raptors

, , , ,

Toronto Raptors: “Kapatıyoruz! Zararına Satışlar!”

Raptors’ın hiç şansı yok gibi.

“Plakasını Alabildiniz Mi?”

Beklenti nedir? Basitçe, Türk Dil Kurumu’nun da belirttiği üzere, “gerçekleşmesi beklenen şey”. Gerçekleşmesi beklenen şeyler konusunda tahminlerde bulunduğumuz zamanlarda, bunu geçmiş deneyimlerimiz çerçevesinde şekillendiririz. Konu hakkında önceki örneklere bakarız. Etrafımızdaki insanların deneyimlerinden ve fikirlerinden yararlanırız. Yeri gelir istatistiklere başvururuz. Kendi adıma konuşmam gerekirse, bunların hepsini yaptım, buna rağmen Cleveland Cavaliers – Toronto Raptors eşleşmesinde beklentilerim biraz olsun rekabetti. Beklentilerim, yani “gerçekleşmesini beklediğim şeyler” gerçekleşti mi? Uzaktan yakından alakası yok.

Belki hatırlarsınız, vakt-i zamanında “Cavs’ı kim yenebilir” şeklinde tahminlerimiz olmuştu, bunun üzerine bir yazımız da vardı. Orada sıraladığımız tüm sebeplerden mütevellit, bunu da tüm dürüstlüğüm ile dile getireceğim, olası bir Cavs – Raptors eşleşmesinde oyum 7 maçta Raptors’dan yanaydı. Arzu edenler o yazıya tekrar bakabilir, kendimce sağlam temellere oturtulmuş olan tezler ışığında, Raptors’ı Cavs’dan bir adım daha önde görüyordum. Sonra ilk tur maçları geldi, Indiana karşısında seriyi süpüren (her ne kadar ufacık farklarla da olsa) bir Cavs ve gencecik bir Bucks takımına karşı işin özellikle savunma tarafında bocalayıp kör topal tur atlayan bir Raptors. İlk raund eşleşmelerinden sonra, daha öncesinde 4-3 Raptors’a verdiğim eşleşmeyi, Cavs adına 4-2’ye güncelledim, bunun sebeplerini de daha taze çıkmış olan yazımızda bulabilirsiniz. Neden taze? Çünkü Cavs Raptors’ı yine umulmadık şekilde 4 maçta süpürdü ve yazının daha neredeyse mürekkebi kurumadı.

Cavs aslına bakarsanız Raptors’ı süpürmedi. İlk raund eşleşmesinde, her maçta direnç ortaya koyan Pacers cephesi süpürülmüştü. Raptors ise süpürülmedi, adeta ezildi. Geceden mahalleye asfalt dökmeye gelen belediyenin çektiği araçlar gibi, rastgele bir otoparka atıldı. Serinin son maçını saymazsanız, Raptors Cavs’a karşı bir D-League deneyimi yaşattı bile diyebilirsiniz.

“Merhaba. Ben Mekanın Sahibi Lebron.”

lebron james

Peki neden böyle oldu? Yazımızın konusu bu olmayacağı için sadece yüzeysel olarak ele alalım. Öncelikle LEBRON JAMES. Cavs’ın potansiyel rakiplerini ortaya koyduğumuz ilk yazımızda da belirtmiştik, Lebron’un olduğu yerde sadece ihtimalleri konuşabiliyorsunuz. Onun nelere kadir olduğunu bilerek “ortalama bir Lebron’a karşı potansiyel rakiplerin ne kadar şansı var?” demiştik. Bu seride ortalama bir Lebron yoktu. Bu seride, Lebron her 30 sayı üstüne çıktığında, arka plandan “GODLIKE!” diye bağıran bir Unreal Tournament anonsçusu beklemedim desem yalan söylemiş olurum.

Playoff kariyer efektif saha içi isabet yüzdesi %41 olan Lebron James, bu playoff’larda bu oranı akla hayale sığmayan %58 gibi bir orana çıkardı. O kadar saçma yüzdeler ile oynuyor ki Lebron, serinin belli bölümlerinde serbest atış rutini ile üçlük attığı anlar oldu. Şu anda inanılmaz sıcak. O kadar ki, şu anda Miami Heat’de oynuyor olsaydı takımın adını Lebron Heat olarak değiştirebilirlerdi. Zira Lebron, muhtemelen tüm Florida eyaletinden daha sıcak.

Sadece o mu sıcak? Tüm Cavs yanıyor. Geçen sezonun son 3 maçı ile birlikte toplamda 11 playoff maçı ardı ardına kazandılar. Son iki sezonda, ilk iki raund dereceleri 16’ya 0. İlk 2 raund’da karşılaştıkları takımlar Cavs’dan bir maç dahi alamadılar. Google’da arama kısmına “cavs sweep/cavs süpürdü” yazdığınız anda Google’ın otomatik doldurma seçeneği birçok takımın adını getiriyor o cümlenin eksik öğesi olarak. Cavs, iki senedir playoff’lara girdiğinde, muhtemelen takımın sadece playoff’larda kullandığı uçağın bir yerlerinde olan bir düğmeyi açıyor ve bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Ben dahil herkesin sövdüğü Cavs savunması bile kendine geldi. Takımların 100 pozisyon sonucunda yediği sayıyı baz alan savunma reytingi istatistiğini 108’den 105’e çektiler. Şu anda playoff’ların bu kategorideki en iyi dördüncü takımı Cavs.

Son olarak 3 sayılar. Cavs tüm seri boyunca Raptors’dan tam 34 fazla 3 sayılık isabet buldu. Bu da toplamda 102 sayı demek. Basitçe, Cavs sadece 3 sayı atarak seride kafadan bir maç önde başlamış gibi oldu. Atamayana atarlar, atamayanı yenerler, atamayanı süpürürler şeklinde de ifadelendirebiliriz bu durumu.

“Bir Şey Yapmalı!” “Ney?!”

Sonuç olarak, ortada beklentileri tamamıyla boşa çıkarmış bir Raptors var. Ortaya neredeyse hiç mücadele koymamış, PJ Tucker dışında neredeyse hiç savunma yapmamış, Cavs tarafından atılan şutların %52’sine el dahi uzatmayıp savunmamış bir Raptors var. Kadrosunu sırf bu muhtemel eşleşmeye göre şekillendirip, bu kadronun olmadığı geçen seneden daha berbat bir istatistik ile elenmiş bir Raptors var. Dolayısıyla, bu sürecin sonunda Raptors’da bazı değişikliklerin olacağını öngörmek zor olmayacaktır. Ya da olacaktır bilemiyorum, bunca hayal kırıklığından sonra Raptors ile alakadar insanlar tahminde bulunur mu bilmem, ama varsayalım ki bir şeyler değiştirecekler. Bunlar neler olabilir?

Öncelikle tüm takım muhtemelen şapkasını önüne alıp kendilerine şu soruyu soracaklar: “Bu sene başarılı geçti mi?” Kyle Lowry’nin olmadığı 22 maça rağmen 51 galibiyet alıp Doğu Konferansı’nı saygıdeğer bir derecede bitirmek kesinlikle başarılı sayılacak bir durum.

Ancak Raptors takımı şu anda toplamda 3 metrekare olan bir odada oturuyor ve odanın ortasında da kimsenin görmezden gelemeyeceği pembe bir fil duruyor, bu filin adı da “başarısızlık”. Tüm sezonunuzu karşı karşıya geleceğiniz gün için hazırlanarak geçirdiğiniz takıma süpürülmenin hiçbir bahanesi olamaz.

“Pardon, Arkadaş Sizinle Birlikte Miydi?”

lowry

2013-14 sezonunda, ne yapacağı konusunda hiçbir fikri olmayan bir Raptors vardı. Seçenekler arasında takımı “tanking”e feda edip draft pick’leri toplama bile var iken, birden Lowry – DeRozan ikilisi hiç umulmadık şekilde takıma 48 galibiyet getirdi. O seneden beri Raptors cephesi takımı bu iki değerli oyuncunun üstüne kurarak muhtemel şampiyonluklar için çaba sarf etmeye başladı. Bu konuda başarılı olamadıkları malum olmakla birlikte, bu ikiliden Lowry’nin kontratı bu sene itibariyle sonlanıyor. İşin daha da kötüsü, kendisi bir “unrestricted free agent/sınırsız free agent” olacak. Bu ne demek? Kendisinin bu senenin sonu ile birlikte yasal olarak Raptors’a karşı hiçbir sorumluluğu olmayacak. Kontrat yenileme hususunda Raptors’ın yüzüne bile bakmayabilir. Her ne kadar bu Raptors için bir dezavantaj olarak gözükse de, 31 yaşına gelmiş bir Lowry’yi takımda tutabilecekleri tek kontrat 200 milyon dolarlık maksimum kontrat gibi gözüküyor. 31 yaşına gelmiş ve bu senenin çoğunluğunu yarı sakat olarak geçiren bir oyuncuya maksimum kontrat önermek akıllıca olur mu? Bu sorunun aslına bakılırsa tek bir doğru cevabı yok. Olay tamamıyla takım sahiplerinin takımı hangi yönde ilerletmek isteyecekleri ile alakadar. Bekleyip göreceğiz.

“Abicim Yemin Billah Tanımıyorum Bunları!”

Tabii ki bu kadar dolu olan bir takımda, bu yaz boşa çıkacak olan tek isim Lowry değil. Ibaka, Tucker ve Patterson da sezon sonunda free agent olacak isimler. Bu durumda Toronto’nun önünde yıllık 65.6 milyon dolarlık kontratları olan DeRozan, Valanciunas, Carroll ve Cory Joseph var. Buna ek olarak maksimum kontrat beklentili Lowry, yaklaşık 20 milyon dolar beklentili Ibaka, yine yaklaşık 12 milyon dolar beklentili Patterson ve beklentisi belli olmayan Tucker var. Bu beklentilerin hepsinin karşılanması halinde takım, üstüne çıkılması durumunda takım sahiplerinin oldukça yüksek vergiler ödediği maaş sınırlamasının (salary cap) bir hayli üstüne çıkıyor. Bu durumda seçim yine takım sahiplerinde olacak, fahiş vergi verip takım kimyasını bir arada tutmak mı (ki örneği pek yoktur), yoksa takımın bazı parçalarına mecburen kapıyı göstermek mi?

Bu durumda topun ağzına ilk çıkacak isim Valanciunas gibi gözüküyor. 2011 draftı 5 numarası Valanciunas’tan beklentiler yüksekti, hali hazırda savunma yönü güçlü bir uzundu ve oyununu geliştirip, bir nevi skorer Joachim Noah’a dönüşeceği bekleniyordu. Beklenti kırmanın bir gelenek olduğu Raptors’ta Valanciunas da bu akıma uydu ve hücum yönünü geliştirmedi. Üstüne kilo aldı ve savunmasıyla bilinecek bir uzun olarak gelişmeyi uygun gördü. Bu konuda başarılı oldu mu? Rakip takımların pick and roll’larında fazla yavaş kalarak savunmayı zaafa uğratmasından mütevellit, Cavs’a karşı yerini Ibaka’ya kaptırmasından kendini ne kadar geliştirdiğini tartışabiliriz. Dolayısıyla, madem Ibaka’ya o kadar para döküyorsun, kendini geliştirmede yetersiz kalan bir Avrupalı uzuna yol gösterebilir misin? Şahsi görüşüm, ellerindeki hücum yönü gelişmiş pivotları bir şekilde başka takımlara yollayıp savunmacı pivotlara yönelenlerin çok olduğu bir NBA’de, Valanciunas’ın Raptors’taki ömrü uzun olmayabilir.

“Beni Yak, Kendini Yak, Predrag Drobnjak”

Peki bunlar dışında bir seçeneği var mı Raptors’ın? Oldukça radikal olmakla birlikte, takımı baştan aşağı yenileme yoluna gidebilirler. Bunun da başlangıcı, Lowry’nin başka bir takımla anlaşması olabilir. Bu durumda takım, maaş skalasında büyük bir boşluk yaratacaktır. Bunun üzerine verimsiz Valanciunas, diz sakatlığından sonra bir türlü toparlayamayan Carroll ve büyük maçlarda cesareti içine kaçan Patterson’ı da gözden çıkarmaları da, her ne kadar uzak bir ihtimal olarak gözükse de olası.

Zira, konferans yarı finalinde, kendilerine en büyük rakip olarak gördükleri takıma süpürülen bir organizasyon, aynı kadroyu tutmakta çok da istekli olmayabilir. Bu durumda, seneye, DeRozan etrafında sürpriz bir veya iki star ile birlikte birkaç rol oyuncusundan oluşan çok farklı bir Raptors da izleyebiliriz.

Ki bu sene free agent piyasasının canlılığı göz önüne alınırsa, bu sene “Olur mu ya!” dediğimiz kadrolar seneye “Vay anasını sayın seyirciler!”e dönüşebilir.

Son tahlilde, Cavs ne ölçekte iyi olursa olsun, onun karşısında, lafı uzatmaya gerek yok, kötü oynamış bir Raptors var. Geçen sene dayak yediği adama karşı hırs yapıp, gidip kendisine sopa muşta düzüp, bu sene karşısına çıkınca geçen seneden daha beter dayak yiyen bir mahalle genci gibi Raptors. Dayak atılır, dayak yenir, problem bu değil. Asıl problem karşındaki sana dayak atarken bir kez olsun kolunu kaldırabilmek. Sonuçta mahalle dediğimiz yer Doğu Konferansı, tutup da mahalle değiştirecek değil Raptors. Mahalle değişmiyorsa, illa ki, bir hayli şeyler değişmek durumunda. Yoksa bu Raptors “askerde de çok dayak yer”, demedi demeyin.

Yazar: Emre Ersun Uysal

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir