in ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

NBA Nasıl Doğdu?

Amerikan Basketbol Liginin Kısa Hikayesi

NBA’in Kısa Tarihi

Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Liginden ayrılıp kendi “elit” liglerini kurmak isteyen 12 büyük futbol kulübünün haberi dünya gündemini sarstı. Bu ekiplerin iddiasına göre Avrupa’nın “lider” kulüpleri, UEFA’nın hali hazırda büyük kulüplerin daha da semirmesini sağlayan yayın geliri dağılımından ve katılım şartlarından hoşnutsuzdu. “Büyükler” daha da fazlasını talep ederken bu fikrin çeşitli destekçileri hem kendi taraftarlarını ikna etmek, hem de kendilerine bir hedef belirlemek adına popülist bir söylem benimsediler:

NBA gibi bir oluşuma evrileceğiz.

Bu oluşuma öncülük eden ve 2021’in Ocak ayı itibarıyla 901 milyon euro borcu olan Real Madrid‘in başkanlığını yapan Florentino Perez 2000’lerin başında “Los Galacticos” oluşumuna para dökmesiyle biliniyordu. Kulübün borcunu gittikçe arttırarak başarı hedefleyen kapitalist bir idareci profili taşıyan Perez, pek tabii ki kendisine destekçi bulmakta zorlanmadı. Kendisini destekleyen 12 takım arasında:

  • Son İngiliz ligi şampiyonluğunu 1961‘de, herhangi bir kupayı en son 2008‘de kazanmış Tottenham,
  • 4 sezondur Şampiyonlar Ligine katılamayan ve son lig şampiyonluğunu 2004‘de kazanan Arsenal,
  • Alex Ferguson’un emekliliğinin (2013) ardından 2 kere Şampiyonlar Ligi çeyrek finali gören ve ligi kazanamayan Manchester United,
  • 30 yıl aradan sonra ilk şampiyonluğunu 2020’de kazanabilen Liverpool,
  • 1891-2011 arasında 2 (iki) lig şampiyonluğu olan, Arap Emirliğinden Şeyh Mansur tarafından satın alınıncaya kadar uluslararası düzeyde pek varlık gösterememiş Manchester City,
  • Son lig şampiyonluğunu 2004‘te, son şampiyonlar ligi kupasını 2007‘de kazanmış, 2014-2020 arasında İtalya ligini 1 defa 5., 3 defa 6., 1’er defa da 7., 8. ve 10. bitirmiş A.C. Milan,
  • Son lig şampiyonluğunu ve Şampiyonlar Ligi kupasını 2010’da kazanmış, son 10 sezonda şampiyonlar ligine sadece 4 kez katılmış ve bunların 2’sinde grup aşamasında, 1’inde son 16 turunda, 1’inde de çeyrek finalde elenmiş Inter Milan,
  • 2000-2002 arasını İspanya 2. liginde geçiren, son 20 yılda 1 şampiyonluğu olan Atletico Madrid,

gibi kulüpler vardı. Nitekim Real Madrid de 1966-1998 arasında Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götürememişti, Barcelona 1955’te kurulan Şampiyonlar Ligini 1992’ye kadar kazanamamıştı. Juventus ise şampiyonlar ligini 2 kere kazanmıştı ve sonuncusu bundan 25 yıl önceydi. Chelsea de, tıpkı Manchester City gibi, Roman Abramovich tarafından satın alınmadan önce İngiliz Ligini sadece 1 defa kazanabilmişti.

Tarih, ona hangi noktadan baktığınıza göre algınızı değiştirmenize sebep olabilecek özelliklere sahip kompleks bir kavramdır.

NBA ise Eski Kıta oyunu olan futboldan daha farklı dinamiklere sahip, çünkü kurulduğu ülke ve basketbol sporunun yayılışı itibarıyla farklı başlangıç koşullarına göre büyüdü ve olgunlaştı.

Yazımız basketbolun icadını, NBA’in oluşumunu ve kolej yapısının önemini ele alacak.

Başlayalım…

Basketbolun Oluşumu ve İlk Ligler

Britannica ansiklopedisi basketbol için ana akım sporlar arasında net biçimde Amerikan/Yeni Kıta kökenli olan tek spor tanımını yapar. Beden eğitimi öğretmeni James Naismith tarafından 1891’de icat edilen basketbol ilk önce Young Men’s Christian Association (YMCA) okulunun çatısı altında oynanmıştır.

James Naismith ve 5 öğrencisinin de Kanadalı olması sebebiyle Kanada’daki eğitim kurumlarında erken dönemde yayılma fırsatı bulan basketbol oyunu çeşitli girişimciler aracılığıyla Fransa, Hindistan, Çin ve Japonya’da da gösteri maçları şeklinde tanıtılmıştır.

YMCA dışında basketbol oynayan ilk kolej 1893’te Vanderbilt Üniversitesi olmuştu. Hamline Üniversitesi, Minnesota A&M, Şikago Üniversitesi, Iowa Üniversitesi ve Yale gibi yükseköğretim kurumları da 19. yy sonlarında basketbol oynamaya ve kendi aralarında maçlar düzenlemeye başlamışlardı.

1897’de Amatör Spor Birliği, YMCA’den basketbolun genel sorumluluğunu devraldı, 1905’de üye sayısını 15’e çıkardı. Ulusal Spor Kolej Birliği (NCAA) adı altındaki forma 1909’da giren kolej düzeyindeki basketbol, 1939’da NCAA Erkekler Basketbol turnuvası adı altında oynanmaya başladı. Bu turnuva günümüzde de sürmektedir.

İlk Kolej Dışı Deneme

Kolej dışı basketbol oluşumlarından 1898’de Ulusal Basketbol Ligi (NBL) adıyla ABD’de başlayan basketbol organizasyonu sadece 6 takım içeriyordu. Dünyanın yüzölçümü en büyük 3. ülkesi olan ABD’de tabii ki ulusal düzeyde bir organizasyon geliştirmek 19. yy sonları ve 20. yy başları itibarıyla mümkün değildi. Nitekim bu ligin katılımcıları sadece New York ve çevresindeki bölgelerin takımlarıydı. NBL’nin ilk denemesi 1904 yılında sonlandırıldı.

Basketbolun tanınmasını artıran olaylar sırasıyla 1. ve 2. Dünya Savaşları ile beraber Amerikan Ordusundaki YMCA kökenli öğrencilerin ve kolej bitirmiş askerlerin bu sporu yabancı ülkelerde oynaması oldu. Örneğin basketbol sporunun kurucusu James Naismith de 1917-1919 yılları arasında askeriye çatısı altında Fransa’da yaşamış ve Fransa’da YMCA adına hem beden eğitimi ve basketbol öğretmiştir.

NBA’in Oluşumu

Kolej basketbolu 1909’dan 1939’da kadar çeşitli formatlarda devam edip özellikle üniversite öğrencileri ve mezunlarının desteğini topladı ve 1939’dan sonra NCAA erkekler basketbol turnuvası ile devam etti.

Profesyonel basketbol adınaysa 1904’te kapatılan NBL ile aynı adı taşıyan bir lig 1937’de kuruldu ve varlığını 8 yıl kadar sürdürdü. 1925-1955 arasında ise ABL adı altında bir lig de mevcuttu. Günümüzde alışkın olduğumuz mahalle veya şehir takımı formatındaki takımların Amerika’da yaygınlaşması için 1946‘ya kadar gelmemiz gerekli.

2. Dünya Savaşının bittikten 1 yıl sonrası olan 1946 yılında Buz Hokeyi takımı sahipleri tarafından, ABD’nin kuzeydoğu, ortabatı eyaletleri ve Kanada’nın doğusunda kalan bölgeyi kapsayan yeni bir lig kuruldu ve bu lige Basketball Association of America (BAA) adı verildi. Bugün NBA tarihindeki ilk maç olarak kabul edilen maç da 1 Kasım 1946 tarihinde New York Knicks ile Toronto Huskies arasında Toronto kentinde oynandı.

1946’da 11 takımla başlayan BAA, 3 Ağustos 1949’da NBL’den gelen 6 takımı bünyesine katıp 17 adlı ilk ligi oluşturdu: Ulusal Basketbol Birliği (NBA).

Bu ligin kuruluşu olan 1946’dan beri günümüze kadar varlığını sürdürmüş iki takım da New York Knicks ve Boston Celtics‘dir.

Profesyonel Basketbolun Kolejle İlişkisi

Oyuncular NBA’e 1947 yılından bu yana “draft” olarak bilinen oyuncu seçmeleriyle katılır. 2006 yılında yapılan düzenlemeye göre basketbolcuların liseden mezun olduktan sonra en az bir yıl geçmesi ve 19 yaşından büyük olmaları gerekmektedir.

Bildiğiniz üzere NBA gibi fiziksel ve mental gereksinimleri yüksek bir lige genelde kolejde belirli bir süre geçirmiş oyuncular dahil olur. Liseden direkt NBA’e katılansa sadece 41 sporcu mevcuttur. Bu oyuncular arasında LeBron James, Kobe Bryant, Dwight Howard, Kevin Garnett, Amar’e Stoudemire, Tracy McGrady, Tyson Chandler gibi önemli yıldızlar da mevcuttur.

NBA’e Farklı Ülkelerden Katılım

NBA’de Okyanusya kıtasından 30, Avrupa’dan 297, Asya’dan 22, Kuzey ve Güney Amerika’dan 153 ve Afrika’dan 62 oyuncu boy göstermiştir. Bu sporcular da NBA’e seçmeler (draft) yoluyla katılırlar.

Örneğin Sloven Luka Doncic 2018 yılında 1. tur 3. sıradan lige katılmıştır. Eski temsilcilerimizden Mehmet Okur 2001 yılında 2. tur 38. sıradan Detroit Pistons’a katılmıştır.

ABA ve Yenilikler

1940’lar, 50’ler ve 60’ların ortasına kadar nispeten rakipsiz olsa dahi pazar payını büyütmek isteyen çeşitli girişimcilerin desteğiyle Amerikan Basketbol Birliği (ABA) kuruldu ve başına Lakers efsanesi George Mikan geçti.

ABA organizasyonu izleyici kitlesini artırmak adına 3 sayı çizgisi fikrini benimseyerek oynandı. Bu organizasyon aynı zamanda lige katılım kuralı olarak NBA’e nazaran daha esnekti. 1969’a kadar oyuncuların NBA’e katılması için 4 yıllık kolej eğitimini tamamlaması gerekirken ABA’ya katılmak için lise mezuniyetinin üstünden bir yıl geçmesi yeterliydi. Spencer Haywood Hardship Rule olarak bilinen bu kural sayesindeönceki bölümde yer alan çeşitli lise mezunu oyuncuların ilerleyen yıllarda NBA’e katılabilmesinin önü açılmıştır.

ABA’in sahip olduğu bir diğer etkinlik de Smaç Yarışmasıdır.

NBA, ABA’nın yükselişini gördükten sonra 1976’da girişimde bulundu. Çeşitli oyun ve lig kurallarını kendi kullanımına da katan NBA organizasyonu ABA’daki takımların bir kısmını bünyesine direkt dahil ederken bazı şehirler için ilerleyen yıllarda farklı takımlar oluşturmuştur.

NBA’e direkt gelen takımlar arasında:

  • San Antonio Spurs
  • Indiana Pacers
  • Denver Nuggets
  • New Jersey Nets (New York Nets’den isim değişikliğiyle)

gibi ekipler mevcuttur. Utah, Dallas, Charlotte, New Orleans, Miami, Minnesota, Vancouver, Memphis, Washington ve Los Angeles gibi şehirlere de bu birleşimin ardından hukuki gereksinimler doğrultusunda yeni takımlar eklenmiştir.

NBA’in Büyümesi

1976 yılında ABA’nın NBA’e dahil edilmesinin ardında NBA rakipsiz hale geldi fakat buna rağmen ligin popülaritesi ve doğal olarak izlenme oranları tatmin edici düzeyde değildi. Daha önceleri sıklıkla dile getirildiği üzere NBA, 1980’lerin ortasına kadar dahi uyuşturucuyla mücadele etmek durumunda kalan bir organizasyondu.

Ligin popülaritesini artıran esas unsur Magic JohnsonLarry Bird özelinde oluşan LakersCeltics çekişmesi olduğu kadar SiyahBeyaz mücadelesi de olmuştu. Nitekim bu mücadele sürerken lige katılan Michael Jordan, yıllar içinde oldukça büyüyüp adeta basketbol sporunun önüne geçecek, bir anlamda basketbolun “Ali“si olacaktı.

Jordan sonrası dönemde NBA’in Finaller düzeyinde, ABD içindeki ratingleri hiçbir zaman aynı düzeye ulaşmasa bile Jordan etkisi sporun global takip edilirliğini oldukça artırdı. Aşağıdaki görselde NBA Finallerinin izlenme oranlarının yıllara göre seyrini görebilirsiniz.

Görsel 1 – NBA Finalleri Yıllara Göre İzlenme Oranları

Görselin Kaynağı: Wikipedia

Özellikle Sovyetler Birliği‘nin ve Yugoslavya‘nın dağılmasının ardından bu bölgelerden gelen sporcuların, Avrupalı diğer ülkelerin basketbolcularıyla birlikte (örneğin Fransa, İspanya, Türkiye, Yunanistan, Almanya) NBA’de sıklıkla boy göstermesi sayesinde NBA kendisine yeni pazarlar yarattı.

NBA aynı zamanda Çin, Filipinler, Hong Kong gibi Asya ülkelerinde de tanıtım faaliyetleri yapmaktadır ve NBA Global Games adı altında geçtiğimiz yıllarda Londra, Paris, Mexico City ve Tokyo gibi şehirlerde normal sezon müsabakaları oynanmıştır.

NBA’in Tarihi ve Düşünceler

Yazıdan gördüğümüz üzere NBA, kolej düzeyinde yaygınlaşmış ve temelini bu zemine oturtmuş bir spor dalı olan basketbolun ABD’de yer alan en büyük profesyonel organizasyonudur. Yapısı itibarıyla diğer liglerle birleşerek büyüyen NBA‘in tarihi boyunca paralel organizasyonlar oluşturup çatallanma değil, genelde birleşme ve gelişme yoluna gidilmiştir.

Bu süre zarfında lig temel olarak iki unsura dayanmıştır: kolejden gelen oyuncuların devamlılığı ve takımlar arası takas sistemi.

NCAA turnuvalarında boy göstermiş ve üniversite havası solumuş gençlerin sürdürülebilir kalitesine olan inanç, NBA’in profesyonel anlamda rekabetçi konuma gelmesine önayak olmuştur.

Takas sistemi ve maaş sınırı (salary cap) uygulamaları sayesindeyse NBA’de takımlar arasındaki denge uzun vadeli olarak korunabilmiştir. Takımların maaş harcaması 2020-2021 itibarıyla 109 milyon dolar mertebesinde kısıtlanmıştır. Bu seviyeyi aşan takımlar NBA’e lüks vergisi öderler.

NBA takımlarının bütçe veya gelir “sıkıntısı” da Avrupa’nın dev futbol kulüpleri gibi olmaz. Real Madrid Erling Haaland’ı transfer edebilmek için 300 milyon euro harcamak ister, oysa ki bir NBA takımının bir yıldız oyuncuyu takımına katması için ya takas metodunu kullanması gerekir, ya da oyuncunun boşa çıkmasını beklemesi gerekir.

Gelir Eşitsizliği

Avrupa Süper Ligi girişiminin arkasında yatan nedenlerin başında dev giderlere sahip futbol kulüplerinin gelirlerini sabitleme isteği yatmaktadır. Barcelona’nın 2020-2021 sezonu maaş gideri 238,513,600 milyon pound olarak gözükmektedir. Aynı değer Fenerbahçe için 45.8 milyon pound, 4 defa Şampiyonlar Ligini kazanmış Ajax için 29 milyon pound, Fransa Liginin mevcut lideri LOSC Lille için 25.2 milyon pound, Porto için 30.45 milyon pound, Olympiacos için 17 milyon pound mertebesindedir.

Ayrılık bildirisini imzalayan 12 kulübün hepsi de dünyanın en zengin 20 futbol kulübü arasındadır; fakat bu duruma rağmen Avrupa’lı köklü futbol kulüplerinin değeri ABD’nin dev spor kulüplerinin bir nebze olsun gerisindedir. Dünyanın en değerli 5 kulübünden 1’i NFL, 1’i MLB, 3’ü NBA kulüplerinden oluşmaktadır.

Globalizasyon, Avrupa Süper Ligini oluşturmak isteyen devlerin mevcut değerlerininin yanıltıcı olmasına sebep olmuştur. Artık sadece kendi ülkeleri içinden değil, Nijerya’dan, Filipinler’den, Kanada’dan veya Kolombiya’dan taraftarlara da sahip olan Manchester United ve benzerlerinin oluşturduğu “elitler”, kendisini oluşturan ve değerli kılan özelliklerini ıska geçmiştir.

Futbol pek çok ülkede aristokrat – işçi gibi sınıf farklarından, Katolik – Protestan gibi din farklarından veya Sol – Sağ gibi politik ayrımlardan beslenerek büyümüş bir halk sporuyken basketbol ise eğitim kurumları içinde oluşmuş, üniversiteler arası müsabakalarla yaygınlaşmış ve diğer liglerle birleşerek büyümüş bir kolej sporudur.

Üniversiteler veya kolejler teorik olarak evrensel değerleri baz almış oluşumlardır, dolayısıyla gerek ekonomik planlama, gerek sistem/lig kurma ve yönetme, gerekse örgütlenip hak arama çabalarında daha kalifiye çıktılar üretebilirler.

Ligimizde Fenerbahçe Ülker forması da terletmiş Bogdan Bogdanovic geçtiğimiz günlerde bir tweet attı: “Futbolcular ve UEFA’nın oyuncular birliğini kurması için mükemmel bir zaman, (oyuncular birliği) NBA’in dünyanın en büyük spor organizasyonu olmasının nedenlerinden biri”.

Oyuncular Birliği sayesinde basketbolcular 1998‘de ve 2011‘de greve gidebilmiştir ve yine bu sebeptendir ki NBA, NFL gibi başka Amerikan organizasyonlarına göre daha ilerici olabilmiştir. Afro Amerikalı sporcuları bünyesinde daha yoğun biçimde barındıran NBA, yeri geldiğinde “Black Lives Matter” gibi hareketlere destek olmuştur.

NBA paydaşlarına eşit mücadele hakkı sunar oysa UEFA, zenginin semirip daha az gelire sahip olanı ezmesi için zemin hazırlamıştır.

Sonuç

Hepimizin ilgiyle takip ettiği NBA, oldukça iyi tasarlanmış bir organizasyon olup sahip olduğu kolej kökenleri sayesinde bilgi birikimi yüksek bir oyuncu-teknik kadro ve yönetim ağına sahiptir. 75 yıllık tarihinde sadece 5 komisyonerin başkanlığında yürümüş NBA, organizasyonel başarısını basketbolcu ve birey yetiştiren Kolejlere, iyi tasarlanmış bir gelir dağılımına, doğru işleyen takas mekanizmasına ve akılcı yollarla yürütülen pazarlama stratejilerine borçludur.

Avrupa Futbolu NBA gibi bir organizasyonel yeterliliğe şovun düzeyini artırarak değil, ancak rekabetin düzeyini artırarak ulaşabilir. Tabii popülizmden başını kaldıracak fırsatı bulabilirse.

Örnek aldığımız kimseleri ve taraftarlığını yaptığımız oluşumları daha iyi tanımamız dileğiyle…

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Basketbolu felsefi yönüyle ele almayı seven, Steve Nash sayesinde Phoenix Suns taraftarı bir mühendis.
  • Ben Simmons: Ne Olacak Bu Çocuğun Hali?
    NBA’in Kısa Tarihi Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Liginden ayrılıp kendi “elit” liglerini kurmak isteyen 12 büyük futbol kulübünün haberi dünya gündemini sarstı. Bu ekiplerin iddiasına göre Avrupa’nın “lider” kulüpleri, UEFA’nın hali hazırda büyük kulüplerin daha da semirmesini sağlayan yayın geliri dağılımından ve katılım şartlarından hoşnutsuzdu. “Büyükler” daha da fazlasını talep ederken bu fikrin çeşitli destekçileri hem […]
  • Çığlık: Dirk Nowitzki ve Paul Pierce Neden Özeldir?
    NBA’in Kısa Tarihi Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Liginden ayrılıp kendi “elit” liglerini kurmak isteyen 12 büyük futbol kulübünün haberi dünya gündemini sarstı. Bu ekiplerin iddiasına göre Avrupa’nın “lider” kulüpleri, UEFA’nın hali hazırda büyük kulüplerin daha da semirmesini sağlayan yayın geliri dağılımından ve katılım şartlarından hoşnutsuzdu. “Büyükler” daha da fazlasını talep ederken bu fikrin çeşitli destekçileri hem […]
  • Neden Büyüyelim: Bazı Yıldızlar Niçin Diğerlerinden Büyüktür?
    NBA’in Kısa Tarihi Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Liginden ayrılıp kendi “elit” liglerini kurmak isteyen 12 büyük futbol kulübünün haberi dünya gündemini sarstı. Bu ekiplerin iddiasına göre Avrupa’nın “lider” kulüpleri, UEFA’nın hali hazırda büyük kulüplerin daha da semirmesini sağlayan yayın geliri dağılımından ve katılım şartlarından hoşnutsuzdu. “Büyükler” daha da fazlasını talep ederken bu fikrin çeşitli destekçileri hem […]
  • Başkalarının Hayatı: Neden NBA’i Takip Ediyoruz?
    NBA’in Kısa Tarihi Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Liginden ayrılıp kendi “elit” liglerini kurmak isteyen 12 büyük futbol kulübünün haberi dünya gündemini sarstı. Bu ekiplerin iddiasına göre Avrupa’nın “lider” kulüpleri, UEFA’nın hali hazırda büyük kulüplerin daha da semirmesini sağlayan yayın geliri dağılımından ve katılım şartlarından hoşnutsuzdu. “Büyükler” daha da fazlasını talep ederken bu fikrin çeşitli destekçileri hem […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Allen Iverson: Bir Hırs Hikayesi!

NCAA Dosyası: Gonzaga Bulldogs