in ,

Michael Jordan Belgeseli: The Last Dance 7. Ve 8. Bölüm

Micheal Jordan’ın Belgeseli’nin Yeni Bölümlerinde Bizi Ne Bekliyor?

Jordan da Olsa, İnsan!

The Last Dance belgeseli artık yolun sonundan sadece bir adım uzaklıkta. Buraya kadar olan yolda ilk önce Michael Jordan’ın NBA öncesi hayatı ve kariyerinin ilk yılları şöyle bir anlatılırken, Bulls hanedanlığının diğer kayda değer üyeleri Dennis Rodman, Scottie Pippen ve Koç Phil Jackson’ın kişisel hikayeleri de bu hanedanlıkta yer almalarını sağlayan olay örgüleriyle ele alınmıştı. Geçen hafta ile beraber tamamiyle Jordan’ın eksenine yerleşen belgesel, bu hafta bize kurgusundaki iki ana arkı iyice yaklaştırarak, sonun artık gelmek üzere olduğunu iyice hissettirdi.

——— SPOILER İÇERİR ———

Artık alıştığımız üzere bu hikayenin ilerlediği iki ana kol var: biri belgesele ismini veren ve diğer kola göre çok daha yavaş ilerleyen 1997-98 sezonu, diğeri de anlaşılan o ki, diğer kola yetişene kadar olanca kızıyla ilerleyip arayı kapatmak ve “Son Dans”ın mantıksal ve kurgusal altyapısını doldurmak için oluşturulan geçmiş kolu. Öncelikle geçmiş kolundan başlayalım. Altıncı bölümde Jordan’ı, Bulls ile arka arkaya üçüncü şampiyonluğunu kazanmış ancak fiziksel ve dahası mental açıdan bitmiş bir halde bırakmıştık. Basketbolu bırakıp emekliliğini ilan etme konusunda sınırda olan Jordan’ın karar verme aşamasını etkileyen ve belki de onu hayatının geri kalanında en çok değiştiren olayı bu bölümün başlarında ele alıyoruz.

Michael Jordan’ın belki de en iyi arkadaşı, akıl hocası ve yol göstericisi olan babası ilk önce kayıplara karışır. Uzun süren aramaların sonunda Jordan’ın babası James Jordan’ın bedeni, göğsünden aldığı kurşun yarası ile bir dere kenarında bulunur. Hayatının belki de mihenk taşını kaybetmiş olan Michael Jordan için artık basketbola tutunması için kayda değer bir sebep kalmaz ve yaptığı bir basın toplantısı ile emekli olduğunu açıklar. Bu emeklilik kararında şüphesiz en büyük rol oynayan etmenlerden birinin de, Jordan’ın kumar ile olan ilişkisinin, babasının öldürülmesinde o veya bu şekilde etkili olup olmadığı hususunda yapılan spekülasyonlar olduğunu da, o zamanın gazete küpürlerinde net bir şekilde görebiliyoruz.

Bu noktadan sonra sadece Jordan’ın değil, başkasının hayatında başına gelse de “yok artık abartmasınlar” diyebileceğimiz bir olay gerçekleşiyor ve basketbolu bırakan, basketbolun en büyük ismi, hiç yoktan yere beyzbol oynamaya başlıyor! Jordan’ın Chicago White Sox ile geçirdiği 1.5 sene boyunca kendine verdiği mental tatil, çalışma azmi ve hayata karşı tekrar kazandığı pozitif bakış açısı; Jordan gibi dünyanın em tepesinde olan insanların bile nihayetinde insan olduğunu hatırlatıyor.

Tabii tüm dünyanın malumu olduğu üzere Michael Jordan’ı üç şampiyonluğu ile değil, altı şampiyonluğu ile hatırlıyoruz. Bu da demek oluyor ki Jordan’ın beyzbol kariyeri nihayete illa ki erecekti. Bu sürecin ayrıntılarını belgeselde daha yakından görmekle birlikte olan şey, beklentinin üç aşağı beş yukarısı aynı: Jordan mental açıdan rahatlar ancak basketbolu özler, takım arkadaşları onsuz hedefsiz, yolsuz kalır gibi olurlar, Pippen takımın as elemanı olma baskısını kaldıramaz, Jordan eski takım arkadaşlarıyla bir kaç antrenman sonra hooop meşhur faks: “I’m back”. Lakin kazın ayağı öyle değil ve Jordan’ın sezonun bitimine yakın geri döndüğü Bulls’ta nasıl fiziksel açıdan yetersiz kaldığını hem örneklerden, hem de canlı tanıklardan ilk ağızdan öğreniyor ve 95 play-off’larında büyük bir hayal kırıklığına uğrayışını büyük bir hüzünle izliyoruz. Lakin belgeselin ana temalarından biri olan ve defaiyetle tekrarlanan konu şu:

Jordan’ın bir kazanıma ulaşması için karşısında her zaman bir engel, bir dağ ya da rakip olmalı. Yoksa da Jordan bunu kendisi yaratır. Bu sefer uzun zamandır ilk defa yaşadığı “en iyi olamama” olgusunu kendisine düşman edinen Jordan, play-off’ların bitiş düdüğünden itibaren bir sonraki senesine, “intikam yürüyüşüne” hazırlanmaya başlar. Ama ne intikam! Günümüz süper takımı Warriors onu geçene kadar kırılamayacak bir rekor gibi görünen, tüm zamanların galibiyet rekorunu kıran 1996 Bulls’u, tüm rakiplerini silindir gibi ezerek iki sene aradan sonra şampiyonluğa tekrar ulaşır. Şampiyonluğa ulaştıktan sonra soyunma odasında yerlere kapanarak, hüngür hüngür babası için ağlayan Jordan’ın hüznü, aşkına bize Jordan’ın olduğu zirvelerin ne denli büyük acılar üzerine imar edildiğini kanıtlar gibi.

Geçmişten “son dans” yılına geçmeden evvel belgesel ile ilgili, değinmeden geçemeyeceğimiz bir olgu da mevcut: belgesel her ne kadar “başarı” kavramı üzerine kurgulanmış olsa da, Jordan ile yaptığımız empati bizi bir yere kadar götürüyor. Yol boyunca birlikte yürüdüğü takım arkadaşları ile yapılan röportajların bize öğrettiği bir olgu varsa, o da Jordan’ın, içine bolca hiddet katılmış bir Machiavelli olduğu. Gerek geçmiş hikaye arkında, gerekse de son dans yılında gözlemlediğimiz bir olgu bu. Belgeselde bir noktada bunun aşkında Jordan üstünde ne denli büyük bir duygusal yük oluşturduğunu ve bu imajdan, Jordan’ın ne denli üzüntü duyduğunu da kavrayabiliyoruz. “Behind Blue Eyes”da da dediği üzere, kimse kötü adam olmanın ne demek olduğunu bilmiyor. Sanırız, kötü adam dışında.

Son dans yılı demişken, 98 play-off’larının başlangıcı öncesi bıraktığımız Bulls artık son dansın son perdesine adım atmış durumda. Açık söylemek gerekirse son iki bölümde, 96 sezonu öncesi hikayenin verdiği sürükleyiciliği ve tadı, son dans hikayelerinden alamıyoruz. Kabul, yine Jordan bordo, yine yapay düşmanlık kurulumları var ama muhtemelen son iki bölümde işlenecek Pacers ve Jazz hikayeleri gelmeden, Hornets ve Nets serileri ve hikayeleri, tat vermekten bir hayli uzak, yavan hikayeler olarak kaldılar. Bu açıdan son ili bölümde anlatılan son dans yılı hikayeleri, bölümler arasında en zayıfları olabilir. Umuyorum ve aşkında biliyorum ki son iki bölüm ve play-off’ların kalan kısmı, bizi ayağa kaldıran, muhteşem hikayeler barındıracak.

——— SPOILER SONU ———

Sonuç olarak Jordan’ın yolculuğunu iki farklı zaman diliminde anlatan bu belgeselde, zaman dilimleri birbirine yakınlaştıkça hem tansiyon, hem heyecan hem de drama seviyesi oldukça yükselmeye başladı. Haftaya bugünlerde Son Dans adındaki bu kısa ama güzel rüya nihayete ermiş olacak. Bu noktaya kadar böyle yüksek kalitede gelmiş olan bir yapımdan, finali muazzam ölçekte bir estetikte yapmasını bekliyorum. Umarım gelecek hafta bu satırlarda, Game of Thrones gibi değil de Breaking Bad gibi, Six Feet Under gibi bitebilen bir yapımı yolculuyor oluruz. Herkese iyi seyirler, hoşçakalın!

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Seri Analizi: Raptors vs Nets
    Jordan da Olsa, İnsan! The Last Dance belgeseli artık yolun sonundan sadece bir adım uzaklıkta. Buraya kadar olan yolda ilk önce Michael Jordan’ın NBA öncesi hayatı ve kariyerinin ilk yılları şöyle bir anlatılırken, Bulls hanedanlığının diğer kayda değer üyeleri Dennis Rodman, Scottie Pippen ve Koç Phil Jackson’ın kişisel hikayeleri de bu hanedanlıkta yer almalarını sağlayan […]
  • Ağzı Bozuklar: NBA’in Trash Talk İkonları
    Jordan da Olsa, İnsan! The Last Dance belgeseli artık yolun sonundan sadece bir adım uzaklıkta. Buraya kadar olan yolda ilk önce Michael Jordan’ın NBA öncesi hayatı ve kariyerinin ilk yılları şöyle bir anlatılırken, Bulls hanedanlığının diğer kayda değer üyeleri Dennis Rodman, Scottie Pippen ve Koç Phil Jackson’ın kişisel hikayeleri de bu hanedanlıkta yer almalarını sağlayan […]
  • NBA’in En Büyük Düşmanlık Öyküleri!
    Jordan da Olsa, İnsan! The Last Dance belgeseli artık yolun sonundan sadece bir adım uzaklıkta. Buraya kadar olan yolda ilk önce Michael Jordan’ın NBA öncesi hayatı ve kariyerinin ilk yılları şöyle bir anlatılırken, Bulls hanedanlığının diğer kayda değer üyeleri Dennis Rodman, Scottie Pippen ve Koç Phil Jackson’ın kişisel hikayeleri de bu hanedanlıkta yer almalarını sağlayan […]
  • Michael Jordan Belgeseli: The Last Dance 9. Ve 10. Bölüm
    Jordan da Olsa, İnsan! The Last Dance belgeseli artık yolun sonundan sadece bir adım uzaklıkta. Buraya kadar olan yolda ilk önce Michael Jordan’ın NBA öncesi hayatı ve kariyerinin ilk yılları şöyle bir anlatılırken, Bulls hanedanlığının diğer kayda değer üyeleri Dennis Rodman, Scottie Pippen ve Koç Phil Jackson’ın kişisel hikayeleri de bu hanedanlıkta yer almalarını sağlayan […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Magic Anlatıyor: Jordan’a En Yakın İsim!

15 Tweet’te Boston Celtics Olmak!