Uyuşturucu Batağından Zirveye: Phil Jackson - Görsel Her Şey NBA
in , , ,

BEĞENDİMBEĞENDİM TERTEMİZTERTEMİZ YORUMSUZYORUMSUZ

Uyuşturucu Batağından Efsaneliğe: Phil Jackson!

Phil Jackson’un Hayatı!

Phil Jackson’un Başarı Hikayesi

The Last Dance belgeseli ile birlikte tekrar gündeme gelen bir isim: Phil Jackson. Oyunculuğunda iyi bir yan parça, koçluk kariyerinde efsane bir isim ve sonrasında berbat bir kulüp başkanı oldu. Bütün bu özelliklerin tek bir vücutta bulmuş hali Phil Jackson. Kızılderili ve Uzak Doğu kültürünü benimsemesiyle ”The Zen Master” lakabını aldı. Koç olarak 11 tane, oyuncu olarak 2 tane olmak üzere toplamda yaşadığı 13 şampiyonlukla adeta yüzük canavarı oldu. Oyunculuğunda benimsediği hippi yaşam tarzı onun uzun süre koçluk yapmasına engel olsa da önce Chicago Bulls, sonra da Los Angeles Lakers’ta kazandığı şampiyonluklarla efsane bir isim olmayı başardı. Her Şey NBA ailesi olarak bu yazımızda hayat yolculuğuna çıkacağımız isim Phil Jackson. İyi okumalar!

NBA Öncesi Hayatı

Phil Jackson, 17 Eylül 1945’te muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak Montana’da dünyaya geldi. Her pazar gününü kilisede geçirirdi, çünkü kilisede sabahları babası, akşamları ise annesi din görevlisi olarak vaaz veriyordu. Babası, kilise başkanlığına atandıktan sonra Phil’in üstündeki aile baskısı daha da arttı. Ailede sinemaya gidilmez, televizyon seyredilmez, dans edilmezdi. Phil, ilk filmini lise çağlarında gitti, ilk dansını da lise mezuniyet töreninde yaptı. Bazen dedesinin işlettiği pansiyona giderdi. Pansiyonda tanıştığı bir Kızılderili aile sayesinde Kızılderili kültürünü öğrendi. Lisede diğer çocuklar gibi yapabildiği tek etkinlik spordu. Lisede hem basketbol, hem Amerikan futbolu, hem de beyzbol oynadı.

Phil, lise yıllarında beyzboldaki başarısı ile birçok koçun dikkatini çekmeyi başardı. Gelecekte NBA koçu olacak olan ve o dönemde beyzbol antrenörlüğü yapan Bill Fitch‘in listesinde de yer bulmayı başardı. Fitch, 1962 yılında Kuzey Dakota Üniversitesi basketbol koçluğuna getirilince işler değişti. Fitch bu sırada Phil’in basketbola yeteneği olduğunu düşündü . Onu, Kuzey Dakota Basketbol Takımı’na dahil etmeyi düşündü. Bu nedenle, bir akşam Phil’i akşam yemeğine davet etti. Fitch ile birlikte yedikleri akşam yemeğinden sonra Phil, onun takımında basketbol oynamayı kabul etti. Kuzey Dakota Üniversitesinde birinci ve ikinci senesinde iyi işler çıkaran Jackson, iki NCAA sezonunda da takımını Final-Four’a çıkarmayı başardı. Kuzey Dakota şampiyonayı sırasıyla 3. sırada ve 4. sırada bitirdi. İki yıl boyunca dörtlü finallerde Walt Fraizer’lı Southern Illinois takımına kaybettiler.

NBA Kariyeri

Phil Jackson, 1967 NBA seçmelerinde New York Knicks tarafından 2. tur 17. sıradan seçildi. Jackson, oyunculuk kariyerinde sert oynamayı seven bir savunma oyuncusuydu. Çok faul yapması ve çılgın kişiliğiyle Dennis Rodman’ın geçmişteki karşılığı gibiydi. 1975’te en çok faul yapan oyuncu oldu. 1970 ve 1973 yıllarında New York Knicks ile iki şampiyonluk kazanmayı başardı. 1978’te Nets’e transfer olan Jackson, hem oyuncu hem yardımcı koç olarak anlaştı. Yardımcı koç olarak, koçluk kariyerine de ilk adımı atmış oldu. Kariyerini 6.7 sayı, 4.3 ribaund, 1.1 asist ile tamamlayan Jackson, oyunculuğunun yanında kitaplara da çok düşkünlüğü ile bilinirdi. 1970’li yıllarda Charles Rosen ile birlikte ”Maverick: More Than A Game” kitabını yazdı. Bu kitapta Phil Jackson LSD’yi ara ara kullandığını, bunu da basketbolun iç yüzünü anlamak için yaptığını yazıyordu. Hippi yaşam tarzını benimseyen Jackson, bazen LSD kullanıp Los Angeles’ta kendini aslan zannedip bir plajda kükrüyordu. Bu kitabındaki yazdığı satırlardan dolayı NBA’de uzun bir süre iş bulamadı. 7 yıl boyunca NBA’den uzak kaldı.

Koçluk Kariyeri

Phil Jackson koçluk kariyerine hem NCAA takımlarında Albany hem de Porto Riko Ligi’nde takım çalıştırmayla başladı. Porto Riko Süper Ligi’nde Isabella takımı ile anlaştı. Porto Riko ligi yazın oynandığı için kış ve bahar aylarında NCAA’de yaz aylarında ise Porto Riko’da zamanını geçiriyordu. Porto Riko liginde sert bir oyun ve iki günde bir maç oluyordu. Jackson bir röportajında, Porto Riko’da küçük kasabalar arasında husumetler olduğunu ve bu yüzden kasaba çıkışlarında çılgın taraftarların yolda ateşler yaktığını ve arabasına taşlar atıldığını söylüyordu. Porto Riko’da rakip taraftarlar uğursuzluk getirdiğini düşündüğünden dolayı mezarlıkta tavuk öldürüp kanını deplasman takımının oturacağı yere döküyorlardı. Bu şartlara rağmen Jackson, 1984 yılında hem Albany takımını NCAA şampiyonu, hem de Isabella takımını Porto Riko şampiyonu yapmayı başardı. Bu başarılar Jackson’ı ilerleyen yıllarda iyi bir koç olacağı sinyallerini vermişti.

Bu başarıları ile Chicago Bulls’un patronu Jerry Krause‘un radarına girmeyi başardı. 1987 yılında koç Doug Collins‘in yardımcısı olarak göreve başladı. Bulls’ta Doug Collins, diğer bir yardımcı koç olan Tex Winter‘ın geliştirdiği üçgen hücum taktiğini reddederek topu daha çok Michael Jordan‘a veriyordu. Jerry Crause, Collins’e Tex Winter’ın sözünü daha çok dinlemesini söyledi. Buna kulak asmayan Collins, topu Michael Jordan’a daha çok verme taktiğine devam ediyordu. Bunu gören Krause, Phil Jackson’un daha iyi anlaştığı Tex Winter ile üçgen hücumu kuracağına inandı. 1989 yılında Doug Collins’in görevine son verip yerine Phil Jackson’u getirdi.

Doug Collins’in yaklaşımı daha çok Michael Jordan odaklıyken, Phil Jackson’un yaklaşımı daha çok takım odaklıydı. Jackson, Winter ile birlikte üçgen hücum taktiğini kurdu. Bu taktik takımdaki bütün oyunculara topa değme imkanını sundu. Böylece rakip oyuncuların Jordan üzerinde yoğunlaşmasını engelleyecek ve ona özel savunma taktiklerini yıkacaktı. Üçgen hücumla birlikte Scottie Pippen, oyununu geliştirme imkanı buldu. Jackson topu Jordan’ın elinden almıştı. 1990 yılı, Doğu Konferansı Finalleri’nde Pistons’ı yenmeye en çok yaklaştıkları yıl oldu. Scottie Pippen’ın migrenine rağmen seriyi 7. maça götürmeyi başaran Bulls, seriyi kaybetti. Bu mağlubiyet önümüzdeki sezonlar için Bulls adına en büyük motivasyon kaynağı oldu. 1991’de Pistons’ı 4-0 süpürerek finale çıkan Bulls, finalde Lakers’ı 4-1 ile geçerek ilk şampiyonluğuna uzandı. Ardından Trail Blazers’ı 4-2 ve Suns’ı 4-2 geçerek üst üste 3 şampiyonluk kazanan Jackson, üçgen hücumun meyvelerini toplamayı başardı.

1993 yılında Jordan emekli olduğunu açıklayıp beyzbol oynamaya başladı. Bu sırada Jackson, Bulls takım koçluğu görevine devam etti. 1994 playoff’larında Bulls ile Knicks arasındaki oynanan 3. maçta, maç sonu topunu Scottie Pippen yerine Toni Kukoc‘a verdi. Bu hamlesi Scottie Pippen tarafından tepki aldı ve Pippen oyuna girmeme kararı aldı. Kukoc son topu sayıya çevirince Bulls maçı kazandı. Bu hamlesi ile Phil Jackson doğru adımı attığını herkese gösterdi. 1995’te basketbola tekrar dönme kararı alan Jordan ile birlikte Rodman hamlesi yapıldı. Jackson’un en büyük yeteneği bütün yıldızları tek bir çatı altında kontrol edebilmesiydi. 1996-1998 yılları arasında 3 kez art arda şampiyonluklar kazanan Bulls ve Jackson toplam 6. zaferini elde etti. 1997-1998 sezonuna girerken Jerry Krause’ın yaptığı ”Bu sezon takımı 82-0 dereceyle bitirse dahi, sezon sonunda Jackson ile yolları ayıracağız” açıklaması, Jackson’un artık istenmediği yerde durmayacağını gösterdi.

1999 yılını pas geçen Jackson, zamanını Montana’daki evinde geçirdi ve inandığı şeylerin köküne döndü. 1999-2000 sezonu için Shaquille O’Neal ve Kobe Bryant gibi yıldızlara sahip olan Los Angeles Lakers ile anlaştı. Jackson için Jordan-Pippen dönemi bitip, Shaq-Kobe dönemi başladı. Hem Kobe’nin hem de Shaq’ın hünerlerini sergileyebileceği bir sistemi Lakers’a yerleştirdi. İlk sezonunda 67-15 dereceyle normal sezonu zirvede tamamladı. Shaq MVP seçildi ve 2000 finalinde Indiana Pacers’ı 4-2 ile geçerek şampiyonluğu elde etti. Zen Master, Lakers’ta Jordan- Pippen ikilisinden daha farklı bir ikili ile karşılaştı. Bu ikilinin konumu ile Jordan-Pippen arasında farklar vardı. Bu ikili ego savaşlarıyla Jackson’u çok zorlasa da 2001 ve 2002 yıllarında da şampiyonluğu kazanarak kariyerindeki üçüncü three-peat’i yapmayı başardı.

Jackson birlikteliği bozmayacak bir şekilde bütün oyuncuları mutlu etmeyi başarsa da, Lakers takımını bir aile yapmayı başaramadı. 2004 yılında kariyerinin ilk finalini kaybettikten sonra Lakers’ı bıraktığını açıkladı.

Lakers ile olan ayrılığı sadece 1 yıl sürdü ve 2005-2006 sezonu için tekrardan Lakers ile anlaştı. Phil Jackson, ait olduğu yere çıkmak için 2008 yılını bekledi. 2008’de Pau Gasol‘u kadrosuna katarak güçlenen Lakers, tekrardan ait olduğu yer olan NBA finallere çıkmayı başardı. 2008’de kariyerinin ikinci final mağlubiyetini Celtics’e karşı alan Jackson, sonrasında 2009 ve 2010 yıllarında iki kez art arda şampiyon olmayı başardı. Bu şampiyonluklarla koç olarak kariyerindeki 11. şampiyonluğunu kazandı ve Red Auerbach‘ı geride bırakarak NBA tarihinde en çok şampiyonluk kazanan koç unvanını elde etti.

Son sözleşmesini 2010 yılında 1 yıllık olmak üzere imzalayan Phil, ardından emekli olmaya kararlıydı. 2011 yılında Konferans Yarı Finalleri’nde Dallas’a karşı 4-0 süpürüldükten sonra emekli oldu. Kariyerini geride bıraktıktan sonra oyuncu olarak 2 tane, koç olarak da 11 tane şampiyonluk kazanarak adını efsaneler arasına yazmayı başardı.

Koçluk Kariyeri Sonrası

Jackson, koç olarak 2007 yılında Hall of Fame seçildi. 2011 yılında kendisine prostat kanseri teşhisi konuldu. Prostat kanserini tıbbı marijuana kullanarak atlatmayı başardı. 2014 yılında geçmişte oyuncusu olduğu New York Knicks’in takım başkanı oldu. 3 yıl boyunca Knicks’in başkanlık görevini sürdürdü. Başkanlık süresi boyunca Carmelo Anthony ile büyük sıkıntılar yaşadı. Jackson, Carmelo hakkında ”Bir leoparın beneklerinin rengini değiştiremezsiniz.” cümlesini kullandı. Koçluk kariyerinde bütün otoriteler tarafından Michael Jordan, Scottie Pippen, Shaquille O’Neal ve Kobe Bryant gibi büyük oyuncular sayesinde çok fazla şampiyonluk kazandığını düşünenler oldu. Bu düşüncenin doğru olmadığı The Last Dance belgeselinde bütün kanıtlarıyla ortaya çıktı. Jordan, Jackson olmadan kariyerinde şampiyon olmayı başaramadı. Jackson ile Jordan’lı Bulls %77.8 galibiyet yüzdesi elde etti. Jackson’ın olmadığı zamanlar bu oran %51.5‘ti. Jackson, Kobe ile birlikte Lakers’ta çalıştığında %65.6 galibiyet yüzdesi elde ederken, Jackson olmadan Kobe, %57.6 galibiyet oranında kaldı. Bütün bu rakamlar Jackson’un egoyu nasıl iyi yönettiğini ve takımı başarılı kılmak adına çıtayı yükseğe çektiğini gösteriyor.

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Ege Üniversitesi Coğrafya bölümü mezunu. İzmir’de yaşıyor. NBA’i 2002 yılından beri takip ediyor. Unutulmaz Lakers-Kings serisinden beri Lakers taraftarı. Klasikleşmiş NBA maçlarını incelemek ve NBA hakkında bilinmeyenleri araştırmak hobileri arasında.
  • Spurs Efsanesini Yaratan Oyuncu: Tim Duncan
    Phil Jackson’un Başarı Hikayesi The Last Dance belgeseli ile birlikte tekrar gündeme gelen bir isim: Phil Jackson. Oyunculuğunda iyi bir yan parça, koçluk kariyerinde efsane bir isim ve sonrasında berbat bir kulüp başkanı oldu. Bütün bu özelliklerin tek bir vücutta bulmuş hali Phil Jackson. Kızılderili ve Uzak Doğu kültürünü benimsemesiyle ”The Zen Master” lakabını aldı. […]
  • Uyuşturucu Batağından Efsaneliğe: Phil Jackson!
    Phil Jackson’un Başarı Hikayesi The Last Dance belgeseli ile birlikte tekrar gündeme gelen bir isim: Phil Jackson. Oyunculuğunda iyi bir yan parça, koçluk kariyerinde efsane bir isim ve sonrasında berbat bir kulüp başkanı oldu. Bütün bu özelliklerin tek bir vücutta bulmuş hali Phil Jackson. Kızılderili ve Uzak Doğu kültürünü benimsemesiyle ”The Zen Master” lakabını aldı. […]
  • 2020’de Kaybettiğimiz Efsane İsimler
    Phil Jackson’un Başarı Hikayesi The Last Dance belgeseli ile birlikte tekrar gündeme gelen bir isim: Phil Jackson. Oyunculuğunda iyi bir yan parça, koçluk kariyerinde efsane bir isim ve sonrasında berbat bir kulüp başkanı oldu. Bütün bu özelliklerin tek bir vücutta bulmuş hali Phil Jackson. Kızılderili ve Uzak Doğu kültürünü benimsemesiyle ”The Zen Master” lakabını aldı. […]
  • Skandalların Babası: Dennis Rodman’ın Hayatı!
    Phil Jackson’un Başarı Hikayesi The Last Dance belgeseli ile birlikte tekrar gündeme gelen bir isim: Phil Jackson. Oyunculuğunda iyi bir yan parça, koçluk kariyerinde efsane bir isim ve sonrasında berbat bir kulüp başkanı oldu. Bütün bu özelliklerin tek bir vücutta bulmuş hali Phil Jackson. Kızılderili ve Uzak Doğu kültürünü benimsemesiyle ”The Zen Master” lakabını aldı. […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kobe Bryant Neden Üniversiteye Gitmedi?

NBA’de Güncel Güç Sıralaması