in

BEĞENDİMBEĞENDİM SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM TERTEMİZTERTEMİZ YOK ARTIK!YOK ARTIK! YORUMSUZYORUMSUZ

Kobe Bryant’tan Hayat Dersleri!

Top 10 Yorum: Kobe Versiyonu

Kobe’nin En İyi 10 Hayat Dersi!

Kobe Bryant ve dünyalar güzeli kızı Gigi, o güzel atlara binip bu dünyadan çekip gideli neredeyse 7 ay oldu. Yakın tarihin belki de en kötü ve yoğun geçen yılı olduğundan olsa gerek, Kobe’nin yokluğu 7 ay değil 7 yıldır sürüyor gibi geliyor kimi zaman. Bundan tam bir sene öncesinde 41inci yaşını kutladığımız, her bir basketbolsever için çok farklı bir noktada olan Kobe’nin, bu sene aynı tarihte hem doğum gününü kutluyor olmak, hem de kendisini anıyor olmak burukluktan öte bir duygu. İnancınızdan bağımsız olarak, sırf iyi hissetmek için Kobe’nin oralarda bir yerlerde, geride bıraktıklarını gözetliyor olduğu düşüncesi bizi bir nebze olsun rahatlatıyor olmalı. Lakin kendinizi bulduğunuz, özdeşleşmeye çalıştığınız bir insanın hayatına gösterilebilecek en büyük saygı, onun size ve daha bir çoğuna verdiği ilhama sıkıca tutunmak ve bu ilhamın sizi daha iyiye götürmesine vesile olmak. Kobe gibi bir akıl liderinin bize sunduğu hayat dersleri saymakla bitmeyecek ölçüde. Yine de, dedik ya, onun hatırasına gösterilebilecek en büyük saygıyı göstermek adına, bu derslerden en etkileyici on tanesini bir çatı altında topladık. İşte iyi sporcu, iyi insan ve iyi baba Kobe Bryant’tan 10 çok önemli hayat dersi.

Kobe’nin oyununun en çok eleştirilen tarafı kuşkusuz, doğru veya yanlış, çok pas vermeyip bol şut kullandığı stiliydi. Kobe’nin bu eleştirilere cevabı, Kobe’nin sadece bir basketbolcu değil aynı zamanda bir entelektüel olduğunu kanıtlar nitelikteydi:

“8 yaşımdan beri çok fazla şut attım. Ama ‘çok fazla’ bir bakış açısı meselesi. Bazıları Mozart’ın bestelerinde çok fazla nota olduğunu düşünürmüş. Size şöyle anlatayım: Çok fazla şut attığımı düşünen insanları eğlendiriyorum. Bana çok ilginç geliyor. Mozart’a dönmek gerekirse, kendisini eleştirenlere ne çok fazla, ne de çok az nota kullandığını söyleyerek cevap verirmiş. Tam da gerektiği kadar nota kullandığını söyleyerek.”

Kobe’nin belki de en meşhur sakatlığı, maç içerisinde kopmasına rağmen iki serbest atışı atıp, öyle soyunma odasına yöneldiği aşil tendonu sakatlığıydı. Hayatı boyunca çok büyük mücadelelerin insanı olan Kobe, ilerleyen yaşında maruz kaldığı bu sakatlıktan yine azmi ve çalışma ahlakı ile geri dönüş yapabilmişti. Benzer bir büyük sakatlık yaşayan Gordon Hayward’a destek olmak için söylediği bu sözler, onun hayata karşı sapasağlam duruşunun belki de en güzel kanıtıydı:

“Üzül. Çıldır. Hayal kırıklığına uğra. Çığlık at. Ağla. Somurt. Uyandığında tüm bunların kötü bir kabus olduğunu düşüneceksin, ta ki bunların oldukça gerçek olduğunu anlayana dek. Kızacaksın ve o güne geri dönmek isteyeceksin, o maça dönmek O ANA DÖNMEK. Ama gerçek hayat sana geçmişe dönme imkanı tanımaz ve sen de geçmişte kalmamalısın.”

Liseden mezun olduktan sonra draft edilip, 13üncü sıradan seçilen bir genç olarak Kobe’nin kanıtlaması gereken çok fazla şey vardı, hele ki içindeki en iyi olma hırsı bu kadar yüksek iken. Belki de bu hırs ve azimle Kobe artık basketbol tarihinin en büyük basketbolcularından biri olarak anılıyor. Kendine olan inancın önemi hakkında Kobe’nin sözleri şu şekilde:

“Bir seçim yaptığınızda ve ‘ölsem de kalsam da ben bu işi başaracağım’ dediğinizde, istediğiniz kişi olduğunuzda şaşırmamanız gerekir. Bu sizi baştan çıkartan veya hiç size yakışmayan bir durum olmak zorunda değil çünkü bu anın gelişini o kadar uzun zamandır görüyorsunuzdur ki… o an geldiğinde, tabii ki o an gelmiştir çünkü o hep burada olmuştur çünkü tüm o zaman boyunca o an, hep aklınızda olmuştur.”

Kobe’ninki gibi bir yolculuk kim bilir, belki de herkese nasip olur, oluyor da. Ancak hayat boyunca yaptığımız tercihler ve hayatımızı değiştirmek için atacağımız adımlardan, gösterdiğimiz çabalardan o kadar çok gözümüz korkuyor ki, korkusuz bir Kobe’nin vardığı noktadan hep çok uzakta oluyoruz. Korkmamanın onun hayatı üzerindeki etkisini, bir anısıyla anlatıyor Kobe:

“En son gözüm korktuğunda 6 yaşında karate kursundaydım. Ben turuncu kuşaktım ve hocam bana benden bir kaç yaş büyük ve daha cüsseli bir siyah kuşakla dövüşmemi istedi. Ödüm b*kuma karışmıştı. Demek istediğim, dehşete düşmüştüm ve eleman da beni pataklamıştı. Ama daha sonra fark ettim ki beni tahmin ettiğim kadar kötü pataklamamıştı ve korkmamı gerektirecek hiç bir şey yoktu. O zaman anladım ki doğru zihniyete sahip olursanız, gözünüzü hiç bir şey korkutmaz.”

Yine de korkusuz olmak demek, mantığınızı tamamiyle bir kenara bırakmak demek değil. Sağlıklı her insan gibi Kobe’nin de hayatının kimi zamanlarında kendi hakkında şüpheye düşmesi oldukça normal. Önemli olan bu güvensizlikleri nasıl aştığımız elbette. Kobe kendi yöntemini anlatıyor:

“Güvensizliklerim var. Kendimden şüphe de ediyorum. Başaramamaktan korkuyorum. Spor salonuna gelip ‘sırtım ağrıyor, dizlerim ağrıyor, ayaklarım acıyor. Havamda değilim. Biraz dinlenmek istiyorum’ falan demek istediğim zamanlar oluyor. Bunu reddetmemelisiniz, teslim de olmamalısınız. Bu fikri kucaklamalısınız.”

Acılar, ağrılar demişken, özellikle kariyerinin son döneminde fiziksel anlamda çektiği acılar, Kobe’nin oyununda gözle görülür sıkıntılar göstermeye başlamıştı. Yine de Kobe’nin akıl almaz hırsı, onun tüm bu acılar içinde dahi oynamaya ve %100’ünü vermeye devam etmesini sağladı. Acıyla nasıl başa ettiğini kendi sözleriyle dinleyelim:

“Acı size ne zaman durmanız gerektiğini söylemez. Acı, yolunuza devam ederseniz değişeceğinizi bildiği için sizi zapt etmeye çalışan, kafanızın içindeki o cılız sestir.”

Beklentisi düşük bir kariyer başlangıcına, korku(suzluk)lara, acılara ve eziyete rağmen kariyerini en üst seviyelere taşıyan bir insansanız, sizin başarılarınıza eşlik etmesini istediğiniz insanlardan da beklentiniz en üst seviyede olur, aynı Kobe gibi. Takım arkadaşlarını, onların sınırlarına kadar zorlaması ve kimi zaman onların “tembelliklerine” göz yummamalı ile tanınan Kobe’nin, bu beklentileri ile alakadar mantığı hep aynıydı:

“Başarının, insanların birbirlerine sarılıp şarkılar söylemesiyle, birbirlerinin sırtlarını sıvazlamasıyla geldiğinin düşünüldüğü bir yanlış inanış mevcut, gerçeklik bu değil. Eğer bir lider olacaksanız, herkesi kutlu edemeyeceksiniz. Yaptığınız şeyin sizi huzursuz ettiği o an gelse bile.”

Tabii ki içinde bu kadar çok unsuru barındıran başarı dolu bir hayatın içerisinde, bazı unsurların eksik kalması anlaşılabilir bir durum. Zira başarının hemen hemen her zaman belli fedakarlıklar gerektirdiği de bir gerçek. Kobe kendi başarı öyküsünün geçtiği yolları böyle anlatıyor:

“Herkes kendi sanatında usta olabilir, ama bir seçim yapmanız lazım gelir. Demek istediğim, bu seçimin doğası gereği belli fedakarlıklar yapmanız gerekir. Ailenizle geçirdiğiniz zaman, arkadaşlarınızla takılmak, iyi bir dost olmak, iyi bir oğul, yeğen olmak, neyse. Verdiğiniz karar ile birlikte işe fedakarlıklarda da bulunmanız gerekir.”

Belki de Kobe için en büyük fedakarlık, kendi ne kadar devam etmek, sonuna kadar gitmek, sonsuza kadar denemek istese de, ailesi ile daha fazla vakit geçirebilmek adına verdiği emeklilik kararı oldu. Muazzam bir kariyeri muhteşem bir finalle noktalayan Kobe için emeklilik, verdiği her karar gibi muntazam bir düşünce yapısının ürünüydü:

“Sabah uyanmayı ve acı içerisinde olmanın güzelliğinin farkındayım çünkü bu noktaya gelebilmek için verdiğim büyük emeğin kanıtı. Dolayısıyla, hayır. Emekli olduğum için üzgün değilim. Sahip olduğum her şey için fazlasıyla minnettarım.”

Emekliliğinin üstünden çok kısa bir süre geçtikten sonra Kobe Bean Bryant, basketbol ve spor dünyasına katabileceği o kadar çok şey varken, daha gencecikken, 41 yaşında hayata gözlerini yumdu. Tüm sevenlerinin hayatında büyük bir boşluk bırakan Bryant, hayatına devam etmeye çalışan kitleler için her zaman büyük bir ilham ve yol gösterici olmaya devam edecek. Belki de en çok şimdi zikredeceğimiz sözleriyle:

“İyi zaman geçirin. Hayat batağa saplanmak veya hevesinizin kırılması için çok kısa. Çabalamaya devam etmelisiniz. İlerlemeye devam etmelisiniz. Bir ayak diğerinin önüne, gülümse ve sadece yürü.”

Bize kattığın her şey için minnettarız Kobe. Arkandan gelen nesillerin seni sıkça örnek alacaklarını bilmek, umarız seni biraz olsun huzura kavuşturur. Kendine ve güzel kızına iyi bak. Ruhun şad olsun.

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Yapmazsam Olmaz: En Garip Oyuncu Ritüelleri!
    Kobe’nin En İyi 10 Hayat Dersi! Kobe Bryant ve dünyalar güzeli kızı Gigi, o güzel atlara binip bu dünyadan çekip gideli neredeyse 7 ay oldu. Yakın tarihin belki de en kötü ve yoğun geçen yılı olduğundan olsa gerek, Kobe’nin yokluğu 7 ay değil 7 yıldır sürüyor gibi geliyor kimi zaman. Bundan tam bir sene öncesinde […]
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    Kobe’nin En İyi 10 Hayat Dersi! Kobe Bryant ve dünyalar güzeli kızı Gigi, o güzel atlara binip bu dünyadan çekip gideli neredeyse 7 ay oldu. Yakın tarihin belki de en kötü ve yoğun geçen yılı olduğundan olsa gerek, Kobe’nin yokluğu 7 ay değil 7 yıldır sürüyor gibi geliyor kimi zaman. Bundan tam bir sene öncesinde […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    Kobe’nin En İyi 10 Hayat Dersi! Kobe Bryant ve dünyalar güzeli kızı Gigi, o güzel atlara binip bu dünyadan çekip gideli neredeyse 7 ay oldu. Yakın tarihin belki de en kötü ve yoğun geçen yılı olduğundan olsa gerek, Kobe’nin yokluğu 7 ay değil 7 yıldır sürüyor gibi geliyor kimi zaman. Bundan tam bir sene öncesinde […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    Kobe’nin En İyi 10 Hayat Dersi! Kobe Bryant ve dünyalar güzeli kızı Gigi, o güzel atlara binip bu dünyadan çekip gideli neredeyse 7 ay oldu. Yakın tarihin belki de en kötü ve yoğun geçen yılı olduğundan olsa gerek, Kobe’nin yokluğu 7 ay değil 7 yıldır sürüyor gibi geliyor kimi zaman. Bundan tam bir sene öncesinde […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Her Şey NBA’den Kobe’ye, Sevgiyle!

MVP Yarışı: 14. Hafta