NBA Cafe
in ,

BEĞENDİM HAHA TERTEMİZ YORUMSUZ

NBA Cafe Barcelona: Hem Spor, Hem Eğlence, Al Sana NBA!

Türünün tek örneği olan kafeye keyifli bir yolculuk.

Hem Ziyaret Hem Ticaret

Tüm dünyada en çok takip edilen spor organizasyonlarından biri olan NBA’in, bu ölçekte izlenmesinin belli başlı birkaç sebebi var. Öncelikle sporun karakteri; basketbol seyir zevki hali hazırda yüksek bir spor. Buna ek olarak NBA’in, ABD’deki diğer tüm sporların da olduğu üzere, seyir zevkini arttıracak ölçekte değiştirilmesi.  Maçların süresinden tutun, “televizyon molası” kavramına, potaya kadar atılan adım sayısından transfer sürecine kadar her şey, takipçilerin seyir zevkinin en üst düzeyde olacağı, toplamda eğlenceli bir organizasyon yaratmak için oluşturulan bir yapının parçaları. Tüm bu etkenler, bu sporun ABD’de en popüler 2-3 spordan biri olması için yetti de arttı. Ama bildiğiniz üzere NBA, sadece Kıta Amerikası’nda değil, tüm dünyada en popüler spor organizasyonu belki de. Sporun karakterini eğlenceli kılmak, o sporun tüm dünyada takip edilmesi için yeterli değil aslında. O organizasyonun, kendini belli ölçüde satması, “pazarlaması” da gerekiyor. Peki NBA bunu nasıl yapıyor? Yani NBA nasıl her yerde bu kadar popüler?

Bir kere NBA sporsever bir insanın hayatının her alanında kendini gösterebiliyor. Ayakkabınız NBA yıldızlarından bir tanesinin marka serisi. TV’de NBA ile alakadar her şeyi 7/24 yayınlayan, magazin dahil bir kanal var. Konsollarda ve PC’de NBA Live serisi ile kendinizi heyecanın bir parçası hissetmek ne kadar da güzel bir his! Bu soğukça kış günlerinde üşüdüyseniz, üzerinize alabileceğiniz resmi NBA ürünleri artık ülkelerin en vasat manifatura mağazalarında bile mevcut. Hayatınızın yüzde 90’ını NBA etrafında dönen bir yaşam tarzına endeksleyebilirsiniz. NBA öyle bir organizasyon ki, eğer azıcık dahi NBA sever bir takipçiyseniz, NBA’den kaçabiliyorsunuz ama saklanamıyorsunuz. Ben de, bu “kaçabilirsin ama saklanamazsın!” olgusunu ilk elden, (Yılmaz Özdil misali!) yıllık iznimin bir kısmını geçirmek için heves edip gittiğim İspanya/Barcelona’da yaşadım. Gelin size, NBA’in mevzubahis popülaritesinin bir ayağını ilk elden anlatayım. Karşınızda NBA Cafe Barcelona!

NBA Cafe, Barcelona’nın La Rambla caddesinde. Barcelona’nın en popüler caddesi, bir nevi İstiklal Caddesi. Yılda milyonlarca turist çeken bir şehrin ana caddesinde, iki katlı bir kompleks olarak, NBA Cafe’nin yeri oldukça güzel ve merkezi, insanların rahat ulaşabileceği bir yerde.

Girişte sizi elinde basket topuyla genç bir arkadaş karşılıyor. Topu hemen size paslayıp, size güzel ve sıcak bir hoş geldin diyor. Alt kat NBA Cafe’nin karşılama katı, asıl heyecan yukarıda dönüyor, ancak alt katta da hoş bir ortam yok değil. Girişte, hemen sağda çeşitli NBA oyuncularının boylarını gösterir fotoğrafları ve yine bazı NBA oyuncularının basket topları üzerinde, el boyutlarını gösteren kalıplar mevcut. Benim gibi ortalama Türk fiziğine sahip birisi için oldukça moral bozucu bir yer burası. Umarım bizim kuşağımızdan sonra serpilip büyüyen genç irisi arkadaşlarımız, burada Türk’ün gücünü benden daha iyi şekilde gösterirler. Genç irilerine güvenim tam!

Üst kata çıkan şık, cam merdivenlerde solunuza bakarsanız, takımların kullandıkları formaları görmeniz mümkün. Bu sezonun forma lansmanında HER ŞEY NBA olarak bulunmuş ve hatta röportajlar dahi yapmıştık, hatırlarsınız.

formalar

Üst kata çıktığınızda ise sizi, tam anlamıyla bir spor merkezi karşılıyor. Ülkemizde örneği hemen hemen hiç olmamakla birlikte spor barları/kafeleri yurt dışında oldukça rağbet gören yerler. İnsanların hem yiyip içip, hem dostlarıyla sosyalleşip hem de sevdikleri sporları takip edebildikleri ortamlar olan spor barları/kafeleri, aslına bakarsanız ülkemizde eksikliğini en çok hissettiğimiz sosyal mekanlar olsa gerek. NBA’i evlerimizde izlemeye mahkum gibiyiz saat farkından mütevellit, kabul, ancak sevdiğimiz diğer sporların tamamını ya duman altı, nargile kokusundan öğüre öğüre bir hal olduğumuz kafelerde/kahvelerde, ya da arkadaşlarımızla yapacağımız eğlenceli kritiklerden uzakta ev ortamında pijamalarımız içerisinde izlemeye mahkumuz. Sosyalleşerek spor takip edemiyoruz güzel ülkemizde. Bu mahrumiyetimizi, az önce bahsettiğim spor merkezini görünce mutlaka daha iyi anlayacaksınız. Buyrun, kendiniz görün:

foto

Bir yanda hem maçları takip edip hem birkaç yudum bir şeyler içebileceğiniz bir bar, bir yanda da bir çok dev ekran tarafından çevrilmiş, leziz yemekleri ister arkadaşlarınız ister ailenizle tüketebileceğiniz restoran ortamı. Tercih sizin. Biz, eşimle, aç turistler olmamızdan mütevellit ister istemez restoran kısmına oturup bir şeyler yemek durumundaydık ama mekanın tasarımından ötürü isteseniz de NBA ile alakadar unsurlardan uzak duramıyorsunuz. Şöyle örnek vereyim, tam yemek yerken bir anda Madison Square Garden’ın organından çıkan “dırı dırıt dı dııııııt!” sesini duyuyorsunuz ve taraftar kamerası bir anda size dönüyor. Kendinizi bir anda mekandaki tüm ekranlarda görüyorsunuz ve etrafınızdaki herkes sizin için tezahürat yapmaya başlıyor. Maç eğlencesini kafe ortamında yaşıyorsunuz! Sağolsunlar, günün hatırası olarak size bir fotoğraf çekip, mail vasıtası ile yolluyorlar. Bizimki de böyle oldu:

emre ersun uysal

Yedik içtik, “fan cam”e çıktık, iyi güzel, peki bu müessese sadece bir spor kafesi mi? Yani tabelaya NBA yaz, iki forma koy hop! Bitti mi? Pek tabii ki bitmedi. NBA Cafe Barcelona, aynı zamanda içerisinde bulunan çeşitli değerli eşyalar (memorabilia) ile, NBA’in eski ve yakın tarihinin de sergilendiği bir müze aslında. Adam Silver tarafından 4 Ekim 2016 tarihinde açılan bu müessesede bir çok oyuncunun imzalı formaları, ayakkabıları, takımlar tarafından imzalanan Spalding toplar ve hatıra değeri olan bir çok ufak tefek eşyayı bulabilirsiniz. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse; Oklahoma City Thunder oyuncularının imzaladıkları forma, Blake Griffin ve Dominique Wilkins köşeleri.

Thunder, Blake ve Dominique!
Thunder, Blake ve Dominique!

Anlayacağınız, bu müessesenin her yanı NBA. Dolayısıyla, NBA gibi bir organizasyonun en sıkı takipçisinin bile deneyimleyebildiği tek şeyin maçlar olduğu güzel ülkemizde, kendini böyle bir ortamda bulmak belki de kişinin hayatında bir kez daha yaşayamayacağı bir mutluluk veriyor. İşte böyle bir ortamda, insan NBA’in neden bu kadar popüler bir organizasyon olduğunu çok net şekilde anlıyor. NBA sadece eğlenceli bir maç deneyimi sunmuyor. NBA aynı zamanda, kendisini takip eden herkesin, hayatının her anında bulunmak için elinden geleni yapıyor. Kendi coğrafyasına tıkılı kalmıyor, okyanuslar atlayıp insanlara ABD’deki NBA izleme deneyimini yaşatıyor. Her noktasıyla taraftar odaklı bir şekilde sizi sarıp sarmalıyor. NBA, her ABD merkezli spor organizasyonu gibi, insanları kendisine çekme hususunda çok ama çok iyi bir iş yapıyor. Dünyadaki iki şubesinden biri Filipinler/Manila’da, diğeri Barcelona’da olan NBA Cafe de, aslında sadece bir cafe değil. Tam anlamıyla, her unsuruyla bir NBA deneyimi. NBA maçlarını yerinde izleyip o havayı soluyamayanlar için, maç havasına en yakın deneyim işte bu.

Bu yazıya da, iki tane fotoğrafla son vereyim. En yakın hissettiğim iki kişinin fotolarını en sona sakladım. Biri Russell Westbrook, biri de Stephen Curry. Neden yakın hissettin diyecek olursanız, birinin boyu, birinin de elinin boyutlarını kendime yakın hissettim. TV’de minicik görüp, parkede ordan oraya savrulan oyuncular bile emin olun benim iki katımmış, bu ziyaret de bana bunu katmış olsun. Dedim ya, benden sonraki nesilden genç irilerine olan inancım tam!

Russell Westbrook

Yazar: Emre Ersun Uysal

What do you think?

7 points
Upvote Downvote

Total votes: 7

Upvotes: 7

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ballbros2

LiAngelo ve LaMelo Bol Bol Süre Alacak

walton

“Lakers Taraftarları Daha İyisini Hak Ediyor”