timberwolves

, , ,

Minnesota Timberwolves’un Daha İyi Olması Gerekmiyor Muydu?

Timberwolves’un bir türlü yakalayamadığımız potansiyeli üzerine.

Tencere Yuvarlandı, Kapağını Buldu Mu?

Geçtiğimiz sezon, yapabileceklerinden kısa kesitler sundu bize Minnesota Timberwolves. NBA rekoruna koşan Golden State Warriors’a Nisan ayında çelme takan bu takım hakkında herkes gibi ben de önümüzdeki sezon için umutluydum. Hücumda zaman zaman sıkıntılar yaşasa da, tüm kamuoyunun bildiği üzere bu takımın zayıf karnı; defansıydı. 100 pozisyonda potasında ortalama 107.1 sayı gören Wolves, geçtiğimiz sezon sadece 29 maçta galip gelebilmişti.

Diğer taraftan 2008’den 2010’a kadar asistan koç görevinde Boston Celtics defansını ligin en sert defansına çeviren Tom Thibodeau, Celtics’e bir yüzük kazandırırken, diğerini de dakikalarla kaçırdı. Ardından Chicago Bulls takımının baş antrenörü olarak 5 yıl görev yapan Tom Thibodeau, Carlos Boozer gibi temastan kaçınan bir uzunla bile Bulls’a 10 sıra birden atlatıp, defansif olarak tepeye taşıdı.

Hızlı hücumları durdurma, dış alan savunması ve ölü alanda akıllıca yerleşmesiyle öne çıkan Thibodeau’nun takımları, rakiplerini bezdiren baskısıyla da övgüleri topluyordu. Thibodeau Nisan ayında Minnesota Timberwolves ile 5 yıllık imza attığında, mükemmel bir evlilik bizleri bekliyor gibiydi. Lakin ligin ilk çeyreğini geride bıraktığımızda, Timberwolves 6-15’lik başlangıcıyla geçen yıldan daha berbat bir giriş yaptı lige.

Üst üste iki kez Slam Dunk kazanan LaVine, en iyi çaylak seçilen Wiggins ve Towns, bu yeteneklere top dağıtıcılığı yapan Rubio da eklenince, sezon başlamadan önce herkesin ağızları sulanarak beklediği bir takım haline geldi Timberwolves.

Peki ne oldu da bu genç çekirdek Playoff eşiğinden henüz adımını atamadı?

League Pass’de ne zaman Timberwolves maçına tıklasanız, bu takımın nasıl olur da sadece 6 maç kazanabildiğine akıl sır erdiremezsiniz. Maçların ilk devresini domine eden Minnesota, rakiplerinden 13.6 sayı fazla üreterek, bu ortalamasıyla ligin 4. sırasında bulunuyor. Hatta bu istatistiği maç boyunca gösterebilseler, bu alanda ligin lideri olan Golden State Warriors’u bile tahtından edebilirlerdi. İşte bu da bizi Timberwolves adına eğlencenin bittiği yere, yani 3. çeyreklere götürüyor.

Soyunma Odasından Dönüş

Sebebi anlaşılamayan 3. periyot sorunu, Minnesota takımının en büyük zaafı olarak öne çıkıyor. Üçüncü çeyrek performanslarını göz önüne aldığımızda, Minnesota Timberwolves, ligin açık ara en kötü takımı konumunda.

Peki neden?

Karl-Anthony Tows ve Zach LaVine’e göre bu bir konsantrasyon eksikliği. Lakin Minnesota takımının üçüncü çeyreklerde basketbol oynamayı unutacak hale gelmesinin nedenleri konsantrasyon eksikliğinden çok daha fazlası. Maçlara iç – dış dengesini kurarak başlayan Timberwolves, üçüncü çeyreklerde fazlasıyla dış atış kullanmaya başlıyor.

– Geçen sezon Sam Mitchell yönetiminde üçlük çizgisi gerisinden hücum etmeyi nadiren düşünen Timberwolves, bu sezon geçen sezona oranla %44 daha fazla üçlük kullanıyor. –

İlk devrelerdeki  üçlük yüzdesi %41’lere ulaşan bu takımın üçüncü çeyreklerdeki yüzdesi %30’lara kadar geriliyor. Ek olarak, ilk yarılarda Towns ve Wiggins ortalama toplam 25.5 sayı üretirken, bu rakam üçüncü çeyreklerde 9.2 sayıya kadar düşüyor. Bu ikiliden verim alamayan Timberwolves, üçüncü periyotlarda ortalama 21.5 sayı üreterek ligin 29. sırasına demir atmış durumda. (0.2 sayı ile Dallas Mavericks’in önündeler)

Soyunma odası dönüşlerinde kaybedilen bu ritim, Timberwolves takımının kazanma yolundaki en büyük engeli konumunda. Timberwolves maçlarında tuttuğum notlara göz gezdirdiğimde, bu ritim ve ‘’konsantrasyon’’ sorununu üç temel noktaya kadar indirgedim.

I. Teori: Tom Thibodeau Kartlarını Çok Erken Oynuyor

İlk yarılar itibariyle Zach LaVine ortalama 19.2 dakikayla ligin en çok süre alan oyuncusu. Wiggins üçüncü, Towns ise 18. sırada. Kimilerine göre takım planlamasında Tom Thibodeau ligin en iyilerinden biri olarak gösterilse de, maçta dakikalar ilerledikçe Timberwolves plansız ve birbirlerinden kopuk bir görüntü sergilemeye başlıyor. Çekirdeği oluşturan Towns – Wiggins – Lavine üçlüsünü ilk yarıda fazlasıyla hırpalayan Thibodeau, kenardan gelen oyuncuların da dengesini bozuyor. Son maçlarda öne çıkan Tyus Jones, Utah Jazz maçının ilk üç çeyreğinde sadece 2 dakika süre alırken, kendini bir anda maçın son 12 dakikasının tamamını oynarken bulabiliyor. Biraz daha yaklaşıp en yakın tarihten örnek verecek olursak Target Center’da oynanan Knicks maçında kenardan sadece 5 sayı üreten Timberwolves, ertesi gün Madison Square Garden deplasmanında kenardan 47 sayılık verim aldı. Siyah – Beyaz kadar zıt bench performanslarının tek ortak noktası, iki maçtan da Minnesota Timberwolves’un mağlup ayrılmasıydı.

II. Teori: Genç Minnesota Timberwolves, Maçları Bitirebilecek Olgunluğu Gösteremiyor

Ligin en genç takımı olan Timberwolves, maçların fişini çekecek tecrübeye henüz erişemedi. Maç içinde zaman zaman gazı kökleyen Minnesota, ne zaman ayağını gazdan çekeceğini veya durması gerektiğini kestiremiyor. İlk yarıda son sürat giden Wolves treni, ikinci yarılarda ya raydan çıkıyor ya da  benzini bitiyor. Her iki durumda da ortak olan sorun; ilk yarıda gördüğümüz tüm hücum organizasyonlarını ikinci devrede de görmemiz. Farklılık yaratamayan Tom Thibodeau’nun takımına karşı kalbur üstü takımlar rahatça adapte olabiliyorlar. Hücum setleri tükenen Timberwolves, bire-birler üzerinden hücum etmeye başlıyor ve bu da Timberwolves takımının tecrübesizliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

– Eğer maçın bitimine 5 dakika kaldıysa ve Minnesota Timberwolves 5 sayı önde veya gerideyse o maçı muhtemelen kaybediyorlar. 2 Galibiyet – 7 Mağlubiyet ile bu alanda ligin en kötü yüzdesine sahip bu genç takım. –

III. Teori: Nemanja Bjelica ve Ricky Rubio

Nemanja Bjelica ve Boyalı Alan

Defansta aktif ellere sahip olan Minnesota, bozdukları pas sayılarına baktığımızda Golden State Warriors’u bile geride bırakıyor. Fakat Timberwolves çemberini savunmakta o kadar kötü ki, bu istatistiğin önemi kalmıyor. Boyalı alandan maç başına ortalama 44.6 sayıya izin veren Minnesota, bu alanda ligin 26. sırasında. Yazımın başında da belirttiğim gibi, defansıyla öne çıkan Tom Thibodeau’nun takımından beklenilmeyen istatistikler bunlar. Bu konunun derinliklerine indiğimizdeyse karşımıza Fenerbahçe’den de tanıdığımız Nemanja Bjelica çıkıyor. Uzun rotasyonunda yer alan Bjelica, parkeye adım attığı anda zaten çok sert olmayan Timberwolves savunmasını bir derece daha yumuşatıyor. Bjelica 4 numaradayken boyalı alanı koruyamayan Wolves, defansif ribauntlarda da zorlanıyor ve rakiplerine bolca ikinci şans sayıları armağan ediyor. Lakin Shabazz Muhammad ve Brandon Rush’ın sakatlıkları sayesinde 3 numaraya yani forvet pozisyonuna birkaç maçlık monte edilen Bjelica, Timberwolves hücumları adına kritik istatistikler elde etti. Minnesota Timberwolves’un en çok sayı üreten beşlerine baktığımızda, Nemanja Bjelica’nın 3 numara oynadığı beşler, 2. ve 4. sırada yer alıyor. Madalyonu ters çevirdiğimizde, oyuna uzun rotasyonundan dahil olan Bjelica’nın yer aldığı beşler, listede en fazla 7. sıraya kadar tırmanıyor ve hücumlarda kısır bir görüntü sergiliyorlar.

Ricky Rubio’nun Özgüveni

2011 yılında lige giriş yapan İspanyol oyun kurucu, kariyerinin istatistiksel olarak en kötü sezonunu yaşıyor. Kariyeri boyunca maç başına neredeyse 9 şut kullanan Rubio, bu sezon ortalama sadece 5 kez topu potaya yolluyor ve bazen potaya bile bakmıyor.

Flip Saunders (toprağı bol olsun) ve Sam Mitchell yönetiminde takımın liderliğine soyunan Rubio, bu sezon kendini zorunda hissetmediği sürece sorumluluk almıyor. Ricky tam bir profesyonel olsa da, Tom Thibodeau’nun gelişinden en çok o etkilenmiş gözüküyor. Saha içinde Minnesota takımının beyni olan Rubio’nun sesi, çoğu zaman koçu tarafından bastırılıyor. Kenardan sürekli bağırma gibi bir huyu olan Tom Thibodeau ile Ricky Rubio’nun frekanslarının uyuşmadığını Timberwolves maçlarını izlerken fark edebiliyorsunuz.

Tom Thibodeau topun Rubio tarafından domine edilmesine de pek sıcak yaklaşmıyor. Geride bıraktığımız 20 maçın ardından bunu rahatlıkça söyleyebiliriz. Lakin Rubio topu domine etmeden parkede gezinince, alt seviye oyuncu kuruculardan bir farkı kalmıyor. Kariyerini 16 yaşından beri takip ettiğimiz Ricky Rubio’u ligin diğer oyun kurucularından ayıran özellikleri oyun görüşü ve asistleri. Nba’e giriş yaptığından beri 8.3 asist ortalamasıyla oynayan Rubio, bu sezon keskin bir düşüşle 6.7 ortalaması tutturmuş durumda. Aradaki farkı yuvarlayıp 2 asist olarak ele aldığımızda, Rubio’nun 2 asist az veya fazla yapması, Timberwolves adına kazanmak ile kaybetmek arasındaki çizgiyi belirliyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere, son 5 dakikaya, 5 sayı geride veya önde girdiği 9 maçın 7’sini kaybetti Minnesota. Eğer Rubio pek önemli görünmeyen bu 2 asisti istatistik kağıdına ekleyebilseydi, Minnesota’nın son 5 dakikalarda kaybettiği 7 maçı da kazanması içten bile değildi.

Son Söz

Tabiki Timberwolves takımının yaptığı bir çok doğru iş de var. İlk devrede oynadıkları basketbol da bunun bir göstergesi. Fakat bu performansı yayamadıkları sürece maalesef Playoff potasına adımlarını atamayacaklar. İkinci yarılarda yaptıkları hatalarla da bir çok maçı kaybeden bu genç takım için Karl-Anthony Towns umutlu. Hatalarından ders aldıklarını belirten Towns sözlerine şöyle devam ediyor;

“Her gün farklı bir şeyler öğreniyoruz. Her gün daha iyiye giderken, disiplinimizi de kaybetmiyoruz. Bazı maçlar bunu gösteremesek de, içten içe biliyorum ki, her gün üstüne koyarak ilerliyoruz’’

Karl – Anthony Towns kadar umutlu olmasam da, bu seyir zevki yüksek takımı bir basketbolsever olarak Playofflarda görmek isterim. Sizin de istediğinize eminim.

Yazar: Feyyaz Sonbudak

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir