in , , , , , , , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ

NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar

Nefes kesen yedinci maçlar

Basketbolun En Mükemmel Hali

İkili rekabetler üzerine kurulu tüm spor dallarının arasında; rekabetin en üst seviyede olduğu, en yüksek risklerin alındığı, en büyük kazançların elde edildiği ve en büyük hikayelerin yazıldığı an nedir sorusunun en fazla verilen cevabı kuşkusuz, bir NBA playoff serisinin yedinci maçı olacaktır. Verilebilecek azami çabayı veren iki takımın, bu çabaların meyvesini aldığı veya tam tersine, tüm bu çabaları bir anda çöpe attığı bir zirve olarak “yedinci maç” NBA tarihinde biz NBA takipçilerine en büyük zevki, coşkuyu ve tatmini veren bir kült ola gelmiştir. Hazır “Şanlı” Nuggets’ın, mucizevi şekilde bir playoff sezonunda ikinci kez 3-1’den gelerek yedinci maçı zorlaması destanının dumanı üstündeyken biz de, NBA tarihinin en büyük yedinci maçlarının bir kaçını sizler için sıralayalım dedik. İşte NBA tarihinin en büyük yedinci maçları:

5. Denver Nuggets – Utah Jazz (2019-20)

Tüm dünya düzenini allak bullak eden, bildiğimiz yaşam kurallarını baştan yazan bir yılın içerisinde, devam etmesi bile mucize olan bir sezonun playoff’larının tartışmasız şu ana kadarki en zevkli serisini bu duralamaya almamak, İnanın büyük günah olacaktı. Serinin ilk maçları denk şekilde geçerken daha sonrasında Utah, seride 3-1 öne geçmişti ama ne geçmek! Rakibine sırasıyla 19 ve tam 37 sayı fark atan Jazz, daha sonrasında uyanma emarelerini ufak ufak verse de Nuggets’ı geçmeyi biliyor ve seriyi 3-1’e getirip, fiş ile prizin birleştiği yere elini atıyordu. Bu noktadan sonra şahlanan Nuggets, rakibinin eline eline vurmak suretiyle sonraki iki maçı alarak seriyi 3-3’e getirip, seriyi son maça taşıyordu.

Yedinci maça gelirken iki takımın en önemli kozları, serinin ilk maçında 57 sayı atarak playoff’ların en yüksek üçüncü sayı performansına sahip olan Donovan Mitchell ve ona karşı durup kah 40 kah 50 sayılık maçlar çıkaran Jamal Murray’di. İlk yarıyı 14 sayı önde kapatan Nuggets için inanılmaz geri dönüş oldu bitti gibiydi. Lakin üçüncü periyodun başlangıcı ile tam bir yedinci maç karakteri ortaya koyan Jazz, son periyodun son anlarıyla birlikte maça ortak olmayı başarmıştı. Maçın son bir kaç saniyesi ise izleyenlerin bir kısmına bu dünyada kabir çilesi çektirdi desek yeridir. 17.4 saniye kala 2 sayı geride olan Jazz, Mitchell ile hücum şansı yakalıyordu lakin Mitchell top kaybı yapıyor ve top Torrey Craig’te kalıyordu. Sahayı baştan başa geçen Craig mucizevi bir şekilde bomboş bir turnikeyi kaçırıyordu. Maçın son saniyesinde topu ellerinde bulan Conley, maçı Jazz’a getirecek üçlüğü gönderiyordu lakin top, seriyi Jazz’a değil Nuggets’a getirmeyi seçiyor ve çemberin içinden geçmiyordu.

Bu serinin iki yıldızından Mitchell 36.3, Murray 31.6 sayı ile takımlarını seri boyunca taşısa da son maçın asıl yıldızı 30 sayı 14 ribaund 4 asist ile Nikola Jokic oluyordu. Bu seriyi, bundan bir sene sonra yapacağımız bir sıralamada belki daha yukarılarda görebiliriz lakin Nuggets’ın hikayesi henüz son bulmadı. Onları bir 3-1’den dönülen yedinci maç daha bekliyor. Kim bilir, belki de o bir sene sonraki listede iki tane Nuggets maçı olur.

4. Boston Celtics – Los Angeles Lakers (1968-69)

Celtics ile Lakers aslına bakılırsa yedinci maçlarda karşı karşıya gelmeye alışık iki dev organizasyon. Tam 4 kez yedinci maça giden bu rekabette Celtics, 2010 finallerine kadar tüm yedinci maçların mutlak hakimi olmuş, bu “lanet” ancak 2010 senesinde kırılabilmişti. Gel gelelim kuşkusuz hikayesi en dolu ve dramatik olan yedinci maç 1969 senesinde vuku bulmuştu.

Yıllar boyu Celtics’e boyun eğmekten bıkan Lakers, Jerry West ve Elgin Baylor gibi iki dev ismin yanına belki de basketbol tarihinin en sansasyonel oyuncusu Wilt Chamberlain’i ekleyerek gelmiş geçmiş en büyük süper takımlardan birini oluşturmuştu. Batı birincisi Lakers finallere kadar geldiğinde karşısında, Doğu dördüncüsü olmasına rağmen yine Celtics’i bulmuştu. Ezici üstünlükle Lakers’ı favori gösteren yorumlara rağmen seri büyük çekişmeye sahne olmuştu. 2-0’dan sonra iki maç alarak seriyi dengeleyen Celtics, Lakers’a giden beşinci maç, seriyi bırakmayan Celtics ve karşınızda yedinci maç. Maç başa baş geçmiş ve Celtics maçı 108-106 almayı başarmıştı. Bu maçı efsane bir yedinci maç yapan ise skoru değil, hikayesi ve önünde/ardında yaşananlardı.

Maçtan önce galibiyetten yüzde yüz emin olan Lakers sahibi Jack Kent Cooke, üzerinde “Dünya Şampiyonu Lakers” yazan yüzbinlerce balon sipariş verip, maç bitince salona atılmak üzere tavana bir mekanizma ile yerleştirmişti. Cooke ayrıca meşhur Güney Carolina Üniversitesi bandosunu maçtan sonraki gösteriler için tutmuş ve hatta maçtan sonraki röportajları için basın mensuplarıyla saatler konusunda anlaşmıştı. Yapılan hazırlıklardan soyunma odasında haberi olan General Bill Russell, maçtan önce Jerry West’in tavanı gösterip “o balonlar orada kalacak, Jerry” demiştir. Şahidizdir ki Bill Russell, sözünün eridir.

Gel gelelim maç hakkındaki efsaneler burada da bitmiyor. Zamanın Lakers koçu Butch Van Breda Kolff, maçın başında hafif bir sakatlık geçiren ve daha sonrasında kendisine maçta oynayabileceğini, iyi hissettiğini söyleyen Wilt Chamberlain’i maçın son dakikalarında oyuna almayı reddetmiştir. Bu kararı kendisine pahalıya patlayan Kolff, maçın ardından Lakers sahibi Cooke’un kendisini fellik fellik aradığını duymuş ve kovulmaya fırsat vermeden, hemen oracıkta istifasını vermiştir. Buna ek olarak, ilk defa verilen Finaller MVP’si ödülünü, tarihinde ilk ve tek olmak üzere, kaybeden takımdan bir oyuncu olan Jerry West, 38 sayı ortalama ve son maçta triple double yaparak kazanmıştır.

Bu maçın son bir hikayesi daha var: bu maçla birlikte efsane Bill Russell parkelere veda edip, sneaker’larını bir daha giymemek üzere soyunma odasında bırakmıştır. Russell gibi bir efsanenin hikayesi nasıl sonlanmalı deseniz, belki de en büyük senaristler bile böylesini yazamazdı.

3. OKC Thunder – Golden State Warriors (2015-16)

Bu maçın yakın NBA tarihinde yarattığı etki inanılmaz boyutlarda. Thunder’ın bu seri sonrası yaşadığı büyük hayal kırıklığı sonrası ilk önce Durant takımdan ayrılmış, daha sonrasında da bu süreç 2019’da takımın tümden, yeni baştan yaratılmasına evrilmişti. Gel gelelim bütün bu olayların fitili, işte bu maçtı.

2015-16 Warriors’ı ligi 73-9’luk rekor ile kapatmış ve bu süreçte de aklınıza gelebilecek hemen hemen bütün takım bazlı rekoru kırmıştı. Bu sezonu taçlandırabilecek en büyük ödül şampiyonluktu lakin bu yolda öncelikle karlılarında OKC Thunder vardı. Yıllar yolu sakatlıkların köstek olduğu play-off maceralarından sonra Thunder, 67 galibiyetli Spurs’ü saf dışı bırakmış ve Warriors karlısında 3-1’lik üstünlük kurarak finallerde LeBron James’e selam çakmaya hazırlanmıştı.

Ama o noktadan sonra işler değişti. İlk önce beşinci maçı aldı Warriors. Daha sonrasında uzun yollar boyunca adının Klay “Altıncı Maç” Thompson olarak anılmasını sağlayacak bir performans geldi Klay’den. Yedinci maçta ise Stephen Curry, o sene neden her bir oyu alarak MVP olduğunu 36 sayı atarak hatırlatıyor ve seriyi Warriors’a getiriyordu. Durant ve Westbrook önderliğindeki Thunder, ilk yarıyı 6 sayı önde kapatsa da maçı koparamıyor ve son periyoda 11 sayı geride giriyorlardı.

Bu seri ve onu kapatan muhteşem yedinci maç performansı sonrası şampiyonluk, Warriors için tek ihtimal gibi görünüyordu. Ne de olsa 3-1 geriden gelip kazanan onuncu, bunu konferans finallerinde yapan ikinci takım olmuşlardı. Thunder için ise bu yenilgi, Batı’da kayda değer bir güç oldukları devrin kapanışı olmuştu. Bir kaç hafta sonraki bir yedinci maç performansı ise, çok daha büyük devirleri açıp kapatacaktı.

2. Los Angeles Lakers – Sacramento Kings (2001-02)

Lakers tarihine yepyeni bir devir kazandırmanın yanında Shaq ve Kobe ikilisi, Sacramento Kings karşısında 2002 konferans finallerinde ortaya koydukları yedinci maç performansıyla iş bu tarihe çok da büyük puntolarla, kendi isimlerini kazıyorlardı. 2002 Lakers takımı omuzlarında koskocaman bir organizasyon tarihinin sorumluluğunu taşıyordu. Hiç bir Lakers hanedanı arka arkaya üç kez şampiyonluk kazanmamıştı. Dolayısıyla Shaq/Kobe ikilisi için bu, Lakers tarihinde çok farklı bir yere sahip olmak için oldukça iyi bir fırsattı. 2001 yılında domine ettikleri playoff’lardan sonra bu hedef herkes için çantada keklik gibi gözükse de, tabiri mazur görün, bekara karı boşamak pek kolaydı.

Geçen senelerin aksine Batı’yı ilk sırada değil üçüncü sırada bitirebilen Lakers mütemadi ev sahibi avantajını kaybetmiş olsa da playoff’ların ilk iki aşamasını kolayca geçerek, Batı finallerinde Kings’in rakibi olmuştu. 2000 ve 2001 playoff’larında Lakers’a boyun eğmiş olan Kings ise hırs ve azim dolu bir şekilde, bu makus talihi değiştirmek için sabırsızlanıyordu.

Seride ilk maçlar paylaşılıyor, üçüncü maçı içe Kings alarak seride 2-1 öne geçiyordu. Dördüncü maçta ise Kings bir ara farkı 24 sayıya kadar çıkarsa da Lakers, rol oyuncularından gelen muazzam katkıyla farkı iki sayıya indirmeyi başarıyordu. Kobe’nin kaçan şutu ve Shaq’ın başarısız olan takip girişimi sonrası top Robert Harry’nin ellerinde kalıyor ve belki de gelmiş geçmiş en ikonik son saniye şutlarından biri ile Horry, maçı Lakers’a getiren üçlüğü buluyor ve neredeyse tüm NBA tarihini derinden etkileyen şekilde seri 2-2’ye geliyordu.

Mike Bibby’nin şahane performansı ile beşinci maçı alan Kings, yakın NBA tarihinin belki de en çok tartışılan ve eleştirilen maçı sonrası Lakers’a boyun eğ(diril)iyor ve bu kan, ter, gözyaşı serisi yedinci maça uzanıyordu. Tüm zamanların belki de en çekilmeli yedinci maçında liderlik tam 19 kez el değiştiriyor, 16 kez de beraberlik durumu sağlanıyordu. Sonrasında maçın 10 saniyesine bir ömürlük drama sığıyordu: tarihin en iyi şutörlerinden Peja Stojakovic boş bir üçlüğü kaçırıyor, topu alan Shaq faule maruz kalıyor, iki serbest atıştan birinde isabet buluyor, Lakers iki sayı öne geçiyor lakin Kobe’nin Bibby’ye yaptığı faul sonrası Bibby iki serbest atışı da sayıya çeviriyor ve maç uzatmaya gidiyordu.

Uzatmada ise Kings deyim yerindeyse benzini bitip yolda kalıyor, Bibby dışında kimseden kayda değer katkı alamıyordu. Buna karşın Lakers Kobe, Shaq ve Derek Fisher önderliğinde karakter ortaya koyarak farkı oluşturuyor ve maçı 112-106 kazanmasını biliyordu.

Bu maçın sonrasında Lakers, finallerde rakibini süpürerek arka arkaya üç şampiyonluk hedefini tuttursa da Shaq ve Kobe arasında tırmanan gerilim sonrası takımın kimyası bozuluyor ve bir sonraki şampiyonluk için tam 7 sene beklemek zorunda kalıyordu. Kings ise buradan sonra belini bir daha bir türlü toparlayamıyor, 2003 ve 2004’te de birer yedinci maç kaybederek, 2020’lere kadar gelen talihsiz bir serüvene yelken açıyordu.

1. Cleveland Cavaliers – Golden State Warriors (2015-16)

Yapılan tüm 3-1 şakalarını bir kenara bırakarak söyleyelim, tüm zamanların en zorlu geçmesi beklenen finalleri yorumu bu finaller için cuk oturuyordu. 73-9’luk sezon sonrası 3-1’den geri gelip Batı’yı kazanan Warriors ve karşısında, ilk kez tümden sağlıklı bir biçimde karşılaşacakları Love-Irving-LeBron üçlüsü. Güçlerinin en üst seviyesinde tam altı All-Star’ı karşı karşıya getiren, tüm zamanların belki de en zorlu final serisi.

Seriye hızlı başlayan Warriors, ilk iki maçı alıyor, daha sonrasında seri 3-1’e geliyor ve Warriors hemen hemen herkesin gözünde şampiyon ilan ediliyordu. Curry kuşkusuz ligin en iyi oyuncusuydu ve ismi Michael Jordan ile birlikte anılmalıydı çünkü LeBron bir kez, bir kez daha finallerde kaybetmişti. Sonra ne oldu? Beş, altı ve yedinci maçlar oldu.

Beşinci maçta 41’er sayı atan LeBron ve Irving, daha sonrasında altıncı maçta yine 41 sayı atan LeBron önderliğinde Cavs seriyi yedinci maça taşımıştı. 50 sene sonra ilk kez, finallerde 3-1 geride olan takım seriyi yedinci maça taşımıştı. Yedinci maçın öyküsünde bir çok başlık vardı: bir Cleveland takımı için 54 yıl sonra gelebilecek ilk şampiyonluk, LeBron James’in tarihe ismini yazdırma ihtimali, 73-9’luk takımın talihi. NBA şampiyonluğu da var elbet. Tam 20 kez bir takımın öne geçtiği, tam 11 beraberlik gören maçta Cavaliers, maçı dört sayı farkla 93-89 kazanıyordu. Bu maç muhtemelen, arka arkaya gelen üç tarihi hareket ile hatırlanacak: maçın bitmesine sayılı süre kala Andre Iguodala’ya LeBron tarafından yapılan muazzam blok “the Block”, saniyeler sonra Irving’in Curry üzerinden bulduğu üçlükle takımını öne geçirdiği “the Three” ve switch sonrası Curry ile teke tekte kalmak zorunda kalan Love’ın, Curry’yi kötü bir şuta zorladığı “the Stop”.

Cavaliers’ın galibiyeti aslında pek çok şeyi sembolize ediyordu. 54 yıllık bir hasret sonrası bir şehrin omuzlarından muazzam bir yük kalkıyordu. Aynı zamanda James’in eve dönüşünü bir anlamda haklı çıkarıyor ve onu sonsuza dek, NBA’in en iyi oyuncularından biri olarak tarihin sayfalarına ilmek ilmek nakş ediyordu. Buna ek olarak James maçı triple-double ile tamamlıyor, Finaller MVP’si ödülünü kazanıyor ve finaller tarihinde iki takımda da sayı, ribaund, asist, top çalma ve blok istatistiğinde birinci olan tek oyuncu oluyordu. Çok büyük ihtimalle, tüm NBA tarihinin en büyük bireysel performansı.

Warriors için ise bu, tüm zamanların en iyi normal sezonunun ve bir sezonda kazanılan tam 88 maçın tümden anlamsızlaşıp, çöpe gitmesi demekti. Bu büyük hezimet takımı, kimsenin aklına gelmeyecek bir hamle yapmaya itti. Bir sezon sonra oldukça fazla yükselen maaş sınırının da yardımı ile Warriors, bir sonraki sezon NBA tarihinin en büyük skorerlerinden biri olan Durant’i kadrosuna katıyor ve ligin gidişatını tümden değiştiriyordu. Warriors ve Cavaliers arasındaki bu maç lig tarihinin en iyi yedinci maçı olmanın yanında, sonrasında yaşanmasına sebep olduklarıyla da NBA tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri oluyordu.

Böylelikle NBA tarihinin en iyi beş yedinci maçını sizlerle sıralamış olduk. Umarız önümüzdeki yıllar bize bu zevki defaiyetle, tekrar tekrar yaşamak için bolca şans tanır. Çünkü yedinci maçlar, NBA’in tüm sporlar için ne demek olduğunu kanıtlayan, en az 48 dakikalık destanlar. Nice destanlara!

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    Basketbolun En Mükemmel Hali İkili rekabetler üzerine kurulu tüm spor dallarının arasında; rekabetin en üst seviyede olduğu, en yüksek risklerin alındığı, en büyük kazançların elde edildiği ve en büyük hikayelerin yazıldığı an nedir sorusunun en fazla verilen cevabı kuşkusuz, bir NBA playoff serisinin yedinci maçı olacaktır. Verilebilecek azami çabayı veren iki takımın, bu çabaların meyvesini […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    Basketbolun En Mükemmel Hali İkili rekabetler üzerine kurulu tüm spor dallarının arasında; rekabetin en üst seviyede olduğu, en yüksek risklerin alındığı, en büyük kazançların elde edildiği ve en büyük hikayelerin yazıldığı an nedir sorusunun en fazla verilen cevabı kuşkusuz, bir NBA playoff serisinin yedinci maçı olacaktır. Verilebilecek azami çabayı veren iki takımın, bu çabaların meyvesini […]
  • Bir Manifesto ve Duruş: NBA ve Dövme!
    Basketbolun En Mükemmel Hali İkili rekabetler üzerine kurulu tüm spor dallarının arasında; rekabetin en üst seviyede olduğu, en yüksek risklerin alındığı, en büyük kazançların elde edildiği ve en büyük hikayelerin yazıldığı an nedir sorusunun en fazla verilen cevabı kuşkusuz, bir NBA playoff serisinin yedinci maçı olacaktır. Verilebilecek azami çabayı veren iki takımın, bu çabaların meyvesini […]
  • En Kötü NBA Yorumları 2: Daha Yanlış, Daha Kötü
    Basketbolun En Mükemmel Hali İkili rekabetler üzerine kurulu tüm spor dallarının arasında; rekabetin en üst seviyede olduğu, en yüksek risklerin alındığı, en büyük kazançların elde edildiği ve en büyük hikayelerin yazıldığı an nedir sorusunun en fazla verilen cevabı kuşkusuz, bir NBA playoff serisinin yedinci maçı olacaktır. Verilebilecek azami çabayı veren iki takımın, bu çabaların meyvesini […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Seri Analizi: Celtics vs Heat

Seri Analizi : Lakers vs. Nuggets