in

BEĞENDİMBEĞENDİM HAHAHAHA SİNİRLİYİMSİNİRLİYİM TERTEMİZTERTEMİZ YOK ARTIK!YOK ARTIK! YORUMSUZYORUMSUZ

Veda: Allen Iverson’dan Kobe’ye Mektup!

Iverson’dan Veda!

“Sevgili Kobe”

Sevgili Kobe,

Bu gerçekten zor olacak ama içimdekileri dökmem lazım. Herkes benim ve Kobe için ortalığı boşaltsın.

Herkes son bir kez, boyalı alanı Chuck (Iverson’ın çocukluk lakabı) ve Kobe için boşaltsın.

Kobe Bean Bryant.

Adamım.

Siyah İsa (Michael Jordan) ile karşılaşmanı ilk gördüğümde, 18 yaşındaydın ve tam bir katil olacağını biliyordum. İşte o zaman bu oyunda bir efsane olacağını anlamıştım. O akşam Mike’ı çok zorladın. Hiç bir şekilde korkmadan. Tüm o hengamede geçen yıllar içerisinde anasının gözü olduğunu anlamıştım. Ama Siyah İsa’nın üzerine öyle gittiğini görmek?

İşte o zaman benimle aynı kafada olduğunu anlamıştım.

Farklı şartlar altında büyümüş olabiliriz, ama seni parkede gördüğümde, ve ne kadar sıkı oynadığını gördüğümde, aynı kafa yapısıyla büyütüldüğümüzü anladım. Uzun boylu değildim – ama kafamdaki düşünceye göre, her gece devleşecektim. Sen 1.98’din ve uykunda bile sayı bulabilirdin. Ama bu yeterli değildi. Bu işte gelmiş geçmiş en iyisi olmak istiyordun.

Herkes en iyisi olmak istediğini söyler. Ama kimse buna ulaşabilmek için feda etmesi gereken şeylerden vaz geçmek istemez.

Çaylak sezonumuzda ilk defa LA’ye gelişimi hatırlıyor musun? Beni otelden aldın ve bir şeyler atıştırmaya çıktık, sonra da bana daha sonra ne planım olduğunu sordun.

Ben de eğlenmeye gideceğimi söyledim. Demek istediğim, LA’e gelmişim dostum! Eğlenmeye gideceğim, Kobe. Hadi adamım.

Peki sen ne dedin?

“Spor salonuna geri dönüyorum”

Hakkındaki efsanelerin abartılmadığı tarihteki tek kişi olabilirsin. Mamba bir efsane değildi, dostum. Yeterince hakkını teslim etmiyordu bile. Sabaha karşı saat 1, 2, 3… Senin spor salonunda olduğunu biliyorduk.

Sen ve ben, o parkeye ne zaman adımımızı atsak, bir savaşa tutulacağımızı biliyorduk. Ama bu husumet değildi. Hiç münakaşa olmazdı. Ağır siklet boksörlerin birbirlerinin canına okuması gibiydi. Sonra zil çaldığında, sadece sevgi ve saygı. Büyüklük kendine eşlik edecek bir şeye muhtaçtır ve biz de birbirimize muhtaçtık. Michael Jackson’ın Prince’e muhtaç olduğu gibi Prince de Michael’a muhtaçtı. Tyson’ın Holyfield’e muhtaç olduğu gibi Holyfield de Tyson’a muhtaçtı.

Herkesin “Vay, anasının gözüsün, öyle mi? Vallahi ben daha anasının gözüyüm!” diyecek birine ihtiyacı vardır.

Ve oğlum, sen ne anasının gözüydün! Bu oyunda gördüğüm en zorlu adam sendin. Gördüğüm en soğuk kanlı seri katil. Gördüğüm en büyük rekabetçi. Çaylak senemizde deplasman turundayken, benim Knicks’e 35 sayı salladığım maçı görüp öylesine sinirlendiğin, bütün otel odasını paramparça edip beni sanki CIA’denmişsin gibi araştırdığın hikayeyi duyduğumu hatırlıyorum da. “BANA IVERSON’IN DOSYASINI GETİRİN!” Kesin buna benzer bir şeydi. Pasifik Okyanusu’nda köpek balıkları fokları nasıl avlıyorlarmış gibi falan filan.

Bahsedilen hikayenin sevdiğim yönü, gerçek olması. Bizim ilişkimiz böyleydi. Birbirini mükemmelleştiren iki eleman. Philly’de bir sonraki gelişinde kıçımda boza pişiriyordun. Adım feyk’i sana işlemiyordu. Her ilk adımımı attıktan sonra, saatte 180 ile üstüne gitmek gerekiyordu. 1.98 boyun vardı ve beni savunmak istiyordun. Meydan okumayı kabul ediyordun. Bu oyunu oynayan gelmiş geçmiş en anasının gözü eleman olduğunu bana göstermek istiyordun.

Bense, Kobe Bryant’a kesinlikle bulaşmak istemiyordum!

İmkanı yok, olmaz!!!

Seni durduramıyor. Kimse durduramıyor. Sen Kobe’ydin ve orada istediğin ne varsa yapacaktın – çünkü sen bir keskin nişancı, bir suikastçi, soğuk kanlı bir katildin… şimdiyse bunları geçmiş zaman kipinde söylüyorum ve hala duygulanıyorum.

Hala gerçekmiş gibi gelmiyor.

Sen benim adamımdın.

2001 Finalleri ve birbirimizin üzerine savaşçılar gibi gidiyoruz. Husumetten veya bir kavgadan ötürü değil – bazı insanlar bunu hiç bir zaman anlamıyor. Nefretten de değil. Hayranlıktan. Sevgiden.

Serbest atış çizgisinde kendi aramızda muhabbet edip gülümserken kaç tane fotoğrafımızı gördüğümü söylesem inanmazsın.

Dostum, kim maç başına 33 sayı ortalaması tutturup sayı krallığını kaybeder ki?

35 sayı ortalamayı ne halt edip tutturabildin birader?

Neden böyle yaptın ki?

Yapmalıydın çünkü sen, sensin. Çünkü sen Kobe Bean Bryant’sın. Çünkü sen gerçekten bir devsin. Muhtemelen her gece SportsCenter’da özetlerimi izleyip “41’ ha? 43 atayım da gör, gör bakalım hoşuna gidecek mi Chuck?” diyordun.

Her zaman kendime güvenin tamdı. Ne yapabileceğimi biliyordum. Ben bir skorerdim. Kendi tarzımda takıldım. Bazı maçlar kazandım. Ama den bir şampiyondun. Yüzükler kazandın. Yüzük üstüne yüzük kazandın. Tüm lanet olasıca dünyada seviliyordun ve benim evimde de seviliyordun. En büyük kızım Kobe’ye bayılırdı. Yanlış anlamayın, hep babasının kazanmasını isterdi ama Kobe’nin de şov yapmasını isterdi.

Çocuklarım Kobe’nin Adidas modelleri çıktığı gibi onları almam için başımın etini yerdi!!! 8 ve 24 numara giyerlerdi, çünkü onların kahramanıydın. Ve dürüst olayım mı? Benden genç olmana rağmen hep seni örnek alırdım, bu oyun için neleri feda ettiğini, nelerden vaz geçtiğini.

Ne zaman birisi bana “tüm zamanların en iyisi kim?” diye sorarsa…

Maval okumayayım şimdi, MJ her zaman bir numara. Sen de aynısını derdin, biliyorum. Siyah İsa, işte GOAT.

Ama iki numara?

2 numara, söyleyeceğim isim hep Kobe Bryant olacak.

Kimse senden daha sağlam değildi. Kimse beni limitlerime kadar çıkmaya zorlamadı. Bu oyun vasıtasıyla sonsuza kadar bağlıyız, bu hayatta da.

Keşke biraz daha zamanımız olsaydı.

Bak komiktir, sana hiç anlattım mı hatırlamıyorum ama, seninle en bomba hatıralarımdan biri, 8 ve 24 numarayı emekli ettiklerinde seni ziyarete LA’ye gelmemdi. Başka kim bu kadar uzun süre boyunca inanılmaz oynar da iki forması birden emekli edilir ki? Bu anı hayatta kaçırmazdım. Ama asıl çılgınca olan ne, biliyor musun? Staples Center’daki herkes bana, sanki “biz” 2001’de şampiyonluğu almışız gibi davranıyordu. Sahaya inmeye çalıştığımda güvenlik bana 50 tane sorun çıkarıyordu. Los Angeles, kazandınız, farkında mısınız?

Seni tebrik etmek için sahaya inmeye çalışıyorum, diyorum ki, o benim adamım! Güvenlik de benim yüzüme sanki deliymişim gibi bakıyor.

Hahahaha, kazandınız! Hepsini kazandınız! Yüzükler sizde lan!

Adamım, nihayet sahaya inebilip sana sarıldığımda, ve küçük kızını kucağında tutuyordun… Hiç bir zaman unutamayacağım bir an olacak. Orada olmaktan mutluydum. İsmi Kobe Bean Bryant olan bu efsanenin parçası olmaktan mutluydum.

Zaman nereye akıp gitti, adamım? ŞA’ye ilk geldiğim zaman sanki dünmüş gibi. O zamanlar sadece çocuktuk ve her şey daha önümüzdeydi.

“Daha sonra ne yapacaksın?”

“Eğlenmeye gidiyorum.”

“Ben spor salonuna geri dönüyorum.”

Hiç bir zaman unutmayacağım.

Artık bu dünyada değilsin, ama gitmedin de. Sadece “Kobe Bryant” ismini zikredince anılar bir anda canlanıveriyor.

Toronto’da 81 sayı attıktan sonra parmağın havada, parkeden ayrılışını görüyorum.

Şampiyonluğu kazandıktan sonra, aynı MJ gibi havaya sıçrayışını görüyorum.

Hemen yanımda, serbest atış çizgisinde bana gülümseyelim görüyorum, tek kelime etmeden. Bana bakıp, “hadi başlıyoruz, Chuck” der gibi.

Bu hatıralar hiç bir yere kaybolmayacak.

Gerçekten gittiğini hatırladıkça bazen yine ağlayacağız.

Ama anılarımız aklımıza geldikçe tam bir anasının gözü gibi gülümsemeye devam edeceğiz.

Böylesine bir mektup nasıl sonlandırılır, açıkçası bilmiyorum. Bir NBA efsanesine, bir babaya, bir kocaya, bir arkadaşa nasıl veda edilir, bilmiyorum. Buna uygun kelimeleri bulamıyorum.

Tüm bildiğim, seni seviyorum kardeşim.

En içten dileklerimle,

Chuck.

  • Diğer Yazıları
Yazar Hakkında
Her Şey NBA’de haftalık köşe yazıları yazan Emre, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olmasına rağmen, şu anda İzmir’de Hava Trafik Kontrolörü olarak çalışıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası (eli kulağında!). 90’ların başında babasının kucağında uyuklayarak izlediği All-Star maçlarından beri NBA kültürünün takipçisi.
  • Yapmazsam Olmaz: En Garip Oyuncu Ritüelleri!
    “Sevgili Kobe” Sevgili Kobe, Bu gerçekten zor olacak ama içimdekileri dökmem lazım. Herkes benim ve Kobe için ortalığı boşaltsın. Herkes son bir kez, boyalı alanı Chuck (Iverson’ın çocukluk lakabı) ve Kobe için boşaltsın. Kobe Bean Bryant. Adamım. Siyah İsa (Michael Jordan) ile karşılaşmanı ilk gördüğümde, 18 yaşındaydın ve tam bir katil olacağını biliyordum. İşte o […]
  • Curry 2.0: Jamal Murray Yeni Stephen Curry Mi Olacak?
    “Sevgili Kobe” Sevgili Kobe, Bu gerçekten zor olacak ama içimdekileri dökmem lazım. Herkes benim ve Kobe için ortalığı boşaltsın. Herkes son bir kez, boyalı alanı Chuck (Iverson’ın çocukluk lakabı) ve Kobe için boşaltsın. Kobe Bean Bryant. Adamım. Siyah İsa (Michael Jordan) ile karşılaşmanı ilk gördüğümde, 18 yaşındaydın ve tam bir katil olacağını biliyordum. İşte o […]
  • Kayan Yıldızlar: En Kötü Playoff Performansları!
    “Sevgili Kobe” Sevgili Kobe, Bu gerçekten zor olacak ama içimdekileri dökmem lazım. Herkes benim ve Kobe için ortalığı boşaltsın. Herkes son bir kez, boyalı alanı Chuck (Iverson’ın çocukluk lakabı) ve Kobe için boşaltsın. Kobe Bean Bryant. Adamım. Siyah İsa (Michael Jordan) ile karşılaşmanı ilk gördüğümde, 18 yaşındaydın ve tam bir katil olacağını biliyordum. İşte o […]
  • NBA’in En Üst Noktası: Yedinci Maçlar
    “Sevgili Kobe” Sevgili Kobe, Bu gerçekten zor olacak ama içimdekileri dökmem lazım. Herkes benim ve Kobe için ortalığı boşaltsın. Herkes son bir kez, boyalı alanı Chuck (Iverson’ın çocukluk lakabı) ve Kobe için boşaltsın. Kobe Bean Bryant. Adamım. Siyah İsa (Michael Jordan) ile karşılaşmanı ilk gördüğümde, 18 yaşındaydın ve tam bir katil olacağını biliyordum. İşte o […]
Paylaş:

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Seri Analizi: Raptors vs Bucks

Seri Analizi: Bucks vs. Heat