in

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

NBA Neden Afroamerikalıların Ligi?

Göç ya da Yönet

Gençler Neden Göçer?

Herhangi bir spor dalı, belirli demografik gruplardan gelen insanlar tarafından neden tercih edilir?

Kuzey Amerika’daki 4 büyük lig içinde en büyük Afroamerikalı sporcu oranına sahip olan lig NBA’dir ve bu durum bize iki aşamalı bir incelemeyi zorunlu kılar.

Birinci aşamada NBA’in MLB (beyzbol) ve NFL (Amerikan futbolu) karşısındaki üstünlüğünü açıklamamız gereklidir.

İkinci aşamaysa demografinin spora olan sirayetini içermelidir. Bu başlık kademeli olarak politikayı, Amerika’nın kölelik geçmişini ve toplumsal hareketlerini açıklarken bir Türk genci için de iki önemli soruyu hazırlar:

Bir grup insan, neden doğup büyüdüğü toprakları terk eder?

Bağ kurulan kahramanlar artık neden topraklarımızdan yetişmiyor?

Fırsat Eşitliği

Fransız diplomat Alexis de Tocqueville Amerika’da Demokrasi adlı eserinde ABD’nin kuruluşunu sağlayan ve ona dinamizmini veren unsur olarak fırsat eşitliğini öne çıkarır.

Ana faaliyeti ABD’de yer alan liglerin kuruluş yılları aşağıdaki gibidir:

MLB 1947 yılına kadar Afroamerikalıların lige katılmasını yasaklamıştır. NFL ise 1920’de Fritz Pollard’ı lige dahil ettikten sonra bir “centilmenlik anlaşmasıyla” Afroamerikalıların lige alınmasını 1946’ya kadar gayriresmi olarak engellemiştir. NBA ise 1950’den itibaren Afroamerikalı sporcuları bünyasına almıştır.

MLB yasal yollarla belirli bir topluluğun lige katılmasını engelleyerek o grubun spora dair ilgi alakasını azaltmıştır ve NFL ise bu durumu geciktirmiştir. Böylelikle ligler arasında dramatik farklılıklar oluşmuştur.

Beyazlar, Hispanikler ve Afroamerikalılar arasında oranlama yapıldığında 2017 itibarıyla:

MLB: %57.5 Beyaz, %32 Hispanik, %7.7 Afroamerikalı

NFL: %70 Afroamerikalı, %27.4 Beyaz, %2.3 Hispanik

NBA: %74 Afroamerikalı, %20.5 Beyaz, %2.3 Hispanik

sporcuya sahiptir. Fırsat eşitliği sağlandığı takdirde Afroamerikalıların başarı sağladığını görmek mümkündür; fakat bu durum sayısı 2020 itibarıyla 41 milyon olan bir topluluğun nasıl 329.5 milyon nüfusu olan bir ülkenin büyük spor dallarının en görünen yüzü olduğunu açıklamaz.

NBA Neden Afroamerikalı Ligi? - Her Şey NBA

Kölelik

ABD 1776’da kurulmuştur. 1787’de hazırlanan anayasa bir yıl sonra onaylanmıştır ve 1789’daysa George Washington ilk başkan seçilmiştir.  Amerikan toplumu, yapısındaki en çetrefilli problem olan kölelik sorununu çözmeyi yarım yüzyıl kadar ertelemiştir.

1861’de başlayan ve 4 yıl süren iç savaş öncesinde kölelikle ilgili istatistikler iç karartıcıdır.

1860 itibarıyla ABD’de:

  • 3.9 milyon köle mevcuttur.
  • Toplam Afroamerikalı nüfusun %11’i özgürdür.
  • 31 milyonluk ülke nüfusunun %12.5’u köledir .
  • Köle sahibi adedi 393 bindir. Takriben her 10 kişiye bir köle düşmektedir.
  • 4000 kişi kölelerin 1.2 milyonuna sahiptir.

1865 sonrasında özgürlüğünü kazanan Afroamerikalı toplumun takip eden 100 yılda ABD’nin kalanıyla arasındaki ekonomik, sosyal ve hukuki farkları kapatması için verilen mücadeleler savaş dışı düzlemde gerçekleşmiştir.

Neticede özgürlüğünü kazanan ve gidecek başka bir yeri olmayan bu halk, hikayelerini ABD toplumunun içinde nefes alabileceği yegane yerlerde yazmaya başlamak durumundadır.

İlk Kahramanlar

Afroamerikalı toplumun teorik özgürleşmesinin pratiğe dökülmesi ağdalı bir süreçti.

Her iki dünya savaşına da katılan ABD, bunların ilkinde Afroamerikalı askerleri yalnızca geri hizmette kullanmıştı ve ikincisindeyse Afroamerikalı askerlerin kan bankalarını, koğuşlarını, hastanelerini ve sağlık çalışanlarını beyaz askerlerden ayrı tutmuştu. Bu tutum neredeyse Kore Savaşına kadar da sürdü.

Güney eyaletlerindeki Afroamerikalıların oy kullanma haklarını zorlaştıran işgüzar yasaların kaldırılması yasaklanmasıysa 1965‘i buldu.

Amerika’daki tüm azınlıkların yurttaş hakkını korumak adına kanun çıkartan 35. başkan John F. Kennedy‘nin ve Afroamerikalı hareketin öncülerinden Medgar Evers‘ın 1963’te, Malcolm X‘in 1965’te ve Martin Luther King‘in 1968’de öldürülmesi Afroamerikalı toplumun gelişim sancılarının en net göstergesiydi.

Bu noktaya gelindiğinde Afroamerikalı sporcular halihazırda sporun vitrininde yer edinmişti; fakat hikayelerinin özgünleşmesi için toplum hareketine bütünleşik bir sansasyona da ihtiyaç vardı.

Nitekim Muhammed Ali‘nin 1966’da Vietnam Savaşı’na katılmayı reddetmesinin karşılığında pasaportunun iptali ve 1970’e kadar profesyonel olarak boks maçına çıkmasının engellenmesi, sporcuların toplu bilincinin örgütlenmesini sağlayan ana unsur oldu.

NBA Neden Afroamerikalı Ligi? - Her Şey NBA

Kimlikler

Ali’nin Amerikan toplumuna kapsamlı etkisi, her çocuğun özenebileceği üstinsan figürünü ortaya çıkarmasında yatıyordu. NBA’den Kareem Abdul-Jabbar, Bill Russell ve Oscar Robertson, NFL’den Jim Brown gibi isimlerin Ali’ye desteğini gösterdiği meşhur 1967 konuşması gençlerin, sahadaki spor kahramanlarının toplumsal problemler yaşadığı gerçeğini zihinlerinde eşledi.

Şehir ve Yönetim

ABD spor organizasyonlarındaki demografik çeşitliliğinin artışı şehirlerin nüfus dinamikleriyle doğru orantılıdır.

Boston’daki Latin Amerikalı olmayan beyaz nüfus 1940’ta %96.6 iken 2019’da %45‘e gerilemiştir. Bu esnada Afroamerikalı nüfus %3.1‘den %22.2‘ye büyümüştür. Chicago’da aynı süreçte bu oran beyazlar için %91.2‘den %31.4‘e düşerken Afroamerikalılarda %8.2‘den %28.7‘ye gelmiştir. Benzer eğrileri hemen hemen tüm Amerikan metropollerinde Afroamerikalılar, Hispanikler veya Asya kökenliler için görmek mümkündür.

Bu durumunun eski kıtadaki karşılığı toprağını kaybeden köylünün proleterleşmesidir. Nitekim günümüzde akıl doğrultusunda tasarlanamamış metropollerin kontrolsüz genişlemesini açıklayan fenomen de budur: önceden toprağı işleyen, şimdi hizmet sektöründe var olmak durumundadır.

Kölelik kurumu eski kıtada serflik, köylülük ve proleterleşme aşamalarını kaydetti; fakat yeni kıtanın güney eyaletleri halihazırda toprak sahipleri arasında büyük tarlalar olarak işletilmekteydi.

1865’ten önce toprağı işleyen Afroamerikalı toplum, Güney’in savaşı kaybetmesi sonucu özgürleşince kendisini farklı dinamiklere ve oyun kurallarına sahip bir çoğunluk zorbalığının arasında buldu.

NBA Neden Afroamerikalı Ligi? - Her Şey NBA

Vahşet

Tocqueville’e göre Demokrasi olgusunun mevcut halini almasının sebebi, onun sokaklarda kendi başına büyümeye terk edilmiş bir çocuk gibi öksüz bırakılmasından kaynaklıdır. Toplumun rant hırslarına,  sefaletine, ikiyüzlülüğüne ve menfaatçiliğine tanıklık eden Demokrasi, vahşi içgüdüleriyle davranacak şekilde evrimleşmiştir.

Afroamerikalı komünite ile beraber tüm “beyaz” olmayanların ABD toplumunun progresif yapısını sağlaması bundan ötürüdür: kölelik veya bir başka sömürü çarkından geçmiş yeni demokrasi katılımcıları ya suçlu ilan edilirler, ya da ilerici olurlar.

Belediye

Tocqueville’e göre insanlar belediyeler olmaksızın özgür hükümetlere sahip olabilirler ancak hiçbir zaman özgür olamazlar.

Bu tanım doğrultusunda bireylerin sorumluluk alabileceği başlıca alanlar kendi mahalli bölgeleridir. Nitekim Tocqueville’in New England ahalisi hakkındaki tespiti de konuya ışık tutar:

New England’ın sakini kentine bağlanır ama bunu orada doğduğu için değil, bu kentte kendisinin de parçası olduğu özgür, güçlü ve yönetme zahmetine değer bir yapı gördüğü için gerçekleştirir

Afroamerikalı toplumun karşılaştığı durum açıktır: Özgürsen, sorumluluk alman gerekir. Halihazırda yeni kıtaya getirilmiş bu topluluğun gidecek daha iyi bir yeri yoktur. Topluma katılan bu genç halkın kendini anlatma zahmetine girmesi ve rüştünü ispat etmesi gereklidir.

Türkiye’de karşılaşılan problem de buradadır: Sorunlarımızı çözme zahmetine değer mi?

Akıl Nerede?

Romalılar köleliğin akıl doğrultusunda işlendiği bir sömürü toplumu inşa etmişti. Kölelik kurumu latifundiaları işlemek için gerekliydi ve mülkiyetin esas dayanağını etkinleştiriyordu.

Standart mantık, Endüstri Devrimi ile beraber aklın rant dışı kaynaklardan meta üretimini zorunlu kılmasına maruz kaldı. Dolayısıyla Aydınlanma’dan edinilen kazanımlar, topluma yaklaşımı ve bireyi dönüştürdü:

Romalılarda —–> Toprak ——> Yönetilmesi gereken alan

iken,

Aydınlanma ile —–> Akıl/İnsan —–> Düşünmeye zorlanması gereken

halini aldı. Rousseau’nun fikirlerinin bir kısmına özünü veren ve insanı özgürlüğü için temelde sorumluluk alması gereken bir canlıya dönüştüren yeni kurguyu ortaya çıkardı.

Aydınlanma Çağı sonrası dönemde köleliği deneyimleyen Afroamerikalı toplumun sorunlarının çözümü için bulduğu amaç oldukça nettir: Kamusal alanda söz sahibi olmak gereklidir. Bu durumda NBA yıldızı olmak, aktör, ABD Başkanı veya bir başka ekran yüzü haline gelmekse toplumun amacına hizmet eder.

Türkiye’deyse sorunları çözmek için yeterli motivasyonun kimde olduğu büyük bir muammadır. Gençler olarak tanımladığımız grubun sorunları çözme zahmetine girişmesi için sıkıntıları doğru tanımlaması ve akıl yürütebilmesi gerekir.

Beceriler

ABD’de kamusal akıl, insanları sisteme dahil edip onu sorumluluk almaya davet eder. Toplum böylelikle kusurlu da olsa gelişime açık, tasarlanmış bir hayatı hem kurar hem de yaşar.

Türkiye’de ise aklın yalnızca sayısal alana sıkıştığını görebiliriz. Sözel dünyanın ürettiği yeni ekran yüzleri en basit mantık süreçlerini dahi işletmekten aciz kalır. Bir adım ileri atınca Türkiye’de sözel alanda icra edilen hemen her tartışmanın bulanık bir suda zemine bakmaya çalışmaktan ibaret olduğunu görürüz.

Akıl doğrultusunda tasarlanmış ortam toplumun örgütlenebilme becerisini kamçılar. Türkiye’de ise kimliksizleşmiş, bağ kurabileceği herhangi güncel kahramanı veya ekran yüzü olmayan motivasyonsuz Türk gençliği ise edilgen kalır.

Yaşananlar göç için gereken şartları hazırlasa da bunu tetikleyecek unsur için Machiavelli’nin Prens eserine dönmemiz gerekir.

Hükümdar tebaasının malına dokunmaktan kaçınmalıdır; çünkü babalarını kaybetse umursamayacak insanlar babalarından kalan malı kaybetmeyi unutmazlar.

Yeni dünya paranın sanallaştığı bir uzaydır. Burada esas olan bir malın elde tutulması değil, paranın artırılabilmesi ve yeni metalara sahip olunabilmesidir. Bu kalemlerin yerine getirilememesi modern insanı tetikler.

Pazarlık

Türkiye’nin yaşadığı sorunların merkezine Beyin Göçü kavramını oturtmak beyhude bir çabadır. Nitekim hayat pahalılığından bunalan, sosyalleşemeyen, kendini ifade edemeyen, geçinemeyen insanlar hakkında daire grafikleri çıkarmak ve motivasyonel konuşmalar hazırlamak ancak Türkiye’deki ekran yüzlerine yaraşır bir pazarlıktır.

“Çocuğumun iyi bir eğitim alacağını düşünmüyorum” veya “bir kadın olarak sokakta güvenle yürüyemiyorum” diyenlerin beyanını tek çatı altında toplayıp bunu yüzdelik dilimlerle ifade etmekse bu belgeyi oluşturanın kendini pazarlama çabasından ibarettir.

Türkiye’nin beyin göçü başlığı altında harcadığı tüm efor, yaşadığı gerçeklikle pazarlık etmeye dönüktür.  Afroamerikalılarsa güncel sorunlarıyla pazarlık yapmayı reddeder. Bu yüzden LeBron James de Ali, Kareem, Russell ve Robertson gibi hatırlanmak istediğini söyler.

Pazarlık olgusu ilerlemeciliğin sekteye uğradığı toplumların doğal sığınağıdır.

Hayatla baş edememek, ona yeni tanımlarla yaklaşmayı doğurur.

Öyleyse yeni bir tanıma ihtiyacımız vardır.

Beyin Ölümü

Aklın izinin silindiği bir toplumun tanısı nedir? Basit mantık silsilesinin işlemediği, insanların 2 cümle sonra ne söyleyeceğinin kestirildiği bir komünitenin sorunlarının çözümü tek bir yere mi bağlıdır?

Karşınıza mülakata gelse iş teklif etmeyeceğiniz kimselerin TV yorumcuları, YouTube yüzleri, şirket sahipleri ya da popüler kültür öğeleri olarak ekranı işgal etmesinin tanımı nedir?

Entelektüel cılızlaşmanın bizi getirdiği nokta, yeni türeyen twitter peygamberlerinin kendilerini divan edebiyatı şairleriyle kıyasladığı kuruntusal uzaydır.

Sözel dünyada temel mantıksal argümanların ilerletilemediği bir ekosistemin yegane dayanak noktası sayısal dünyanın içinden fırlamış karakterlerdir. Bundan ötürü Mahfi Eğilmez, Bekir Ağırdır, Uğur Gürses, Hakan Kara ve hatta Özgür Demirtaş gibi mantık kurabilen figürlerin popülerleştiğini görürüz.

Sanal dünyanın trendleri bizlere mantıksızlık içinde boğulan ve beyin ölümüne doğru giden yoldaki Türk toplumunun hayatta kalma çabasını gösterir.

Diyalog

Afroamerikalı toplumun 1960’larla beraber başlattığı hareketin gücü, Martin Luther King ve Ali gibi kahramanlarının diyalog kurma becerisinde yatıyordu.

Doğru kişiler tarafından sürdürüldüğünde diyaloğun şiir, roman veya hikaye gibi yazı türlerinden kuvvetli olduğunu görürüz. Çeşitli anlatım türlerinin icracılarının “konuya” gelebilmesi için zemin hazırlama (set the scene) ihtiyaçları anlatılarını yavaşlatır ve mesajı ekseriyetle duygulanıma yükler.

MLK’nin ve Ali’nin toplumu düşünmeye zorlayan diyalogları sayesinde 70’lerden itibaren Afroamerikalı gençler kendilerini tüm spor dallarında iyiden iyiye göstermiştir. Çığ gibi büyüyen ekranın gücü de kendisini besleyen mekanizmayı oluşturmuştur.

Bill Russell‘ı, Wilt Chamberlain’i ve Oscar Robertson‘ı izleyenler Kareem Abdul-Jabbar ve Julius Erving olmuştur. Bu isimleri izleyen Magic Johnson gibilerse Michael Jordan‘a zemin hazırlamıştır. Kobe Bryant ve Allen Iverson gibilerin enerjisi LeBron James‘de vücut bulmuştur.

Avrupalı yıldızlardan Antetokounmpo‘nun basketbola başlaması ve Doncic‘in Kobe ve LeBron’u idol olarak görmesi dahi bu etkin geri besleme düzeneğinin sonucudur.

Göç Neden Tetiklenir?

Beyin ölümüne giden toplumlarda halkın geniş kesitleri arasında yaşanan diyalogsuzluk ekonomik sorunlarla birleşip hedefsizliğe dönüşünce göç kaçınılmaz bir sonuçtur. Gelgelelim problemi tanımlayan beyanın özü Türkiye’de bireyin sesini duyuramamasını, mantığın değersizleşmesini de içermelidir.

Afroamerikalılar kendilerini NBA’in sürükleyicisi konumuna taşıyabildi çünkü ABD, yapısındaki bütün problemlere rağmen yurttaşlarını üzerine çalışmaya teşvik eden bir idealler bütününü vaat ediyordu. Nitekim Abraham Lincoln’ün 1863 Gettysburg konuşması da bunu işaret eder.

Fortune 500 – 2017 verileri de bu fenomeni destekler: ABD’nin en değerli 500 şirketinin %43’ü 1. veya 2. kuşak göçmenler tarafından kurulmuştur. Benzer şekilde 500 şirketin %11.6‘sının CEO’su ABD dışında doğan kimselerdir.

Modernleşmenin Türk topraklarında vaat ettiği evrimse Cumhuriyet’i oluşturmuştur. Hedefsizlik uzayında uçuşan Türk gençliğininse bir soruya ihtiyacı vardır.

Cumhuriyet Nedir?

Yönetim çeşidi olarak cumhuriyet, bir dönüm arsayı nasıl işleyeceğinize orada yaşayanlarla beraber, seçimlerinizle ve akıl yürüterek karar vermenizdir.

Kölelik döneminde tarlaya sürülmüş Afroamerikalıların unutmayacağı temel bir fenomen mevcuttur: toprağı işlemek zahmet gerektiren ve sürdürmek için çaba göstermenizi mecbur kılan bir uğraşıdır.

Sorumluluğunu almayı reddettiğiniz toprağı muhakkak bir başkası işletecektir. Arsanızın bu kimselerin tasarrufuna veya insafına kalmasıysa sizin sorumluluğunuzdadır. Kimi zamansa bir alan belirli süre terk edilir ve bu süre zarfında işlenmez. Geri döndüğünüzdeyse yabani otlarla dolu bir arsayla karşılaşırsınız.

Bu durum ancak eğitimsiz gözlere hitap eden bir tablo oluşturur:

Yaban otları da çiçek açar.

Kendi haline bıraktığınız arsanın geçici çiçeklenmesinin bir yanılgı olduğunu fark etmeniz içinse mantığa sahip olmanız gerekir.

Eğitim – Toplum – Sanatçı

Türkiye gündeminin herhangi bir kesitini izlediğinizde sanatçı-toplum sürekliliğinin kırıldığını görürsünüz. Öyleyse toplum sanatın önünde gitmektedir, tam tersi değil.

Etkileşim arsızı ekran yüzlerinin altında ezilen Türk gençliğinin gidişatı bu sebepten ötürü Afroamerikalı toplumun gençliğinden farklıdır: ABD’nin görece yeni özgürleşmiş halkı Sokrates’in diyaloglarında yer alan prensiplere uyacak şekilde, kendi içinden çıkan figürler tarafından eğitildi.

Günümüzde Türk toplumu sanatçıya güvenini o denli kaybetmiş durumda ki kamusal alanı yalnızca gündelik safsatanın doldurmasına müsaade ediyor.

Ve bu durum, Türk gençliği ile Afroamerikalılar arasındaki en ciddi kırılıma yol açar.

NBA Neden Afroamerikalı Ligi? - Her Şey NBA

Ne Eksik Ne Tamız

Almanya, Hollanda, Kanada, İsveç, ABD ve benzeri ülkelerin nitelikli insan ihtiyacının hatırı sayılır bölümü ülkemizdeki mühendislik, tıp veya bir başka sayısal alandan, mantığın henüz bu diyarları terk etmediği bölgeden yetişmiş kimselerin gerçekleştirdiği göçle karşılanmaktadır.

Gelgelelim buradaki hadise davranışsal olarak bir vergi göçü veya finansman değişimi olarak da adlandırılmalıdır.

Meslek erbabı kimseler ödedikleri vergilerle emeklilerin bakıldığı, yurttaşlara hizmet götürülen bir yapıyı fonlarlar. Ticaret, edinilen her bir mülk, işçilik ve yapılan yatırım da bu başlığa girer.

İnsanların ülkeden göçü evrimsel gözle incelendiğinde bu zincirin içinde yer almayı reddetmekten ibarettir.

Kişiler akıl doğrultusunda idare edilmeyen, sesini duyuramadıkları bir ekosistemi fonlamaktansa içinde yer alma zahmetine değecek yeni bir ortamı finanse etmeyi seçerler. Böylece yeni Hollandalılar oluşur.

Nitekim Uğur Mumcu gibi elle tutulur kahramanlar üretemeyen sisteme bakış açısı ancak bu olabilir: İnsanların çoğu gerçekten idealleri olduğu için değil, başka seçenek görmedikleri için göçerler.

NBA Neden Afroamerikalı Ligi? - Her Şey NBA

Sonuç – Buraya Kadar Her Şey Yolunda

Afroamerikalıların başarı hikayeleri size, Anadolu’dan gelip İstanbul’un boş olduğu dönemde arsa çeviren kimselerin hikayesinden daha etkileyici geliyorsa bunun sebebi özgür atalarımızın esaret altındaki çocukları olmamızdan kaynaklanmaktadır.

Hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair sorular sorduğunuzda yalnızlaşırsınız. Nitekim Sokrates’in binlerce yıl önce sorduğu soruların aciliyeti buradan anlaşılır: Gençlik ikiyüzlülüğe her zaman tepkilidir, pragmatik olmak adına söylenen yalanları tolere edemez.

Entelektüel olarak dürüst bir yaşama ihtiyacımız var. İzlenme kaygısı ile sevilme beklentisi içindekilere değil, yalnızlığını toplum içinde çekmiş ve halen çekmekte olanlara ihtiyacımız var.

Filozof ve romancı Tzevetan Todorov’un Anlatıbilim‘e (Narrative Theory) getirdiği yaklaşım Eşitlik Teoremi idi. Buna göre anlatının başında Dünya nötr, denge pozisyondadır. Stabilite bozucu etkiye maruz kalır, kahramanlar bozulanı onarır ve birlik, denge tekrar sağlanır.

Bize semavi dinlerden miras kalan bu anlatı tarzı günümüzde işlevsizleşmiştir. Nitekim sizin denge noktanız, bir başkasının bozucu noktasıdır. Yaşadığımız problemlerin çoğu, bulunduğumuz ekosistemin döngüsel olarak ekonomik buhranları, politik sıkışmaları tekrar etmesindendir.

Bu yazının özüyle ilgili problem de okuduğunuz metnin 2022’ye değil, ufak güncellemeler dışında 2015’e ait olmasıdır. Özneler güncellense dahi anlatı aynı kalabilmiştir ve bu, paradoksun kanıtıdır.

Vaat ettiği idealler doğrultusunda yaptığı ilk sözleşmeye uymayan toplumların temel paradoksu budur. 90’ların sert ve eleştirel filmlerinden La Haine‘in Fransa için aktardıkları da bundan farksızdır.

La Haine, elli katlı bir binadan düşen bir adamın hikayesidir:

Adam kendini rahatlatmak için her katı geçtiğinde şöyle dermiş;

Buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda.

Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır…

 

İlgili yazılar: Neden NBA’i Takip Ediyoruz?

90’lar Neden Daha İyiydi?

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Basketbolu felsefi yönüyle ele almayı seven, Steve Nash sayesinde Phoenix Suns taraftarı bir mühendis.
    Yüzük Takıntısı Nedir?
    Gençler Neden Göçer? Herhangi bir spor dalı, belirli demografik gruplardan gelen insanlar tarafından neden tercih edilir? Kuzey Amerika’daki 4 büyük lig içinde en büyük Afroamerikalı sporcu oranına sahip olan lig NBA’dir ve bu durum bize iki aşamalı bir incelemeyi zorunlu kılar. Birinci aşamada NBA’in MLB (beyzbol) ve NFL (Amerikan futbolu) karşısındaki üstünlüğünü açıklamamız gereklidir. İkinci […]
    Play-In: Adil ya da Saçma
    Gençler Neden Göçer? Herhangi bir spor dalı, belirli demografik gruplardan gelen insanlar tarafından neden tercih edilir? Kuzey Amerika’daki 4 büyük lig içinde en büyük Afroamerikalı sporcu oranına sahip olan lig NBA’dir ve bu durum bize iki aşamalı bir incelemeyi zorunlu kılar. Birinci aşamada NBA’in MLB (beyzbol) ve NFL (Amerikan futbolu) karşısındaki üstünlüğünü açıklamamız gereklidir. İkinci […]
    NBA Neden Afroamerikalıların Ligi?
    Gençler Neden Göçer? Herhangi bir spor dalı, belirli demografik gruplardan gelen insanlar tarafından neden tercih edilir? Kuzey Amerika’daki 4 büyük lig içinde en büyük Afroamerikalı sporcu oranına sahip olan lig NBA’dir ve bu durum bize iki aşamalı bir incelemeyi zorunlu kılar. Birinci aşamada NBA’in MLB (beyzbol) ve NFL (Amerikan futbolu) karşısındaki üstünlüğünü açıklamamız gereklidir. İkinci […]
    NBA Nereye Gidiyor?
    Gençler Neden Göçer? Herhangi bir spor dalı, belirli demografik gruplardan gelen insanlar tarafından neden tercih edilir? Kuzey Amerika’daki 4 büyük lig içinde en büyük Afroamerikalı sporcu oranına sahip olan lig NBA’dir ve bu durum bize iki aşamalı bir incelemeyi zorunlu kılar. Birinci aşamada NBA’in MLB (beyzbol) ve NFL (Amerikan futbolu) karşısındaki üstünlüğünü açıklamamız gereklidir. İkinci […]

What do you think?