in ,

BEĞENDİMBEĞENDİM HAHAHAHA SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM TERTEMİZTERTEMİZ YOK ARTIK!YOK ARTIK! YORUMSUZYORUMSUZ

O Bir Efsane: Michael Jordan’ı Anlamak!

Karanlık Bir Kahraman

Kazandığın Kadar Haklısın

 “Hayatta yapabileceğiniz en kötü şey onu yanlış insanla geçirmektir. Dünyada 7.5 milyar insan var ve siz ruh eşinizi yaşadığınız yerden 30 km ötede mi buldunuz? Bana fazla büyük bir tesadüf gibi geldi.” 

İskoç komedyen Daniel Sloss, “Dark” adlı gösterisinde toplumun basmakalıp yargılarını ve sorgulamaksızın her olguyu tabulaştırmasını 1 saat içinde çeşitli şekillerde eleştirirken sarf ettiği bu cümle, insanların bireyselliğini, türünün hayatta kalma içgüdüsüne nasıl feda ettiğine dair yergi ile karışık bir espri niteliği taşımakta.

Basketbol, sıradan insanlar için bir takım oyunuyken istisnai yetenekleri aracılığıyla bu oyunu farklılaştıran çeşitli oyuncular bizim algılarımızın dışına çıkacak işler başararak haklılık – haksızlık ölçütünde kendi standartlarını çizdiler.

Michael Jordan, bu listenin başını çekiyor. Hepimizin kendi hayatına yer etmiş haksızlıklara karşı düşüncesinin, şahsiyetinin önemsenmediği durumlara yönelik olarak ilgili tecrübeleri kendileri de yaşayan Jordan ve benzerleri, yanıtı hep kazanarak verdi. Yeterince gelişmemiş toplumsal yargılar karşısında en iyiyi, listenin geri kalanından ayıran hadise, belki de saplantı derecesine varan bir haklılık mücadelesi olarak yorumlanabilir.

Jordan’ı ele alırken, bu tür insanları anlamaya yardımcı olmak adına Magic Johnson, Kobe Bryant ve Tim Duncan‘dan faydalanacağız. Bu 3 oyuncunun ortak noktası NBA’in modernleşme ve televizyonun genişleme döneminde 5’er şampiyonluk kazanmaları. (Michael Jordan’ın şampiyonluk sayısı ise 6).

Konunun çok da dışına çıkmadan, yalnızca okuyuculara genel bir bakış açısı kazandırmak adına şunu belirtmekte fayda görüyorum, Kareem Abdul-Jabbar, Magic Johnson, Larry Bird, Michael Jordan, Tim Duncan, Kobe Bryant, Shaquille O’Neal, LeBron James’den oluşan bir liste çıkardığımızda ve 1980-2019 arasında oynanan 40 sezonu ele aldığımızda bu oyuncuların birbirleri ile aynı takımda şampiyonluk kazananları da hesaplamadan çıkarılınca toplam 28 şampiyonluğa ulaşıyoruz. Başka bir ifadeyle bu, modern dönemde kazanılabilecek 40 şampiyonluğun %70’ine tekabül ediyor. Bu, Jordan’ın türünün veya gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu olmak iddiasında olan oyuncuların, modern NBA’in ne kadar büyük bir bölümünü kapsadığını görmek adına önemli bir veri oluşturuyor.

1. Profil Tahlili

Filmi NCAA dönemine, kolej basketbolu yıllarına sardığımızda karşımıza, Jordan’ın 1982 yılı NCAA finalinde North Carolina adına, maçın bitimine 16 saniye kala bulduğu basket çıkmakta. North Carolina – Georgetown finali açılışa da ufak bir gönderme de içermekte çünkü Jordan’ın maçı kazandıran basketi yolladığı Georgetown takımının yıldızı Patrick Ewing’in ta kendisi.

 

 

“Karakterin yapısının kanıtları küçük ayrıntılarda da bulunabilir.”

Roma’lı filozof Seneca’ya ait olan bu ifade Jordan’ın türünü anlamamız adına önem arz ediyor zira yazının başında da belirttiğim Magic, Tim Duncan ve Kobe üstünden MJ’i anlamaya çalışırken benzerliklere ve oyuncuların hikayelerine kesinlikle ihtiyaç duyacağız.

Bu 4 oyuncudan Magic Johnson ve Tim Duncan, sırasıyla 1979 ve 1997 NBA draft’ında 1. sıradan seçildiler.

Michael Jordan ise 1984 yılında 3. sıradan seçilirken Kobe Bryant ise 1996 yılında 13. sıradan lige katıldı.

Magic Johnson ilk şampiyonluğu için hiç beklemedi ve ilk yılında (1979-1980) şampiyonluğu kazandı ve bu yılın finaller MVP’si oldu.

Tim Duncan da ilk şampiyonluğu için pek az bekledi, ligdeki ikinci yılında (1998-1999) şampiyon oldu ve yine bu yılın finaller MVP’si seçildi.

Kobe Bryant ise ilk şampiyonluğu için biraz daha sabretmek durumunda kaldı. Ligdeki 4. yılında (1999-2000) şampiyonluğu kazandı fakat bu yılın finaller MVP’si olarak takım arkadaşı Shaq ipi göğüsledi.

Jordan ise ilk şampiyonluğu için tam olarak 7 yıl bekledi

Jordan’ın kariyerinin başında şampiyonluk kazanamadığı dönemdeki play-off istatistiklerine bakarsak dikkatimizi çekecek birimler elbette ki maç başına sahada kaldığı süre, attığı sayı, attığı şut sayısı ve serbest atış çizgisine gidiş miktarı göze çarpıyor.

Tablo 1

Play-off süresince maç başına 42 dakika civarında sahada kalan bir oyuncudan bahsediyoruz. Çaylak sezonunda bile maç başına 19.5 şut kullanan Jordan, kurak geçen yıllar boyunca ortalama 25.8 şut kullanırken 12.3 defa çizgiye gitmiş. Diğer istatistiklerden bahsetmeye gerek görmüyorum, çünkü bu seviyede oynayan oyuncular için değerlerin büyüklüğü anlamını yitirmeye başlıyor ve sıradan bir basketbolcu için harika kabul edilecek maç başına 2.5 top çalma bile sonunda bir şampiyonluk gelmeyince anlamsızlaşıyor.

Bu noktada durup baktığımızda, Jordan’ın karakterinin karanlık yönünün neden bu kadar büyük olduğunu anlamak, artık okuyucu için pek de zor olmasa gerek. Jordan, ilk şampiyonluğu için 7 yıl bekledi. Takdir edersiniz ki iddiasının haklılığını kanıtlamaya başlaması için 7 yıl beklemesi gereken bir adamdan beklenmesi gereken ne ise, Jordan da hep bunu yaptı ve önüne çıkanları sürekli olarak yıktı, devirdi veya hayallerini paramparça etti.

Profil tahlili bölümünü sonlandırırken şunu da belirtmekte fayda görüyorum, çağdaş Türkçe kullanımında sıklıkla yapılan yanlışlardan biri “en iyiler” ifadesinde görülmekte. Bu ifade temeli itibariyle yanlış, çünkü birisi eğer en iyi ise, zirvede tektir, yalnızdır ve bu ifade de çoğul değildir.

2. Zirvede Kalmak

Günter Soydanbay’ın yazdığı ve Mümin Sekman’ın yorumlarıyla genişletilmiş Jordanizm adlı kitabın “Kral öldü! Yaşasın yeni Kral!” başlıklı bölümünde şu ifadeye yer verilir;

“Bazen bu rekabet (krallık yarışı) aynı ofiste terfi almak için yarıştığımız bir iş arkadaşımızla olur, bazen okulun en güzel kızını kapmak için sınıf arkadaşlarımızla. Hatta bir aile şirketinde çalışıyorsak, babamız veya amcamız bile olabilir. Kralı kurnazlıkla değil, kabiliyetle yenmek onurlu bir başarı demektir.

Başarımızın tescillenmesi için bir noktada -aynen krallıklarda olduğu gibi- tahtın devir teslim töreninin gerçekleşmesi gerekir. Gücün el değiştirdiği, tacın ait olduğu başı bulduğu ve başarının “adının konduğu” anlardır bunlar. Meydan okuma, kabiliyete dayanan kanıt ve üstünlüğün tescili… Burada alınacak, kızacak bir şey yoktur. İnsanlık tarihi açısından bakarsak, bütün başarılar bir bayrak yarışıdır!”

Şimdi bu noktada, Jordan’ın zirvede kalma mücadelesini ele alırken, içinden çıktığı dönemin şartlarını gözden geçirmemiz ve takım arkadaşlarının teknik yönlerini değerlendirmemiz gerekiyor.

İlk sorun alan açma (spacing) sıkıntısı olarak göze çarpıyor. Aşağıdaki görseller, 1993 yılı NBA finallerinde Chicago Bulls – Phoenix Suns arasında oynanan 4. maçtan alınmıştır. Burada ortak nokta, tüm savunmacıların en az bir ayağının boyalı bölge içinde olması ve hücum eden tarafın alanı açmak için yeterli şutör seçeneğini sunmaması olarak göze çarpıyor.

Ve bu şartlar da topu yönlendiren oyuncu için asist yapmayı zorlaştırdığı gibi her bir şutun zorluk düzeyini yükseltmekte.

Görsel 1

 

Görsel 2

Bu noktada Jordan’ın yanında oynayan oyuncuların play-offlar süresince gösterdiği 3 sayılık atış profilini ele aldığımızda da ortaya, takımı sürükleyen oyuncu için rahat ortamı sağlamayan bir takım tablosu çıkmakta. Scottie Pippen ise istisnai olarak son 3 şampiyonluğun ikisinde makul miktarlarda 3 sayılık isabeti bularak topu yönlendiren oyuncuya gereken alanı açacak ortamı kısmen oluşturuyor. Tutarlı bir performans veren Toni Kukoç, Steve Kerr gibi oyuncuların yanına birer şampiyonluğa elle tutulur katkı veren Ron Harper ve BJ Armstrong’u kattıktan sonra oluşan görüntü, Jordan’ın bireysel oyununu ve dönemin NBA algısını da daha rahat açıklamakta

Tablo 2

 

 

 

 

 

 

Oyun tarzının sürekliliği ve yenilmezlik iddiası, Jordan’ı türünün diğer örneklerinden çarpıcı biçimde ayrılmasına neden olan bir diğer unsur. Aşağıdaki tabloda göreceğimiz üzere Jordan, kendisine yakınsayan profildeki oyunculara karşı play-off süresince bulduğu sayı bakımından bariz bir üstünlük kurmuş durumda. Tablodaki eğride dikkat edilmesi gereken unsur, bir oyuncunun adının ne kadar yukarıda olduğundan ziyade çizgisinin eğiminin ne kadar yüksek olduğu.

 

Görsel3

 

Sırada Chicago Bulls’un kazandığı şampiyonluklarda ekarte ettiği bazı takımları ve adları yan yana koymak var. Bu şekilde Jordan’ın playoff skor eğrisinin yüksekliğinin ihtişamını daha net biçimde anlayacağız.

1991 NBA Şampiyonluğu

Chicago Bulls 4 – 0 Detroit Pistons ECF
Chicago Bulls 4 – 1 LA Lakers NBA Finalleri

Bu yolculukta Bulls, kendisini üst üste iki yıl eleyen Pistons’ı devre dışı bırakırken Jordan da, Isiah Thomas, Dennis Rodman, Vinnie Johnson, Joe Dumars, Bill Laimbeer ve daha bir sürü sert oyuncudan oluşan “Bad boys” ekibine karşı rövanşı aldı. 1991 finallerinde devrilen Lakers’ın yıldızı da, Jordan’ın iddiası önünde engel teşkil eden Magic Johnson’dan başkası değildi

1992 NBA Şampiyonluğu

Chicago Bulls 4 – 3 New York Knicks
Chicago Bulls 4 – 2 Cleveland Cavaliers
Chicago Bulls 4 – 2 Portland Trail Blazers

Belki de en havalı şampiyonluk olarak adlandırılabilecek bu zafer dizisinde Jordan, Patrick Ewing ve Mark Jackson’a sahip Knicks’i elerken doğu konferansı finallerinde karşısına takım oyununu iyi oynayan ve tek bir yıldız üstüne inşa edilmemiş Cavs’i geçti. Bu yolun sonu ise tabii ki dönemin en iyi oyuncusu tartışmasında adı ısrarlı biçimde Jordan’ın önüne konulmaya çalışılan Clyde Drexler’a ve Portland’a çıktı, sonuç ise malumun ilanı oldu.

1993 NBA Şampiyonluğu

Chicago Bulls 4 – 2 New York Knicks
Chicago Bulls 4 – 2 Phoenix Suns

Bulls yine Knicks’i elerken Jordan ve ekibi, Patrick Ewing, John Starks, Charles Oakley ve Doc Rivers gibi oyuncuları da tuş ediyor. Özellikle belirtilmesi gereken bir final olan Bulls – Suns eşleşmesinde ise Charles Barkley, Dan Majerle, Kevin Johnson ve Danny Ainge, şampiyonluk hedefinden mahrum kalıyor.

1996 NBA Şampiyonluğu

Chicago Bulls 4 – 1 New York Knicks
Chicago Bulls 4 – 0 Orlando Magic
Chicago Bulls 4 – 2 Seattle Supersonics

Jordan’ın acımasız olduğunu halen fark etmediyseniz yine Knicks ve yine malum sonuç demem size yeterli olacaktır. Bu yolda süpürülen Magic’in yıldızının Shaq olduğunu ve Anfernee (Penny) Hardaway’in de bundan nasibini aldığını da belirtelim. 2 sezon sonra gelen şampiyonluk Shawn Kemp, Gary Payton ve Detlef Schrempf’li SuperSonics’e karşı alındı ve Jordan’ın harcadığı bir diğer kadro da bu oldu.

1997 NBA Şampiyonluğu

Chicago Bulls 4 – 2 Utah Jazz

Bana kalırsa şampiyonluklar içinde kazanma alışkanlığının en net tezahür ettiği şampiyonluk bu olmuş ve bunu görmek zor değil, Bulls Finale zorlanmadan çıkarken karşısında Jerry Sloan’ın çalıştırdığı ve John Stockton – Karl Malone ikilisinin önderlik ettiği Jazz ekibi geldi. Jordan bu kadronun hayallerini o kadar kolay sarsamadı.

1998 NBA Şampiyonluğu

Chicago Bulls 4 – 3 Indiana Pacers
Chicago Bulls 4 – 2 Utah Jazz

Yine öznel bir ifadeyle bunun, en sert ve en zorlu şampiyonluk olduğunu, Jordan’ın içindeki karanlığın ne denli tavan yaptığını söylemek isterim. Bu şampiyonluk kazanılırken Jordan, Reggie Miller’ın başını çektiği, Rik Smits, Dale Davis, Mark Jackson ve Antonio Davis gibi oyunculara sahip Pacers’ı çok zorlanarak aştı ve yolun sonu yine Stockton – Malone ikilisine çıkarken aşağıda görebileceğiniz, maçı kazandıran o ikonik sayıyı bulacak noktaya büyük zorluklarla geldi (sayının öncesinde Jordan’ın ikili sıkıştırmaya gelip Malone’dan topu çalışına da ayrıca dikkatinizi çekerim).

 

 

Kendisinin en büyük takım arkadaşı diyebileceğimiz Scottie Pippen, bu eşleşmenin 3. maçında önemli bir sırt sakatlığı yaşadı, dolayısıyla serinin kalan maçlarında Jordan’ın üstündeki yük akılalmaz bir boyuta çıktı.

Aşağıdaki tablo bizlere, 1998 yılı NBA finallerinde Chicago Bulls ile Utah Jazz arasında oynanan 6. maçta Bulls takımının istatistik kağıdını göstermekte. Toplamda atılan 67 şutun 35’i Jordan’a ait.

Görsel 4

Bu bölümde Jordan’ın yolculuğunun teknik bölümünü ele alırken gözümüze çarpan konuların başında dönemin alan açma sorunu, takım arkadaşlarının dış atışa veya oyun kuruculuğa yeterince meyilli olmamasını açıkladık fakat bu durumun Jordan’da direkt anlamda bir hoşnutsuzluk yaratmaktan ziyade onun kendisi adına girdiği büyüklük mücadelesinin en üst noktasına çıkmasını sağladığını da gördük. Karşımızdaki profilin ordusundaki filler ile Alp dağlarını geçmesinin imkansız olduğunu düşünen komutanlarına “Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.” diyen Kartaca’lı Hannibal Barca‘nın azminde bir insan olduğunu unutmamalıyız.

3. Clutch Time

“Her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze alsın. çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar.”

Nietzsche

Arthur Schopenhauer nihilizmi karamsar ve edilgen biçimde ele alırken Friedrich Nietzsche bu noktada kendisinin bir yerde akıl hocalığını ve öncülüğünü yapan fikir ustasından ayrılarak nihilizmi çok daha tepkisel ve yıkıcı bir forma soktu.

Aynı Nietzsche, “bugüne kadar asla bir üstinsan varolmamıştır.” derken insanın, en üst formundayken bile ne kadar kırılgan olabileceğini ifade etmiştir.

Nietzsche’nin ifadesi ve bu bağlam üstünden hareket ederek yazının son bölümünde ele alacağımız hadise, açılışta Daniel Sloss’un esprili ifadesi ile bahsettiğim, insanların ikili ilişkilerdeki istatistikleri, Michael Jordan’ın clutch performansı ve kendisinin şampiyonluk/yaş profilinin Tenis’in en üst düzeyini temsil eden Federer, Nadal ve Djokovic ile olan ilişkisi olacak.

İnsanların romantik ilişkilerdeki istatistiklerini anlamamız bize, aslında mutlak gördüğümüz kavramların ve çevremizdeki kişilerin ne denli değişken olduğunu idrak etmemiz açısından faydalı olacaktır, tıpkı bir clutch performansı gibi.

“Clutch” ifadesi, doğası itibarıyla tanımlanması çok kolay bir ifade değil. Metrik olarak bakıldığında maçı kazandıran veya eşitleyen, genelde son 24 saniye içinde atılan şut, bunu tanımlamak için en genel ifade olsa da bir maçın son 2 dakikası, son 5 dakikası gibi zaman ölçütü genişletilmiş performanslar da her daim tartışma konusu olabilir veya clutch ifadesinin tanımı şut kullanımı dışında top çalma, blok veya kritik bir asistle de değerlendirilebilir.

Bağlam göze alınarak play-offlarda son 24 saniyede takımını öne geçiren veya maçı eşitleyen şut denemelerine baktığımızda ise baskının ne kadar yüksek olduğunu anlamak mümkün.

Michael Jordan 9-18 (%50 FG)
LeBron James 10-26 (%38.4 FG)
Dirk Nowitzki 5-12 (%41.7 FG)
Kobe Bryant 5-17(%29.4 FG)

Şimdi sıra ilişki istatistiklerinde. ABD’de ve Birleşik Krallık’da (İngiltere, İskoçya,Galler ve Kuzey İrlanda) yapılan araştırmalar üstünden bir derleme yaparsak ortaya çıkan istatistikler şu şekilde:

-Evliliklerin %42‘si boşanma ile sonuçlanıyor.
-Bir insan evlenene kadar ortalama 6 kişiyle romantik ilişki içine giriyor (Sevgililik vb).
-Romantik ilişkiler 3 ayı geçtikten sonra ömrünün 4 yılı bulma ihtimali %20 (Yanılmakta özgürüz).
-2-3 yıllık stabil bir ilişkinin 1 yıl içinde sonlanma ihtimali %39, 2 yıl içinde %47 ve 3 yıl içinde %59.

Bu istatistikler, biz basket sahasına adım atıp NBA finalleri oynamadığımızdan ötürü, baskının toplum üstünde en yoğun yaşandığı alan olan ikili ilişkiler kısmına bakarak NBA’in en üst düzeyini anlamak adına bize bir örüntü sağlamalı, çünkü istatistikleri oluşturanlar toplumun her bir bireyi.

Çünkü sıradan bir insan, özel yaşantısında kendine uygun kişiyi bulabilmek adına ortalama 6 deneme yapmak durumunda ve buna rağmen sonunda elde ettiği oran kabaca bir yazı tura atmak gibi (%42 başarısızlık oranı). Bu şekilde baktığımızda Jordan’ın clutch performansı çok daha etkileyici bir hal alıyor, çünkü kaçan hiçbir şutun telafisinin olmadığı ve basketbolun doğrularıyla yanlışlarının bulanıklaşıp birbirine geçtiği bir ortamda isabetli şutu bulma oranı %50. Toplum genelinde hayatın doğrularıyla yanlışlarının birbiri içine geçmesi sorunu her gün ve her zaman yaşandığı için fertler baskıyı kaldıramıyor ve insanların evliliklerinin %42’si sonlanıyor.

Dolayısıyla sıradan insanların baskı karşısında performansı oldukça kırılgan.

Aşağıdaki tabloda da Federer, Nadal ve Djokovic’in yaşlarına göre ulaştıkları toplam Grand Slam sayısını görebilirsiniz. Görselde dikkat çeken nokta Federer’in 27-30 yaşları arasında zorlanması, Nadal’ın 27-31 yaşları arasında yine benzer bir engele takılması ve Djokovic’in de 28-31 yaşları arasında şampiyonluk sayısını artırmakta güçlük çekmesi olacaktır.

Görsel 5

Bunun nedenlerini anlamak zor değil. Toplumun “doğru” kişiyi bulmakta zorlanmasının istatistiğini de Tenisin devleri üstünden bir kez daha irdelersek bu sefer bir evliliğin risk grafiği aşağıdaki gibi olmakta.

Görsel 6

İstatistiki derlemelerin bize gösterdiği üzere 27 yaş bandı, toplumun fertleri için arayışa son verme dönemi olup karşı taraftan beklentiyi bir hayli düşürdüğü, dolayısıyla daha risksiz bir ilişki içinde kendisini sürdürdüğü aralık olarak netleşmekte.

Jordan ilk evliliğini 1989 yılında, 26 yaşındayken gerçekleştirmiş. İlk şampiyonluğunu bu süreçten iki yıl sonra, 1991 yazında alması bile başardıklarının ağırlığını daha net biçimde ortaya koyuyor, özellikle de Federer, Nadal ve Djokoviç’in spor kariyerlerinde benzer yaş aralığında büyük zorluklar yaşadıklarını göz önüne alırsak. Kendisi Magic Johnson veya Tim Duncan gibi daha NBA’in yoğun temposu altında ezilmeden genç yaşta araya şampiyonluk sıkıştıramadığı için üstündeki mental baskı, diğer yıldızlara kıyasla çok daha yüksek olmuştur. Nitekim Larry Bird de bunu onaylayan bir ifadeye sahip:

“Böyle bir oyuncuyla daha önce karşılaşmamıştım. Jordan türünün tek örneği ve onu kıyaslanabileceğimiz yegane örnek Wayne Gretzky (buz hokeyi efsanesi).”

Bird, bu sözleri sarf ettiğinde takvimler 7 Şubat 1985’i gösteriyordu. Yani Jordan, henüz yalnızca bir çaylaktı; fakat buna rağmen basketbol sahasını paylaştığı rakipleri onun büyüklüğünün, zamanının ötesinde olduğu fark etmişlerdi bile.

Tüm bunlara rağmen, türünün en iyisi olması asla yetmeyecekti. Çünkü yetenek ancak başarı ile anlam kazanan bir olgu ve dolayısıyla Jordan’ın başarması gerekiyordu. İddiasında haklı olduğunu kendisi bilirken toplumun dinamikleri, Jordan’ın rekabetçi yapısıyla birleşince bu durum onu saplantılı bir haklılık davasının içine sürükledi. O da yapması gerekeni yaptı, kazandı.

O bizim kazandığımız kadar haklı olduğumuz dünya düzeninin karanlık bir kahramanı.

 

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Basketbolu felsefi yönüyle ele almayı seven, Steve Nash sayesinde Phoenix Suns taraftarı bir mühendis.
  • Russell Westbrook’u Anlamak!
    Kazandığın Kadar Haklısın  “Hayatta yapabileceğiniz en kötü şey onu yanlış insanla geçirmektir. Dünyada 7.5 milyar insan var ve siz ruh eşinizi yaşadığınız yerden 30 km ötede mi buldunuz? Bana fazla büyük bir tesadüf gibi geldi.”  İskoç komedyen Daniel Sloss, “Dark” adlı gösterisinde toplumun basmakalıp yargılarını ve sorgulamaksızın her olguyu tabulaştırmasını 1 saat içinde çeşitli şekillerde […]
  • Kevin Durant’i Anlamak!
    Kazandığın Kadar Haklısın  “Hayatta yapabileceğiniz en kötü şey onu yanlış insanla geçirmektir. Dünyada 7.5 milyar insan var ve siz ruh eşinizi yaşadığınız yerden 30 km ötede mi buldunuz? Bana fazla büyük bir tesadüf gibi geldi.”  İskoç komedyen Daniel Sloss, “Dark” adlı gösterisinde toplumun basmakalıp yargılarını ve sorgulamaksızın her olguyu tabulaştırmasını 1 saat içinde çeşitli şekillerde […]
  • 15 Tweet’te Los Angeles Clippers Olmak!
    Kazandığın Kadar Haklısın  “Hayatta yapabileceğiniz en kötü şey onu yanlış insanla geçirmektir. Dünyada 7.5 milyar insan var ve siz ruh eşinizi yaşadığınız yerden 30 km ötede mi buldunuz? Bana fazla büyük bir tesadüf gibi geldi.”  İskoç komedyen Daniel Sloss, “Dark” adlı gösterisinde toplumun basmakalıp yargılarını ve sorgulamaksızın her olguyu tabulaştırmasını 1 saat içinde çeşitli şekillerde […]
  • 15 Tweet’te Boston Celtics Olmak!
    Kazandığın Kadar Haklısın  “Hayatta yapabileceğiniz en kötü şey onu yanlış insanla geçirmektir. Dünyada 7.5 milyar insan var ve siz ruh eşinizi yaşadığınız yerden 30 km ötede mi buldunuz? Bana fazla büyük bir tesadüf gibi geldi.”  İskoç komedyen Daniel Sloss, “Dark” adlı gösterisinde toplumun basmakalıp yargılarını ve sorgulamaksızın her olguyu tabulaştırmasını 1 saat içinde çeşitli şekillerde […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

12. Haftanın En İyi 5 Hareketi

Kimler TAKAS Edilecek? Takas SEZONU!