelerin İhaneti” adındaki tabloya atıfta bulunan bir başlıktır. Michel Foucault tarafından “Bu Bir Pipo Değildir” adlı kitapla değerlendirilen bu resim, ilk bakışta formun içine sıkışmış imgelerin karşıtı olarak […]
  • Neden Büyüyelim: Bazı Yıldızlar Niçin Diğerlerinden Büyüktür?
    Bu Bir Basketbol Yazısı Değildir Bu bir beyan değil, toplumda daha çok “Bu Bir Pipo Değildir” olarak da bilinen, 1929 yılında Belçikalı sürrealist René Magritte tarafından tamamlanmış “İmgelerin İhaneti” adındaki tabloya atıfta bulunan bir başlıktır. Michel Foucault tarafından “Bu Bir Pipo Değildir” adlı kitapla değerlendirilen bu resim, ilk bakışta formun içine sıkışmış imgelerin karşıtı olarak […]
  • Başkalarının Hayatı: Neden NBA’i Takip Ediyoruz?
    Bu Bir Basketbol Yazısı Değildir Bu bir beyan değil, toplumda daha çok “Bu Bir Pipo Değildir” olarak da bilinen, 1929 yılında Belçikalı sürrealist René Magritte tarafından tamamlanmış “İmgelerin İhaneti” adındaki tabloya atıfta bulunan bir başlıktır. Michel Foucault tarafından “Bu Bir Pipo Değildir” adlı kitapla değerlendirilen bu resim, ilk bakışta formun içine sıkışmış imgelerin karşıtı olarak […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlk Turun Sürprizleri ve Hayal Kırıklıkları!

Sıcağı Sıcağına: Kemba Walker Takası