in , , , , , , , , , , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

NBA’de Yeni Dönem: İkişer İkişer!

Duo’ların Yılı

İki Elin Sesi Var!

Dinamik bir dünyada yaşıyoruz. Hayatımızın bir yılı, diğerine benzemiyor. Değişen sadece biz değiliz, değişen bireylerin toplamı olan toplumlar değişirken, toplumların zevkleri, davranışları da yıldan yıla değişiyor. Moda dediğimiz şey de bu değil mi? Her sene, giyilecek farklı bir aksesuar, değişik bir elbise çöküyor karşımıza. Moda sadece manifaturada da değişmiyor, NBA’de de her geçen sene farklı bir şeyin modası oluveriyor. Misal, bir ara cefakar bir süperstarın etrafında kümelenen rol oyuncuları modaydı. Sonra süper yıldızları tek takıma toplayıp, tüm ligi soğuk savaş çağı çift kutuplu dünya düzenine evriltmek moda oldu. Bu senenin modası da, şu zamana kadar anladığımız kadarı ile, iki yıldız üzerine kurulu takımlar. 2019-20 Sezonu, belki de geçmişte örneğine rastlanmamış şekilde, “ikili”lerden oluşmuş takım düzenlerine şahit olacak. Tabii ki her ikilisi olan takımı başa güreşir kabul etmek naiflik olacaktır. Dolayısıyla bu ikilileri sondan başa bir sıralayalım ve ligi hangi ikili, ne kadar domine edebilir, karavana da olsa bir tahminde bulunalım.

Kristaps Porzingis – Luka Doncic:

Bu ikilinin daha yukarılarda olmamasının bir kaç sebebi var. Öncelikle bugün, tam 619 gün sonra ilk NBA basketini atmış olan Porzingis’in sakatlıktan ne ölçüde verimli döneceği. ACL sakatlığını, hele ki onun boyutlarında bir oyuncunun ne derece geride bırakabileceği büyük bir soru işareti. İkincisi de Charles Barkley’nin bu ikiliyi “gelecek on yılın en iyi ikilisi” olarak lanse etmesi, ki, Charles Barkley’nin maşallah dediğinin üç gün yaşamadığı da malumunuz. 2018-19 Sezonu Yılın Çaylağı’nın neler yapabildiği hepimizin bildiği bir şey ama bu ikilinin tavanını Porzingis’in ne ölçekte iyileşebildiği belirleyecek.

Giannis Antetokounmpo – Khris Middleton:

MVP’nin yeteceğinden sual olunmaz, bu konuda üstüne katacağımız bir şey yok. Lakin, bir elmanın ikinci yarısı olarak Middleton’ın hala kanıtlaması gereken şeyler mevcut, hele ki yılda nereden baksanız 30 milyon dolardan fazla alacak bir oyuncu olarak, birçok kişiyi tatmin etmesinin namümkün olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Yani bu ikilinin tavanı da, potansiyeli muallakta olan yarının belirleyeceği bir nokta olacak. Kariyer üçlük yüzdesi olan %39’u bir tık yukarı taşıyabilirse, Middleton’ın bu ikiliyi de sıralamada bir kaç basamak yukarı atması bir hayli olası.

Donovan Mitchell – Mike Conley Jr.

Kimse bu ikiliden bir Stockton – Malone performansı beklememeli lakin Utah basketbolunun önümüzdeki birkaç sene ihtiyacı olan ikili tam da bu olabilir. Son 10 seneden beri, “topu tutan oyuncuya baskı kur, içeri drive et, dış oyuncuyu bul” felsefesiyle hareket eden Grizzlies takımının ana parçası olan Conley, Mitchell’ın oyununun pişmesi için gerekli olan alanı açabilecek kalitede bir oyuncu. Şansları bir miktar yaver gittiği takdirde bu ikili, Jazz’ı, Batı Konferansı denilen yangın yerinde yüksek kademelere çıkarabilmeye vakıf olacaktır.

Damian Lillard – CJ McCollum:

Öncelikle bu ikilinin toplam kontrat değerinin, 1 milyar doların neredeyse üçte biri olduğunu hatırlatalım. Mu-az-zam! Portland, önümüzdeki 3-4 senesini gözü kapalı olarak bu ikiliye gömdü. Nihayetinde takımlarını konferans finaline çıkarmış bir ikilinin yeteceğinden sual olunmaz. Gel gelelim, konferans finalinde süpürülmüş bir ikilinin yeteneğini sorgulamak isteyebilirsiniz. Ne olursa olsun, geçen sezonun en iyi ikinci Batı takımının koç başlarıydı Dame ve McCollum. Gel gelelim bu sene Batı hiç olmadığı kadar vahşi ve bu ikilinin, diğerleri ile yapılan kıyaslarında kanıtlamaları gereken pek çok şey var.

Nikola Jokic – Jamal Murray:

 

Denver Koçu Mike Malone, bu ikilinin arasındaki ilişkinin seviyesini anlatırken “neredeyse romantik” tabirini kullanıyor! Haksız da sayılmaz, gençlerin kanı kaynıyor! 25 yaş altında ligin en iyi bir kaç basketbolcusundan ikisini aynı takımda görmek, gelecek seneler için oldukça heyecan verici. Bu senenin potansiyel MVP’leri arasında adı şimdiden zikredilen Jokic ve ligdeki her senesinde, bir öncekinin üstüne bir hayli koyan Murray, takımın oldukça üst düzey yan parçaları ile birlikte Denver’ı bu sene kimsenin tahmin edemeyeceği kadar yukarılara taşıyabilir. Ancak bu ikilinin sıralamada daha yukarılara çıkabilmesi için kumaşlarını play-off’larda kanıtlaması gerekecek.

Joel Embiid – Ben Simmons:

Pivotunuzun, oyun kurucunuzdan daha iyi bir dış şutu olduğu bir kombinasyonu NBA tarihi kaç defa görmüştür? Bilinmez. Ancak, bir NBA maçındaki ilk üçlük isabetini henüz bulmuş Simmons’ın, Embiid’e alan yaratıp, onu hali hazırda ulaştığı tehlike seviyesinden daha yukarılara taşıyabilmesi için, orta ve dış mesafe şutunu kesinlikle daha da geliştirmesi gerekiyor. Oldu da bu yaz geliştiyse de, kanıtlaması. 76ers şu andaki dinamiklerle bile Doğu Konferansı’nın en iyi takımı gibi gözüküyor. Lakin vitesi bir kademe arttırıp, ligin en iyisi olabilmek için bu ikilinin, en azından bir yarısının, kendisini bir miktar daha geliştirmesi şart.

James Harden – Russell Westbrook:

Bu ikiliyi bir araya getiren takas gerçekleştiğinde, herkesin aklına tek bir soru gelmişti: bir tane top yetecek mi? Zira OKC yıllarından beri köprünün altından çok sular aktı: Harden artık bir En İyi 6. Adam adayı değil , artık “En İyi Adam”a oynuyor. Westbrook ise kariyerinin başından beri ilk defa lideri olmadığı bir takımda. Kimsenin bu ikilinin yeteneklerinden şüphesi yok, hatta ayrı ayrı ele alınıp toplandığında listenin en üstünde bile olabilir. Lakin bu ikilinin özel durumu, 1+1’in 2 etmediği durumlara bir örnek teşkil edebilir. Sonucun 2’ye ne kadar yakın olduğu, bu ikilinin de sıralamadaki yerini yukarı veya aşağı taşıyacak. Bekleyip, göreceğiz.

Kevin Durant – Kyrie Irving:

2018’in başından beri gizli kapaklı şekilde birbirleri ile oynamak için planlar yapan bu ikili, transfer sezonunun gelişi ile muratlarına erdiler. Ancak bu ikilinin ne ölçekte etkili olacağını görmemiz için önümüzde bir hayli zaman var. Ancak şunu göz önüne almamız lazım: Bu ikilinin bir yarısı, ligdeki belki de en iyi handle’a sahip olan ancak kariyerinde, çeşitli sebeplerden ötürü hep mutsuz kalan bir oyuncu. Diğeri de, belki de NBA tarihinin gördüğü en saf skorer olmasına rağmen, takımlarında hep bir şekilde ikinci planda kalmış bir yetenek. Anlaşılan o ki bu seneki tercihlerinden ikisi de bir hayli mutlu. Belki bu seneye değil ancak bir sonraki seneyle birlikte çok ama çok efektif bir basketbol görmemiz çok olası. Ama önce o sakatlık bir iyileşsin.

Steph Curry – Klay Thompson:

 

Ligdeki belki de en doğal, en işlevsel, en iyi anlaşan ikili bu. Normal şartlarda bu ikili belki de bir üst sırayı hak edecek seviyede lakin Klay’in sakatlığının ne zaman tam anlamıyla düzeleceği hâlâ üzerine spekülasyonlar yapılan bir muamma. Bu da Warriors’ı senelerden beri ilk defa favori OLMAYAN bir takıma dönüştürüyor. Klay’in yerine bakacak arkadaş olan D’Angelo Russell’ın, Klay’in koltuğunu ne derece sıcak tutacağını bilmiyoruz ancak Curry’nin her maç sonrası soyunma odasında Klay’in vesikalığına parmaklarını sürüp ağlaması olasılıklar dahilinde. Şartlar ne olursa olsun, Klay’in sakatlıktan dönüşü ile birlikte bu ikilinin, yine ligin en iyi iş yapan ikilisi olması ihtimali çok çok yüksek.

Kawhi Leonard – Paul George / LeBron James – Anthony Davis:

Los Angeles şehri bu sene makus talihini yendi AMA NE YENDİ! Lakers cephesinde Davis’in bu sezonu Lakers’ta geçireceği zaten herkesin malumuydu, menajer Paul’ün bütün sene çaldığı çirkin sesli borazan sağolsun. Kawhi için de düşük bir ihtimal olsa dahi Clippers hep bir seçenekti. Lakin Kawhi’ın, Clippers’a “beni alana PG bedava!” diyerek geleceğini hiç kimse öngöremiyordu (bkz: haberi veren paylaşımımızın başlığı: YOK ARTIK DAHA NELER! Dolayısıyla Los Angeles şehri bir anda ligin en iyi iki ikilisinin adresi oluverdi. Peki birini diğerinin üstüne neden koyamıyoruz? Bir tarafta NBA tarihinin en iyi 2 oyuncusundan biri LeBron James ama artık 17. sezonunu oynayan bir Kral. Yıllar etkisini bir zaman gelince gösterecek ama o sene bu sene olur mu? Bilinmez. Bir tarafta ligin şu anda en komple uzunlarından biri Davis. Yalan yok, bizi muallakta bırakacak tek bir laf edemeyiz. Başka bir laf edemeyeceğimiz oyuncu da, play-off’larda mütemadiyen nefessiz kalan bir Kanada takımını sırtına alıp, kimsenin şans vermediği bir şampiyonluğa taşıyan, Kral tahtına kirpik altından ters ters bakışlar atıp “benim olacak fıstık!” diye mırıldanan Kawhi. Gel gelelim partneri George, her ne kadar ligde Kawhi ile birlikte oyunun iki tarafını da en iyi oynayan oyunculardan biri olsa da, bir değil tam iki omzundan da operasyon geçirdi. Geçen sezonun play-off’larında bu omuz sakatlığının onu nasıl da yavaşlattığını görmüştük. Bu operasyonlardan sonra George’un etkinliğinde bir düşüş olur mu? PG’nin sahaya dönüşü ile bunu da ilk elden gözlemlemiş olacağız. Nihayetinde Los Angeles’ın iki takımı da, diğerlerinden bir kaç adım önde olan ikililere sahip ancak bu ikililer öyle üst düzeyde ki, matematikte limitin sonsuza yaklaşması ile sayıların büyüklüğünün mukayesesinin anlamsızlaşması gibi, bu iki ikilinin de mukayesesi imkansızlaşıyor. Bırakalım onlar en üst kademe için ortalığı yaksınlar, biz pop-corn’larımızı alıp yangını zevkle izleriz.

Sonuç olarak bu senenin tabiatı, geride kalan NBA tarihinden bir hayli farklı olacak. Dengelerin çok büyük ölçüde değişip, takımların birbirlerine seviye olarak yaklaştığı bu sene boyunca ikişer ikişer izleyeceğimiz bu büyük yeteneklerin en yüksek mertebede seyir zevki yaşatacağını tahmin ediyorum. Umarım bu tahminim yanlış çıkmaz ve bu zevki birlikte tadarız. Güzel günler!

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Yapmazsam Olmaz: En Garip Oyuncu Ritüelleri!
    İki Elin Sesi Var! Dinamik bir dünyada yaşıyoruz. Hayatımızın bir yılı, diğerine benzemiyor. Değişen sadece biz değiliz, değişen bireylerin toplamı olan toplumlar değişirken, toplumların zevkleri, davranışları da yıldan yıla değişiyor. Moda dediğimiz şey de bu değil mi? Her sene, giyilecek farklı bir aksesuar, değişik bir elbise çöküyor karşımıza. Moda sadece manifaturada da değişmiyor, NBA’de de her […]
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    İki Elin Sesi Var! Dinamik bir dünyada yaşıyoruz. Hayatımızın bir yılı, diğerine benzemiyor. Değişen sadece biz değiliz, değişen bireylerin toplamı olan toplumlar değişirken, toplumların zevkleri, davranışları da yıldan yıla değişiyor. Moda dediğimiz şey de bu değil mi? Her sene, giyilecek farklı bir aksesuar, değişik bir elbise çöküyor karşımıza. Moda sadece manifaturada da değişmiyor, NBA’de de her […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    İki Elin Sesi Var! Dinamik bir dünyada yaşıyoruz. Hayatımızın bir yılı, diğerine benzemiyor. Değişen sadece biz değiliz, değişen bireylerin toplamı olan toplumlar değişirken, toplumların zevkleri, davranışları da yıldan yıla değişiyor. Moda dediğimiz şey de bu değil mi? Her sene, giyilecek farklı bir aksesuar, değişik bir elbise çöküyor karşımıza. Moda sadece manifaturada da değişmiyor, NBA’de de her […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    İki Elin Sesi Var! Dinamik bir dünyada yaşıyoruz. Hayatımızın bir yılı, diğerine benzemiyor. Değişen sadece biz değiliz, değişen bireylerin toplamı olan toplumlar değişirken, toplumların zevkleri, davranışları da yıldan yıla değişiyor. Moda dediğimiz şey de bu değil mi? Her sene, giyilecek farklı bir aksesuar, değişik bir elbise çöküyor karşımıza. Moda sadece manifaturada da değişmiyor, NBA’de de her […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kemba Walker: “Boston, Yapalım Şu İşi!”

Haftanın En İyi 10 Yorumu