, , , ,

Tarih Kazananların Yüzüne Güler

Kazananları ölümsüzleştiririz, kaybedenleri değil.

Celtics – Wizards serisinin 6. maçı ve Wizards 2 sayı geride.
Bitime 7.7 saniye var.
Yeşil rengi giymiş oyuncular Bradley Beal’ı muazzam savunuyor ve topu kenardan çıkaran Otto Porter topu John Wall’un ellerine teslim etmek zorunda kalıyor.
Ve tarih kendini tekrar ediyor.

**

John Wall sağ forvetten, üçlüğün 1 adım gerisinden üçlüğü yolluyor ve ben
koltuğumdan zıplıyorum.
Havadayken maçı anlatan Hubie Brown’un sesi eşliğinde taraftarların sevinç çığlıklarını duyuyorum. O an kafama dank ediyor
lakin havada kalma sürem saliseleri geçmediğinden,
kıçım koltuğa tekrar yapıştığında hatırlıyorum.
Ben bu anı yaşamıştım!

**

Yıl 2006.
Wizards – Cavaliers Playoff karşılaşmasının 6. Maçı.
Bitime 5.0 saniye var.
Gilbert Arenas topu sağ forvetten alıyor
Ve üçlüğün bir kaç adım gerisinden üçlüğü yolluyor.
Sevinçten havaya sıçrıyorum,
Kulağımda Mike Breen ve Hubie Brown’un sesleri.

– Arenas üçlüğü yolluyor…
– BAAAAANNNGGG!!!
– Gilbert Arenas skoru eşitliyor.

– Eğer Arenas böyle oynayacaksa onu daha yakından savunmalısın Mike.
– Bu şut… harikulade.

**

Ergenlik yıllarımda Gilbert Arenas No.1 fanboy’u gibi bir şeydim sanırım. Maçlarını kaçırmaz, bu adamın MVP olabileceğini çevremde şiddetli bir şekilde ifade ederdim.
Bu adamda özel bir şeyler var! Utah’a attığı buzzer’ı görmediniz mi?
Top çemberden geçmeden kollarını sanki girmişcesine yukarı kaldırdı.
Bu adam topun gireceğini ellerinden çıktığı an hissediyor!

Ya o top girmeseydi diyor sivri zekalı bir arkadaşım.
Ne kadar da aptal görünürdü?
Yıllar geçiyor, sağolsunlar Nick Young ve Kemba Walker arkadaşımın sorularını
karşılıksız bırakmıyorlar.
Gerçekten çok aptal gözükmüşlerdi.

**

Sene gene 2006.
Aynı seri. Wizards – Cavaliers. Seri 1-1 eşitlikte ve Cavs 1 sayı geride.
LeBron James’ten nefret etmek için şu ana kadar 1001 neden duymuşumdur.
Ancak benim nefretim 2006 yılında, LeBron James maçı kazandıran basketi 2 kez üst üste steps yaparak kaydetmesiyle başladı.
Hemen ‘’Hakemler bu tür tavşan adımlarını görmezden geliyor’’
tarzında söylenmeye başlamayın.
LeBron’un yaptıkları, oyun kuralları kitabındaki ‘’steps’’ sekmesinin altına demonstrasyon olarak etiketlenmeyi hakediyor.
Russell Westbrook’un Golden State maçında orta sahaya kadar
topu tutarak yürümesi yanında ‘tavşan adımı’ kalıyor.
Bana inanmıyor musunuz?
Gelin bir bakalım!*

*ikinci steps: ayakları yere değdikten sonra topu ellerinden çıkarıyor.

**

Gilbert Arenas’ın maçı uzatmaya taşıyan üçlüğüne
Ve serinin 6. maçına tekrar geri dönelim.
Uzatmalarda Wizards 1 sayı önde ve Arenas serbest atış çizgisine gidiyor.
Arenas sezonda %86, Playofflarda %85 ile serbest atış atıyor.
İlk atışı kaçırıyor.
İkinci atış öncesi LeBron Arenas’ın yanına geliyor ve kulağına ‘bir şeyler’ fısıldıyor.
İkinci atışı da kaçırıyor.
Wizards maçı kaybediyor.
Wizards eleniyor.
Oturduğum kanepe sanki beni içersine çekiyor,
bir bataklıktaymışım dibe çekiliyorum ancak kurtulmaya da çalışmıyorum.
LeBron’un Miami Heat’e gitmesinin ardından Cavs taraftarının hissettiği nefretin çok daha fazlasını hissediyorum ciğerlerimde.
Lakin susuyorum.
Ailem uyuyor.

**

Sakatlıklar, takım içi sorunları derken güzelim Wizards takımı albenisini kaybediyor.
Gilbert Arenas parkedeyken yıldız sandığımız Caron Butler ve Antawn Jamison’ın maçlar geçtikçe aslında birer rol oyuncuları olduğunu anladığımız zamanlar tam.
2007 yılında sadece 13 maç oynamasına rağmen Wizards yönetiminden 111 milyon dolarlık kontratı cepliyor Gilbert.
Ve Wizards takımının elini kolunu 5 yıllığına bağlıyor.
Ancak yıllar 2010’u gösterdiğinde Kentucky’den bir umut ışığı doğuyor.
NCAA’de kameraların takip hızlarını sınayan bir çocuk tüm tanking yapan takım yöneticilerinin salyalarını akıtıyor.
Maçların sonlarında yaptığı danslarla da taraftarlarını coşturuyor.

nba

**

2010′un güzel bir 18 Mayıs günü,
Lottery gecesi,
Wizards Draftın 1 numarasını kaptı.
Bu 1 numaradan çok fazlasıydı.
1. Sıradan seçmek demek,
John Wall’u seçmek demekti.
Wizards organizasyonunu tekrar gün ışığına çıkartmak demekti.
Yeni logo demek olmasaydı keşke.
Seni özleyeceğiz güzel logo.

**

Wall yılın çaylağı ödülünü alıyor,
Ertesi günü Murat Murathanoğlu
Wall bir takıma liderlik edebilir mi? sorusuna
Vallahi ben dans eden bir lider görmedim diyordu.

**

Yıllar geçiyor, Wall sakatlıklarla boğuşuyor,
Playoffları kaçırıyor,
Wizards ilk turdan eleniyordu.
Herkesin aklına geçmişin korkutucu ve aynı zamanda
nostalji dolu anılar geliyordu.
Ve hatıraların yanında tek bir isim.
Gilbert Arenas.
John Wall yoksa Arenas’ın 2.0 versiyonu muydu?

**

Tarih kaybedenleri hatırlamaz. Aynı Gilbert Arenas’ı hatırlayamayacağı gibi.
LeBron James’i altın harflerle kazıyacağı gibi,
Arenas’ı bizim gibilerin hafızlarının derinliklerini gömecek tarih.

**

John Wall ise kendine beyaz bir sayfa açmayı başardı 6. Maç gecesi.
Taraftarıyla artık tamamen bütünleşti.
5. Günün şafağındaki Gandalf masallarını gerçeğe dönüştürdü.
Ancak ben Wizards’ı desteklemeyi Arenas’ın ayrıldığı gün bırakmıştım.
Arenas’tan LeBron’dan nefret ettiğim gibi nefret etmeye başladım.
Formasını dahi o zamanlar Celtics taraftarı olan kız arkadaşıma vermiştim.
Şimdi nerde o forma bilmiyorum.
7. Maçta Wall gene bir Game-Winner kaydederse,
Evimin önündeki çöp kutusunda,
alevler içinde bulmaktan korkuyorum birazda.

**

John Wall.
Sen benim için bir Gilbert Arenas olamadın belki.

Ama ondan çok daha fazlası oldun.
Sen bir kazanan oldun.
Sana 7. Maç öncesi tek tavsiyem
Dylan Thomas’ın kült şiirinden bir kesit.

Güneşe şarkı söyleyen tüm çılgınlar bilir ki,
Herşey olup bittikten sonra, üzülmek anlamsız
O yüzden kolayca girme,
Toprağın altındaki karanlığa.

Yazar: Feyyaz Sonbudak

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir