, , , ,

Jazz Orkestrasına Yeni Maestro

Ricky Rubio’nun artık yeni bir orkestrası var.

Büyük sükse yapmış, kapalı gişe oynamış filmlerin ardından diğerleri kadar ilgi çekmeyen fakat izleyenlere parmak ısırtan filmler her zaman olmuştur. Görsel açıdan büyük bütçeli yapımların yanında sönük kalan lakin teknik açıdan eleştirmenlerin takdirini toplayan filmler. Eminim aklınıza eşe dosta önerdiğiniz ‘’o’’ filmlerden bir kaçı gelmiştir. Geçtiğimiz sezon o filmlerden biriydi Utah Jazz. Radarın altından uçan, eğitimsiz gözlere pek zevk vermeyen, yani şov yapmayan, kendini kapasitesini bilerek sadece basketbol oynamaya çalışan bir ekipti.

Geçtiğimiz sezon sessizce zorlu batı konferansının 5. sırasına yerleşen Jazz, alışıla gelmiş herhangi bir beşinci sırada bitirmiş takımdan çok daha üst seviye bir basketbol oynadı. Golden State Warriors, Houston Rockets, Cleveland Cavaliers’ın tanımladığı basketbol anlayışına göre ‘eski’ bir bakış açısıyla parkeye çıkan Jazz, aslında ‘eski’ tip basketbolun tamamen raftan kaldırılmaması gerektiğini ancak ona yeni bir nota, yeni bir ses, yeni bir soluk getirilmesi gerektiğini gözlerimizin önüne serdi.

Hayward’ın takımdan ayrılması onları bir seviye geriye çekmiş gibi gözüksede, Ricky Rubio’nun takıma katılması Utah’ın geleceğine bir nebze olsun ışık tutmamıza yeterli oluyor. Kağıt üzerinde George Hill ile kıyasladığımız zaman Rubio, Jazz takımı için bir geri vites gibi gözüküyor. Lakin Utah Jazz’ın geçen sezon yaşadığı sorunların çoğuna Ricky Rubio çare olabilir.

Jazz taraftarlarının ve teknik ekibinin en büyük endişesi (benim de yıllardır endişe ettiğim yegane şeydir) Rubio’nun şutu bu sezon ne kadar istikrarlı olacağı konusunda. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında üçlük yüzdesini %40’ların üzerlerine çeken İspanyol oyun kurucu, kariyerinin de en verimli dış atış sezonunu geçirmişti. EuroBasket boyunca da (Slovenya maçı hariç) %45’in üzerinde üçlük isabeti bulan Ricky, Jazz teknik ekibinin takdirini topladı. Ancak bu üçlüklerin çoğu karşı savunmanın Rubio’nun şutuna saygı göstermemesi sonucunda oluştu. Yani top Rubio’nun ellerine ulaştığında hiç kimse şutu savunmak için ayağını dahi kıpırdatmadı. Rubio bunlara cezayı kesebildi mi? Evet. Hem de fazlasıyla. Fakat Rubio sezonun ilk çeyreğide boş atışlar bulup skor üretmeye başladığında, savunmalar da Rubio’nun şutuna önlem almaya başlayacaklardır. İşte Utah Jazz’in aşması gereken ilk duvar ve belki de onların Playoff kaderlerini belirleyecek en temel sorunda bu.

2008 Olimpiyatlarından beri kariyerini soluksuz takip ettiğim Ricky Rubio’nun el üzeri veya çevresinde onu azıcık dahi olsa rahatsız eden bir savunmacı eşliğinde üçlük isabeti bulmayı bırakın, üçlük atış denediğine şahit olduğum hadiseler bir elin parmaklarını geçmez.

Kaplumbağa

Geçtiğimiz sezon Warriors-Jazz maçları sanki iki kültürün birbirleriyle çatışması gibiydi. Eski ve muhafazakar anlayış ile yeni, farklı ve hızlı oyun anlayışı Batı yarı finallerinde de karşı karşıya geldi. Ve tartıda açık ara ağır basan taraf yeni anlayış, yani Golden State Warriors oldu. İstatiksel olarak da şaşırtıcı rakamlara gebe oldu bu eşleşme. Çok detaya girmeden, en büyük ve çarpıcı olan istatistiği sizlere sunmak istiyorum. Utah Jazz’in topa sahip olduğu dakikaların sayısı Golden State Warriors’dan fazla olmasına rağmen, Golden State Warriors Utah Jazz’ın bulduğu hücum sayısının neredeyse iki katı kadar fazla hücum etti!

Lige giriş yaptığından beri sadece keskin bir şutör olmadığını kanıtlayan George Hill, onu bir üst seviyeye çıkarabilecek olan ‘oyun okuma’ özelliğini bir türlü kazanamadı. Geçtiğimiz sezon Utah Jazz’in ligin en ağır hücum eden takımı olmasında onun da bir oyun kurucu olarak payı var. İşte Ricky Rubio’nun Jazz’e katabileceği en kilit katkıda bu. Oyunu ne zaman hızlandırıp ne zaman yavaşlatabileceğini kestirebilen bir oyun görüşü.

Ritim, hız, tempo ve oyun aklı. Bunlar Rubio’nun hala elit seviyelerde tutanmasını sağlayan yegane özellikleri.

Üçlük tehditini henüz kanıtlamamış bir guarda burun kıvırabilirsiniz. Haklısız da. Dış atış tehdidi savunma oyuncularının açılmasını sağlar ve, doğal olarak, savunmanın iletişimini zorlaştırır. Ancak savunmayı birbirine bağlayan bağları koparmanın bir başka yolu da var. Penetre etmek. Utah Jazz geçtiğimiz sezon aldığı galibiyete göre yaptığı penetre sayısı bir hayli düşük. Ve bu penetrelerin %28’in de Hayward’dan geldiğini unutmamak gerek. Ricky Rubio işte tam bu aralıkta devreye girebilir. Aynı Tony Parker’ın Spurs’te yaptığı gibi. Bilirsiniz ki; Tony Parker sezon boyunca sadece 69 üçlük denemesinde bulunsa da, Spurs sezonun en yüksek yüzdeli üçlük atan takımlarından biriydi. Parker’ın içeri dalıp savunmanın dengesini bozması ve attığı doğru paslar ile hücumu rahatlatması Gregg Popovich sisteminin mihenk taşlarından biri. Utah Jazz ile Spurs’ü karşılaştırmak ne kadar doğru diye sorabilirsiniz, lakin basketbol mutfağının şefi Gregg Popovich ise, onun tariflerini deneyen ve onlara farklı lezzetler katmaya çalışan tek isim Quin Snyder’den başkası değil. (Quin Snyder Utah Jazz’in koçu)

Fundementals

Bir bina temeli kadar sağlamdır derler. Basketbolun temelleri de fundementallardır. Küçük nüanslar, küçük detaylar bu oyunun kaderini belirler. Doğru bir göğüs pası, doğru bir perdeleme, doğru bir box-out. NBA temposunda bu küçük ayrıntıları dikkatlice gözlemlemek gerçekten zor, fakat Quin Snyder bunları gözünden kaçmayan ve takımından basit işleri ‘en doğru’ şekilde yapmalarını isteyen bir genç beyin. Bunu, en basit olarak Ruby Gobert – George Hill oynadığı mükemmele yakın pick&roll oyunlarında görmek mümkün. Mükemmele yakın olarak diye tanımlıyorum çünkü Hill çapraz pasları çok fazla deneyen bir oyun kurucu değil. Her forvet aksiyonu sonrası kenarlardaki doğru noktalara açılan Ingles ve Hood’u yeterince topla buluşturamadı tecrübeli oyun kurucu. Rubio ise perdeleme sonrası aksiyonlarda göz ucuyla hep dış oyuncuları arayan bir alışkanlığı var.

Özetlemek gerekirse;

George Hill’in pick&rolllardaki tercihleri sırasıyla

  1. Devrilen adama pas
    2. Orta mesafe şut
    3. Dış oyuncuya atılan pas.

Diğer yandan Rubio’nun tercih sırası;

  1. Devrilen adama pas
    2. Dış oyuncuya pas
    3. Orta mesafe atış ve ya tekrar sete dönüş.

Timberwolves takımı maalesef dış atışları yüzdeli atabilen bir takım olamadı yıllardır. Ve Rubio’nun orta mesafe şutlara yönelmemesi çoğu zaman taraftarlara saç baş yoldurdu diyebilirim. Ancak Utah Jazz onun yetenek yelpazesine çok daha uygun bir takım olduğu bariz ortada. Ve Rubio’nun gelişen orta mesafe şutu da istikrar yakalarsa, Utah şehri Ricky’nin kariyerinde bir dönüm noktası olabilir.

Unutulmuş Zanaat: Savunma

Utah Jazz’in son senelerdeki yükselişinin en temel nedeni savunmada gösterdiği devamlılık. Her pozisyonu sanki maçın son topu gibi savunmayı alışkanlığı haline getiren tecrübeli ekip, NBA genelinde de bir ekol yaratmış durumda. Her ne kadar normal sezonda Utah Jazz’i takip etmiyor olsanızda, fikstürde tuttuğunuz takımın Utah Jazz ile karşı karşıya geleceğini gördüğünüz an; içinizden ‘bu gece zorlu geçecek’ diyorsunuz.

“Hücum yaparak maçlar kazanabilirsiniz ancak başarınızın sürekliliği savunmanız ile ölçülür.” – Larry Brown

Son iki sezondur Utah Jazz’in savunmadaki zayıf karnı; guard savunmasıydı. James Harden, John Wall, Stephen Curry, Isaiah Thomas ve niceleri gibi tehditleri durdurmakta zor anlar yaşayan Jazz, Rubio’nun takıma katılmasıyla bu sorun karşısında da olumlu bir adım atmış oldu. Rubio’nun akranlarına göre geniş kol uzunluğunu, Gobert’in kapattığı geniş alanlarla kombine etmeyi düşünen Quin Snyder’in kafasındaki tek soru işareti; Rubio’nun zaman zaman savunmada kumar oynama alışkanlığı.

Kumar oynamak terimi, ingilizcedeki ‘’gamble’’ sözcüğünden geliyor. Topun gideceği yönü kestiren Rubio çoğu zaman top ile oyuncu arasına girerek hızlı hücum fırsatları kovalıyor lakin topu çalamadığı zaman savunma tamamen dengesiz kalıyor. Tom Thibodeau koçluğunda bu alışkanlığını kısmen törpüleyen Ricky, Quin Snyder önderliğinde nasıl bir savunmacı olacağını görüp beklememiz gerekiyor. Fakat basketbolun savunma kısmında hata kabul etmeyen Quin Snyder, Rubio’nun tasmasını daha da sıkabilir. Bence sıkmalıda. Hali hazırda ligin elit guardlarına zor anlar yaşatan Ricky, takım arkadaşlarına biraz daha güvenmeli. Timberwolves takımında savunma yapan oyuncuların azlığından dolayı bu ‘kumar’ alışkanlığa sarılan Rubio, artık savunmayı yapmayı ‘seven’ bir takımda olduğunu hemen idrak etmeli.

Yeni Maestro

Ricky Rubio göz kamaştıran pasları, savunmadaki önsezileri birlikte bir çok soru işaretini de yanında getiriyor. 25 yaşındaki Rudy Gobert’in etrafında kurulan bir takımı ele aldığımızda, 31 yaşındaki (George Hill) pahalı bir oyun kurucudan 26 yaşındaki genç, potansiyelli ve en önemlisi ucuz bir oyun kurucuyu takıma dahil etmek Jazz ekibinin transfer başarısı. Ancak Hayward’ın takımdan ayrılması Jazz takımının hiç karşı karşıya gelmediği bir duruma sürükledi. Artık maçın en kritik toplarını Joe Johnson dışında emanet edebileceği bir isim kalmadı. İlerleyen yaşını da denkleme eklediğimiz zaman; Joe Johnson’ın sezon boyu bu yükü omuzlarında taşıyabileceğini sanmıyorum.

Hangi Playoff senaryosunu Utah Jazz için kurarsak kuralım, hepsinde iş Rubio’da kilitleniyor. Çünkü, ben dahil kimse Rubio’nun neler verebileceğini kestiremiyor. Soru işareti damgası vurulmuş bu kutudan neler çıkabileceğini bilmesekte, çıkabilecek herhangi bir sonuç bizi şaşırtmayacak. Kadrajı Utah Jazz teknik ekibinin beklentisi doğrultusunda hareket ettirdiğimizdeyse; karşımıza görmek istediğimiz bir Rubio ve Utah Jazz çıkıyor.

Milicic-Pekovic gibi isimlere bile pick&roll uzmanlığı sayesinde en az iki seviye atlatan Rubio’dan, Gobert’i All-Star’a taşımasını, Derrick Favors’ın hala uyanamadığı kış uykusundan uyandırmasını, Joe Ingles ve Rodney Hood’a vites arttırmasını ve yıllardır doldurmaya çalıştıkları guard savunmasını doldurmasını bekliyorlar. Haklılar da. ‘Ucuz’ kontratının son senesinde olan Ricky’nin 2. seviye guard kategorisine düşmemek için performans vermekten başka bir şansı yok. 25 yaşına kadar bekleneni veremeyen bir oyuncu bir anda tüm potansiyeline ulaşabilir mi diye düşünüyor olabilirsiniz. Bu soruların aynısını Kyle Lowry için de soruldu, düşünüldü, tartışıldı. Ek olarak Lowry patlama yapmadan önce ligin elit guardları arasında bile yer almıyordu.

Ricky Rubio kariyerinin en kritik zamanında kendini olabilecek en doğru takımda buldu. Yıllardır çözülemeyen Rubio denkleminin aranan katalizörü belki de Utah Jazz’dir. Ek olarak onu takım için herşeyini verirken yuhalayacak bir taraftar kitlesinden çok, ona destek olacak bir şehirde Ricky. Herşey iyimser beklentiler doğrultusunda gitmese bile, Ricky Rubio Utah Jazz’a yeni bir ses, yeni bir soluk ve dolu tribünler getireceği kesin.

Jazz orkestrasının yeni maestrosu bakalım yeni sezonda bir şaheser yaratabilecek mi?
Yoksa bu beste de diğerleri gibi zamanla yok olup gidecek mi…

Yazar: Feyyaz Sonbudak

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir