, , , ,

Zıt Kutuplar

Zıt kutuplar birbirlerini çeker mi?

Zıt kutuplar birbirlerini çeker mi? Bilimsel olarak yaklaşıtığımızda evet, pozitif yüklü parçacıklar ile negatif yüklü parçacıklar birbirlerini çekerler. Ancak söz konusu insanlar olduğu zaman böyle bir kesinlikten bahsedilmek mümkün değil. Her bireyin yetiştiği aile kültürü, içersinde bulunduğu toplumdan benzer özellikler taşısa da, kendi başlarına özgün bir kültür oluşturuyor. Bu farklılıklar, her bireyi özgün kılan yegane şeyler fakat konu spora geldiği zaman, aynı matematikte olduğu gibi, ortak bir dili konuştuğumuzu düşenebilir, futbol her zaman futbol veya bu makale için basketbol her zaman basketboldur diyebiliriz. Oyunun, içinde bulunduğumuz zamanla oluşturduğu kurallar çerçevesini kocaman bir bilardo masası olarak hayal edin, her basketbol akımınıda yüzlerce bilardo topundan biriyle özdeşleştirin. Topların çarpışmasıyla ortaya çıkan basketbol felsefeleri popüler olurken, masanın uçlarında kalan topların hareketsiz gözükmesi sizi yanıltmasın. Her çarpışmayla masanın geometrisi farklılaştığı için, o topların simgelediği basketbol felsfelerinin de bakış açısı doğal olarak değişiyor.

Sezon başından beri bilardo masasının en uzak uçlarında duran ve birbirlerine zıt yüklü olmasına rağmen bir yakınlaştırma göstermeyen Ricky Rubio ile Tom Thibodeau’nun yolları takas döneminde ayrılma noktasına kadar gelmişti. Yaz kampı öncesi de elinde TAKASLIK RUBIO levhasıyla dolaşan Thibs, hem sezon başı hemde ortasında istediği teklifleri diğer takımlardan alamadı. Kris Dunn’ın da umut vermeyen görüntüsü sonrası kelleşen kafasını bolca kaşıyan Thibodeu, playoff umutlarını rafa kaldırmak üzereydi ki, kaderin zalim bir elçisi elindeki ZACH LAVINE SEZONU KAPATTI adlı ıstakasıyla Rubio ve Thibodeau adlı iki zıt yüklü topu birbirlerine yakınlaştırdı. Darbenin yarattığı etki basketbol dünyasınına yeni bir soluk getirirken, Timberwolves’un da geleceğini değiştirdi.

Çember Koruyucuları OUT

Son yıllarda bir çember koruyucusu etrafına skorerler dizerek oluşturulan kadroların, kontrollü D’Antoni sistemiyle harmanlanıp zirveye çıkmalarına şahit olduk. 5 numaralardan savunmada çemberi korumak, hücumdaysa topu elinde tutan veya ölü alandaki oyuncuların savunmacılarına koyduğu doğru perdeler ile skor imkanları yaratması bekleniliyor. Ancak Anthony Davis’in 5 numaraya getirdiği yeni bir vizyon ile değişmeye başlayan basketbol, Karl-Anthony Towns’in gösterdiği performansla da felsefesini kabul ettirdi. Post-up, orta mesafe, üçlük, top sürme gibi bir çok özelliği yelpazelerinde barındıran bu yeni nesil uzunlar, unutulmuş boyalı alan oyununu mezarından çıkarmakla birlikte, gerçek “oyun kurucuların” da tekrar moda olmasına önayak oluyorlar. Ve önümüzdeki yıllarda bu akımın gerisinde kalan takımların yeniden yapılanmasına şahit olacağımız kaçınılmaz.

All-Star arası sonrasında oynadığı basketbol ile otoritelerin beğenisi toplayan Timberwolves, aslında oyun planında devrimsel bir değişikliğe gitmedi. Hücumda topu domine eden ve ortalama 60 sayı üreten Wiggins-Towns-Lavine üçlüsünden Lavine, bir talihsizlik sonucu çerçeve dışına çıkmak zorunda kaldı. Sezon boyunca nadiren süre alan Brandon Rush ilk beşe monte edildi ve Lavine’in topu domine ettiği dakikalar Rubio’nun üzerine kaldı. Değişim de galibiyetlerle beraber işte tam burada başladı.

İnat

İstatiksel olarak ilk 24 dakikayı en iyi oynayan takımlardan biri Timberwolves. Üçüncü çeyreğe kadar da göze hoş gelen bir oyun yapısı var. Ancak maçların momentum virajlarını bir türlü alamadı. Üçüncü çeyreğin ortalarından itibaren rüzgarı arkasına alan rakiplerine karşı Thibodea’nun tek planı topu Wiggins’in ellerine emanet etmekti. Wiggins’in titrek elleriyle şarampole yuvarlanan Timberwolves minibüsünü tamir etmesi için de İngiliz Anahtarını Lavine’e verdi lakin genç Lavine bu sorumluluğun altında ezildi. Ve zorunlu olarak ihale, doğru isme fakat yanlış sistem ile Towns’un üzerine kaldı.

Pas sırasıyla Rubio-Wiggins-Towns zincirlemesiyle topu post up pozisyonunda alan Towns’a karşı, takımlar ikili sıkıştırmayı hiç zorlamadan uyguluyor ve Timberwolves hücumlarına sekte vuruyorlardı. Bunun en büyük sebebiyse; gözlemci raporlarında Ricky Rubio isminin altında kocaman ŞUT ATAMIYOR yazmasıydı. Topu Wiggins’e verip ters dip çizgiye hareket eden Rubio’nun savunmacısı genellikle Ricky’i takip etmiyor ve topun Towns’a inmesinden hemen sonra ikili sıkıştırmaya gidiyordu. Sezon başında ikili sıkıştırmalarda ne yapacağını çözemeyen Towns, çoğu zaman topu Rubio’ya atamıyor, attığındaysa Rubio ya üçlüğü kaçırıyor yada saçma sapan bir ekstra pas ile hücumu noktalıyordu. Rubio kariyerinin en kötü sezonunu geçirmesini bir kenara bırakın, her geçen maçla kendine olan güvenini kaybediyor, takım arkadaşlarının da saygısını yitiriyordu.

ricky rubio

7 Aralık 2016 tarihinde Timberwolves’un problemlerine ve Rubio’nun özgüven sorununa değinmiştim. (Dilerseniz buradan göz atabilirsiniz)

‘’2011 yılında lige giriş yapan İspanyol oyun kurucu, kariyerinin istatistiksel olarak en kötü sezonunu yaşıyor. Kariyeri boyunca maç başına neredeyse 9 şut kullanan Rubio, bu sezon ortalama sadece 5 kez topu potaya yolluyor ve bazen potaya bile bakmıyor.

Flip Saunders (toprağı bol olsun) ve Sam Mitchell yönetiminde takımın liderliğine soyunan Rubio, bu sezon kendini zorunda hissetmediği sürece sorumluluk almıyor. Ricky tam bir profesyonel olsa da, Tom Thibodeau’nun gelişinden en çok o etkilenmiş gözüküyor. Saha içinde Minnesota takımının beyni olan Rubio’nun sesi, çoğu zaman koçu tarafından bastırılıyor. Kenardan sürekli bağırma gibi bir huyu olan Tom Thibodeau ile Ricky Rubio’nun frekanslarının uyuşmadığını Timberwolves maçlarını izlerken fark edebiliyorsunuz. ‘’

Tom Thibodeau’nun inatçi bir yapısı var ancak aynı Doc Rivers gibi elindeki oyun kuruculardan maksimum performans almasını çok iyi biliyor. Derrick Rose’un MVP sezonunda aslan payı ona layık görülmüştü, takımın 3. guardı Kirk Hinrich’ten bile fazlasıyla verim almıştı. Ancak gel gelelim 33 maç boyunca Ricky Rubio’nun sadece savunma özelliklerinden faydalanmak istedi Thibs, hücumdaysa ondan bir JJ Reddick olmasını bekledi. Halbuki sadece pick&roll ile Darko Milicic’i bile güzel gösteren Rubio değil miydi? Veya yalnızca Roll yapan Pekovic’e 60 milyon dolarlık kontrat imzalatan?

33 maç boyunca takımın içinde bulunduğu bitkisel hayat mücadelesine seyirci kaldı Tom Thibodeau, 33 maç boyunca inat etti, 33 maç boyunca bir mucizenin gerçekleşip takımının bir anda hayata döneceğini düşündü. 33 maçta 11 galibiyet aldı, 33 maçı çöpe attı…

Christmas günü Thunder karşısında Timberwolves’un sahadan silinmesi de bardağı taşıran son damlaydı. İlk tepki yerel medyadan geldi ardından yıllardır patlamaya hazır potansiyelin ortaya çıkmasını bekleyen taraftarların serzenişleri Ricky Rubio ve Tom Thibodeau üzerinde yoğunlaştı. Ve Thibs, takım idmanı öncesi medya mensuplarına “bazı şeyleri” değiştireceğini söyledi.

Bazı Şeyler

33 maç boyunca ortalama 5.5 kez şut kullanan Rubio, bu şutların 2.1’lik kısmını da 3’lük çizgisinin gerisinden deniyordu. Ocak ayının başlamasıyla“bazı şeyler” planının ilk adımını yürürlüğe girdiğini gördük. Topu yavaş yavaş Rubio’nun eline emanet eden Thibodeau, hücumlarda da ses tellerini dinlendirmeye karar verdi. Rubio ile Towns’ın oynadığı pick&roll’ler sonucu üçlük çizgisinin gerisinden değil de, Rubio’nun şutuyla alay eden savunmacıların boyalı alana gömülmesiyle orta mesafeden boş şut imkanları buldu Ricky. Kendine güvendikçe daha fazla isabet bulmaya ve takım arkadaşlarıyla olan ilişkisini de tamir etme şansı yakaladı.

Basketbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış şutörlerin hangisine sorarsanız sorun şut sokmanın, çok çalışmanın yanı sıra kendine güven ve ritim ile alakalı olduğunu vurgularlar. Ocak ayında şutları çemberden geçirdikçe ritmini bulan Rubio, Dallas karşısında gösterdiği performansla taraftarlardan özür diledi. Orlando karşısında da 6 üçlük isabeti bularak kariyer rekorunu kıran Rubio’nun kendine olan güvenini görmek, Wiggins’in Vucevic üzerinden vurduğu smaç kadar çarpıcıydı.

Planın ikinci adımıysa, Rubio-Wiggins-Towns pas zincirini kırarak, Rubio-Towns ilişkisini kurmak oldu. Ocak ayı sonlarına doğru Rubio’nun tasmasını iyice salan Thibs, Lavine’in sakatlanmasının ardından da hücumu İspanyol oyun kurucusuna bıraktı ve Ricky de seneler boyu yaptığı en iyi şeyi yaptı: Pick&Roll. Sağ ve sol kanattan Towns ile sürekli ikili oynayan Rubio, yarattığı hücum alternatifleriyle Pick&Roll’ü Timberwolves’un ana oyun planı haline getirdi. Rubio-Towns ilişkisi, maç sonlarını bir türlü oynayamayan Timberwolves’un çöldeki bir vahası oldu. Doğru ismi(Towns), bu sefer doğru sistemde topla buluşturan bu düzen, yarattığı çeşitlilik ile Wolves hücümlarının mihenk taşı oldu. Ardı ardına gelen galibiyetler de tüm şehri playoff havasına soktu.

Minnesota Timberwolves

Yukarıdaki “Ocak ayı sonrası Hücum planı” grafiği kafa karıştırıcı olabileceğinden, Rubio’nun elit takımlara karşı uyguladığı pick&roll oyunlarının bir videosunu derledim. Çizilmiş her şeyi görebileceğiniz gibi, doğaçlama ile gelişen hücumlarada yer verdim.

3 Şubat gecesi Detroit deplasmanına çıkan Wolves, Lavine’in sakatlığı ile sarsılsa da, her şerden bir hayır doğar. Lavine-Wiggins ikilisi hücumda Towns’un yükünü hafifletselerde, savunmadaki zaaflarını görmekten gelmek objektif olmaz. Lavine kolejden oyun kurucu çıkışlı, Wiggins ise 2-3 numara. İlk beşinde gerçek bir 3 numarası bulunmayan Wolves, Paul George-LeBron James-Kawhi Leonard-Carmelo Anthony gibi oyuncuları durduramadı ve bu oyuncuların takımlarına karşı tüm maçları kaybetti. (Pacers ile bir maç daha var)

Brandon Rush’ın ilk beşe dahil olmasıyla savunmadaki sertliği Thibodeau’nun istediği seviyelere çeken Timberwolves, rakipleriyle fiziksel olarak eşleşebildi ve All-Star arasından sonra da yakaladığı form ile ligin istatistiklerini alt üst etti. Sezonu erken kapatmamak adına verilen bu son nefeste, Rubio’nun ligin All-Star guardlarına karşı gösterdiği performans Thibodeau ile aralarındaki buzları eritti, lakin Rush’ın hücumdaki zaaflarının üzerine Bjelica’nın sakatlığı da eklenince Timberwolves son virajı alamadı ve sezona havlu attı.

feyyaz sonbudak

Ricky Rubio Rüyası

Mart ayı itibariyle 5 yıldır görmek istediğimiz Rubio’yu parkede görmeye başladık. Sezonun ilk yarısında sadece 5.5 şut deneyen Rubio, Mart ayı itibariyle bu sayıyı 12’ye çekti ve maç başına 16 sayı üretiyor. Saha içinden %47 yüzdeyle isabet bulan Ricky, 10.5 asist ortalamasıyla da son 3 ay itibariyle double-double istatistiklerini tutturmuş durumda. Ve kariyerinin en verimli sezonunu geçiriyor.

Rubio’nun yıllar boyu savunmada gösterdiği istikrar, Tom Thibodeau’nun İspanyol oyun kurucudaki tek beğendiği taraftı. Rubio’dan hücumda geri adım atıp genç çekirdeğe yol açmasını isteyen ve Kris Dunn’ı draft ederek ‘sen burada pek kalıcı değilsin, Dunn hazır olana kadar idare et’ diyen Thibodeau, Ocak ve Şubat ayı boyunca Rubio’nun gösterdiği performanslar karşısında da ağzını açmadı. Ancak Mart ayında John Wall, Steph Curry, Isaiah Thomas ve Chris Paul‘u yaptığı savunma ile duvara toslatan Rubio’ya karşı Thibs daha fazla sessiz kalamazdı. Bu dört elit guardın toplam şut yüzdesini %40’ta tutan ve onları 3.8 top kaybına zorlayan Rubio, koçundan hakketiği saygıyı zor da olsa aldı.

Lavine’in sakatlanmasının ardından kendini takımına ve koçuna kabul ettiren Rubio, yıllardır ondan bu performansı bekleyen taraftarlar dışında mutlu ettiği bir kişi daha var: Karl-Anthony Towns. Rubio’nun takıma katkısının artmasıyla, Towns’un performansı doğru orantılı olarak artıyor. Şubat-Mart aylarından 28 sayı ortalama tutturan Towns’un Rubio ile kurduğu bağ, bana Steve Nash- Amar’e Stoudemire tadı verdi.

Bilardo Masasının Unutulmuş Topu

2003 yılında Mike D’Antoni‘nin Phoenix Suns ile attığı temellerin, doğru mühendisliklerle en tepeye çıktığını Golden State Warriors ve Cleveland Cavaliers ile gördük. Pace & Space ile üçlük atışlarının ölümcül kombinasyonundan yararlanan ve iki kez final serilerinde çarpışan bu iki takım, birer de şampiyonluk yüzüğü taktı. Bu sezon itibariyle yüksek tempo basketbolu oynayan takımlarında sayısı da arttı ve seneler ilerledikçe de artmaya devam edecek. Erkenden “D’Antoni” ihtilalini gerçekleştirenler an itibariyle “Powerhouse” gibi gözükseler de, diğer takımların bu sisteme girmesiyle birlikte önleri tıkanıcak.

Tempo, alan paylaşımı, üçlük isimli topların çarpışmasının yankılarını hala duysakda, 2003 yılında bu topların hareket etmesini sağlayan Steve Nash‘i unuttuk. D’Antoni felsefesinin “oyun kurucusu”* Nash’i eşsiz kılan, yüksek tempoda gösterdiği yaratıcılığı ve verimliliği düşük tempoda da göstermesiydi.

*Oyun kurucu derken sadece guard pozisyonundan bahsetmiyorum. 1 numara oynayan oyunculara “oyun kurucu” tanımlaması yapılsa da, aslında Lebron James ve Nicola Jokic gibi oyuncularda birer “oyun kurucu”.

2008 Olimpiyat oyunlarında Ricky Rubio’u izleyenler onda Steve Nash kırıntıları gördü, ek olarak savunmada da 17 yaşındaki bir çocuğa göre fazlasıyla iyiydi. 2011 yılında Minnesota Timberwolves Rubio’u Steve Nash kalıbının içine yerleştirdi ve etrafında kurulan bir takım hayal etti. Fakat Rubio bu kalıbın içini doldurabilmek için fazlasıyla küçüktü. Geçtiğimiz 5 yıl içersinde zaman zaman ağzımıza bal çalan Rubio, son zamanlarda Towns ile yakaladığı telepatik ilişkisiyle de Timberwolves taraftarlarının tekrar sevgilisi konumuna geldi.

Takımın kötü gidişine çare bulamayan Thibodeau, denize düşen yılana sarılır misali hücumu Rubio’nun ellerine bıraktı. Karşılığında aldığı sonuç ise çöpe atılamayacak cinsten. Belki de 5 yıldır hayallerimizde kurduğumuz şeylerin gözlerimizin önünde gerçeğe dönüştüğünü gördüğümüz için abartıyoruz. Fakat Thibodeau’dan da bizi böyle yüzüstü bırakmasını  beklememiştik açıkcası. Çünkü Thibs Celtics döneminde bir ‘oyun kurucu’ ile, yani Rajon Rondo ile çalışmıştı. Bizde Thibodeau’nun soğuk Minnesota şehrine gelmesini “Ricky Rubio’u şimdi görün” olarak yorumladık, gerçek Rubio’yu görmek için 3 ay, Thibodeau’nun İspanyol oyun kurucuya etkisini görmek içinse 4 ay bekledik fakat gene playoff potasını göremedik.

Gelecek sezon Thibodeau gene Rubio’nun takaslanmasında ısrarcı mı olacak? Yoksa kariyeri boyunca devamlılığı olmayan İspanyol oyun kurucusuna güvenecek mi? Sezon boyunca birbirlerine tamamen zıt bu iki karakteri izlemek zaman zaman kabak tadı verse de, Rubio’nun imkansız açılardan attığı pasları, ligin en iyi guardlarını durdurmasını, hızlı hücumlarda şapkadan tavşan çıkarmasını ve en önemlisi şutlarının girmesini izlemek gerçekten çok keyifliydi.

Rubio’nun Minnesota ile bir sezon daha kontratı var ve gelecek sene Salary-cap artışıyla Rubio’nun 14 milyon dolarlık kontratı Timberwolves’a artık yük olmayacak. Ancak Ricky’nin son zamanlarda gösterdiği performans takas değerini bir hayli arttırmış durumda çünkü;

Yeni nesil 5 numaraların ortaya çıkmasıyla basketbol dünyası da değişime gitmek zorunda. Bir çember korucusu etrafına dizilen skorerlerden, bir ‘oyun kurucu’ etrafına dizilen skorerler felsefesine geçiş yapıyoruz. Cleveland ve Warriors gibi takımlar bunun farkında. Cavaliers kadrosuna Lebron’un kenara geldiği dakikalarda oyunu yönetmesi için Deron Williams’ı kattı, Warriors ise KD sakatlanmasa Jose Calderon’u katacaktı. Değişen basketbol döndü dolaştı ve Minnesota Timberwolves’un kucağını düştü. Elinde yeni nesil 5 numarası, oyun kurucusu, üst seviye atletik iki skoreri ve savunmada uzmanlaşmış bir koçu var.

Sizi bilmem ama ben genç ve patlamaya hazır Timberwolves orkestrasının en az bir sezon daha Rubio maestroluğunda izlemek isterim. İşler kötüye giderse de, her yaz dönemi yaptığımız gibi Youtube mixlerini izler gene hayallere dalarız…

Yazar: Feyyaz Sonbudak

İçeriği Puanla!

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir