in

Sixers vs Nets: Yılın En Dramatik Maçı

Doğu Konferansı’nın İddialı Ekiplerinden Sixers ve Nets Kozlarını Paylaştı

Güney Philadelphia’da, Wells Fargo Center’da sahne, olağanüstü bir prime-time maçına hazırdı. “Kardeş Sevgisi Şehri Philadelphia”ya çokça beklenen şampiyonluğu getirmesi umut edilen iki eski takım arkadaşı, artık rakip takımlardalar. Atlantik Grubu’ndan iki Doğu Konferansı takımı kozlarını paylaşıyorlar. Saha kenarında ise bir yıldızlar geçidi mevcut: Grammy ödülü adayı Travis Scott ve Lil Baby, NBA efsaneleri Julius Erving ve Allen Iverson. Bu maça karşı bir heyecan beslememek gerçekten imkansızdı. Buna benzer bir maça bu denli büyük bir beklenti beslediğim başka bir örnek daha olmamıştı. Sixers ve NBA’i 2017-18 sezonundan beri bir muhabir olarak takip ediyorum, o yüzden bu söylediğimin ne denli büyük bir şey olduğunu anlayabilirsiniz. Ama aslına bakarsanız, bu heyecanın bir karşılığını göremediğimiz düşünüldüğünde, asıl problem tam olarak da bu olduğunu anlayabiliriz. Yani karşılığını göremediğimiz dediysek de, en azından bir takım göremedi.

Rakibin Sixers Hakimiyeti

Atlantik Grubu’ndaki rakipleri karşısında Nets, maça neredeyse attıkları her şutu sayıya çevirip, tam bir hakimiyet kurarak başladı. İlk çeyrekte, New York’un en çok bilinen mahallesinin takımı saha içinden 17/26 isabetle oynadı. Etkileyici %65 saha içi isabet oranına 5/10 üçlük de dahildi. Buna karşın Sixers, attıkları şeylerden pek de bir hayır göremedi. Maçın ilk 12 dakikasında saha içinden sadece 6/22 ile %27 gibi oldukça kötü bir yüzde yakalarken üçlükten sadece 1/4 isabetle oynadılar. Ha bir de unutmadan, Nets maça 17-0’lık seri ile başladı. Bir basketbol maçını kazanmanız için sayı bulmanız gerekli ve Sixers’ın bunun pek farkında olduğu söylenemezdi: skor 40-23 olmuştu. Durant ve Kyrie’nin de 9/11 isabet ile 22 sayı bulması da Sixers’a pek iyi gelmemişti. Aslına bakılırsa tüm maçın özeti aslında böyleydi: Sixers pek bir ritim tutturamamıştı. 40 ilk periyot sayısına izin vermeleri de, hızlı hücum savunmasında sıkıntılarını ortaya koyup işleri daha da kötü yapıyordu.
İkinci çeyreğe geldiğimizde, ilk çeyrekte gördüklerimizin çoğunu ikinci çeyrekte de gördük: Nets’in tam hücum hakimiyeti. Maçın konsepti çok çabuk bir şekilde Durant ve Kyrie Show’a dönüşmüştü. İlk yarı sonuna geldiğimizde, ikisi de birçok kez All-Star olmuş iki yıldız toplamda 34 sayıya ulaşmıştı, hem de saha içinden %68 isabet ile. Eski Sixers’lı gard Seth Curry’nin de muhteşem skorerliğini göz ardı etmemek gerek: 6/9 isabet ile 15 sayı. Sixers bir anda 21 sayı geriye düşmüştü. Taraftarlar da pek iyimser değillerdi: dört bir yandan yuhalamaları duyabiliyordunuz ve onları suçlayabileceğiniz pek bir sebep de yoktu.

Hızlı Gidelim, Frene Basmayalım

Üçüncü çeyrek de asıl hikayenin devamıydı: Brooklyn tarafından icra edilen hücum kıyımı. Durant ve Kyrie 43 sayıya ulaşmıştı ve Curry de tek başına 24 sayıyı bulmuştu. Bu sezonun MVP ödülünün en büyük adaylarından biri Embiid 27 sayı bulurken bunun 15’i serbest atıştan gelmişti. Nihayetinde Sixers yeteri kadar iyi değildi ve bu gerçek, Koç Doc Rivers’ın 4. Çeyreğin hemen başında bench’teki bütün oyuncuları sahaya sürmesiyle daha da belirgin olmuştu. Bu Durant, Kyrie ve Curry’nin maçı olmuştu ve rakamlar da bu hikayeyi destekliyordu: toplamda 71 sayı 19 ribaund ve 14 asist; saha içinden 28-48, yani %58 isabet.

Sixers ve Yetersiz Kaldığı Yer

Maç sonunda Doc Rivers, bize Nets’in daha agresif ve daha aç şekilde maça çıktığını söyledi. “Bence sadece daha istekli oynadılar. Daha agresiftiler. Bütün gece hava sahamızı işgal ettiler. Daha fazla fizik gücü kullanan takım onlar oldu.” Nets, aradaki farkı hücumdaki etkili silahları Durant, Kyrie ve Seth Curry ile oluşturdu. Bir takımdaki savunma mantığı ve setleri, rakip takımın hücum akışını engelleyecek şekilde inşa edilir. Sixers savunması hakkında sorular sorulduğunda Rivers, savunmada oluşturdukları tuzakların işe yaramadığını söyledi. “Bence her adımda daha yavaştık. Kurduğumuz tuzaklar bence cidden rezaletti. Yani, hepi topu tuzaklar kuracaksınız. Fizik güçlerinin bu kadar yüksek olduğunu düşünmüyordum. Sadece hücumda daha büyük bir fizik üstünlükleri vardı. Bence daha üstün, daha güçlü takım bu akşam onlar oldu.”
James Harden ise suçu kendi üstüne aldı ve önünde sonunda olan şeyin, Sixers’ın şutlarının girmemesi olduğunu, bunun da bahanesinin olmadığını söyledi: “Olay kaçan şutlar. Bence yaptığım şey sadece şut kaçırmaktı. Bireysel olarak daha iyi olacağım. Bazı top kayıpları gerçekten çok sorumsuzcaydı. Takım olarak neyi daha iyi yapabileceğimizi görmek için kasetler izliyoruz. Ve daha iyi olmaya devam etmeye çalışıyoruz.” NBA tarihi boyunca takımın bir araya gelmesi ve takım arkadaşlarının birbirine alışması için zamana ihtiyaç olduğunu pek çok kez gördük. LeBron, Wade ve Bosh gibi oyuncuları barındıran 2010-11 Heat takımının da durumu buydu. Normal sezonun ilk ayında 10 galibiyet 8 mağlubiyet yakalamışlardı. LeBron bunun üzerine takımın biraz daha bir arada olmasına ve zamana ihtiyaç duyduklarından bahsetmişti. “Bu daha birlikte altıncı maçımız. Hala bir şeyleri çözmeye çalışıyorum. Ama bu gece bizim için iyi oldu, kıçımızı güzel tekmelediler. Buraya geldiğim günden beri her şey güzel oldu ve maçlarımızı kazandık. Bu gece bize iyi oldu, ayaklarımızın yere basmasını sağladı. Kasetleri izleyip daha iyi olmaya bakacağız.”

Doğu’nun Uyuyan Devi Nets Mi?

Karşı taraftaki toplantı odasında ise Nets koçu Steve Nash oyuncularını övüyor ve bu performansı devam ettirebileceklerini ümit ediyordu: “Güvenimizin yerine gelmesi açısından iyi oldu. Çok zorlu bir dönemden geçtik, sakatlıklarla uğraştık, işleri yoluna koymaya çalıştık, yaptığımız işe inanmaya ve güvenmeye çalıştık.”
Kyrie mikrofona gelip, takım arkadaşı Ben Simmons’ın maçın öncesinde maruz kaldığı yuhalamalar ve sataşmalar hakkında kendisine sorular yöneltildiğinde; basitçe takımın Ben’in arkasında durduğunu belirtti. “Hepimiz bunu hissettik. Hepimizin başına geldi. Böyle şeylerle hep başa çıkmak durumunda kalırız. Eğer Ben’e sataşırsanız, bize sataşmış olursunuz. Eğer takımımızdan herhangi birine sataşırsanız, hepimize sataşmış olursunuz ve biz bu işe böyle bakarız.” Kyrie’nin, Nets’in ciddiyetini gösteren bu sözleri sosyal medyayı ve neredeyse tüm NBA medyasını ciddi biçimde salladı. Tüm kadro sağlıklı olduğunda Doğu’nun tepesine çıkabilecek takımlar arasında ilk adı zikredilecek takımlardan biri oldular.
Kevin Durant, Sixers’ın oyun planından söz ederken lafını sakınmadı: “Onları koşturduk. İyi bir hızlı hücum takımı gerçekten değiller.” Dahası Durant, seyircilerin Ben’e karşı olan tutumundan da bahsetmeden edemedi: “Ben onun arkasında olduğumuzu zaten biliyordu, ama daha maçın yarısında onların hepsini susturmuş olmak oldukça iyi hissettirdi.” O gün orada olan birisi olarak, Durant’in sözlerini doğrulayabilirim.

Yola Devam Etmek

Aslına bakılırsa bu sadece bir basketbol maçıydı, ufak bir farkla tabii ki. Ben bir daha Wells Fargo Center’a adım attığında seyirciden gelen bağırışlar ve hakaretler daha az can yakıcı olacaktır. Zaman her şeyin ilacıdır derler ya. Ama NBA muhabirleri, yazarları ve taraftarları olarak bu rekabetin daha da büyütüp Atlantik Grubu’nun bir parçası haline gelmesini ümit ediyoruz. Bu seferki maç o kadar da rekabetçi olmamış olabilir, bir sonrakinin olmayacağı ne malum? Kadrolarına kattıkları yeni yıldızlar ile takımların yollarının nereye çıkacağını ancak zaman gösterecek.

Yazar Detayları
Sergen Kumaş – Insider @HerŞeyNBA

What do you think?