in ,

BEĞENDİMBEĞENDİM HAHAHAHA SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM TERTEMİZTERTEMİZ YOK ARTIK!YOK ARTIK! YORUMSUZYORUMSUZ

Ben Simmons: Neden Takaslanmalı?

Ben Simmons’ın takaslanmasını gerektiren sebepler!

76’ers İçin Acı Reçete

Ben Simmons’ın NBA’in genç çekirdeğinin en önemli oyuncularından biri olduğu aşikar. Oynadığı pozisyona göre fizik üstünlüğü, yeri geldiğinde 4.5-5 pozisyonu birden savunabilmesi, top hakimiyeti ve formda haliyle yürüyen bir triple-double makinesi olması ile kendi jenerasyonunda diğer oyunculardan hep bir adım önde görülüyor. Lakin oyunun tüm yönlerinde eşleniklerine göre çok üstün olsa da, burada kullandığımız tabiri “tümü – 1” olarak değiştirmemiz çok daha yerinde olacaktır. Zira bu ölçekte dominant bir oyuncunun ŞUTU YOK. Bu abartı bir tabir değil zira Simmons, her ne kadar sezon öncesi maçlarda bir adet üçlük isabeti bulmuş ve bu da küçük çaplı bir peygamber mucizesi etkisi yaratmış olsa da, Simmons’ın en azından kısa vadede hiç şut yeteneği olmayacağı aşikar. Sezonun geride kalan küçük kısmında Simmons’ın şut performansını bir inceleyelim:

Görüldüğü üzere Simmons kullandığı saha içi denemelerinin yüzde 90’ından fazlasını boyalı alandan kullanıyor. Boyalı alanda isabet oranı lig genelinde %57.2 iken, Simmons bu istatistikte %54.3 ile lig genelinin altında bir performans sergiliyor. Boyalı alan dışında kullandığı 7 denemenin tamamı 3 sayı çizgisinin içerisinde olmasına rağmen bunlarda tek bir isabet dahi bulamamış durumda.

Bu durumun 76’ers üzerinde bir kaç olumsuz etkisi var. Bunlardan birincisi, şut atamayan bir oyun kurucunun saha içerisinde spacing, yani alan kullanımı konusunda sıkıntı yaratması. Şut tehdidi olmayan Simmons’ı alçak posta dışında ciddi bağlamda savunmayan takımlar, ligin pota altında belki de en büyük skor tehdidi olan Joel Embiid’e odaklanıp, Embiid’in etkinliğini minimize edebiliyorlar. Buna ek olarak, hali hazırda pota altında oldukça etkin bir uzununuz varken, tek etkinliği pota altında olan bir oyun kurucunun varlığı ve gerekliliği, ciddi bağlamda sorgulanması gereken bir olgu. Simmons yerine, vasat üstü dış şut tehdidi olan bir guard’ın hem Embiid’in üzerindeki savunma baskısını azaltma, hem de Embiid’in üzerindeki skor üretme baskısını alma gibi bir etkisi olması kuvvetle muhtemel. Geride bıraktığımız sezonlarda mütemadi sakatlık sorunları yaşayan Embiid’in üzerindeki savunma baskısının azalmasının, onun fiziksel yıpranma payını azaltıp, play-off’lar dahil tüm sezonu sağlıklı geçirmesini sağlaması gibi olası bir katkı da cabası. Ayrıca daha az savunulan bir Embiid’in ne ölçekte istatistiklere ulaşabileceği de başka bir faktör. 23.3 sayı ortalamasına sahip Embiid’in bu ölçekte ikili sıkıştırmalar ile bu seviyeye varmış olması ise tek başına başka bir yazının konusu olabilir.

Tüm bunlara ek olarak Simmons’ın kötü (ya da olmayan) şut istatistiği, serbest atış yüzdelerine de yansımış durumda. Simmons’ın son 3 sezondaki serbest atış yüzdeleri sırasıyla %56, %60 ve %56. Oyunun şut ağırlıklı akışa evrildiği 2010’lu yılların sonunda, serbest atışı kötü olan uzunlara bile burun bükülürken Simmons’ın bir guard olarak bu performansı kabul edilemez. Oyunun diğer alanlarında mükemmele yakın bir performansı olan Simmons’ın an itibariyle durdurulabilmesi için alçak postada savunulması ve serbest atışa zorlanması yeterli. Bu derece öngörülebilir defoları olan böylesine muhteşem bir oyuncunun 76’ers’ı aşağı çekmesi de oldukça ironik bir durum.

Gel gelelim içinde bulunulan bu açmazda dahi hem 76’ers hem de Simmons için reçeteler mevcut. Öncelikle, 76’ers bu konuda ne yapabilir? Simmons’ın büyük bir hayranı olsam da, 76’ers’ın kalıcı başarıya ulaşması için benim nazarımda sadece bir seçenek mevcut: Simmons’ı takaslamak. Simmons, doğru oyun tarzında (ki ona da birazdan değineceğiz) ligi LeBron ayarında sarsabilecek bir oyuncu. Gel gelelim, 76’ers’ın oyun tarzı ve kadro yapısı, Simmons’ın oyununun faydasından çok zararının gözlemlenmesini sağlıyor.

Diyelim ki 76’ers “bu zararın neresinden dönersek kar, oyun tarzımızı Simmons’ın yararını maksimize edecek şekilde kurgulayalım” dedi. İlk seçenek Simmons’ı daha az şut kullanıp daha çok penentre edeceği, bir çeşit oyun kurucu forvet pozisyonuna çekmek, point-forward diyelim. Bu durumda 76’ers’ın Horford-Harris ikilisinin dakikalarını ciddi oranda azaltması gerekecektir. Bu ikilinin olduğu bir ortamda oraya bir de Simmons’ı eklemek, ne herhangi bir takımın sahip olacağı lüks ne de mantıklı bir fikir. İkinci seçenek Simmons’ı, şutsuz bir oyuncu olarak kabul edip etrafını şutörler ile çevirmek. Giannis-Milwaukee örneği gibi. Gel gelelim elinizde Embiid gibi bir pota altı canavarı mevcut iken onu şut atmaya zorlamak ya da onun bu yeteneğinden şutör bir pivot sevdası yüzünden mahrum kalmak da hiç mantıklı bir iş değil.

Dolayısıyla geriye tek bir seçenek kalıyor: Simmons’ı takaslamak. Peki, Simmons’ın yerine 76’ers’ın ihtiyaç duyduğu oyuncu tipi ne? Hemen söyleyelim: skorer oyunu ve şut tehlikesi olan, clutch yeteneği yüksek ve en önemlisi de “spacing” oluşturabilecek bir guard. Peki Simmons’ın potansiyelini en üst seviyede kullanabilmesi için nasıl bir ortama sahip olması lazım? Az önce de belirttiğim gibi, oyunu domine ederken etrafını doldurabilecek, Milwaukee tarzı en az 3-4 şutörlü bir beş oluşturabilecek bir takım. Bu durumda olası bir takasta her iki tarafın da yararlanabileceği bir takasın, diğer taraftaki eşleniği kim olabilir? Aklıma bir kaç ihtimal geliyor. Hemen bunları sıralayalım:

1. Damian Lillard: 76’ers onun için ideal takım. Clutch, takım arkadaşlarına alan açma becerisi muhteşem. Şut yeteneği mevcut. Olası bir takasta, Simmons’ın etrafını şutörlerle çevirebilecek bir kaç takımdan biri de Portland. En ideal senaryo.

2. Bradley Beal: Damian Lillard x 0.8 diyebiliriz kısaca. Wizards ise doğru kadro mühendisliği ile Simmons’ın franchise oyuncusu olduğu uzun seneleri dizayn edebilme imkanına sahip. Gel gelelim Simmons’ın şu an için kayda değer bir parıltıya sahip olmayan bir organizasyona gitme ihtimali çok yok.

3. Devin Booker: Doğru ellerde Kobe 2.0’a dönüşebilecek bir oyuncu. Bu seneki performansıyla bunu ziyadesiyle kanıtlıyor. 76’ers’ın aradığı her şey onda. Lillard’a koyarsak daha genç olması da cabası. Yıllar yılı yeniden yapılanan Suns’ın başarılı grafiği Simmons’ı cezbedebilme kapasitesine sahip. Her şey mükemmel değil mi? Hayır. Her ne kadar mükemmel bir senaryo olsa da, Suns’ın Booker’sız bir gelecek inşa etme planının olduğunu veya olacağını zerre düşünmüyorum. O yüzden listedeki en düşük ihtimal, bu senaryoya ait.

Oyunun tamamiyle takımların şut tehdidi oluşturmasına evrildiği bir on yıla girmemize, şunun şurasında sadece 2 ay kadar kaldı. Simmons, genç yaşı ve neredeyse sınırsız ham yeteneği ile, tüm defolarına rağmen birçok takımın hala kadrolarında görmek isteyeceği bir oyuncu. Gel gelelim ilerleyen yıllarda ne Simmons’ın genç yaşı kalacak, ne de, düzenlemeleri halinde, defoları kabul edilebilir bir hal alacak. Şampiyonluk yolunda mükemmel takımı kurmak isteyen bir 76’ers’ın, bunu her ne kadar kendisinin en büyük hayranlarından biri olarak söylemesi çok canımı acıtsa da, hazır takas değeri yüksekken Simmons’ı takaslaması şart. Bu takas, doğru şartlar ve doğru takımı içerdiği hali ile, Simmons’ın kendine has oyunu ile ligi domine edebileceği bir ortam yaratması açısından da oldukça gerekli.

Peki, sizin bu durum için farklı reçeteleriniz var mı? Ya da baştan soralım, sizce Simmons takaslanmalı mı? Böylesine tartışmalı bir konuda sizin görüşlerinizi duymak oldukça ilginç olacak. Hepinizi yorumlara bekliyoruz!

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • En Kötü NBA Yorumları Finaller Özel
    76’ers İçin Acı Reçete Ben Simmons’ın NBA’in genç çekirdeğinin en önemli oyuncularından biri olduğu aşikar. Oynadığı pozisyona göre fizik üstünlüğü, yeri geldiğinde 4.5-5 pozisyonu birden savunabilmesi, top hakimiyeti ve formda haliyle yürüyen bir triple-double makinesi olması ile kendi jenerasyonunda diğer oyunculardan hep bir adım önde görülüyor. Lakin oyunun tüm yönlerinde eşleniklerine göre çok üstün olsa […]
  • Yapmazsam Olmaz: En Garip Oyuncu Ritüelleri!
    76’ers İçin Acı Reçete Ben Simmons’ın NBA’in genç çekirdeğinin en önemli oyuncularından biri olduğu aşikar. Oynadığı pozisyona göre fizik üstünlüğü, yeri geldiğinde 4.5-5 pozisyonu birden savunabilmesi, top hakimiyeti ve formda haliyle yürüyen bir triple-double makinesi olması ile kendi jenerasyonunda diğer oyunculardan hep bir adım önde görülüyor. Lakin oyunun tüm yönlerinde eşleniklerine göre çok üstün olsa […]
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    76’ers İçin Acı Reçete Ben Simmons’ın NBA’in genç çekirdeğinin en önemli oyuncularından biri olduğu aşikar. Oynadığı pozisyona göre fizik üstünlüğü, yeri geldiğinde 4.5-5 pozisyonu birden savunabilmesi, top hakimiyeti ve formda haliyle yürüyen bir triple-double makinesi olması ile kendi jenerasyonunda diğer oyunculardan hep bir adım önde görülüyor. Lakin oyunun tüm yönlerinde eşleniklerine göre çok üstün olsa […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    76’ers İçin Acı Reçete Ben Simmons’ın NBA’in genç çekirdeğinin en önemli oyuncularından biri olduğu aşikar. Oynadığı pozisyona göre fizik üstünlüğü, yeri geldiğinde 4.5-5 pozisyonu birden savunabilmesi, top hakimiyeti ve formda haliyle yürüyen bir triple-double makinesi olması ile kendi jenerasyonunda diğer oyunculardan hep bir adım önde görülüyor. Lakin oyunun tüm yönlerinde eşleniklerine göre çok üstün olsa […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giannis Antetokounmpo: Bir Yıldızın Yükselişi

Perde Arkası: LeBron ve Asist Üzerine!