nba draft
in , ,

BEĞENDİM HAHA SİNİRLİYİM TERTEMİZ YOK ARTIK! YORUMSUZ

Spordan Ziyade Kumar: Draft Faciaları

Sonra da Phil Jackson demiş ki “Ya tutarsa?”

Takım sporları denilince aklınıza gelen ilk örnek futbol olsa gerek. Futbol, dünyada en çok bilinen takım sporu. Kulüpler, kadrolarını belli değişkenler çerçevesinde oluşturuyor. Ya öz kaynaklarını kullanarak oyuncular yetiştirip bunları bünyelerine katıyorlar, ya da başka takımlardan oyuncuları izleyip, beğenip, transfer vasıtasıyla bünyelerine katıyorlar. Basit ve gayet anlaşılır bir süreç. ABD’de yaşayan bir sporseverseniz, muhtemelen size çok yabancı gelen kavramlar.

Peki neden? Bir kere Amerikan tipi takım sporu mantığı çok  farklı. Amerikan takım sporu kültüründe transfer kavramı yok gibi. Takas, transfere en yakın kavram ancak transfer, mali kaynaklar karşılığında bir sporcunun bir takım bünyesine katılması iken, Amerikan spor mantığına göre, sporcuların sırf maddi kaynaklar karşılığında bir organizasyondan diğerine geçmesi çok mantık dışı. Rekabetçi ortamı kendisine düstur edinmiş Amerikan spor organizasyonları, en çok parası olanın en güçlü olmasına engel olacak şekilde, sadece paranın hakim olduğu transfer düzenini tamamiyle bertaraf etmiş durumda. Kapitalizmin en büyük uygulama sahası için ilginç bir durum, değil mi?

Gelelim oyuncu yetiştirmeye. Barcelona’nın La Masia’sı, dünyanın dört bir yanından topladığı yetenekli gençleri A takım seviyesine kadar Barça kültürü ile yetiştiriyor. Birleşik Devletler’de ise spor organizasyonları, bu işlevi tamamiyle lise ve kolej/üniversite takımlarına devretmiş durumda. NBA, NFL ve NHL gibi dev organizasyonlar, yaşlılar emekli oldukça onların yerini gençlerin aldığı bir sirkülasyon yaratmak durumunda. Bu sirkülasyonu da, gerek dünyanın çeşitli ülkelerinden seçme yetenekli sporcularla ama çoğunlukla Amerikan üniversitelerinde spor yapmakta olan genç atletler ile sağlıyorlar. Bu sisteme de, bilindiği üzere “draft” deniyor. Asıl anlamı “askere almak” olan bu fiil, Amerikan spor jargonunda, bahsettiğimiz genç yeteneklerin, organizasyon içerisindeki takımlara dağılımı şeklinde kullanılıyor. Pek tabii ki bizi NHL veya NFL draftları ilgilendirmiyor, bizim için aslolan NBA draft’ı. Sitemizin adı HER ŞEY NBA demiş miydim?

LeBron James & Lionel Messi
LeBron James & Lionel Messi

Draft süreci NBA için oldukça heyecan verici. O kadar ki, sezon galibiyet yüzdesi en kötü takımların, en yetenekli gençleri seçme ihtimalinin daha yüksek olduğu bu sistemde bazen takımlar, yeni yeteneklere öylesine bel bağlıyorlar ki, sezonu kötü istatistiklerle bitirebilmek adına bilerek kötü oynayabiliyorlar. Buna da “tanking” adı veriliyor, ki, bunun hakkındaki yazımızı da sitemizde bulabilirsiniz.

Modern çağ NBA’inin her bir süperstarının bir zamanlar yetenekli bir lise basketbolcusu veya gelecek vaad eden bir genç yabancı olduğunu unutmamak gerek. Dolayısıyla draft sürecinde takımların verdikleri kararlar, organizasyonların geleceği açısından çok ama çok önemli. Bu senenin seçilen gençlerinin, nam-ı diğer çaylaklarının yetenek seviyesinin ve takımlarına ne ölçüde katkı sağlayabileceklerini editörümüz Renç Korzay’ın yazısında irdelemiştik. İyi bir seçim, dolayısıyla, seçilenin yararına olduğu ölçüde seçenin, yani takımın da yararına. Peki, bu organizasyonlar hiç mi kötü seçim yapmadılar? Büyük umutlar içerisinde bel bağlanan gençlerin hiç birisi mi hayal kırıklığı yaratmadı? Alanın “elinde patlayan” seçimler hiç olmadı mı? Elbette ki oldu.

Yaşadığımız hayat tümüyle doğru kararlardan oluşan bir hayat değil, bolca yanlış karar da içeriyor. Bu kararları yeri geldiğinde NBA takımları da veriyor, hem de bolca. Alınan yanlış kararlar konusunda yazı dizisi bile çıkıyor, Golden State’in talihsiz tarihinde buna bolca değindik. Dolayısıyla, draft çerçevesinde verilen yanlış kararların hepsini yazmaya kalksak, muhtemelen Wikipedia’yı illallah ettirecek kadar bol dökümanımız olurdu. O yüzden listeyi, draft edildikten sonra elle tutulur bir kariyere dahi sahip olamayan kötü seçimler ile sınırlandıralım. Siz zamandan, biz de sitenin harcadığı elektrikten tasarruf edelim. SU YAKMIYOR BU SİTE!

1989: Michael Smith, Boston Celtics

Michael Smith

Draft: 1. Tur 13. Sıra

Michael Smith’den bir sonraki seçimin Tim Hardaway, üç sonraki seçimin de Shaun Kemp olması aslında durumun asıl vehametini oluşturuyor. Smith, sadece üç sezonluk NBA tecrübesinde ortalama 10 dakikanın altında süre alıp, 5 sayının altında bir performans gösterebildi. Şimdilerde Clippers maçlarında yorumcu olarak görev yapıyor. Hiç yoktan iyidir. Sanırım.

1999: Trajan Langdon, Cleveland Cavaliers

Trajan Langdon

Draft: 1. Tur 11. Sıra

Hey gidilerin Trojan Langdon’ı! Türk basketbolseverlerin 2003’ten itibaren iki sene boyunca TBL’de izlediği Langdon’ı buralara getiren aslına bakılırsa başarısız bir NBA kariyeriydi. Başarısızlığı pekiştiren ise kendisinden alt sıralarda draft edilen isimler: Corey Maggette, James Posey, Ron Artest ve Andrei Krilenko! Duke Üniversitesi tüm zamanlar 3 sayı kralının NBA kariyerinin böyle olacağını kestirmek, Cavs’ın hakkını verelim, pek mümkün olmamış olsa gerek.

2006: Mouhammed Sene, Seattle Supersonics

Mouhamed Sene

Draft: 1. Tur 10. Sıra

Üç sezonda oynadığı sadece 47 maçta, sadece 2 sayı ve 1.6 rebound ortalaması tutturan bu 2.11’lik dev için NBA macerası çok da parlak geçti denemez. Supersonics için ise, evet doğru bildiniz, bu “Sene” o “Sene” olamamıştı.

2004: Rafael Araujo, Toronto Raptors

rafael araujo

Draft: 1. Tur 8. Sıra

Bazı senelerin yetenek havuzları çok derin olmayabiliyor. 2004 senesi için de bunu söylemek mümkündü. Yine de, Andre Iguodala, Al Jefferson, Josh Smith ve Tony Allen’ın önünde seçilen Araujo’dan gelen, sadece üç sezonluk NBA macerasındaki 2.8 sayı ve 2.8 rebound’luk ortalamalar, bu maceranın hiç olmamış gibi hatırlanması için yeterli bir sebep.

2002: Nikoloz Tskitishvili, Denver Nuggets

nikoloz tskitishvili

Draft: 1. Tur 5. Sıra

Soyadının yazılışını teyit etmek için harcanan toplam emek saatler, kuvvetle muhtemel Tskitishvili’nin NBA kariyerinden daha uzun bir süreye tekabül eder. 2.14’lük bu devin dört senelik NBA macerası, ortalama 12 dakika süre, 2.9 sayı ve 1.8 rebound ile sonlandı. İşleri daha beter hale getiren ise, kendisinden sonra seçilen isimlerin bir kaçı olsa gerek: Nene, Amar’e ve Caron Butler bunlardan ilk aklıma gelenler.

OKUMAYA DEVAM ET

Paylaş:

What do you think?

1 point
Upvote Downvote

Total votes: 9

Upvotes: 5

Upvotes percentage: 55.555556%

Downvotes: 4

Downvotes percentage: 44.444444%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

lonzo ball

Lonzo Ball Tarih Yazdı!

nba draft

Spordan Ziyade Kumar: Draft Faciaları