Şampiyonluk Aralığı Nedir? - Görsel: Her Şey NBA
in

BEĞENDİMBEĞENDİM HAHAHAHA SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM TERTEMİZTERTEMİZ

Şampiyonluk Aralığı Nedir? – 1

Fırsatı Yakalamak veya Kaçırmak

Vasat Başarının Düşmanıdır

Rekabet hayatın temelini oluşturur ve sporun ana izlenebilirlik kaynağını sağlayan en dinamik unsurdur. Basketbolda rekabetin en yüksek olduğu platform olan NBA de bu olgudan nasibini alır. Takımlar düzeyinde Lakers – Celtics, Bulls – Jazz, Warriors – Cavs gibi mücadeleler bizleri yıllarca bu platforma bağlayan önemli çekişmelerin başında gelir.

Bu mücadelelerin ortak noktasında şampiyonluk aralığı kavramı vardır. Bu kavram, bir takımın odak noktasına yerleştirdiği yıldızının çevresine doğru parçaları koyarak şampiyonluk potasına girmesini ifade eder. Şampiyonluk aralığı ifadesi, temelde 3 parçada ele alınabilir. Bunlar:

  • Odak noktasındaki yıldızın yaşı ve dinamizmi.
  • Destekleyici parçaların performansı.
  • Takım disiplini.

Şeklinde maddelendirilebilir. Buna göre merkezine doğru yıldızı oturtmuş, yan roldeki oyunculardan destek alan ve takım uyumunu sağlamış bir koça sahip olan ekip, şampiyonluk aralığına girmiş demektir.

Açılıştaki paragrafta adı geçen takımların sahip olduğu Magic Johnson, Larry Bird, Michael Jordan, Karl Malone, Steph Curry, Kevin Durant ve LeBron James gibi yıldızlar da şampiyonluk aralığının yakalanmasına olanak sağlayan oyunculardır.

Bu yeni yazı dizisinde hedefimiz, şampiyonluk aralığı kavramını netleştirmek ve şampiyonluk aralığını değerlendirmenin nelere bağlı olduğunu göstermektir.

Özellikle son yıllarda gittikçe tatsız bir hal alıp kısır bir döngüye giren “Tarihin en iyisi kim?” türündeki tartışmalarda sıklıkla gözlemlediğimiz durum, büyük yıldızların kimliklerinin kutsallaştırılmasıdır. İnsanları tanrılaştıran toplum bu şekilde bizi, sporcuların iyi performanslarına rağmen kaybedebilecekleri gerçeğinden uzaklaştırır.

Serinin ilk yazısı Kobe Bryant‘ın 2003-2008 arasında gösterdiği karşılıksız çaba ile LeBron James‘in 20112014 ve 2018 yıllarında yaşadıkları üzerinden vasatlaşmış oyuncuları yüceltmenin zararları üstünedir.

Başlayalım…

Şampiyonluk Aralığı Tanımı

Açılışta formülize ettiğimiz ifadeye göre başlığın en basit yanıtı süper yıldız + yardımcı oyuncular + doğru takım kimyası şeklinde oluşacaktır. Şampiyonluk aralığını doğru değerlendirmiş takımların başında da 1991-1993 ve 1996-1998 Bulls gelir. Merkezde aşırı rekabetçi Michael Jordan, destekleyici olarak Scottie Pippen, Horace Grant, Dennis Rodman gibi parçalar ve Bulls hanedanını oluşturan Jerry Krause ile Phil Jackson gibi figürler bu formülü gerçekleştirmiştir.

Bu örneğe yakınsayan en yeni örnek Lakers’ın 2020 şampiyonluğudur. 2018 yazında LeBron James‘i takıma katan Lakers, 2019 yazında Anthony Davis ve pek çok iyi rol oyuncusunu harmanlayan bir yapı kurup bu ekiple şimdilik ilk şampiyonluğunu kazandı.

İdeal senaryo olarak Bulls hanedanını kabul etsek bile bunun dışında kalan onlarca örnek mevcuttur. Spurs‘ün koç Gregg Popovich önderliğinde 1998-2017 arasında kurduğu yapı buna ilk örnek olacaktır. Spurs, liderlik rolünü David Robinson’dan devralan Tim Duncan‘ın odak noktasında olduğu bir takım olarak 8 yıl geçirdi ve 3 şampiyonluk (1999-2003-2005) kazandı.

Odak noktasını Duncan’dan Tony Parker, Manu Ginobili ve Kawhi Leonard gibi oyuncuların dahil olduğu bir yapıya eviren koç Popovich, bu sayede 2007 ve 2014 yıllarında tekrar şampiyonluk kazandı.

Kobe Bryant‘ın 2003-2008 yıllarında yaşadıklarının özü bizi tam olarak bu dönüşüme götürüyor.

Kobe, 1996-1997 sezonunda başladığı Lakers kariyerinin ilk 3 sezonunu oyun kimliğini inşa ederek geçirdi. 2000-2002 yılları arasında gelen 3 şampiyonlukta ise Shaquille O’Neal‘ın oldukça üst profil yardımcısı rolündeydi.

Şampiyonlukların ilki olan 2000 playofflarında Kobe maç başına 18 atış denemesinde bulunurken bu sayı 2001 ve 2002 şampiyonluklarında 22.4 ve 22.7 şut denemesi düzeyine geldi. 3 yıl boyunca sırayla playoff sayı ortalamaları 21.1, 29.4 ve 26.6 olan Bryant, arka arkaya 3. şampiyonluğunu kazandığında sadece 24 yaşındaydı.

3. şampiyonluğun sonunda 30 yaşına gelen 2.17m boyundaki Shaq, 2002 yazından sonra hantallaştı. Shaq 2002 yazında 155 kg iken 2003-2004 sezonunda 168 kiloya kadar çıkmıştı. Bu durum, Shaq’ın playoff ve final eşleşmesi dahil bir sezonda 100 maç oynayacak herhangi bir takımı taşıyamayacağı gerçeğini ortaya koydu.

Dolayısıyla Lakers’ın takımın merkezini Shaq’tan Kobe’ye taşımaya ihtiyacı vardı. Bu süreç 2003’te başlasa da değişim sancılı oldu.

LeBron James‘e geldiğimizdeyse potansiyelini gerçekleştirdiği ilk şampiyonluk aralığının 2010-2014 arasındaki Miami Heat yolculuğu olduğunu görmekteyiz. James 2010 yazında Heat ile anlaşıp Dwyane Wade ve Chris Bosh ile büyük üçlü oluşturduğunda 26 yaşındaydı. O dönem Bosh 26, Wade ise 28 yaşındaydı.

Kariyerinin zirve döneminde olmasını beklediğiniz 3 oyuncuyu bir araya getirseniz bile bu oyuncuların “şampiyonluk aralığı formülüne” uymasını beklersiniz. 3 yıldızınız da 30’ar sayı ortalama ile oynayamaz. Daha da önemlisi, takımınızdaki “süper yıldız” olarak adlandırdığınız oyuncular o an baktığınızda yıldız gözükseler bile yıllar içinde bu niteliklerini koruyamayabilirler.

Sporcuların insan olduklarını unutmamalısınız.

Sorumluluk sahibi insan da ancak eleştirilebilirse yozlaşmaktan kurtulur.

Şampiyonluk Aralığından Çıkmak

Kobe’nin 2002 yazından itibaren yaşadıklarında Shaq’ın kilo almasının ve yaşlanmasının etkilerinden bahsettik. Bu durumun istatistiki yansıması aşağıdaki gibidir. Tabloda sarı-mor işaretli alan, O’Neal’ın Lakers ile kazandığı son şampiyonluğu belirtir. Takip eden iki yılda Shaq’ın kırmızı ile işaretli birimlerde düşüş yaşadığını görebiliriz.

Tablo 1 – Shaquille O’Neal 2002-2004 Lakers Performansı

Shaq’ın Kobe ile geçirdiği son 2 sezonda Lakers bir defa konferans yarı finali gördü, bir kez de final oynadı.

O’Neal vasatlaşmış olmasa bile 32 yaşında eski dinamizminden uzaktı, dolayısıyla Lakers yönetimi Shaq’ı henüz ederini kaybetmemişken 2004 yazında Heat’e takasladı. Shaq Heat’de Wade’in yardımcısı rolüne geçti ve bu sayede bir şampiyonluk daha kazandı.

Lakers için sorunlar bu noktadan sonra derinleşti. Shaq her ne kadar gelecek vaat etmese de o an için takımını Final potasına yaklaştırabilir pozisyondaydı. Lakers O’Neal’ın yerine Lamar Odom, Caron Butler, Brian Grant ve 2 draft hakkının olduğu bir paket sahibi oldu. Bu oyuncuların hiçbiri 2004 yazında 26 yaşında olan Kobe’nin potansiyelini tamamıyla kullanmasına destek olamadı.

Butler 1 sezon sonra içinde Kwame Brown‘un olduğu bir pakete karşılık takaslandı. Brown, O’Neal’dan boşalan pivot pozisyonunu doldurması için getirilmişti fakat o da bu açığa çare olamadı.

Lakers’ın 2005 yazında draft ettiği pivot Andrew Bynum lige katıldığında 18 yaşındaydı. Bynum’ın fiziksel gelişimi de zaman aldı.

Kobe’nin 24 yaşıyla 30 yaşı arasında beraber oynadığı oyuncuların Lakers forması altında attığı sayı miktarı aşağıdaki gibidir. Kobe’nin zirve dönemi olacak bu dönemde etrafına bir türlü doğru kadro kurulamaması sebebiyle çektiği 6 sezonluk yalnızlığı daha net görebiliriz. Kobe’ye en yakın oyuncu Odom bile kendisine oldukça uzakta.

Tablo 2 – Lakers 2002-2003 ile 2007-2008 sezonu arası skorerler

Kaynak: Statmuse

Bryant’ın skor üretmekte yalnız kalması, Lakers’ın 2005’te Playoff yapamamasına, 2006 ve 2007’de de Playofflarının ilk turunda elenmesine neden oldu.

Geç Yakalanmış Şampiyonluk Aralığı

Lakers işine yarayacak bir diğer uzun olan Pau Gasol‘ü Brown ve kardeşi Marc Gasol‘ün dahil olduğu 4 oyuncu ve 2 draft hakki içeren takasla takıma kattığında takvimler 1 Şubat 2008’i gösteriyordu.

2008’de 30 yaşındayken tekrar final oynama fırsatı yakayalayan Kobe, şampiyonluğu Celtics’e kaptırdı.

Takımda Gasol, Bynum, Odom ve Derek Fisher’ın olması bile Celtics’in RondoGarnettAllenPierce gibi oyuncuları barındıran kadrosunu yenmek için yeterli değildi.

Kobe 7 yıl aradan sonra 2009 yılında 31 yaşındayken 4. şampiyonluğunu kazandığında bu zafer görece daha tecrübesiz Magic ekibine karşı gelmişti.

2010 yılında 5. ve son şampiyonluğunu Celtics’e karşı 7. maçta kazanan Kobe için bu sefer takımında farklı bir yardımcı daha vardı: O dönemki adıyla Ron Artest, Lakers kadrosuna dahil edilmişti. Artest’in Paul Pierce karşısında sergilediği savunma, 2 yıl önceki eşleşmenin tam tersine dönmesine yardımcı oldu.

Lakers her ne kadar 2 yıl üst üste şampiyon olsa da kadro yaşlanmıştı. Takımın 2010-2011 sezonunda Bynum hariç en çok süre alan 5 oyuncusunun yaş ortalaması 32ydi.

Takımda 2010-2011 sezonundan 2013 yazına kadar pek çok oyuncu ya sakatlıklar yaşadı ya da performansı düştü. Bynum 2010-2012 arasında 34 maç kaçırdı. Gasol 12-13 sezonunda 33 maç kaçırdı. Artest ve Dwight Howard 2012-2013 sezonunu diz ve sırt sakatlıklarıyla oynadılar.

2003-2013 arasında amansız biçimde takımını taşıyan 35 yaşındaki Kobe’nin vücudu da aşırı baskıya dayanamadı. Kobe tekrar vasatlaşmaya başlayan bir kadroyu 2013’de Playofflara kalmak için zorlarken 12 Nisan 2013 tarihinde aşil tendonunu kopardı.

Kobe için şampiyonluk aralığı böylelikle kapandı.

Tekrar şampiyonluk kazanmak için 10 yıl bekleyen Lakers zafere bu kez LeBron James ile ulaşacaktı.

Doğru Adrese Geç Varmak

LeBron 2010 yazında Heat ile anlaşıp Wade ve Bosh ile kadro kurduğunda Kobe’nin geç yakalanmış zirve döneminin bittiğinin farkındaydı.

Bu üçlünün ligi tartışmasız biçimde egemenlikleri altına alması beklenirken yaşananlar beklentiyi tam anlamıyla karşılamadı.

Heat arka arkaya 4 kere final oynasa da bunların 2sini kazandı. 2011’de Mavs’e yenilen Heat, 2012’de Thunder’ı yenip James’in ilk şampiyonluğuna ulaştı. 2013’te Spurs karşısında zafer kazanan Heat, 2014’te ise rövanşı kaybetti.

Tıpkı vasatlaşmış Lakers kadrosuyla Kobe’nin yaşadıkları gibi, Heat kadrosunun taşıyıcı unsurları vasatlaştıkça takımın yükü James’in üstüne bindi.

Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere Wade’in atletizme dayalı skorerliği yıllar ilerledikçe oldukça kötüleşiyor. Özellikle Wade’in 32 yaşında olduğu 2014 Finallerindeki performansı, iyi bir rol oyuncusu olmaktan öteye geçmez vaziyette. Bosh ise yalnızca ilk finalinde 18 sayı ortalamasının üstüne çıkarken takip eden yıllarda bunun da altında kalıyor. Wade’in 4 yıllık süreçteki 3 finalinin savunma istatistikleri iyi düzeydeyken Bosh savunmada yalnızca bir sezon iyi performans veriyor.

Tablo 3 – Wade & Bosh 2011-2014 Finalleri Performansı

 

Bu istatistiğin bir diğer yansımasını oyuncu verimlilik derecelendirmesi (PER) biriminde görebiliriz. Bosh 4 sezonda da ligin ilk 25 oyuncusu arasına giremezken Wade 2013 Playofflarından itibaren James’in seviyesinin altında kalıyor. James’in ise 2011 playofflarında kendi standartının altında kaltığını görüyoruz. Tabloda kırmızı ile işaretli alanlar oyuncuların ilk 10 dışında kaldığı performansı temsil eder.

Tablo 4 – James, Wade & Bosh 2011-2014 PER Karşılaştırması

Kaynak: Hollinger NBA Statistics

LeBron miadı dolan Heat kadrosundan ayrıldı ve 2014 yazında memleketinin takımı Cavs’e geçti, arka arkaya 4 defa Warriors’a karşı final oynadı. 2016’da efsaneleşip şampiyon olan James, diğer 3 finali kaybetti. Love 2015’te sakatlığı sebebiyle Finalleri kaçırdı, Irving ise yine sakatlık nedeniyle tek maç oynayabildi. 2016 ve 2017 yıllarında tam kadro olan Cavs, 2018’de Irving’in Celtics’e takası sebebiyle iyice sıradanlaştı. Tablo 5 bu görüntüyü destekler nitelikte.

Tablo 5 – Cavs James + 2 Destekleyici Oyuncu Playofflar PER Karşılaştırması (Min 24 dk. süre alan oyuncular)

Vasata Sabretmek

Normal şartlarda playoff görmesi bile zor olan vasat oyunculara haddinden fazla süre vermeye başlarsanız, LeBron’un 2018 Finalleri ilk maçında yaşadığı durumda kalabilirsiniz. 2018 Finalleri ilk maçında J.R. Smith maçın son anında akıl tutulması yaşarken James 49 sayı 7 ribaund 7 asistlik bir performans sergilemişti.

Video 1 – J.R. Smith 2018 Finalleri İlk Maç Sonu Hatası

Cavs, tarihin en iyi takımlarından biri görülen Warriors kadrosu karşısında psikolojik üstünlük elde etme fırsatını böylelikle kaçırdı ve Cavs için şampiyonluk aralığı da kapandı.

Kimse takım arkadaşlarına rağmen şampiyon olamaz. Hiçbir sporcu bir takımı deyim yerindeyse tek başına sırtında taşıyarak yaklaşık 100 maçlık bir yolculuğu zaferle sonuçlandıramaz.

Takımınız vasatlaştıkça merkezdeki yıldızınızın performansı önemini yitirir.

Benzer bir durumu özel hayatımızda da görmek mümkündür. Sıradan bir lise, üniversite, yazlık, erasmus programı veya köy yeri aşkı, pek çok insan tarafından kutsanır. Gerçekten özel bir ilişkiye sahip olduğunu, karşısındaki insanla özellikle ilk yıllarında adeta seçilmişçesine şanslı bir ilişki yaşadığını düşünen pek çok insan mevcuttur.

Yıllar ilerledikçe partner “rutinleşir” ve ilişki, yerine getirilmesi gereken görevler bütünü haline gelir. Bir ilişkinin sözde ışıltısının kaybolması, Shaq’ın 2002 yazından itibaren düşüşe geçmesi, Wade ve Bosh’ın 2012 yazından itibaren sıradanlaşmasıyla aynıdır. İnsanlar hedeflerini gerçekleştirdiklerine inandıkları andan itibaren düşüşe geçerler.

Bu doğal fenomen, özellikle öğrenmeye kapalı pek çok insan içinse yıkım yaratır. Reaksiyon olarak kendi vasatını savunan onlarca insan, gerçekleri görmek yerine vasatını kutsallaştırmayı seçer. Partnerini sırtında taşımaya çalışan kişi sonunda ya pes eder ve kendisi de sıradanlaşır, ya da o kişiden ayrılıp kendine doğru bir yol çizer.

Tarihin en iyi romancılarından Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” adlı eserinde, vasatın övülmesi ve sıradan insanın kutsallaştırılması hakkında aşağıdaki ifadeler geçer:

Bakın, yağmur yağarken köşk yerine bir kümes görsem, ıslanmamak için belki kümese girerim, ama beni yağmurdan korudu diye de şükran borcumu ödemek için kümese köşk gözüyle bakmam. Bana gülüyorsunuz, hatta kümesle köşk arasında bir ayrım olmadığını haykırıyorsunuz. Biz, eğer yalnızca ıslanmamak için yaşıyorsak, sizin dediğinize seve seve katılırım.
Ancak yaşamın yalnız bu olmadığına, yaşadıktan sonra bütün ömrümün köşklerde, saraylarda geçmesi gerektiğine kafam saplanmışsa, yapacağım başka bir şey yoktur. Bütün isteğim, emelim bundadır artık. Beni bu saplantıdan kurtarmak için içimdeki isteği değiştirmelisiniz.

Takım arkadaşınız veya sevdiğiniz insan sizinle şampiyonluk aralığınızı gerçekleştirmeye yürüyen bir sırça köşk mü, yoksa sizi bundan alıkoyan bir kümes mi? Bu sorunun yanıtını almak için sizi, kutsalınızdan ayırmamız gerekli.

Désacralisation

Fransızcada kutsallıktan arındırma anlamına gelen bu ifade, Fransız ihtilalinin yalnızca laiklik alanında değil, genel doğasında da önemli bir yer kaplar.

Kavramın özü, varsayılmış bütün doğruların sorgulanabilmesinin önünü açar. Sorgulanan taraf kilise gibi bir kurum olabilirken kralın ta kendisi de sorgulanabilmelidir.

İnsanların gördüklerini varsaymak gibi kötü bir huyu vardır. Adınız Wade, O’Neal veya Bosh olsa bile şampiyonluklar kendiliğinden kazanılmaz. Taraftar olarak takımınızda büyük adların olması sizi cezbetse bile, maçları enflasyona uğramış doygun adların değil zafere aç yıldızların kazandığını unutmamalısınız.

Bir süperyıldızın 2004’te yalnız bırakıldığını 2021 yılından bakıp ifade etmek zor değildir. Aynı şekilde başka yıldızların 2012’de söndüğünü de görmek kehanet değil, malumun ilamıdır. Bütün istatistiklere sahip olduktan sonra 2018 şampiyonluğunun James açısından kaybını rasyonel temele oturtmak da mümkündür.

Aslolan bir olayı gerçekleşmeden sezebilecek akla sahip olmaktan geçer. Kişileri kutsalınız haline getirmezseniz çevrenizdeki vasatlaşan, sönen insanları da tüm çıplaklığıyla görebilirsiniz.

Vasat sadece başarının düşmanı olmakla kalmaz, aynı zamanda insanın kendisini gerçekleştirmesinden de alıkoyar.

Bu üç yolculuk içinde James’in 2018 Finalinde yaşadığı durum, vasat insanların başarının önündeki en büyük engel olduğunu mutlak biçimde kanıtlar. Vasat bir takım arkadaşı size yetenekli bir rakipten daha fazla zarar verir.

Kötü bir partneriniz varsa, hayattan başka zorluk istemenize gerek kalmaz. Hayatın size getireceği zorlukları partneriniz size çoktan sunmuştur bile.

Bir insanın sıradan olduğunu nasıl anlarsınız? Burada gitmeniz gereken yön, popülist çığırtkanlıkları takip etmekten geçer. Partneriniz için “çok düzgün çocuk/kız“, takım arkadaşlarınız için “büyük yıldızlar” gibi basmakalıp ifadeler kullanılıyorsa, toplumun ilgili kişileri tanımadan değerlendirdiği anlaşılır. Gelişmemiş akıl, “düzgün çocuk/kız” veya “büyük yıldız” ifadesini gerçekten o kişiye bakıp söylemez, kişiyi önyargıları doğrultusunda kendi zihninde eşleştiği alanla imgeler. Wade’in 2011 öncesi dönemi, 2012 sonrasındaki sıradanlaşan oyuncuyu maskeler. O’Neal denince akla gelen 3 defa Finaller MVP’si olmuş süper yıldız, 2004’te 168 kiloya çıkmış oyuncunun bahanesi olur.

Aşağıdaki karikatür bize perspektifin ne denli yanlı olduğunu gösterir. İster iki milletin çarpışması olsun, isterse LeBron, Kobe veya Jordan arasındaki tarihin en iyisi mücadelesi. Bir çatışmanın “argümanları”, eğer taraflar kutsallaşmışsa hükümsüz kalır. Ortak paylaşım zemini oluşmaz.

Kaynak: pinterest Andrew Thorniley

Özellikle son yıllarda gittikçe karikatürize hale gelen dünya düzenini anlamak için bu görsel oldukça önemlidir.

Eskiden savaşlar vasıtasıyla kutuplaşan toplumlar, günümüzde bu özelliklerini spor üzerinden göstermektedir. Geçmişteki kutsalı din veya millet olan toplumlar, günümüzde artan globalleşmenin etkisiyle kendilerine taraf olacak farklı kurumlar bulurlar.

2000’lerin başından beri ivmesi artan biçimde Hollywood çıkışlı süper kahraman filmlerinde dünya iyiler ve kötüler arasına bölünmektedir. Bir sportif faaliyeti kutsallaştırmaya başlamış izleyici de şampiyonluk aralığını yakalamış yeni üstinsanını arar.

Pek çok insan bu manipülasyonu özel hayatında pratiğe döker, basketbolseverlerse bu durumun ekstrem yorumlamasını Kobe ve LeBron veya Jordan gibi yıldızların üstünden uygular.

Süper yıldızların (kendilerinin) vasat takım arkadaşlarına (beklentileriyle uyuşmayan partner veya işyerine) rağmen şampiyon (ilişkisinde mutlu veya okul/iş hayatında başarılı) olması beklenir.  Hayatın gerçeklerini yansıtmayan bu manipülasyon, eğer zamanında anlaşılmazsa kişiyi kendisine yabancılaşmaya götürür.

Büyük oyuncular değerlendirilirken vasat kadroları ne kadar yukarı çıkardıkları değil, şampiyonluk aralıklarını kusursuza yakın gerçekleştirmeleri ele alınmalıdır. Manipülatif bakış açısından ancak bu şekilde sıyrılır.

Kobe’yi tarihin en iyileri seviyesine çıkaran, vadesi dolmuş Lakers kadrosuyla 6 sezon efor harcadıktan sonra 2 kere kazanabilmesidir.

Benzer şekilde LeBron’u da “tarihin en iyisi” tartışmasında yukarı taşıyacak olgu, düşüşteki Wade-Bosh ikilisiyle kazandıkları şampiyonluklar veya tarihin en iyi takımlarından Warriors karşısında mücadele vermek durumunda kalması değil, Davis ile birlikte yakaladığı şampiyonluk aralığında ne kadar uzun süre yenilmez kalacağıdır.

Lakers’ın 2020 şampiyonluğunda PER istatistiğinde James 3. sırada yer alırken Davis 4. sıradaydı.

Jordan 1998’de, Kobe ise 2013’te 35 yaşındaydı. Her ikisinin de şampiyonluk aralıkları 35 yaşında kapandı.

LeBron ise 2019 yılında 35 yaşındayken, Davis ile birlikte şampiyonluk aralığını tekrar yakaladı.

Umarım James, bu üç yıldızı canlı izleme fırsatını yakalayan benim gibi şanslı izleyiciler için de mücadelesini sonuna kadar sürdürür…

“Bütün tanrılar ölmüştür. Şimdi istiyoruz ki üstinsan yaşasın.”

Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Basketbolu felsefi yönüyle ele almayı seven, Steve Nash sayesinde Phoenix Suns taraftarı bir mühendis.
  • Houston Rockets Neden Olmadı?
    Vasat Başarının Düşmanıdır Rekabet hayatın temelini oluşturur ve sporun ana izlenebilirlik kaynağını sağlayan en dinamik unsurdur. Basketbolda rekabetin en yüksek olduğu platform olan NBA de bu olgudan nasibini alır. Takımlar düzeyinde Lakers – Celtics, Bulls – Jazz, Warriors – Cavs gibi mücadeleler bizleri yıllarca bu platforma bağlayan önemli çekişmelerin başında gelir. Bu mücadelelerin ortak noktasında […]
  • Şampiyonluk Aralığı Nedir? – 1
    Vasat Başarının Düşmanıdır Rekabet hayatın temelini oluşturur ve sporun ana izlenebilirlik kaynağını sağlayan en dinamik unsurdur. Basketbolda rekabetin en yüksek olduğu platform olan NBA de bu olgudan nasibini alır. Takımlar düzeyinde Lakers – Celtics, Bulls – Jazz, Warriors – Cavs gibi mücadeleler bizleri yıllarca bu platforma bağlayan önemli çekişmelerin başında gelir. Bu mücadelelerin ortak noktasında […]
  • Kelly Oubre Jr. Bu Sezon Ne Yapacak?
    Vasat Başarının Düşmanıdır Rekabet hayatın temelini oluşturur ve sporun ana izlenebilirlik kaynağını sağlayan en dinamik unsurdur. Basketbolda rekabetin en yüksek olduğu platform olan NBA de bu olgudan nasibini alır. Takımlar düzeyinde Lakers – Celtics, Bulls – Jazz, Warriors – Cavs gibi mücadeleler bizleri yıllarca bu platforma bağlayan önemli çekişmelerin başında gelir. Bu mücadelelerin ortak noktasında […]
  • NBA Fantasy Basketbol 101: Kazanmak
    Vasat Başarının Düşmanıdır Rekabet hayatın temelini oluşturur ve sporun ana izlenebilirlik kaynağını sağlayan en dinamik unsurdur. Basketbolda rekabetin en yüksek olduğu platform olan NBA de bu olgudan nasibini alır. Takımlar düzeyinde Lakers – Celtics, Bulls – Jazz, Warriors – Cavs gibi mücadeleler bizleri yıllarca bu platforma bağlayan önemli çekişmelerin başında gelir. Bu mücadelelerin ortak noktasında […]
Paylaş:

What do you think?

One Comment

Leave a Reply
  1. Her bakımdan mükemmel bir yazıydı. Sadece basketbol konusunda değil, yazarın genel olarak hayat ile ilgili tespitleri de çok doğru ve basketboldaki durumların temeline çok güzel inmiş, çok iyi harmanlanmış. Dostoyevski okuyan insandan daha azı beklenemez zaten 🙂 Alıntı da benim en sevdiğim alıntılardan birisidir, güzel bir sürpriz oldu 😀 Favori cümlelerimi de bırakayım: “Wade’in 2011 öncesi dönemi, 2012 sonrasındaki sıradanlaşan oyuncuyu maskeler. O’Neal denince akla gelen 3 defa Finaller MVP’si olmuş süper yıldız, 2004’te 168 kiloya çıkmış oyuncunun bahanesi olur.” Eline sağlık gerçekten yazarın, çok beğendim. Seri şeklinde olacak sanırım, ikincisini merakla bekliyoruz dostum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hangi Ülkenin Oyuncuları NBA’de Ne Kadar Para Kazanıyor?

Başlamadan Biten Hayaller: Orlando Magic!