in , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

Michael Jordan Belgeseli: The Last Dance 3. Ve 4. Bölüm

Micheal Jordan’ın Belgeseli’nin Yeni Bölümlerinde Bizi Ne Bekliyor?

Rodman, Jackson ve Bad Boys

The Last Dance, bize ilk pazarlandığı hali ile bir Michael Jordan belgeseli olacak gibi duruyordu. Bu hafta yayınlanan üçüncü ve dördüncü bölümleri ile belgesel, en azından şu an için bu yargıları yıkmış gibi gözüküyor. Anlaşılan o ki the Last Dance bir Jordan belgeselinden çok, 90’ları domine eden Bulls hanedanlığının bir 10 yıllık hikayesini anlatacak. Bu hikaye, neredeyse 30 yıllık bir arka plan kapsayan, bir çok perspektifi barındıran bir tanıklık hikayesi olacak. Eh, haliyle de en çok gördüğümüz kişi Michael Jordan olacak.

——— SPOILER İÇERİR ———

Belgeselin üçüncü bölümü ile öncelikle naçizane çözdüğüm şey, belgesel kurgusunun, ana hikayeden çok daha uzun flashback’ler ile desteklenen bir yapısı olduğuydu. Bunu genellikle manga’larından uyarlanan Japon animelerinde görürüz. Hatta bu yönüyle belgesel biraz One Piece’i andırmıyor değil. Üçüncü bölümün de flashback’lerinin ve dolayısıyla ana yapısının kahramanı kuşkusuz Dennis Rodman. Dennis Rodman’ın Chicago yıllarına dek oluşmuş bir ünü var ve bu ünü bilmeyen NBA takipçisi yoktur desek haksız sayılmayız. Lakin pek az kimsenin bildiği, Rodman’ın namının oluşmasına yol açan kilometre taşlarının bir kısmı belgeselin bu bölümünde gözler önüne seriliyor.

Kariyerinin ilk yıllarındaki naif, sessiz Rodman’ın nelerin etkisinde kalarak bugünkü haline verildiğini izlemek cidden ufuk açıcı bir deneyim. Yaşam felsefesinin ligdeki üçüncü yılı itibariyle değişmeye başlaması, NBA’in sportif yönünü çok severken sosyal kısmını kaldırmakta zorlanması, Madonna ile olan ilişkisinin ona kazandırdığı perspektif, benim kuşağımın göz bebeği, gençlik aşkımız Carmen Electra ile olan ilişkisi sürecinde yaşadığı Vegas maceraları… Hepsi Rodman’ın kişiliğinin ondan ayrı tutulamayan birer parçası iken bölümü asıl ilginç kılan kısımlar, Rodman’ın Bulls organizasyonunda nasıl “tolere edildiği”ni anlatan bölümler.

Tabii modern ve popüler kültüre karşı böylesine vahşi bir bakış açısına sahip bir oyuncuyu zapturapt altına alabilecek bir Koç da, kuvvetle muhtemel sadece Phil Jackson olabilirdi. Belgeselin bu kısmında da, üçüncü ve dördüncü bölüm boyunca geçişken bir şekilde Koç Jackson’ın kişisel hikayesine tanık oluyoruz. NBA’in diğer koçlarından farklı olarak spiritüel felsefeye verdiği önem ve bunun basketbol oyunu üzerindeki yansımalarına, özellikle Rodman örneği özelinde bolca tanık oluyoruz. Zen Budizmi’nin hayatın kendi olağan akışına verdiği önem ve Jackson’ın, Rodman’ın hayatının kendi akışına gösterdiği saygı; belki de Rodman’ı Bulls gibi bir organizasyonda ve Jordan gibi dominant bir güç karşısında tutunabilmesinde en büyük faktördü. Bunu da belgeselde, Rodman’ın meşhur Vegas macerası örneğinde görüyoruz.

Belgesel akışının bu noktasından itibaren dördüncü bölüme yumuşak bir geçiş yapıyoruz. Burada Rodman’ın kişisel hikayesini yavaşça geride bırakarak Bulls’un ilk NBA şampiyonluğuna giden yolu ve bu yoldaki en büyük kayayı görüyoruz: Detroit Pistons ya da o yılların kadrosunun meşhur lakabı ile, Bad Boys. Doğu’nun belki de gelmiş geçmiş en büyük hanedanı Celtics’in elinden mutlak gücü alan Pistons’ın oyuna kattığı “katma değer”i en ince ayrıntısına kadar izlerken izleyicilerin, bu “fiziksel oyun”a farklı tepkiler verdiğini düşünmek oldukça mümkün. Misal, belgeseli benimle birlikte izleyen ve Bad Boys ile ilk defa karşılaşan eşimin, kendilerinin oyun tarzından mütevellit, hiç hoş cümleler kullanmadığını da belirtmem gerek. Nitekim bu nahoş düşüncelerin sadece eşimde değil, aynı zamanda zamanın Bulls’u ve Jordan üzerinde de etkisi olduğunu belgeselin bu bölümünde net şekilde görebiliyoruz.

Bulls’un 91 senesinde kazandığı şampiyonlukta Pistons’ı geçerek Doğu şampiyonluğunu aldığı ana kadar geçen yolun çetinliği, hem Pistons hem de Bulls cephesinden aktörlerin ilk elden anlatımlarıyla bizlere sunulmuş. İki sene ardı ardına Pistons’a kaybeden Bulls’un bir sonraki hezimeti engellemek için aldığı önlemler, tüm takımın tek bir lider ve amaç altında birleşmesi, yeni Koç Phil Jackson’ın uygulamaya koyduğu “triangle offense” ve bunun Jordan’ın basketbolu üzerindeki etkileri… Hepsi de, ilk şampiyonluğu anlatan kocaman bir flashback’in unsurları olarak, Jordan ve Bulls’un “winner/kazanan” payesini ilk kez kazanması unsurunu bize vermesi açısından oldukça önemli yer tutuyor. Kaldı ki 2020 yılında bu belgeseli izlememizin belki de en önemli nedeni, ya da nedeninin başlangıcı diyelim, iş bu şampiyonluk. O yüzden gerek Jordan’ın takım arkadaşları üzerindeki haddinden fazla baskısı olsun, gerek Jordan ile Thomas arasındaki husumet olsun; hikayenin en “çirkin” anlarını görebiliyor olmamız bizim için muazzam bir nimet olmuş.

Tabii tüm bu koca flashback sonrasında, belgeselimizin ana hikayesinin geçtiği yıla dönerek Bulls’u, bir mesaj maçı olan Jazz karşılaşması ve alınan yenilgi ile birlikte All-Star arasına uğurluyoruz. Tabii ki hikayenin ana sürükleyici unsuru halen “Bulls dağıldı/dağılıyor/dağılacak” draması.

——— SPOILER SONU ———

Sonuç olarak the Last Dance, kendimizi oldukça yakın hissettiğimiz bir hikayenin “realite show” yüzüyle tanıştırmaya devam ediyor. Elbette ki bu son dansın çok daha derin unsurları olacağı belli. Yine de insan, beşinci ve altıncı bölümde neyin işleneceğini çok büyük merakla beklemeden edemiyor. O yüzdendir ki siz takipçilerimize ve herkese, haftaya pazartesi sabahına kadar sabırlar dilerim. Hz. İsa’nın havarilerine söylediği gibi: “Size kolay olacağını söylemedim. Sadece buna değeceğini söyledim.”

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Yapmazsam Olmaz: En Garip Oyuncu Ritüelleri!
    Rodman, Jackson ve Bad Boys The Last Dance, bize ilk pazarlandığı hali ile bir Michael Jordan belgeseli olacak gibi duruyordu. Bu hafta yayınlanan üçüncü ve dördüncü bölümleri ile belgesel, en azından şu an için bu yargıları yıkmış gibi gözüküyor. Anlaşılan o ki the Last Dance bir Jordan belgeselinden çok, 90’ları domine eden Bulls hanedanlığının bir […]
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    Rodman, Jackson ve Bad Boys The Last Dance, bize ilk pazarlandığı hali ile bir Michael Jordan belgeseli olacak gibi duruyordu. Bu hafta yayınlanan üçüncü ve dördüncü bölümleri ile belgesel, en azından şu an için bu yargıları yıkmış gibi gözüküyor. Anlaşılan o ki the Last Dance bir Jordan belgeselinden çok, 90’ları domine eden Bulls hanedanlığının bir […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    Rodman, Jackson ve Bad Boys The Last Dance, bize ilk pazarlandığı hali ile bir Michael Jordan belgeseli olacak gibi duruyordu. Bu hafta yayınlanan üçüncü ve dördüncü bölümleri ile belgesel, en azından şu an için bu yargıları yıkmış gibi gözüküyor. Anlaşılan o ki the Last Dance bir Jordan belgeselinden çok, 90’ları domine eden Bulls hanedanlığının bir […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    Rodman, Jackson ve Bad Boys The Last Dance, bize ilk pazarlandığı hali ile bir Michael Jordan belgeseli olacak gibi duruyordu. Bu hafta yayınlanan üçüncü ve dördüncü bölümleri ile belgesel, en azından şu an için bu yargıları yıkmış gibi gözüküyor. Anlaşılan o ki the Last Dance bir Jordan belgeselinden çok, 90’ları domine eden Bulls hanedanlığının bir […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VIDEO | Kırılması İMKANSIZ 10 Wilt Chamberlain Rekoru!

Majesteleri Michael Jordan’ı Ne Kadar İyi Tanıyorsun? Her Şey NBA Quiz!