Utah Jazz ve Liderlik! - Görsel: Her Şey NBA
in ,

Utah Jazz: Başarıları Tesadüf Değil!

Utah Jazz ve Zirve Serüveni

Utah Jazz ve Başarısının Sırrı!

Şahan Gökbakar’ın mizahının “LÖHÖLÖ” seslerine indirgenmesinden evvel çok sevdiğim bir tiplemesi vardı. “Kimsenin gitmediği, gidip de görmediği, görüp de bilmediği” mottolu Metin Tok adlı muhabir tiplemesi NBA’i konu alsa, gittiği ilk yer Salt Lake City olurdu herhalde. Mevzubahis şehir Amerika’nın Bozüyük’ü olduğundan olsa gerek, Utah Jazz ve başarıları hep arka planda kalmıştır. Bu sene özelinde ise Jazz istediği kadar ana medyadan uzakta kalsın, başarıları artık kimsenin göz ardı edemeyeceği seviyeye geldi.

7 Ocak’ta Knicks’e kaybettikleri günden itibaren Jazz’ın, Nuggets’a yeniledikleri maça kadar 11 maç arka arkaya eli bükülmedi. Bu seri ile birlikte Jazz ligin en tepesine tırmanmış durumda. Sessiz sedasız, liderliği uzun süre elinde tutan Jazz’ın başarısı ise süper yıldızlarından bağımsız. Elbette ki Gobert ve Mitchell kendi ölçülerinde tarihi sezonlar yaşıyor olabilirler. Gel gelelim yıldızları tarihi performanslar sergileyen takımların (bkz: Wizards/Beal) başarısı her zaman garanti değil. O yüzden gelin, Jazz’ın başarısındaki kıyıda, köşede kalmış faktörleri birlikte inceleyelim.

1. Üç Sayı Etkinliği

Geçtiğimiz sezon Utah Jazz, şutlarının %41.4’ünü üç sayılık biçiminde tercih ediyordu. Bu kategoride Jazz lig sekizincisi iken onları asıl etkin kılan detay, %38’lik üç sayılık isabet oranı ile bu kategoride lig lideri olmalarıydı. Üç sayılık “meselelerinde” işler daha iyiye gidemez gibiydi. Sürpriz. İşler daha iyiye gitti.

İçinde bulunduğumuz sezonda ise Jazz, tüm şutlarının tam %47.7’sini üçlük olarak kullanmayı tercih ediyor. İsabet oranında ise lig lideri Los Angeles Clippers’ın (%41.4!!!) arkasında, %39.8 ile ikinci sıradalar. Maç başına 50’den fazla sayıyı üç sayı çizgisi gerisinden bulan ligdeki tek takım Jazz. Genele vurduğunuzda, ligin en etkin üç sayılık kullanan takımı olmaları, şu anki konumlarının belki de en önemli sebebi.

2. Conley’s Back, Baby!

Mike Conley’nin, Utah Jazz’daki ilk senesini unutmak istediğine eminim. Oyun üstündeki dominasyonunun büyük kısmını pick and roll oyunları üzerinden sağlayan Conley, ilk senesinde alışma evresinin zorluklarını yaşadı. Zira Gasol’le oynanan PnR oyunları ile Jazz’ın büyük adamı Gobert üzerinden oynanan oyunlar arasında bir çok açıdan fark var.

Bu alışma sürecinin üstüne bir de Koç Snyder’in hücum setlerinin, ligdeki eşleniklerine göre bir miktar daha karmaşık olmasını da ekleyelim. Dolayısıyla bu senenin başında elimizde, oynamak istedikleri oyunu bir sene boyunca deneye/yanıla törpülemiş, iyileştirmiş bir takım vardı. Bu değişim Conley’nin oyununa da, doğal olarak yansıdı.

Mike Conley geçen seneye göre bu sene maç başına 2.5 sayı daha fazla atıyor. 1.7 daha fazla asist yapıyor. True Shooting/Gerçek Şut İsabet oranı ise tam %5.8 arttı. Ligdeki tüm oyun kurucular arasında %59.5 ile 11. sırada. Geçen seneye göre maç başına 2 fazla üçlük deneyen Conley, maç başına 7 ve daha fazla üçlük deneyen oyuncular arasında %41.8 ile beşinci sırada. Toparlamak gerekir ise; geçen sene herkesin “ellerden ırak” diye baktığı Conley, bu sene tüm takımların nefessiz şekilde kardolarına katacağı bir oyun kurucuya dönüştü.

3. Bench Kalitesi

Utah Jazz’in başarısındaki bir diğer önemli faktör ise kuşkusuz, ligin en kaliteli bench ekiplerinden birine sahip olmaları. Elbette ki bench’in 8 oyuncusunu da bu genellemeye katmak mümkün değil ancak öne çıkan üç oyuncu, Jazz’ın bu sene maç içi devamlılığını üst seviyelere taşıyor. Dilerseniz Clarkson, Favors ve Ingles’ı mercek altına alalım.

Jordan Clarkson bu seneki performansı ile en iyi 6. adam ödülünün kuşkusuz en büyük favorileri arasında. Clarkson maç başına sadece 25.5 dakikada 17.9 sayı ile kariyerinin en yüksek rakamına ulaşmış durumda. Etkin şut yüzdesi, iki sayı yüzdesi, ribaund, top çalma ve blokta da kariyer senesini yaşayan Clarkson, sıkı durun, tam %97.1 ile serbest atış kullanıyor! Utah Jazz’in açıktaki etkin şutörü bulma stratejisinin en çok fayda sağladığı isim olan Clarkson, şu anda ligin belki de en etkin 2-3 yan skorerinden biri konumunda.

Jazz takımının ikinci beşi ise olabilecek en ehil kişilerden birine emanet: Joe Ingles. Oyun kurma yeteneğini PnR’ları işlemedeki etkinliği ile birleştiren Ingles, hücumun ikinci beşte de devam edebilmesinin başlıca sebebi. %67.2 gibi muazzam bir etkin şut yüzdesine (eFG) sahip olan oyuncu, aynı zamanda üçlük çizgisi gerisinden %45 ile kariyer zirvesini yakalamış durumda. Free Agent seçimlerde Fantasy oyuncularının yüzünü epey güldüren Ingles, maç içi devamlılığın belki de kilit ismi.

İşin hücum kısmından bahsederken, savunma devamlılığının arka plana bırakılması söz konusu olmamalı. Jazz için de bu işi, bu sezon özelinde Derrick Favors oldukça güzel bir şekilde üstlenmiş durumda. Geçen sezon Gobert’in oyunda olmadığı bölümü Tony Bradley ile geçirmek zorunda kalan Jazz, Favors’tan sonra bu anları bir hayli söverek anıyor olmalı. Gobert’in olmadığı bölümlerde savunmayı ve özellikle çember çevresindeki eforu üst seviyede tutmaya devam eden Favors, maç içerisine yayılan savunma sertliğininin de düşmesine engel oluyor. Hem de saha içi yüzdesinde kariyerinin neredeyse en iyi senesini geçirirken. Sözün özü şu ki Utah Jazz bench’i, bu sene toplu şekilde Nirvana’ya erişmiş durumda.

Göz önünde olup saymadığımız, göz önünde olmayıp da saydığımız tüm etmenleri bir araya toplayınca ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor. Utah Jazz bu sene hücum rating’inde tüm ligdeki takımlar arasında beşinci. Savunma rating’inde dördüncü. Net rating’de ise, lig sıralamasını doğrular şekilde Jazz, lig lideri. Art arda kazandıkları 11 maçın 10’unda çift haneli farklara ulaştılar. Bucks’ı, Nuggets’ı; ve iki defa olmak üzere Mavericks’i yenmeyi başardılar.

Sonuç olarak son maçlardaki performanslarını veriler ışığında incelediğimizde Jazz, buraya hiç de tesadüf eseri gelmediğini üstüne basa, basa belirtiyor. Çok aşırı ilginç olaylar görülmediği sürece Jazz’ın bu performansını, en azında yakın seviyede, lig sonuna kadar taşıması olası. O noktadan sonra ise işler Jazz için, en karışık ve tarihi bağlamda en sevimsiz noktada olacak. Gel gelelim o noktaya henüz çok ama çok uzaktayız. Şu anda yapabileceğimiz tek şey, Jazz’in ortaya koyduğu bu güzel basketbolu izleyip, keyfini sürmek.

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası. 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Sıcağı Sıcağına: Kemba Walker Takası
    Utah Jazz ve Başarısının Sırrı! Şahan Gökbakar’ın mizahının “LÖHÖLÖ” seslerine indirgenmesinden evvel çok sevdiğim bir tiplemesi vardı. “Kimsenin gitmediği, gidip de görmediği, görüp de bilmediği” mottolu Metin Tok adlı muhabir tiplemesi NBA’i konu alsa, gittiği ilk yer Salt Lake City olurdu herhalde. Mevzubahis şehir Amerika’nın Bozüyük’ü olduğundan olsa gerek, Utah Jazz ve başarıları hep arka […]
  • Survivor 2021: Playoff’larda Hayatta Kalma Savaşı
    Utah Jazz ve Başarısının Sırrı! Şahan Gökbakar’ın mizahının “LÖHÖLÖ” seslerine indirgenmesinden evvel çok sevdiğim bir tiplemesi vardı. “Kimsenin gitmediği, gidip de görmediği, görüp de bilmediği” mottolu Metin Tok adlı muhabir tiplemesi NBA’i konu alsa, gittiği ilk yer Salt Lake City olurdu herhalde. Mevzubahis şehir Amerika’nın Bozüyük’ü olduğundan olsa gerek, Utah Jazz ve başarıları hep arka […]
  • Clippers’ın Can Yakan “Keşke”si: Luka Doncic!
    Utah Jazz ve Başarısının Sırrı! Şahan Gökbakar’ın mizahının “LÖHÖLÖ” seslerine indirgenmesinden evvel çok sevdiğim bir tiplemesi vardı. “Kimsenin gitmediği, gidip de görmediği, görüp de bilmediği” mottolu Metin Tok adlı muhabir tiplemesi NBA’i konu alsa, gittiği ilk yer Salt Lake City olurdu herhalde. Mevzubahis şehir Amerika’nın Bozüyük’ü olduğundan olsa gerek, Utah Jazz ve başarıları hep arka […]
  • 2021 NBA Draft’ı: Alperen Şengün Yeni Jokic Mi?
    Utah Jazz ve Başarısının Sırrı! Şahan Gökbakar’ın mizahının “LÖHÖLÖ” seslerine indirgenmesinden evvel çok sevdiğim bir tiplemesi vardı. “Kimsenin gitmediği, gidip de görmediği, görüp de bilmediği” mottolu Metin Tok adlı muhabir tiplemesi NBA’i konu alsa, gittiği ilk yer Salt Lake City olurdu herhalde. Mevzubahis şehir Amerika’nın Bozüyük’ü olduğundan olsa gerek, Utah Jazz ve başarıları hep arka […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Herkes Deli: NBA’in En Garip Oyuncuları!

Hayal Kırıklığı: NBA 2K Oyunlarında Bulunmayan 100 İsim