nba all-star
in , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM HAHAHAHA SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM

Fevkaladenin de Fevkinde: En İyi All Star Maçları

Tarihin en iyi karşılaşmaları!

Nerede O Eski All Star’lar? Burada!

İnsan aklının çalışma şekli ciddi ölçüde şaşırtıcıdır. Kimisi için “rutin” denen kavram çekicidir çünkü birkaç kez olagelen bir şeyin daha sonrasında da aynı şekilde olacağını bilmek bir güven hissi verir ve bu rahatlatıcıdır. Kimisi için ise rutin kaçınılan bir olgudur, çünkü bugünün dünün aynısı olacağını bilmek, hayata devam etmek için gerekli olan itici gücü baltalar. Yenilik, her zaman iyi bir durum olmamakla birlikte hiç olmazsa heyecan vericidir, yaşamak için bir neden üretir.

Ben de kendimi ikinci grup içerisinde hissedenlerdenim. Hayatımı kazandığım devlet memurluğu tamamiyle rutini, statükoyu korumak üzerine kurulu bir mantık iken, insan hayatın geri kalan kısmını olağandan farklı yaşamak istiyor herhalde. O yüzden yeni bir şey ile karşılaşmak beni şahsen heyecanlandırıyor, meraklandırıyor. Bu yüzden de, yeni formatıyla karşımıza çıkan NBA All Star maçını izlemek hususunda büyük bir heyecan içerisindeydim. Geçen senenin All Star maçına uyanmaya dahi tenezzül etmemiş olduğum göz önüne alınırsa, heyecanın boyutları anlaşılır umarım. Velhasıl, heyecanla beklediğime değdi. Son 10 küsür yılın belki de en güzel maçını izlediğime kanaat getirdim. Rekabet, takımların ve yıldızların kazanma isteği, savunma, çekişme, son yılların ortalamasının bir hayli üzerindeydi. Yine de, 90’lı yılların başlarından beri All Star gecelerine babasıyla, abisiyle maaile kalkan bir neslin üyesi olarak eskileri yad etmeme engel olamadı. Neden? İki sebebi var. Birincisi yeni format heyecan verici olsa da, kazanmanın bir onur meselesi olarak görüldüğü eskilerin seviyesine erişmesi için, bu formatın bir hayli yol kat etmesi lazım. İkincisi de, hayatımda yeni hiçbir şeyi beğenmediğim bir evreye girmiş olabilirim. Mevzubahis evre de dahil.

Dolayısıyla, eskilerin daha iyi olduğuna dair bir iddianın sahibi makam olarak, kendimi nelerin daha güzel olduğuna dair belli örnekler verme sorumluluğunda hissediyorum. Tamamiyle kişisel beğeni ölçeğinde oluşturulmuş birkaç örnek olmakla birlikte, bu maçlar hakkında verdiğim bilgileri okuduktan sonra, geçmişi sevenler maçları bir yerlerden bulup yad edecekler, izlemeyenler ise YouTube’a koşup arama çubuğuna defaiyetle yeni anahtar kelimeler yazacaklar, garanti ederim. Öyleyse buyurun en güzel All Star maçlarına.

1993 All-Star Maçı

karl malone john stockton

Önce ilk beşler ile başlayayım. Doğu’da Shaq, Larry Johnson, Isiah Thomas, Scottish Pippen ve Michael Jordan. Batı’da David Robinson, Charles Barkley, Clyde Drexler, Karl Malone ve John Stockton. Kadrolar inanılmaz, değil mi? Bitmedi, daha bench’leri saymadık! Doğu’da bench’teki birkaç isim, Dominique Wilkins, Patrick Ewing, Joe Dumars. Batı’da ise Hakeem Olajuwon maça bench’te başlamak zorunda kaldı. Öyle ki, Batı’nın tüm kadrosundan 8 kişi, Barcelona Olimpiyatları’ndaki 12 kişilik Dream Team’in üyesiydi. Dünyanın gördüğü en büyük basketbol takımının tamamını oluşturan bir Batı!

Maçındaki kendisi de bir hayli çekişmeli idi. İlk yarıyı 5 sayı önde kapatan Batı, Doğu’nun son çeyrekte kendilerini yakalamalarına engel olamadı ve maç uzatmaya gitti. Uzatmayı daha iyi oynayan Batı maçı 135-132 kazandı. MVP ödülü, ev sahibi şehrin iki yıldızı Malone (28 sayı)  ve Stockton (15 asist)  arasında paylaştırıldı. Michael Jordan’ın 30 sayısı Doğu’ya yetmedi. İlk All Star’ından Shaq 14 sayı kaydetti. İlginç bir not: Shawn Kemp ilk All Star’ından hiç sayı kaydedemedi.

1970 All-Star Maçı

Bu maçı diğer maçalardan ayıran en önemli özelliği, NBA’in iki önemli nesli arasındaki geçişin bir gösterisi olmasıydı. Bir yanda kariyerlerinin son demlerindeki Elgin Baylor, Jerry West ve Oscar Robertson, diğer yanda ise güçlü kariyerlerinin ilk alımlarındaki Walt Frazier, Elvin Hayes ve Lew Alcindor.

Maç boyunca Doğu dominant bir performans gösterdi. O kadar ki, son çeyrekte 50 sayı atan Batı’nın çabaları 142-135’lik mağlubiyete engel olamadı. Willis Reed 21 sayı 11 rebound’luk performansıyla MVP ödülünün sahibi oldu. Zaten kendisi mevzubahis sezonda hiç vites düşürmeyip sezon MVP’si ve finaller MVP’sinin de sahibi oldu. West 24, Hayes 22 sayı ile diğer kayda değer performanslardandı. Çaylak Alcindor da 10 sayı 11 rebound ile bir diğer kayda değer performanstı.

Yahu kim bu Lew Alcindor, neden bu kadar çok lafını ettik? Kendisini anımsayamayanlar olması ziyadesiyle normal, biz kendisini daha çok Kareem Abdul-Jabbar olarak tanıyoruz. 1971’e kadar “Merhaba, ben Lew.” diyordu ama, suç bizde değil.

2010 All-Star Maçı

dwyane wade

Bu maçı özel kılan birkaç neden mevcut. Öncelikle NBA tarihinin seyirci rekoru bu maçta. Normalde bir Amerikan Futbolu stadyumu olan Dallas Cowboys stadyumu, bu etkinlik için özel olarak düzenlendi ve neredeyse 109000 kişi bu maçı canlı olarak, yerinde izledi. İkinci neden, Batı’nın en çok oy alan iki oyuncusu Kobe Bryant ve Chris Paul’ün sakatlıkları nedeniyle kadroda yer alamamasıydı. Üçüncü sebebi ise, hikayenin salahiyeti çerçevesinde sona saklayayım.

İlk yarıyı 7 sayı önde kapatan Doğu, son çeyreğe farkı daha da açarak girse de, son çeyrekte Batı muhteşem bir geri dönüşe imza attı. Gel gelelim, bu muhteşem “geri dönüş pastası”nın üstüne “galibiyet vişnesi”mi koymak Batı’ya nasip olmadı. Chris Bosh’un serbest atışlarıyla son 5 saniyeye 2 sayı önde giren Doğu, Carmelo Anthony’nin kaçırdığı üçlük sonrası galibiyeti ancak kutlayabildi. Maçı 141-139 Doğu kazandı.

28 sayı, 6 rebound, 11 asist ve 5 top çalma ile gecenin MVP’si ödülünü eve götüren Dwyane Wade’e yardımcı performanslarda, 23 sayıyla Chris Bosh ve 25 sayıyla Lebron James yer aldı. Yedi oyuncusu çift hanelere çıkan Batı’da Carmelo’nun 27 sayısı mağlubiyete engel olamamıştı.

Gelelim bu maçı özel kılan üçüncü sebebe. Bu maçta üstün bir performans gösteren Lebron James – Dwyane Wade – Chris Bosh üçlüsünün, All Star haftasında aralarında gelecekteki bir takım arkadaşlığı konusunda diyaloglarının olduğu biliniyor. Ertesi sene gerçekleşecek bu büyük buluşmanın Lebron ve Bosh tarafından verilen kararlarının da, aslında bu maçın hemen bitiminde verildiği de söylenegelenler arasında. Biz “söylenegelenler” diyelim her ihtimale karşı.

1987 All-Star Maçı

michael jordan magic johnson

1987 yılı, NBA’deki geleneklerin hala güçlü bir şekilde yer tuttuğu bir seneydi. Misal, ezeli bir rakibiniz varsa ondan ciddi şekilde nefret ettiğiniz, yoluna taş koyduğunuz yıllardı. Misal, Celtics ve Pistons’da birbirlerini gördükleri yerde boğazlarına sarıldıkları, Detroit ve Chicago’nun da birbirlerinden haz etmemenin birkaç adım ötesinde oldukları yıllardı. O kadar ki, Isiah Thomas ve Bill Laimbeer’ın bilerek ve isteyerek Jordan’a top kullandırmadıkları dedikodusu yıllarca dillendirildi. 37 sayı (!) ortalamalı bir sene geçiren Jordan’ın o maçta sadece 11 sayı atması da, bu dedikodunun en büyük dayanağıydı.

Buna ek olarak, özellikle Doğu’nun kadrosu dillere destandı: Wilkins, Moses Malone, Bird, Erving ve Jordan. Yedeklerde kalmak zorunda olan Thomas, McHale ve Barkley de cabası. Buna rağmen, kadrosunda şanı şu zamana kadar devam edenlerden sadece Magic, Hakeem ve James Worthy olan Batı, sürpriz bir performans sayesinde maçı bir uzatma sonunda 154-149 kazandı: Tom Chambers. Sakatlanan Ralph Samson’ın yerine kadroya dahil edilen Chambers, kendisini maç boyu besleyen Magic’in de büyük katkısı ile maçı 29 dakikada 34 sayı ile tamamlayıp MVP ödülünü evine götürdü, diyemeyiz, çünkü maç hali hazırda takımının şehri Seattle’da oynanıyordu. Ödülü evinden hiç çıkarmadı diyelim. Rolando Blackman 29, Worthy 22, Doctor J 22, Malone 29 sayı; Magic 15 asist ile gecenin öne çıkan diğer isimleriydi.

2003 All-Star Maçı

kobe bryant

2003 All Star’ı pek çok açıdan bir Michael Jordan’a saygı gecesiydi. Jordan’ın kariyerinin en son All Star’ı olmasına rağmen, oylamada kendisine ilk beşte yer bulamamıştı. Maçın başlamasına sadece birkaç dakika kala, Doğu takımının kısa forveti Vince Carter, ilk beşteki yerini Jordan’a verme nezaketinde bulundu. Jordan maçı 36 dakika süre ile tamamladı. Devre arası gösterilerinde, sahnede Jordan’ın Wizards formasının dizaynına sahip bir elbise ile Mariah Carey vardı (Carey’nin Carey olduğu zamanlar!). Gel gelelim, tüm bu duygusal yüküne rağmen bu maç sadece bir veda maçı olarak değil, iki uzatmaya giden tek All Star maçı olması özelliği ile belki de, tarihteki en çekişmeli ve heyecanlı All Star maçı olarak yer aldı.

İlk çeyreği Doğu 5 sayı önde, ikinci çeyreği Batı 3 sayı önde, üçüncü çeyreği Doğu 7 sayı önde kapattı. Canhıraş bir çaba ile Batı eşitliği sağlayıp maçı uzatmalara götürdü. İlk uzatmanın sonuna 4.8 saniye kala Jordan şiir gibi bir fadeaway ile Doğu’yu iki sayılık üstünlükle öne taşıdı. Gel gelelim, Jordan’ın devre arasında belirttiği, “basketbol oyununu emin ellere bırakıyorum”daki emin ellerden biri olan Kobe’nin maçı bir uzatmaya daha götürmeye niyeti yoktu. Son topta sağ dipten bir üçlük yollayan Kobe bu denemesinde başarılı olamadı ancak imdadına, muhtemelen o pozisyondaki faulünden sonra aldığı beddualardan mütevellit, yüzü bir daha gülmeyecek olan Jermaine O’Neal yetişti. Kazandığı üç serbest atıştan (belki de isteyerek) ikisinde başarılı olan Kobe, maçı ister istemez ikinci uzatmaya götürdü.

İkinci uzatmada ise “Lütfen daha fazla uzatmayalım” diyen Kevin Garnett’in sözü geçti. Maç 155-145 olarak sonlanırken, maçı Batı adına koparan bir performans gösteren Garnett, son çeyrekteki kilit 3 orta mesafe şutu da dahil olmak üzere geceyi 37 sayı, 9 rebound, 3 asist, 5 top çalma ve 1 blok ile bitirdi. Batı adına bir diğer değerli performans ise 22 sayıyla Kobe’den geldi.

Doğuda ise Jordan’ın 20 sayısının yanında, T-Mac’in 29 ve Iverson’ın 35 sayılık performansı, bu muhteşem maçı epik seviyelere taşımak, kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa anlatılagelen bir efsaneye çevirmek için yeterli olmadı. Tabii ki bu, yıldızları yetersizlikle suçladığımız anlamına gelmesin. O gecenin bütün günahı Allah’ın cezası Jermaine O’Neal’ın boynundadır. Yolda görsem yolumu değiştiririm, apartmanda asansöre binerken görsem merdiven boşluğundan kafasına tükürürüm, kendisi bu maçtan beridir bende öylesine özel (!) bir yere sahiptir.

Her All Star maçı kendi özelinde oldukça değerli organizasyonlar olmakla birlikte, her spor branşında olduğu gibi bazı sebeplerden bazı karşılaşmalar öne çıkabiliyor. Benim özelimde öne çıkan, toplamda beş maçındaki üzerinden kısa bir şekilde geçmeye çalıştım. Siz, takipçilerimizin de kendileri için özel olan All Star anıları mutlaka mevcuttur. Her zamanki gibi, paylaşımlarınız bizi ziyadesiyle mutlu edecektir. Orta yaş bunalımımın tezahürü olan ve yaşlı hissiyatımı temel alan bir başka yazımızda tekrar buluşmak dileğiyle. Güzel günler!

Yazar: Emre Ersun Uysal

Author Details
Üzgünüz! Profil Bulunamadı.
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kawhi leonard

Kawhi Leonard ve Spurs Arasında Neler Oluyor?

jokic

Koç Malone: “O Ligin En İyi Oyuncularından”